21-09-2018
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)





































 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
Anasayfa
ROBİN HOOD'U YENİDEN YARGILAMAK
Kullanıcı Oylama: / 20
Yazar Sebahattin Özden   
16-05-2006
Sebahattin Özden* 

İnsanlar yaygın olarak sermaye sahiplerine düşmanlık güderler. Sermayeye “muhakkak haksız kazanç” gözüyle baktıkları gibi, neredeyse bütün sermayedarları da bu mesele de aynı kefeye koyarlar. Zenginin daima zenginleşirken, fakirin daima fakirleştiğine ya da zenginin fakirin sırtından zengin olduğuna inanan insanların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur. Şahsen ben bu konuda çoğunluk gibi düşünmeyi tercih etmiyorum. Sermaye sahibi insanların, sermayelerini artırmalarının yegane yolunun, fakirlerin zenginleşmesinden geçtiğini düşünüyorum. Çünkü eğer fakirler zenginleşirse, zenginlerin ürettiği ürünleri daha rahat satın alırlar ve bu sayede zenginler, daha çok kişiye ürünlerini satarak, daha fazla para kazanma fırsatı bulurlar. Bahsettiğim bu unsurların, bu bakış açısıyla değerlendirilmesi neticesinde görürüz ki, aslında zenginin, fakirin fakir kalmasını istediği iddiası asılsızdır ama kimse bu açıdan bakmayı tercih etmediği için de sermaye sahipleri ‘kötü adam’ ya da ‘emek sömürücü’ ilan edilir.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
DARALAN MEKÂNLAR ve ERİYEN BİLİNÇ
Kullanıcı Oylama: / 18
Yazar Necmettin EVCİ   
11-05-2006
ImageZaman ve mekân mukayyet varlıkların ana var oluş unsurlarıdır. Zaman ve hareket unsurunu ayrı tuttuğunuzda tek başına mekân kavramının anlamı kalmaz. Mekânlar içlerinde, üzerlerinde süren yaşamlarla mahiyet kazanır. Yani mekânlar ayrıntılı anlamıyla düşünsel, kültürel, ekonomik, psikolojik, dinsel hâsılı tüm yönleriyle yaşamsal alanlardır. Kültürel çeşitlilikler büyük ölçüde mekânsal ilişkilerle oluşur. Genellikle mimarlık kavramı olarak bilinmesine karşın fizik’ten coğrafyaya, sanata, antropolojiden tarihe, siyasete, edebiyata kadar farklı disiplinlerin ilgi alanı içindedir.(1) Bir coğrafyacı için farklı lokasyonlardır,(2) bir romancı için kahramanın dünyasını, beşeri ilişkilerini belirleyen önemli bir unsur. Bizde Yakup Kadri’nin Kiralık Konak’ında yoğun bir mekân betimlemesi söz konusudur mesela. Kafka’nın Şato romanında insan mekân ilişkisi daha az yoğun değildir.(3) Ama mekân; hacim yaratma, çevre düzenleme gibi amacıyla dolaysız olarak mimarinin konusudur öncelikle.  
İnsan gerçeğiyle örtüşmeyen yavan anlamıyla mekânı, ‘barınma ihtiyacını karşılayan yerler’ olarak tek boyutlu işlevselliğe indirgemek doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir algı kısır yaşam ve insan anlayışının yansımasıdır. Bu anlayış var oluş amacını, derinliğini; düşünsel, kültürel, estetik değerini gereği gibi, gereği kadar önemsemeyen mekanik anlayıştır. Fonksiyonellik dar ve sınırlı ihtiyacı karşılayan önemsiz bir öğe değildir, yaşamı tüm niceliği ve niteliğiyle karşılamayı amaçlamalıdır. Dört duvar bir tavanla mekân kurulmaz. Yaşam ve insanla köklü, sarıcı ilişkileri, etkileşimleri sebebiyle mekân sanılandan çok önemli bir kavramdır. Her kültürün, her uygarlığın özgün mekân tasavvurları olmuşsa, özgü(n) yaşam ve insan tasavvurları sebebiyledir. İnsanı ait olduğu mekândan, mekânı içinde yaşayan insandan ayrı düşünmenin imkânı yoktur.  


Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
ZORBALARIN DA YASASI VAR
Kullanıcı Oylama: / 25
Yazar Necmettin Evci   
02-05-2006
Image 
Ulusal kimlik statüsü olarak ‘vatandaşlık’, bir yönüyle bireyin devlete yasal sorumluluğu anlamını içerir. Vatandaşlık, bireyin devletle haklar, sorumluluklar bağlamında niteliği yasalarla belirlenmiş ilişkisini çerçeveleyen bir statüdür. Vatandaşlık statüsünün toplumsal sözleşme ile tarafların gönüllü tercihleri ve katılımıyla sağlandığı kabul edilir. Yasalar bu anlamda en geniş uzlaşma, anlaşma alanını ifade eden sözleşme metinleridir.
Her kurum, her kişi yasal sınırlar içinde serbestliğin sınırlarını, nereye kadar gidileceğini, nerede duracaklarını bilir. Hukuk, bireyin ve devletin yasal sınırlarınaa özen gösterme pratiği ile toplumsal yaygınlık ve güç kazanır. Hukuk toplumu hiçbir gayri meşru zorlama olmaksızın kendiliğinden işleyişle kazanılan deneyim ve yaşama tecrübesiyle oluşur. Doğal olarak insanı, yaşamı merkeze alan anlayış içselleştirilmek durumundadır.
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 02-05-2006 )
Devamı...
AB UYUM YASALARI MI,İMALAT SEKTÖRÜNÜN İNFAZ FERMANI MI?
Kullanıcı Oylama: / 16
Yazar Raci Durcan   
19-04-2006
 Image Raci Durcan
   
                                                                   

       Yazıya ‘Vay canına!’ diye başlaşam yaşadığım hayreti herhalde aktarmış olurum.

        Bu kadar şaşırmamın iki nedeni var. Birincisi; böyle önemli bir konuyla hiç beklemediğim anda karşılaşmış olmak. Diğeriyse ülke geleceğini bu kadar yakından ilgilendiren ve etkileyen meselelerin, kamuoyunda hiç tartışılmadan, sessizce çalışma hayatımızı düzenleyen yasaların içine yerleştirilmiş olması.

     Üyesi olduğum mesleki bir dernek, ‘İş ve Çevre Sağlığı’ başlığı altında bir seminer tertiplemişti. Benim ilgimi çekebilecek bir konu değil prensipte. Çünkü, işçiye yeterli ücret veremiyor ve bu nedenle iş esnasında sürekli nasıl yaşamayı becereceğini düşünmek zorunda kalıp, dikkati dağılıyorsa; iş sağlığını kaynak maskesi v.s gibi harici unsurlarla kollamak mümkün değildir diye düşünürüm ben. Soğuktan donmamak için etraflarındaki ağaçları kesmekten başka çaresi olmayanlara yasayla hükmetmeye çalışmak gibi birşey bu
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 29-04-2006 )
Devamı...
AKLA KIZAN AKIL
Kullanıcı Oylama: / 16
Yazar Mukız OZAN   
19-04-2006
  
AKLA KIZAN AKIL


Akla çatan hasüd akıl
Sen İslam’dan ne anlarsın?
İşin gücün taklit, nakil..
Sen İslam’dan ne anlarsın?

Mü’min rafa koymaz aklı;
Onda yüce mantık saklı…
Din’den anlar mı pasaklı
Sen İslam’dan ne anlarsın?

Image 
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 26-04-2012 )
Devamı...
TÜRK EĞİTİM SEN DE BİR SOHBET
Kullanıcı Oylama: / 54
Yazar M. SELAMİ ÇEKMEGİL   
12-04-2006
Image(AVUKAT M. SELAMİ ÇEKMEGİL'İN 13 ARALIK 2002 TARİHİNDE TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİNDE BİR GRUP AKADEMİSYEN VE BÜROKRATIN KATILIMYLA YAPTIĞI SOHBETLİ TOPLANTININ BANT KAYIT ÇÖZÜMÜDÜR) 

Bugün için özel bir konu seçmiş değilim. Fakat şu anda birtakım empozelerle karşı karşıyayım. Bu empozelerden de şimdi haberdar oldum. Gerçi bunlar yabancı olduğum konular değil. O konularda da görüşlerimi söyleyebilirim ve karşılıklı sorularla sohbetimizi devam ettirebiliriz.Evvela, Sayın Oymak kardeşim yabancı bir ülkede bulunmuşluğumdan bahsettiler ve hatıralarımı anlatmamı istediler. Onu gerçekleştirebilirim şu anda. Yabancı ülkelerde bulundum ben. Bir tanesi İngiltere, iki buçuk sene kaldım. Orada lisan sonrası öğrenim yaptım; görgü bilgi arttırdım. Orada yabancı bir ülkede Türkiye'den gelen ve diğer orta şark ülkelerinden gelen, İslam aleminden gelen insanlarla tanıştım... 

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 12-04-2006 )
Devamı...
'SİZ HİÇ IRMAK GÖRDÜNÜZ MÜ?'
Kullanıcı Oylama: / 18
Yazar Necmettin Evci   
12-04-2006
Necmettin EVCİ 

1

‘Sanatçı bu eserinde neyi anlatmak istiyor acaba?’

sıradan sayılabilecek seyirciyi meraklandıran bir soru bu.

Geçenlerde bir hukukçu dostumla resim sergisini geziyoruz.

Aynı soruyu O da sordu.

Ama önce Andre Maurois’ in ‘Bir Üstadın Doğuşu’ öyküsünden söz etmeliyim. Yıllar evvel okumama karşın aklımda kaldığınca özetlemek istiyorum: Üstat bir ressamdır. Doğayı muhteşem resmeder. Her bir resim oldukça titiz, dikkatli çalışmanın ürünüdür. Resim değil sanki fotoğraftır boyadığı. Tüm ayrıntılar; özenle, sabırla betimlenmiş, boyanmıştır. Ağaç tıpkı ağaçtır, yapraklar yaprak, meyveler meyve gibi. Ancak üstadın eserleri sergi salonlarında seyircilerin ilgisini fazla çekmez. Hatta son dönemlerinde üstat bütünüyle unutulmak üzeredir neredeyse.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 12-04-2006 )
Devamı...
ALTERNATİF BİR YAŞAM ÇAĞRISI
Kullanıcı Oylama: / 11
Yazar Raci Durcan   
04-04-2006
Image
Afaki konuları konuşmaktansa somut projeler üzerinde durmanın bizde prim yapmadığını bilmiyor değilim. Hemen başında, yazımı böyle bir ilgisizlik tehlikesini göze alarak yazdığımı belirtmeliyim.

      Modern insanın tanımı yapılırken en sık değinilen özelliğidir onun yalnızlığı. Boş zamanın çokluğunun bir medeniyet seviyesi olarak görüldüğü çağımız, şimdi onun yüzünden katlanılmaz haldedir. Yapılan istatistikler, aile içi şiddet ve intiharlarda hafta sonlarında artış olduğunu göstermektedir.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 04-04-2006 )
Devamı...
HALKA DOST BİR İŞÇİ LİDERİ
Kullanıcı Oylama: / 21
Yazar Av. M. Selami ÇEKMEGİL   
04-04-2006
ImageSayın Mustafa BAŞOĞLU 

                                          Av. M. Selami ÇEKMEGİL 

      Yıllarca önce Resmi Gazete’de bir kararnamede, yıllarını Türk işçi hareketine vermiş bir işçi liderinin Köşk’e danışman atandığını görünce, ne diyeyim o zamanın Cumhurbaşkanı sayın Süleyman Demirel’i alkışlamak gelmişti içimden. Çünkü bu alışılmışın dışında bir atamaydı. Başoğlu gibi işçi camiasından, ailesi mazbut, kendisi İslam’a sadık bir mücadele adamının Köşk’te danışman olarak anılmasının sergileyeceği imaj bile doğrusu bürokrasi camiamızın henüz tam hazır olduğu bir yenilik değildi. Nitekim bu bürokrasi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak itaat ettiği sayın Turgut Özal’ın vaktiyle DPT müsteşarlığındaki mütedeyyin tarafını sevimsiz karşılamış, basındaki uzantılarıyla onu, giydirdiği takunyalarla hırpalamıştı. O halde, belki de devlet kapılarını hak arayan vatandaşa açtığı için ceza olarak hayatını veren Sayın Başbakan Adnan Menderes’ten sonra, bürokrasi kapılarını Özal gibi musallilere de açan Başbakan sayın Demirel’in, Cumhurbaşkanı olarak Köşk’e böylesi vatansever ve demokrat bir işçi liderini danışman atamış bulunması, Türkiye’de bozulmalar yanında iyileştirme yolunda da merhale kat edildiğini göstermesi bakımından manidardı: 

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
<< İlk < Önceki 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 Sonraki > Son >>

Sonuç 2031 - 2040 Toplam: 2092


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 143 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
35319293 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net