26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow "İNGİLTEREDE ŞERİAT MAHKEMELERİ":
"İNGİLTEREDE ŞERİAT MAHKEMELERİ": PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 3
KötüÇok iyi 
Yazar Av. Cüneyt Toraman   
22-09-2008

"İNGİLTERE’DE ŞERİAT MAHKEMELERİ":

                                          Av. Cüneyt TORAMAN

Bir-kaç gün önce, gazetelerde, “İngiltere’de şeriat mahkemeleri kuruldu” başlığıyla bir haber yayınlandı. Bu haberi okuyan hemen herkes, (iki tarafın kabulüne bağlı olsa da), İngiltere’deki mahkemelerde, artık, İslam hukuk kurallarının geçerli olacağı/uygulanacağı şeklinde algıladı. Öncelikle, haberin içeriğiyle başlığının uyumlu olmadığını, daha doğrusu, İngiltere’de, şeriatın uygulamaya geçmediğini belirtmem gerekir.

Haberin tamamı okunduğunda, İngiltere’nin, “özel hukuka ilişkin bir uyuşmazlıkta, tarafların, uyuşmazlığın çözümünde İslam hükümlerinin uygulanmasını kabul etmeleri durumunda, İslam hukuku kurullarının uygulanabileceği”nden ibaret olduğu görülmektedir. Bu uygulamanın batı hukuk sistemindeki karşılığı ise, “tahkim”dir. Tahkim, devlet mahkemelerinin yanında, tarafların –özel hukuka tabi uyuşmazlıklarda- kendilerinin belirleyeceği kişiyi/kişileri (özel) hakem/hakim olarak seçmesi ve bu kişinin uyuşmazlık konusunda karar vermesidir. Tarafların seçeceği hakemin hakimlik şartlarını taşıması zorunlu olmadığı gibi, eğitim seviyesi de önem taşımamaktadır. Bir muhtar, öğretim görevlisi, öğretmen, avukat vs. herhangi bir kişi hakem olabileceği gibi, Ticaret Odası, Sanayi odası, TÜSİAD, MÜSİAD vs. gibi kurumlar da hakem olabilir.

Tahkimde, uyuşmazlık durumunda taraflar, (uyuşmazlıktan önce veya sonra) uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak hukuk kurallarını, (kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla) kendileri tayin ederler. Tahkimin alanı “özel hukuk” ilişkileriyle sınırlı olup, kamu hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, tahkimin kapsamı dışındadır. “Özel hukuk” ilişkileri ise, devletin egemenlik haklarıyla doğrudan ilgisi olmayan, “kişiler arasındaki” ilişkilerdir. Devlet, kişiler arasındaki ilişkileri, kendilerinin koyacağı prensipler dairesinde ve kendilerinin tayin edeceği (özel) hakemler eliyle görülmesini sağlamak suretiyle, bir yandan yargının yükünü hafifletirken, diğer yandan, özel yargılamayı kabul etmediği için işleri sürüncemede bırakan sisteme yönelik ağır eleştirileri de hafifletmeye çalışmaktadırlar.

Dünyanın hemen her yerinde, devlet mahkemelerinin ağır işleyişi ve yargıçların, beklentileri karşılayabilecek düzeyde birikime sahip olmamaları nedeniyle, tahkimin (özel mahkemenin) uygulama alanı, hemen her geçen gün genişlemektedir.  Uluslar arası şirketler, muhtelif ülkelerdeki ticari faaliyetlerinde, “tahkim şartı” kabul edilmeden sözleşme imzalamaya yanaşmamaktadır. Uyuşmazlık durumunda, ihtilaf, önceden karlaştırılan hakeme götürülmekte, (genellikle uluslar arası nitelikte) bu hakem kuruluşları/heyetleri de, uyuşmazlığı (oldukça) “kısa süre” içinde sonuçlandırmaktadırlar.

İngiltere’deki şeriat mahkemelerinin niteliği de, “tahkim”den başka bir şey değildir. Taraflar, kendi aralarındaki kişisel (özel hukuk) uyuşmazlıkta, İslam hukuk kurallarının uygulanmasını istediği takdirde, İngiltere, bu kuralların uygulanmasına izin vermektedir. Haber içeriğinden de anlaşılacağı üzere, bu mahkemelerin (özel hakemlerin) görev alanı, sadece “özel hukuk” ilişkilerine mahsustur. Yani, alım-satım, kiralama, vekalet, miras, gibi ilişkilerdir. Haber içeriğine göre, getirilen yeni düzenlemenin, kamu hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar için uygulama imkanı bulunmamaktadır. İngiltere ceza yasaları kapsamında işlenen suçların takibi/soruşturulması, yargılaması ve cezalandırılması vs. (diplomatik dokunulmazlık vs. gibi istisnalar hariç) “münhasıran” İngiltere mahkemelerine aittir. Kamu hukukuna ilişkin ve İngiltere’nin egemenlik yetkisinin bir sonucu olan bu yetkilerin, tahkime (özel mahkemelere) devri mümkün bulunmamaktadır.

Bu yeni düzenleme, özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların tamamı için de, mutlak bir serbesti getirmemekte, bu kararın geçerliği, (hayata geçirilmesi) resmi bir mahkemenin bu kararı onaylamasına bağlı bulunmaktadır. Hakem karar verdiğinde, bu kararın, diğer hakem kararlarında olduğu gibi, “resmi bir mahkeme” tarafından onaylanması (uygun bulunması) gerekmektedir. Örneğin, kadın ve erkekler için farklı oranlar öngören İslam miras hukukuna ilişkin “hakem kararlarının” (şeriat mahkemelerinin), resmi mahkemeler tarafından onaylanıp-onaylanmayacağı zaman içinde görülecektir. İngiltere’deki uygulamanın tek farkı, taraflar arasında uygulanacak “maddi hukuka” ilişkin hakem kararlarıyla ilgili uygulama alanının, biraz daha genişletilmiş olmasıdır.

Batı hukuk sisteminde, tahkimin gelişim sürecine bakıldığında, bu uygulamanın, son derece olağan bir durum olduğunu belirtmek gerekir. Zira, tahkimin (özel mahkemelerin/özel hakimlerin) alanı sürekli genişlemektedir. Bu gün için “kamu hukuku” alanında olduğu kabul edilen pek çok konunun, zamanla, (devletin müdahalesini zorunlu kılmadığı için) bu alandan çıkarılacağı, kamu hukuku ilişkilerini de kapsayacağı kanısındayım.[1] Bununla birlikte, özel hukuk ilişkileriyle sınırlı da olsa, İngiltere’nin bu yeni düzenlemesinin, “kamu düzenini ihlal edeceği” gerekçeleriyle, ciddi bir tartışma yaratacağı kuşkusuzdur.

Devlet, kişiler arasındaki “özel hukuk ilişkilerine”, kendi belirlediği kuralları dayattığında, taraflara başka bir seçenek bırakılmadığı için, adalet duygusu zedelenmektedir. Türkiye’de, özel hukuk alanındaki  bazı kurallar, ciddi travmalara yol açıştır. Örneğin, Medeni kanunumuz, (bu kanunun kaynağı, İsviçre Medeni kanununun), katolik mezhebinin etkisi altında, boşanmayı imkansız hale getirmiştir. Eşler boşanamadığı için, gayrı resmi evlilikler çoğalmış, bu durum, “zina” suçunda ve “gayrı meşru” çocuk sayısında patlamaya yol açmıştır. Bu yanlışlık, uzun yıllar sonra giderilebilmiştir. Devletin, “aşırı müdahaleci” tutumu, devlete olan saygıyı ve güveni de zedelemektedir.

Geniş anlamda, halkın mutluluk ve refahını tesis amacıyla kurulan bir örgütün (devletin), onu mutsuz kılacak davranışlarda bulunması, devletin kuruluş felsefesine aykırıdır. Devletin talepleri ile halkın talepleri çatıştığında, halkı değiştiremeyeceğimize (yerine başka bir halk ithal edemeyeceğimize) göre, değişmesi gereken devletin kuralları olmalıdır. İngiltere, zaten benimsediği “tahkim” uygulamasından ve müslüman vatandaşların inancını değiştiremeyeceği gerçeğinden hareketle, sadece uyuşmazlığın taraflarını ilgilendiren, (İngiltere’yi ilgilendirmeyen) özel hukuk ilişkilerinde, (müslüman) iki tarafa, kendi kültürlerinin ürününü “dayatmadan” vazgeçmiştir.

Müslüman İngiliz vatandaşlarının, özel hukuk ilişkilerinde, özel hakem seçerek, islam hükümlerini uygulaması, İngiltere açısından (hiçbir) tehdit oluşturmamaktadır. İngiltere’nin, bu uygulamayı, sadece müslüman vatandaşlarının mutluluğu için yapmış olabileceği gibi, “başka amaçları” olabileceğini de düşünmek gerekir. Gerçekten, müslümanların çoğunlukta olduğu, (İngiltere’nin geçmişte sömürgeleri olan) yakından ilgilendiği, geniş bir “İslam coğrafyası” vardır.[2] Bilindiği gibi, bu ülkelerin bir kısmında, (bazılarında özel hukuk hükümleriyle sınırlı olsa da), İslam hukuku kuralları uygulanırken, bir kısmında ise, (islamdan tamamen soyutlanmış) “laik hukuk” kuralları uygulanmaktadır. İngiltere’deki bu uygulamanın “başarılı” olması durumunda, bu modelin, (ileride) İslam ülkelerine “ihracı” da düşünülmüş olabilir. Bu projeyle, islam hukukunu uygulayan ülkelerdeki İslam hukukunun uygulama alanını geniş ölçüde daraltılırken, bu hükümleri hiç uygulamayan ülkelerde, kısmi bir özgürlük tanınmak suretiyle, (İslam hukuku uygulanmasına ilişkin) radikal talepler için “çözülme” süreci amaçlamış olabilir. Bu yeni düzenlemenin, uygulamasını,  sonuçlarını ve gelişimini, hep birlikte göreceğiz.

[1] Konuya ilgi duyanlar, (Hukukçular Derneği’nin yayın organı) “Hukuk Dünyası” Dergisinin, 2005/3 Temmuz-Ekim sayısında, “Yargı özelleştirilebilir mi?” başlıklı makaleme başvurabilirler. Bu makalede, “(özel veya kamusal nitelikte) pek çok davanın, devleti ilgilendirmediği, tahkimin görev alına girdiği, hatta infaz sisteminin –cezaevlerinin- bile özelleştirilebileceği, tahkimin yaygınlaştırılması gerektiği” önerilmiştir.

[2] İngiltere’nin bu coğrafyadaki fiili hakimiyeti sona erse de, bu coğrafyayla ilgisinin, bu gün de devam ettiğini unutmamak gerekir.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 23-09-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848238 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net