20-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
Anasayfa
MÜSLÜMAN'IN TAVRI, ENDÜLÜSÜN DRAMI
Kullanıcı Oylama: / 44
Yazar Mümtaz Firidin'den alıntılanmıştır.   
27-02-2006
Image

(Bir Papazın dilinden)

      " Endülüs Devleti'nin yıkılışının, yani medeniyetin zirvesindeki Müslüman bir milletin vahşetin zirvesindeki bir Batı ulusu tarafından hunharca katledilişinin 514. yıldönümündeyiz.

      Papaz Bartolome de Las Casas(*) 1542'de İspanya Prensi II. Philip'e anılarını takdim etti. Dominiken Tarikatına mensup olan Las Casas tarihin tanık olduğu en büyük katliamlardan birinin nasıl işlendiğini inanılmaz derecede ayrıntıları ile anlatıyor ve Tanrı adına yola çıkılan bu seferlerde, Tanrı adına hareket edenlerin nasıl vahşileştiğini gözler önüne seriyordu. İnsanlıkla adları bir arada anılması mümkün olamayan o İspanyol kafilesinin vahşetleri bakın bu eserde nasıl dile getiriliyordu:

      "İspanyollar atlarıyla, kılıçlarıyla ve mızraklarıyla yerlileri kolayca savuşturup öldürdüler ve onlara karşı her türden vahşeti sergilediler. Yerli yerleşim bölgelerine zorla girerek, küçük çocuklar,yaşlı erkekler, hamile kadınlar, hatta yeni doğum yapmış

Yorum yazınız (2 Yorum)
Son Güncelleme ( 03-01-2010 )
Devamı...
KEMİKLERE SIĞINMAK
Kullanıcı Oylama: / 26
Yazar Av. M. Selami ÇEKMEGİL   
20-02-2006
 Image
      Yüzyıllar öncesine ait “…bela” bir hadiseyi döğünerek anma toplantıları sona erdiğine göre, beyni dumura uğratıcı konuların dışına çıkarak -Raci Durcan kardeşimizi takiben- kendimize kuşbakışı bakabilir ve bu güne ait temel yanlışlıklarımıza, şahsımıza yönelik mültefit teşvikleri artık geçmişte kalan, sayın Dr. Yaşar Nuri Öztürk’e ait güçlü bir projektörün ışığında yeniden eğilebiliriz:

      1.

      “Soya tapma, ataları ilahlaştırma ve kutsanan kemiklerin arkasına saklanma, Kur’ana göre putperestliğin niteliklerindendir.

      Yaratıcı dehadan yoksun bireylerin, yaratıcı ruhlardan yoksun toplumların eskiye sığınmaları ve kişileri putlaştırıp kutsamaları, evrensel realitenin gazabına uğratan tembelliklerin başında gelmektedir. Bu tembelliğin cüce benlikler tarafından erdeme çevrilmesi için gösterilen debelenme, kemiklere sığınmadır. Bu sığınmaya hayat gerçeğinin verdiği karşılık şudur: kendi elinle ürettiğin, kendi ruhunla yarattığın bir şey varsa, göster. Yoksa, olduğun yere çömel ve sus... Kemiklerle uğraşmanın yerme görünümü ise eksiklik ve yetersizliği kemiklere yükleme şeklinde ortaya çıkar. Zavallı benlikler, başarısızlıklarını, kendilerini savunamaz duruma gelmiş kişilerin mezarlarına yüklemeyi, en geçerli yol bilirler. Muazzez İslam Peygamberi, ölülerin arkasından çirkin şeyler söylemeyi yasaklayarak üzerinde olduğumuz evrensel prensibi çok yalın bir nezaket kuralı içinde göstermiştir. O biliyordu ki, soya tapıcılığın negatif belirişi, başarısızlıkları, yetersizlikleri dünyayı terk etmiş insanlara yükleme tavrıdır. Bu tavra sığanlara hayatın cevabı şu olmaktadır: madem öyle, sen güzeli ve iyiyi ortaya koy da görelim...

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 20-02-2006 )
Devamı...
FARKEDİŞİN ESTETİK BOYUTU
Kullanıcı Oylama: / 15
Yazar Necmettin Evci   
20-02-2006

1.

Fark edemeyişin boşluğunda bir hoşluk yaşamaktayız.

Ve her şey bir farkedişle başlayacak. (1) 

İnsana, insanın varoluşsal anlamına ve alanına yönelik çabaların mevcut

işleyiş içinde bir kıymeti kalmamıştır. Modern kapitalizmin öncülüğünde

global evresine giren yeni yaşamın insana soluk aldırmayan acelesi, çılgınca

bir ritimle insan varlığını hiçlik duygusunun, çaresizliğin öldürücü

boşluğunda kıstırmayı başardı.. 

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
SİPAHİLER
Kullanıcı Oylama: / 9
Yazar Yavuz Bülent BAKİLER   
14-02-2006
Image

Ben al atı seviyorum, al atın hali başka

Çıkıp geldim Edirne'den Bizans surları önüne

Korkum yok kafirden, korkum yok surdan

Yeter ki şahlansın al atlar altımızda

Al atlara can kurban…


Ben kır atı seviyorum, kır atın hali başka

Kalkın binin kıratlara gaza vaktidir

Çekin kılıçları kından

Bu şafak vakti, ilk safta kıratlarla beraber

Şimşek gibi geçeceğiz Sen Romen kapısından…

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 15-02-2006 )
Devamı...
UMARIM AZ ÖLÜRÜZ
Kullanıcı Oylama: / 14
Yazar Engin Ardıç   
14-02-2006
Image
Şimdi kesin kanaat getirdim, bu savaş mutlaka çıkacak.

Ortalığı birbirine katan ünlü karikatür, dört ay önce yayınlanmış! Tepki gösterenlere daha geçen gün duyurulmuş. Biryerlerden üfürülmüş. Öyle ya, hangi ülkede hangi Müslüman okuyucu kıytırık bir Danimarka gazetesini her gün bulacak, alacak da hangi dilbilgisiyle izleyecek?

Amaç, bir taşla birkaç kuş vurmaktır. Hem Türkiye gibi bir ülkenin Avrupa Birliği'ne girmesi "tehlikesini" önleyecekler, hem de İran'a yapılacak saldırının "psikolojik altyapısını" geliştirecekler.

Eskiden, iki doğu ülkesinin sultanı savaşacakları zaman, işe birbirlerine küfür mektupları göndererek başlarlar, hem karşı tarafı sinirlendirir, kızıştırır, hem de kendilerine psikolojik destek ve gerekçe yaratırlardı... Ona benzedi.
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 08-11-2007 )
Devamı...
KİTABI ANLAMAK MI KİTAB'TAN ANLAMAK MI?
Kullanıcı Oylama: / 15
Yazar RACİ DURCAN   
06-02-2006
 Image                                                         

                                                           RACİ DURCAN   


   Avukatlık bürosunun kütüphanesi ciltlerle kitap doluydu. Çoğu, ilgili hukukun kanun maddelerini ihtiva ediyordu. ‘Bütün bunları nasıl aklınızda tutuyorsunuz? Çok zeki insanlar olmalısınız’ diye takıldım.

   Hayatı düzenlemek üzere konulmuş olan kurallar anlamına gelen kanun maddeleri hakikaten yazılı olarak görüldüklerinde büyük hacim tutmaktalar. Bunu bir kütüphanede karşınıza kitap olarak çıktıklarında daha rahat anlayabiliyorsunuz.  Değil öğrenmek, sadece okumak için bile oldukça geniş zaman gerekiyor. Bir vatandaş olarak kurallara uymak hepimizin görevi. Aksi durumda sorumluluk üstleniyor ve cezalandırılıyoruz. Peki bu kadar çok kanunu nasıl bileceğiz ki onları ihlal edip cezaya muhatap olmayalım?

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 07-02-2006 )
Devamı...
YOLUMUZ UZUN ve ÇETİN: İÇİMİZE GİDİYORUZ
Kullanıcı Oylama: / 17
Yazar Necmettin EVCİ   
06-02-2006
Image

Hicret, zora kanırtılmış zamanı kendine bükmektir. Her şeyi yerli yerine
koymak için boydan boya tarihi, zamanı, ufukları yürümektir. Hicret Kâbe'yi
işaret taşı bilerek yeryüzüne açılmaktır. Hicret medeniyet atlasını
alnımızdaki secde izleriyle yeniden şekillendirme kararlılığıdır. Hicreti
anlamaksızın başkentlere yürüyüş olmaz. Kalbimize yönelmeyen yürüyüş
yeryüzüne ulaşmaz.
Hicret cesaret, güven, korkusuzluk ve olgunluktur. Hicret sadece esaretten
kurtuluş değil hele kaçış hiç değil, esareti kuşatmaya doğru bir hamle, bir
kalkışma, bir yürüyüştür. Hicret mazlum ve onurlu cesarettir. Hicret
yitirdiklerimizi aramak ve bulmaya çabalamaktır. Bu gün tüm insanlık içinden
ve dışından şeytanın açık, acımasız,  kaba, küt kuşatması altındaysa hicret
kaçınılmaz demektir. Nereye gidilmeli, neyi/nereyi bulmalı? Neyimizi
yitirdiğimizi hatırlamaya çalışmak hicretin ilk hareketi olmalıdır.
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 07-02-2006 )
Devamı...
DÜNYA HAYATI OYUN VE EĞLENCEDİR
Kullanıcı Oylama: / 25
Yazar Raci Durcan   
30-01-2006
 Image

    Bu çok bilinen ayet mealini yanlış mı yorumluyoruz? Bana öyle geldi.

     Bir bayram ziyaretinde karşılaştığım dostum ‘bütün servetimi kaybettim’ dedi gülümseyerek. Görüşmeyeli çok olmamıştı. Bu kısa süre zarfında ne olmuştu da servetini kaybetmişti? Hemen aklıma borsa geldi. Borsa oyuncusu olduğunu, aldığı kağıtların seyrini heyacanla takip ettiğini ve oradaki kazançlarıyla ilgili bizlerle sohbet etmekten hoşlandığını biliyordum. Fakat yüzünde servetini kaybetmiş bir insanın o acınası ve ağlamaklı ifadesi yoktu. Hatta gülüyordu. Ben ‘borsada mı?’ diye sordum. ‘Evet’ dedi keyifle. Sonra borsada bir ara çok kazandığını, evler arabalar aldığını fakat sonunda yaptığı yanlış bir yatırımdan dolayı bütün servetini yitirdiğini anlattı. Böyle büyük bir kaybı bu kayıtsız haliyle anlatması olayın ciddiyetiyle bağdaşmıyordu. Çünkü normal halde harcamalarında ince hesaplı ve çok düşünceli hareket ediyor, mesela senet imzalatmadan ve sağlam kefil göstermeden kimseye borç para vermiyordu. Şimdiki kayıtsızlığı ya artık hayatı fazla ciddiye almadığını yani; önemli bir tavır değişikliğini,  ya da şaka yaptığını gösteriyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken içeriden küçük bir çocuk koşarak gelip babasının kucağına atladı: ‘Baba bir kere daha oynayalım ne olur!’ diye yalvarmaya başladı.

   Meğer biz içeride sohbete dalmışken o gidip çocuklarla yeni çıkan ve çocukların çok ilgisini çeken şu borsa oyunu oynamış. Kaybettiğini söylediği serveti de orada yitirmiş. Şimdi hep beraber gülüyorduk. Giden onca servet kimseyi şoka sokmamış hatta bir eğlence konusu dahi olmuştu.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
İŞTE ÇEKMEGİL, M, SAİD
Kullanıcı Oylama: / 21
Yazar Başken TV. Son Nokta Programın'dan:   
23-01-2006
Başken TV. Son Nokta Programın’dan:

Mustafa Başoğlu 

Bugün İslam alimi diyebileceğimiz bir kişinin, Mehmet Sait Çekmegil büyüğümüzün özelliklerini anlatacağız. Selami Çekmegil sayın Çekmegilin oğlu; babasını anlatacak. Onun Türk toplumuna kazandırdıklarını oğlundan öğreneceğiz. Malatya’nın 2001 yılının 5, ayında gittiğimde bana bir kitabını hediye etti.Image “Mustafa Başoğlu bey kardeşim .ziyaretime geldi. Ziyaretim anısına bu kitabı imzalayıp ona hediye ediyorum. Kendim için bir mutlululuk sayıyorum.” Dedi. İslam’a hizmet etmiş bir insanın hediye ettiği kitabın kütüphanemde olmasından son derece mutluluk duydum. Kitabın adı, Vahye göre büyük zulüm. Bu kitabın çok değerli bir kitap olduğunu Prof. Dr. Ali Nihat Eskioğlu, Prof. Dr. Nail Akman, Doç Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Hekimoğlu İsmail, Doç. Dr. Mikail Bayram, kitabı özetleyerek, bu kitabın değeri üzerine düşünceler  belirtmişlerdir. Bunlar, din alanında tanıdığımız uzmanlarımız. Başka bir kitap daha hediye etmişti bana: İman. Oğlu Selami Çekmegil’le aşağı yukarı otuz yılık bir tanışmışlığımız vardır. Bana geldiği zamanlarda Kriter diye bir dergi çıkarırdı onun fasiküllerini getirir ve bana babasından bahsederdi. Babasının daha küçük hacimli kitaplarından bana hediye etti. Kendisini evinde ziyaret ettim. Rahatsızdı buna rağmen bizimle son derece ilgilendi. Merhum Çekmegil 50 kitap yazmış bunların 5 tanesi şiir kitabı. Tabi ki bir de şairlik özelliği var onu da oğlundan öğrenmiş olacağız. Böylece ben size sayın Çekmegil’i tanıtmaya çalıştım. Söz şimdi oğlu Çekmegil de. Babanız bir ay önce hakkın rahmetine kavuştu siz babanızı nasıl tanıdınız babanızın özellikleri nelerdi.? Malatyada doğan, orada büyüyen aynı zamanda iyi bir terzi olan babanız bu işlere neden heves sardı ve ne gibi katkıları oldu bunları sizden dinleyelim. Buyurun:

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 23-01-2006 )
Devamı...
<< İlk < Önceki 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 Sonraki > Son >>

Sonuç 2051 - 2060 Toplam: 2096


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 205 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
29460386 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net