20-07-2018
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)



Çira Yayinlarindan üç 
önemli Çekmegil Eseri:
-Iyi Niyet Anlayisimiz,
-Münevver Anlayisimiz
-Düsünceler Düsledim. 



Yeni bir yayin:
SÜMEYYA 
(Siirler)
(Prof. Dr. Nevzat Tarhan 
hocamizin önsözüyle...) 
Selahattin Çekmegil'den...
tebriklerimizle duyuruyoruz



Çanakkale Savasi
konusunda Düsündüklerim
http://www.dailymotion.
com/video/x8zr78





Su görüntüye de
             bir bakin isterseniz




















 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
Anasayfa
YOLUMUZ UZUN ve ÇETİN: İÇİMİZE GİDİYORUZ
Kullanıcı Oylama: / 17
Yazar Necmettin EVCİ   
06-02-2006
Image

Hicret, zora kanırtılmış zamanı kendine bükmektir. Her şeyi yerli yerine
koymak için boydan boya tarihi, zamanı, ufukları yürümektir. Hicret Kâbe'yi
işaret taşı bilerek yeryüzüne açılmaktır. Hicret medeniyet atlasını
alnımızdaki secde izleriyle yeniden şekillendirme kararlılığıdır. Hicreti
anlamaksızın başkentlere yürüyüş olmaz. Kalbimize yönelmeyen yürüyüş
yeryüzüne ulaşmaz.
Hicret cesaret, güven, korkusuzluk ve olgunluktur. Hicret sadece esaretten
kurtuluş değil hele kaçış hiç değil, esareti kuşatmaya doğru bir hamle, bir
kalkışma, bir yürüyüştür. Hicret mazlum ve onurlu cesarettir. Hicret
yitirdiklerimizi aramak ve bulmaya çabalamaktır. Bu gün tüm insanlık içinden
ve dışından şeytanın açık, acımasız,  kaba, küt kuşatması altındaysa hicret
kaçınılmaz demektir. Nereye gidilmeli, neyi/nereyi bulmalı? Neyimizi
yitirdiğimizi hatırlamaya çalışmak hicretin ilk hareketi olmalıdır.
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 07-02-2006 )
Devamı...
DÜNYA HAYATI OYUN VE EĞLENCEDİR
Kullanıcı Oylama: / 25
Yazar Raci Durcan   
30-01-2006
 Image

    Bu çok bilinen ayet mealini yanlış mı yorumluyoruz? Bana öyle geldi.

     Bir bayram ziyaretinde karşılaştığım dostum ‘bütün servetimi kaybettim’ dedi gülümseyerek. Görüşmeyeli çok olmamıştı. Bu kısa süre zarfında ne olmuştu da servetini kaybetmişti? Hemen aklıma borsa geldi. Borsa oyuncusu olduğunu, aldığı kağıtların seyrini heyacanla takip ettiğini ve oradaki kazançlarıyla ilgili bizlerle sohbet etmekten hoşlandığını biliyordum. Fakat yüzünde servetini kaybetmiş bir insanın o acınası ve ağlamaklı ifadesi yoktu. Hatta gülüyordu. Ben ‘borsada mı?’ diye sordum. ‘Evet’ dedi keyifle. Sonra borsada bir ara çok kazandığını, evler arabalar aldığını fakat sonunda yaptığı yanlış bir yatırımdan dolayı bütün servetini yitirdiğini anlattı. Böyle büyük bir kaybı bu kayıtsız haliyle anlatması olayın ciddiyetiyle bağdaşmıyordu. Çünkü normal halde harcamalarında ince hesaplı ve çok düşünceli hareket ediyor, mesela senet imzalatmadan ve sağlam kefil göstermeden kimseye borç para vermiyordu. Şimdiki kayıtsızlığı ya artık hayatı fazla ciddiye almadığını yani; önemli bir tavır değişikliğini,  ya da şaka yaptığını gösteriyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken içeriden küçük bir çocuk koşarak gelip babasının kucağına atladı: ‘Baba bir kere daha oynayalım ne olur!’ diye yalvarmaya başladı.

   Meğer biz içeride sohbete dalmışken o gidip çocuklarla yeni çıkan ve çocukların çok ilgisini çeken şu borsa oyunu oynamış. Kaybettiğini söylediği serveti de orada yitirmiş. Şimdi hep beraber gülüyorduk. Giden onca servet kimseyi şoka sokmamış hatta bir eğlence konusu dahi olmuştu.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
İŞTE ÇEKMEGİL, M, SAİD
Kullanıcı Oylama: / 21
Yazar Başken TV. Son Nokta Programın'dan:   
23-01-2006
Başken TV. Son Nokta Programın’dan:

Mustafa Başoğlu 

Bugün İslam alimi diyebileceğimiz bir kişinin, Mehmet Sait Çekmegil büyüğümüzün özelliklerini anlatacağız. Selami Çekmegil sayın Çekmegilin oğlu; babasını anlatacak. Onun Türk toplumuna kazandırdıklarını oğlundan öğreneceğiz. Malatya’nın 2001 yılının 5, ayında gittiğimde bana bir kitabını hediye etti.Image “Mustafa Başoğlu bey kardeşim .ziyaretime geldi. Ziyaretim anısına bu kitabı imzalayıp ona hediye ediyorum. Kendim için bir mutlululuk sayıyorum.” Dedi. İslam’a hizmet etmiş bir insanın hediye ettiği kitabın kütüphanemde olmasından son derece mutluluk duydum. Kitabın adı, Vahye göre büyük zulüm. Bu kitabın çok değerli bir kitap olduğunu Prof. Dr. Ali Nihat Eskioğlu, Prof. Dr. Nail Akman, Doç Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Hekimoğlu İsmail, Doç. Dr. Mikail Bayram, kitabı özetleyerek, bu kitabın değeri üzerine düşünceler  belirtmişlerdir. Bunlar, din alanında tanıdığımız uzmanlarımız. Başka bir kitap daha hediye etmişti bana: İman. Oğlu Selami Çekmegil’le aşağı yukarı otuz yılık bir tanışmışlığımız vardır. Bana geldiği zamanlarda Kriter diye bir dergi çıkarırdı onun fasiküllerini getirir ve bana babasından bahsederdi. Babasının daha küçük hacimli kitaplarından bana hediye etti. Kendisini evinde ziyaret ettim. Rahatsızdı buna rağmen bizimle son derece ilgilendi. Merhum Çekmegil 50 kitap yazmış bunların 5 tanesi şiir kitabı. Tabi ki bir de şairlik özelliği var onu da oğlundan öğrenmiş olacağız. Böylece ben size sayın Çekmegil’i tanıtmaya çalıştım. Söz şimdi oğlu Çekmegil de. Babanız bir ay önce hakkın rahmetine kavuştu siz babanızı nasıl tanıdınız babanızın özellikleri nelerdi.? Malatyada doğan, orada büyüyen aynı zamanda iyi bir terzi olan babanız bu işlere neden heves sardı ve ne gibi katkıları oldu bunları sizden dinleyelim. Buyurun:

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 23-01-2006 )
Devamı...
SAĞLIKLI BESLENME ŞART
Kullanıcı Oylama: / 12
Yazar Taha Kıvanç   
23-01-2006
Image


 Televizyonda en fazla kulak kabartılan haberler hangi konuda biliyor musunuz? Cevabı hemen vereyim: Sağlık... Sağlıkla ilgili olan her şey çok geniş bir kitle tarafından çok dikkatle izleniyor. İnsanlar zengin olmasalar da sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorlar...
Modern hayat bize rahat yaşama imkânı armağan ediyor, ama sağlığımızı da zorluyor. İnsanlar artık daha az fizikî çaba gösterir haldeler, yemeğe daha az zaman ayırabiliyorlar... Geçen gün, ABD'nin kurucu kadrosundan Abraham Lincoln'ı konu alan TV dizisine ilişkin bir değerlendirme okurken karşıma çıkan uyarı aklımı başıma getirdi. "O dönemle ilgili önemli kişilikleri canlandıran artistler fazlaca kilolu" diyordu değerlendirmeyi yapan ve ekliyordu: "Oysa, dönemin beslenme özellikleri sebebiyle insanlar ince ve sağlıklı görünümlüydü..."
Son zamanlarda, biraz da bu yüzden, televizyonlardaki sağlık programlarına çağrıldığımda "Hayır" diyemiyorum... Görüntümle ve alışkanlıklarımla olmasa da, bildiklerimle ve benim üzerimden verilecek mesajlarla başkalarını uyarma görevimi yerine getirmiş olurum. Böyle düşünüyorum. Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 05-10-2008 )
Devamı...
'YAŞAMAK ÖLDÜRÜYOR BENİ'
Kullanıcı Oylama: / 20
Yazar Necmettin Evci   
23-01-2006
O asil Fransız öldürmenlerinin(!) kurşunlaya kurşunlaya bitiremedikleri bir halkın yaşamın dışına atılmış, Paris’in tırnak uçlarına itilmiş bilmem kaçıncı kuşaktan Arap kökenli iki kardeşten daha savunmasız olanının sözü, yaşamın veya ölümün sivri uçları gibi batıyor en duyarlı yerime. ‘Yaşamak beni öldürüyor.’ diyor, bulunduğu dar aralıkta var olma şansını kim bilir kaçıncı son hamlesiyle denerken kapıların umuda kapandığı ya da umutsuzluğa açıldığı bir anda teninin rengi uçmuş, ışıltısız bakarak. Orada yaşamla ölüm arasındaki mesafe ortadan kalkmış, orada yaşamla ölüm birbirini anlatıyor, açıklıyor olmuştur. Ölümün rengi yaşama karışmıştır. Ölüm tüm akli, mantıki seçenekleri denemelerinizin sonuçsuz kalması sonrasında umut adına yaşamı yanına çağırmaktadır. Ölüm ritminde gelen bir yaşam, yaşam sayıtlısıyla sizi kuşatan bir ölüm duygusu sarmıştır benliğinizi. Burada ilginç bir savunma ve var olma mekanizması çalışır. Madem arada bir mesafe, madem bir renk farkı kalmamıştır, yaşamak adına ölüm bir umut ya da umutsuzluk olarak seçilir.Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 23-01-2006 )
Devamı...
HER İLE ÜNİVERSİTE HER EVE İNTERNET
Kullanıcı Oylama: / 15
Yazar kriterci   
08-01-2006
15 yeni üniversitenin kurulması ile ilgili bir girişim gündemdedir.
         Yeni üniversitelerin kuruluşunun gerekliliğini eğitimci-yazar, e. öğretim üyesi Doç. Dr.Veysi Erken’le değerlendirdik.
 
     Değerli hocam yeni üniversitelerinin kurulması ile ilgili tasarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
       Yerinde ama eksik bir tasarı.
 
      Konuyu biraz açar mısınız? 
       Bilgi, bileni bilmeyene üstün kılan bir durumdur. Konuyu bu bağlamda gündeme taşırsak daha doğru olur.
      Bilen bilmeyenden daha üstün olduğuna göre herkesin üstünlük yarışında yer edinebilmesi gerekir. Hiç kimse bilgi edinme ve becerisini geliştirme hakkından mahrum bırakılmamalı. Kişinin bilgi edinme ve beceri geliştirme hakkından yoksun bırakılması zulümdür.
     Konuyu bu şekilde anladığımızda yeni üniversitelerin kurulması tasarısı yerinde bir girişimdir. Buna rağmen eksik bir girişimdir. Yeni üniversitelerin kuruluşu gündeme getirildiğine göre her ile bir üniversite kurulmalı ve bu konu gündemden çıkarılmalıdırYorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 07-05-2010 )
Devamı...
ÇİLLİ HOROZUN VERDİĞİ DERS
Kullanıcı Oylama: / 50
Yazar Raci Durcan   
03-01-2006
                                         
Image

  Sıradan bir günün sabahıydı. O günün okula gidilmeyen Cumartesi-Pazar olmasının bile fazla önemi yoktu benim için. Sadece tek bir şey önemliydi ve onu da şimdi söyleyeceğim. Sabah uyanmış, yüzümü evde sıcak su bulunmasına rağmen soğuk suyla yıkamayı tercih etmiş; buna rağmen uyanamamış, yarı uyuşuk bir vaziyetteydim. Durumumu, hepimizin başından geçmiş biri olarak tahmin edebiliyorsunuzdur. Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 26-01-2006 )
Devamı...
AMATÖRCE BİR DENEME: 'ŞAİRLER VE ŞİİRLER'
Kullanıcı Oylama: / 16
Yazar Emre Özkan   
03-01-2006
                                                                  
Ben şair değilim, bir eleştirmen de değilim, ciddi ciddi oturup okumuş biri de değilim. Üç beş satır okumuşluğum var. Düşündüklerimi paylaşmak istedim. Sen kimsin, ne haddine konuşmak senin de diyebilirsiniz, hakkınız da var. Doğrularımı, benimle paylaşmak isteyip istememek de size kalmış bir şey, ama yanlışlarım konusunda, boynumu büker, el pençe divan, sizi dinlerim. Yeter ki niyetimiz; doğru, doğruluk olsun. Yeter ki yolumuz; doğru, doğrularla olsun.
Nazım Hikmet’in bazı şiirlerini okumuştum. Çok maddeci, çok katı, derinlik yoktu. O’ndan sadece şu satırları öğrenebilmiştim, “Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”, Nazım’ın şiir namına söylediği en hakiki şeylerdi bu sözler. Belki de tüm şiirleri içerisinde hakikati anlatan tek şiiriydi. Sanki kur’an’ın ruhundan alıntılanmıştı, sanki sahabelerin fedakarlığını anlatmak için söylenmişti. İşte bütün şiirleri yanında toplasan bir cümle ediyor. Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 03-01-2006 )
Devamı...
SOKAĞA TAŞAN
Kullanıcı Oylama: / 16
Yazar Necmettin EVCİ   
03-01-2006
1.
O zaman eve sığmayan yaşam sokaklara taşardı.
O zaman aşkı, coşkuyu, muhabbeti, sıcaklığı, duyguyu geçirmeyen beton duvarların soğukluğu fazla yoktu.
Sokaklar kaosa, karmaşaya açılmıyordu.
Sokağa açılan kapılardan güvensizlik, huzursuzluk taşmıyordu dışarılara.
O zaman sokaklar olanca kalabalıklığıyla kimsizliği, kimsesizliği, yalnızlığı giyinmemişti.
Rengi solmamış, büyüsü bozulmamıştı sokakların.
Evler sokaklardan, sokaklar mahalleden, mahalle şehirlerden, şehirler insanlardan, insanlar doğadan kopmuş değildi.
En önemlisi insan kendinden kopmamıştı.
İnsan ile sokak, insan ile şehir, iç dünya ile dış mekân ikilemi yaşanmıyordu.
İnsan içinden kopmamıştı. Çevre insanı doğasının çok uzağına savurmuyordu. Hayatın dengeli, orantılı,  yekpare mahiyeti zayıflamamıştı.
 
Şehirlerin mimarisi ruhumuzun dantelasına uyumsuz değildi. Sanki iç mekânımıza, iç mimarimize uygun tasarlanmıştı dış mekânların mimarisi. Ona göre şekillenmişti şehir. Sanki en geniş anlamıyla çevre; ruh ve kültür düzenimize uygun olarak kendiliğinden şekillenmişti. İnsanla bütünleşen, yaşamı güzelleştiren çatışmasız mekânları, mahalleriyle şehirler kendi kendilerini kurmuş gibiydiler. Şehirle insan birbirini besleyen, onaran, tezyin eden bütünlük içindeydiler. Şehir insanı sarıp sarmalar ona bir sahici dost gibi kendinden bir şeyler katardı. Şehirli yaşadığı yerle ve yaşadığı yerden kimlik kazanırdı evvela.
Yaşam insanı zorlayan, koşturan, kıstıran, bunaltan giderek anlamsızlaştıran karakter edinmemişti. Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 03-01-2006 )
Devamı...
<< İlk < Önceki 201 202 203 204 205 206 207 208 209 Sonraki > Son >>

Sonuç 2051 - 2060 Toplam: 2090


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 35 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
33529512 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net