22-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
HAVAİCİ ASLİYE PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 24
KötüÇok iyi 
Yazar Av. Cüneyt TORAMAN   
19-02-2008
ZEKATIN HESAPLANMASINDA TEMEL İHTİYAÇLAR

(HAVAİCİ ASLİYE)                                                           

                                Av. Cüneyt TORAMAN

İslam’da, beden (namaz-oruç), mal (zekat), ve hem mal hem beden ile (hacc) yapılan ibadetler, İslam’ın sadece “inançlardan” ibaret olmadığını, insanın, yaşamı boyunca, sahip olduğu her türlü varlığıyla test edildiğini (imtihan edildiğini) göstermektedir. Bu ibadetler, sadece sınama aracı ve ahiret hayatına ilişkin olmayıp, toplumsal yaşamımızda da (düzenleyici) önemli işlevleri bulunmaktadır. Örneğin, zekat, yüzyıllardır, “sosyal adaletin” gerçekleşmesine önemli
katkı sağlamış, sağlamaya da devam etmektedir. Zekatın, “farziyyeti, nisabı, kimlere, verileceği, ne zaman, nasıl toplanacağı ve dağıtılacağı?” önemli olmakla birlikte, bu yazımızda (yaygın bir yanlışlık nedeniyle) zekatın hesaplanmasında, (zekat dışı tutulan) “temel ihtiyaçlar” (eski deyimle, “havaici asliye”) ile “zekat matrahı[1] üzerinde duracağız.

Temel İhtiyaçlar:
Fıkıh kitaplarında ve ilmihallerde, kişinin meskeni, bineği (atı, devesi), meslek ve sanatın icrasında kullandığı alet ve edevatı, kullandığı giysiler, av aletleri vs. “havaici asliye” olarak kabul edilmekte ve zekatın hesaplanmasında, kapsam dışı tutulmaktadır. Bu kural günümüze, “konutun, otomobilin, ev ve kişisel eşyaların zekata tabi olmayacağı” şeklinde uyarlanmış, havaici asliye olarak nitelendirilen eşyaların niteliği, (nedense) dikkate alınmamıştır. Oysa tarihi süreç içinde insanların ihtiyaçları büyük değişim göstermiş, yeni yeni ihtiyaçlar türemiştir. Sürekli ikamet edilen meskenin yanında, yılda sadece bir-kaç ay kullanılan “yazlıklar”, tasarruf amaçlı konutlar, aynı ailede, sürekli kullanılan otomobillere, ikincileri, üçüncüleri, eklenmiş, sayıca az da olsa, “yatlar” ve “özel uçaklar” ihtiyaçlar arasında yer almaya başlamıştır. Temel bir ihtiyaç olarak kabul edilebilecek, saat, cep telefonu, çakmak, elbise, ayakkabı vs. gibi bazı “kişisel eşyalar” bile, günümüzde, ihtiyacın çok ötesinde, statü aracına dönüşmüştür. Çok düşük bir bedele temin edilmesi mümkün bu eşyalar, belli marka ve özelliklerine göre “küçük bir servet” değerine ulaşmaktadır.[2] Bineğin (atın/devenin) günümüzdeki karşılığı olarak kabul edilen otomobiller arasında, olağanüstü farklılıklar oluşmuştur. Bunların hepsini, hiçbir ayırım gözetmeksizin, temel ihtiyaç (havaici asliye) olarak kabul etmek, doğru olmasa gerekir.

Kaynaklarımızda, zekatın hesaplanmasında havaici asliye (temel ihtiyaçlar) deyimi, bizatihi böyle bir sınırlamanın olduğunu göstermektedir. Zira, “havaici asliye”, faydalandığımız her türlü malı değil, yaşamsal açıdan “asli ihtiyaçları” kapsamaktadır. Türkçe fıkıh ve ilmihal kitaplarında da, farklı deyimler[3] kullanılmakla birlikte, “havaici asliye” deyimine en yakın kavram, “temel ihtiyaçlar” dır. Buna göre, sadece temel ihtiyaçlar zekat kapsamı dışındadır.  Örneğin otomobil, bineğin (atın, devenin) karşılığı olarak kabul edilmekle birlikte, bu gün için, tekdüze bir binekten söz etmek mümkün değildir. Zira, 15.000 YTL den, 30.000 – 50.000 – 100.000, hatta 500.000 YTL ye kadar, binek aracı (otomobil) bulunmaktadır! Bunların hepsi “binek” olmakla birlikte, “temel ihtiyaç” olduğu tartışma götürür. Aynı şekilde, kaç tane otomobilin “binek” olarak kabul edileceği de belirsizdir. Aynı husus, “temel ihtiyaç” olarak kabul edilen, “meslek ve sanat alet ve edevatı” için de geçerlidir. Küçük esnafın, (marangozun, ayakkabı tamircisinin, oto tamircisinin) “alet ve edavatı” için bu hüküm anlaşılabilir ise de, günümüz sanayi toplumunda, bir fabrikadaki çok sayıda makine grubu, hatta (aynı kişiye ait) çok sayıda fabrikadaki (her biri servet niteliğindeki) makinelar, “alet ve edevatı” olarak kabul edildiği takdirde, zekatın hesaplanmasında kapsam dışı tutulacak demektir!

Yine, bu kaynaklarda, “mesken”, havaici asliye (temel ihtiyaç) olarak kabul edilirken,  zekatın hesaplanmasında, meskenler[4] arasında da herhangi bir ayırıma gidilmemektedir. Gecekondu bölgesinde, 50 m2 lik bir mesken ile, çevresi duvarlarla çevrilmiş lüks bir villa ve eklentileri, “eşdeğerde” tutulmaktadır. Aynı mantıkla, “gecekondu bölgesinde, 50 m2 lik bir evde oturan, 55 ekran 20 yıllık bir televizyonu olan, tamir parası değerini geçmiş eski bir buzdolabı, ahşap divan ve şilteden ibaret yatak odası, odunla ısınmaya çalışan” bir ailenin “temel ihtiyaçları” ile, “(İstanbul) Etiler’de yüzlerce m2 lik tripleks, perdeleri uzaktan kumandayla açılıp-kapatılan, tüm odaları kapsayan audio sistemi, bir-kaç bilgisayar, vs. yerden ısıtmalı doğalgaz  kombili, jakuzili, son model ithal eşyalarla donatılmış bir villada oturan bir ailenin” “temel ihtiyaçları” bir tutulmaktadır.[5] Oysa, (aynı işi görmekle birlikte), her ikisinin eşdeğerde olmadığı ortadadır. Aralarında olağanüstü fiyat farkı olan bu ihtiyaçlar arasında bir ayırım yapılmadığı takdirde, Etiler’deki ailenin, “temel ihtiyaçları” zekat kapsamına girmediğinden, yeni satın aldığı evi de (satın aldığı yeni bir evin) borçları nedeniyle zekat kapsamı dışında kalırken, gecekonduda oturan aile, (yegane güvenceleri ve malvarlıkları olan) 10 tane bileziğinin zekatını hesaplayacaktır!!! Böyle bir uygulama adil olmadığı gibi, bu uygulamayı İslam’a mal etmek de mümkün değildir.

Bu çelişki, klasik kaynakların yetersizliğinden değil, temel ihtiyaçlardaki değişimin günümüze uyarlanamamasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten, temel ihtiyaçların sabit bir listeye bağlanmasının mümkün olmadığı, zamana ve zemine göre değişkenlik gösterdiğini görmek gerekir. Eskiden “lüks” olarak kabul edilen bir eşya, bu gün “temel ihtiyaç” haline gelebilmektedir. Örneğin, Cumhuriyetin ilk yıllarında, lüks bir tüketim aracı olan “otomobil”, bu gün, “temel ihtiyaç” olarak kabul edilmektedir. Yine eskiden, çok az ailenin sahip olduğu (ayrıcalıklı) bir eşya olan televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi, bu gün, hemen her evin demirbaşı haline gelmiştir. Temel ihtiyaçlar, (zaman bakımından olduğu gibi) “bölgesel” farklılıklar da gösterebilmektedir. Kırsal kesimde yeteri kadar kullanılmayan (temel ihtiyaç haline gelememiş) bir eşya/ürün, şehirde pekala “temel ihtiyaç” olarak kabul edilebilmektedir. Aynı şekilde, Türkiye’de temel ihtiyaç olarak kabul edilen bir ürün, Sudan’da temel ihtiyaç olmayabileceği gibi, İngiltere’de temel ihtiyaç olan, Türkiye’de temel ihtiyaç olmayabilir.

Temel ihtiyaçlar, zamana ve zemine göre değiştiğine göre, bunların kapsamı nasıl tayin edilecektir? Somut her olayda farklılık gösterse de, “havaici asliye”nin kapsamının tayini için, aşağıdaki kriterler esas alınabilir. Bunlardan birincisi, ihtiyacın “temel bir ihtiyaç” olmasıdır. Buna göre, “tali nitelikteki[6] ihtiyaçlar, temel ihtiyaç olarak kabul edilmeyecektir. İkincisi, bu ürünün, “yaygın bir şekilde” kullanılıyor olmasıdır. Buna göre, yeterince yaygınlaşmamış bir ürün, temel ihtiyaç olarak kabul edilmeyecektir. Üçüncüsü ise, ihtiyaç ile ürün arasında, orantı olmasıdır. Buna göre, özel yapım çok pahalı bir saat, (zamanı bilme ihtiyacı) ihtiyaçla orantılı kabul edilmeyecektir. Bu kriterlere göre, önce, bir ürünün “temel bir ihtiyaç” olup-olmadığı tespit edilecek, bu tespit edildikten sonra, yaygın bir şekilde kullanılıp-kullanılmadığı araştırılacak, daha sonra, bu ürünün emsal ürünlerle değeri kıyaslanacaktır.   Örneğin, (geniş ekran) LCD/Plazma TV, bulaşık makinesi, diz üstü bilgisayar, vs. günümüzün “ihtiyaçları” olarak kabul edilmekle birlikte, ülkemizde, (henüz) yaygın bir kullanım imkanına sahip olmadığından, zekatın hesaplanmasında, “temel ihtiyaç” listesine konulmayacaktır. Bu eşyaların fiyatlarının, herkesin zorlanmadan satın alabileceği limitlere düşmesi ve kullanımının yaygınlaşması halinde, aynı eşya, (belli bir süre sonra) temel ihtiyaçlar kategorisinde yer alabilecektir.

Bu kriterlerin ışığında, “yazlık”, “yat”, “özel uçak” temel bir ihtiyaç olarak kabul edilmeyecek, değeri üzerinden zekatı verilecektir. Aynı evde, birer adet otomobil, buzdolabı, televizyon vs., temel ihtiyaç olarak kabul edilirken, daha fazlasının “temel ihtiyaç” olup-olmadığı, her somut olaya göre belirlenmesi gerekir. Aynı şekilde, ihtiyaçla orantılı olmayan eşyaların da, “zekat matrahına” ilave edilmesi gerekir. Değeri ne olursa olsun temel ihtiyaçların tümün zekat kapsamı dışında kabul edildiği takdirde sorunun çözümü nispeten kolay olmakla birlikte, ürünün değerine göre zekata tabi olması, objektif kriterleri gerektirmektedir. Malın “ortalama değeri” bir kriter olabilir. Ortalama fiyatların belirlenmesinde, vergi yasaları ve ürün kataloglarından yararlanılabilir.[7] Bir eşyanın ortalama fiyatın üzerindeki değerinin zekatının hesaplanmasına örnek verecek olursak; zekatı hesaplanacak üst sınıfta yer alan bir aracın değeri 80.000 YTL, orta sınıf bir otomobilin değeri ise, 50.000 YTL olsun. İkisi arasındaki fark (30.000 YTL), “zekat matrahı” olacaktır. Zekata tabi bir eşyanın, zekatın hesaplandığı tarihteki değeri esas alınacağından, üst sınıfta yer alan bir otomobilin 2.el değeri “ortalama” fiyatın altına düştüğü takdirde, zekat kapsamı dışında kalacaktır.[8]

Zekat Matrahı:
Zekatın hesaplanmasında yapılan yanlışlıklardan biri de, “zekat matrahı” ile ilgilidir. Zekat hesaplanırken, önce, “havaici asliye” malvarlığından ayrılacak, geriye kalan malvarlığından (varsa) borçlar düşülecek,  kalan malvarlığından da bir yıllık geçimi karşılayacak miktarda pay ayrılacaktır. Bütün bu işlemlerden sonra geriye mal artar ise, arta kalan kısım (üzerinden bir yıl da geçmiş ise) zekatın hesaplanacağı “zekat matrahı” olacaktır. Ancak fıkıh ve ilmihal kitaplarında gelir getiren mallarda zekat, malın değerinden değil, gelirinden hesaplanmaktadır. Oysa zenginliğin ölçütü sadece gelir (kazanç/kar) değil, malvarlığıdır.[9] Zekatın, “malın kırkta biri” şeklindeki klasik tanımı da, bu görüşü doğrulamaktadır. Zekatın gelir getiren mallarda gelirinden hesaplanması için, zekat oranının yüksek olması gerekir. Zekat oranının (%2,5) seviyesi[10] dikkate alındığında, böyle bir yönteme başvurulamaması gerekir. Zekat miktarının düşmesi, bu ibadetin sosyal etkilerini de önemli ölçüde azaltacaktır.
Örneğin, birden fazla konutu olan birinin, her iki duruma göre (kira-mülk), ne kadar zekat vereceğini hesaplayalım. Birinin, her biri 100.000 YTL değerinde, 5 tane evi ve her birinden aylık 500 YTL kira geliri olsun. Zekat, kira gelirinden hesaplandığında, zekat matrahı (500 YTL x 12 ay x 5 konut =) 30.000 YTL, zekatı ise, (X % 2,5 =)750 YTL olacaktır. Zekat, konutun değeri üzerinden hesaplandığında ise, zekat matrahı (100.000 YTL X 5 konut =) 500.000 YTL, zekatı ise, (x %2,5=) 12.500 YTL olacaktır. Zekatın hesaplanmasında (mülkün değeri yerine) “kira gelirinin” esas alınması, toplanacak ve dağıtılacak zekat miktarını önemli ölçüde düşürmektedir. Zekat kira gelirlerinden hesaplandığı takdirde, kira geliriyle (borçlanarak) sürekli konut alan biri, borç zekat matrahından düşüleceği için, (30 konutu dahi olsa) hiçbir zaman zekata tabi olmayacaktır. Yine aynı örnekten hareketle, sahip olduğu 500.000 YTL ye 5 tane konut satın alarak kiraya veren kişi 750 YTL, bu parayı nakit veya döviz olarak saklayan ise 12.500 YTL, zekat ödeyecektir. Böyle bir uygulamanın, kendi içinde tutarsızlığı bir yana, zekatın amaçlarıyla bağdaşmadığı da açıktır.
Sonuç olarak, temel ihtiyaçlar zaman içerisinde sürekli değişmektedir. Bu değişimin, zekatın hesaplanmasında dikkate alınması kaçınılmazdır. Ele aldığımız konu, içtihadı gerektiren “yeni” konular olmayıp, fıkıh ve ilmihal kitaplarında, yüzyıllar boyunca benimsenen “kale gibi sağlam kriterlerin”, aynı ilkeler ışığında, günümüze uyarlanmasından ibarettir. İslam’ın beş temel şartından biri olan “zekat” Allah’ın emri olup, aslolan Allah’ın(cc) rızasına uygun hareket etmektir. Bu ibadet, bir yıl boyunca (çeşitli nedenlerle) kirlenen malları da “temizlemekte”dir. Kitaba uygun ancak amaca uygun olmayan hesaplamalar, malı temizle(ye)meyecek, bizleri de, zekat yükümlülüğünden kurtaramayacaktır. Bunun için müminler, temel ihtiyaçlarını, (yukarıdaki açıklamalarımız ışığında) şüpheye mahal vermeden, en güzel şekilde tespit etmeli, zekatlarını “eksiksiz” olarak hesaplamalı, vergileri için gösterdiği duyarlılığı, zekat için de göstermelidir. Farzı muhal, zekatı fazla hesaplamış olsalar bile, karşılığını öte tarafta fazlasıyla göreceğinin bilincinde ve adli ilahinin rızasına uygun hareket etmenin huzuru içinde olacaklardır.



[1] Zekatın matrahı, zekata tabi olan bir malın zekatının nasıl hesaplanacağını ifade etmektedir.
[2] Örneğin, bazı marka saatler, on binlerce dolar değerinde olup, özel üretilen bazı saatler, yüz bin doları aşmaktadır. Altından üretilen, saat, çakmak vs. lerin değeri, metal değerinin  çok üzerindedir. Süs eşyası (mücevher) olarak kullanılan pırlantaların irileri, konuttan bile daha değerlidir. “Takım elbise bile, 25.000.-USD ye ulaşabilmektedir.”
[3] Temel ihtiyaçlar deyimi, “havaici asliye” deyimini tam olarak karşılamamakla birlikte, Türkçe’de en uygun karşılığıdır. “Zaruri ihtiyaçlar”, “zorunlu ihtiyaçlar”, deyimleri, (zorunluluk içermesi ve kapsamının daha dar olması nedeniyle), “havaici asliye” deyiminden oldukça uzaktır.
[4] İcra İflas Yasasında, borçlunun “oturduğu meskeni” haczedilemeyecek mallar arasında sayılmakta ancak meskenin çok kıymetli olması halinde, mesken ihtiyacını karşılayacak bir miktar (satış bedelinden) ayrılmak şartıyla, lüks meskenin satılmasına izin verilmektedir.
[5] Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
[6] Yazlık, yat vs. gibi
[7] Her firma, farklı gelir grubuna hitap eden farklı modeller üretmektedir. Örneğin, otomobil firmaları, farklı gelir gruplarına yönelik, farklı trendlerde araç üretmekte, yine, hemen her ülkede, lüks sınıfa giren araçlara, daha fazla vergi tahakkuk ettirilmektedir.
[8] Böyle bir yöntem, lüks tüketime yönelişi sınırlayacağı gibi, bu mallar tercih edilse bile, aradaki farkın zekatı, –ekonomik açıdan ihtiyaç sahibi- alt tabakaya aktarılacağından “sosyal adaletin” tesisine katkı sağlayacaktır.
[9] Çağdaş devletlerde, vergi, sadece gelirden değil, mülkten de (emlak vergisi) alınmaktadır. Bu da, mülkün, zenginlik aracı olarak kabul edildiğini göstermektedir.
[10] Günümüz vergi sistemlerinde, mal, her aşamada (üretimde, satımda, temlikte)  her işlemde vergiye tabi olup, vergi oranları, %5 lerden, %50 lere kadar uzanmaktadır. Yılda bir kez, net zenginlikten ödenmesi gereken %2,5 zekat nisabı, vergi oranlarıyla kıyaslandığında son derece düşüktür.

Yorum
Üretici-Satıcı-Tüketici Çarkı
Yazar kubha açık 2008-02-19 13:30:22
Zekatın hikmetlerinden biri bu üç dişlinin ahenkli hareket etmesine katkı sağlamasıdır. Zekat sayesinde servetler 40/1 oranında mal veya nakit olarak piyasaya çıkar. Allah bu oranı yeterli görmüştür. Demekki bu oran dengeyi sağlamaya yeterlidir. 
 
Kişi pahalı bir köşk veya araba veya cep telefonu aldığında da servet o eşyanın fiatı düzeyinde azalır, piyasaya çıkar. Yani üretici-satıcı-tüketici çarkına girer. Dolayısıyla, zekat ile ulaşılması hedeflenen amaca hizmet edilmiş olur.  
 
İfade edilmek istenen israfı önleme gayreti ise bu ayrı bir başlık altında üzerinde durulması gereken bir konu. Zekat ve israf etmeme birbiriyle doğrudan ilgisi olmayan konular. 
 
Bu anlamda yazarın zekatın matrahı ile ilgili tezini çok mantıklı bulmadığımı belirtmek durumundayım. 
 
Ancak zekatın matrahı ile ilgili bu beyin fırtınası, israf etmeme bilincini hatırlatması bakımından olsa bile çok önemli ve faydalı. 
 
Teşekkürler...
Biraz insaf..
Yazar Mesut2 açık 2008-02-19 23:32:45
Zekatın "üretici/Satıcı/Tüketici" dişlilerinin ahenkli hareket etmesine nasıl katkı sağladığını ben anlamış değilim..  
 
Kubha isimli arkadaşımız Ticaret ile Zekatı karıştırmış herhalde.. Zekatın amacı üretimi artırmak, tüketimi teşvik etmek değildir, olamaz da.. Zekatın temel amacı, mal ve Servet'in zenginler arasında dolaşıp durmasını engellemektir (Haşr-7). 
 
Pahalı bir köşk yahut arabanın alınmasını, üretici/satıcı/tüketici çarkına girdiğinden yola çıkarak netice olarak "Zekat ile ulaşılması hedeflenen amaca hizmet edilmiş saymak, Sait Çekmegil'in tabiriyle tam bir gaflettir, cehalettir.. Arkadaşımız Ticaret ile Zekatı fena halde karıştırmış diye düşünüyorum. 
 
Yazarın bu yazısında, zekatın matrahı yönündeki klasik anlayış, biraz vicdan ve iman terazisine vurarak değerlendirmiştir. Esasen zekatın hesap yönünden ziyade, vicdani yönünü hatırlatan birçok ayet vardır. “(Ey Muhammed), servet sahiplerinin mallarından zekat al; zekat onların mallarını temizler, vicdanlarını arıtır.”(Tevbe-103).  
 
Zekatın matrahı ile ilgili bu yazı, mantıksız görülen, istiskal edilmek suretiyle sadece bir beyin fırtınası şeklinde geçiştirilmeye çalışılan bir yazı olmamalıdır. Zülf-ü yâre dokunsa dahi, dikkat edilmesi gereken önemli bir yazıdır diye düşünüyorum.
selamlar
Yazar selahaddin açık 2008-02-20 16:38:46
Bizzat sait çekmegilin görüşünün de yazar kubha ile aynı olduğuna 1. elden vakıfım.Kendileri bizzat bir tartışmada benzer izahda bulumuşlardı.İslamın böylece servetin hapsedilmesini engellediğini.Yatırıma dönüşmesinin böylece teşvik edildiğini izah etmişlerdi. Altının meskene dönüşmesi pek tabiki ekonomik canlılık demek. Hatta mevcut mesken istifadeye sunulmuyorsa (kiralanmamışsa) değeri üzerinden zekatlandırılacağıda ifade edilmişti fıkhi kaynaklara rucu edilerek. Diğer türlü biriktirip biriktirip sayanların önü açılmış olacak pek tabiki.Yatırıma dönüştüğünde toplumun istifadesine sunulmuş olacak. Cüneyt Beye şunuda söylemek isterimki mevcut resmi vergileri verirken zaten bunalan müslümanlar vicdanen rahat olsunlar. Onlar zaten kahramanlar Hem devlete verdikleri gibi Dönüp rablerinin emri olanıda gönülden yerine getiriyorlar. Bir manada çifte vergilendiriliyorlar ama yinede şükrediyorlar buda hesaba katılmalı bence. Selam ile
Tebrik
Yazar girisim açık 2008-02-21 10:44:15
Arkadaşı olmaktan iftihar duyduğum Cüneyt'in yazılarını bizlere ulaştıran Kriter'i bu hizmetinden dolayı tebrik ederim. Cüneyt yazısında, akademik uslubla bir konunun nasıl işlenebileceğinin dersini vermiş adeta. 
Mesud mahlasıyla eleştiren karseşin, beyin fırtınası sözüne niçin bu kadar karşı çıktığı anlaşılmıyor. Bu söz batıda düşünülen, aktarılan bilginin kuvvetini göstermek için olumlu anlamda kullanılıyor. Kriterde yayınlanmış ve bir avukat tarafından tarafından yazılmış yazıya 'fetva' denilemeyeceğine göre başka nasıl iltifat edilebilir ki? 
Selamlar 
Raci D.
Vikipedi'den beyin fırtınası
Yazar kubha açık 2008-02-21 11:33:43
asıl çeviri anlamı fikir fırtınası: olduysada zaman içerisinde Beyin fırtınası: olarak bir şekilde ister istemez bu şekilde benimsenilmiştir. 
 
Beyin fırtınası: Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi. Bu kavram bir reklamcı olan Alex Osborn tarafından geliştirilmiştir. 
 
 
Tanım: [değiştir]Beyin fırtınası, tek başına veya bir grupla yapılabilir; Beyin fırtınası sırasında fikirlerin akla gelir gelmez, açığa çıkması istenir. Fikirler başta yargılanmaz ve eleştirilmez, hiçbir fikir saçma olarak değerlendirilmez, böylece kişinin tüm fikirlerini çekinmeden, aklına geldiği gibi sunması sağlanmaya çalışılır. Yargılama yapılmadığı için fikirlerin birbirini besleyeceği ve evrileceği varsayılır. 
 
Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek, hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan üretimci bir tekniktir. 
 
 
Kullanım Alanları: [değiştir]Yeni ürün geliştirilmesi: Yeni ürünlerin yaratılması veya varolanların geliştirilmesi için.  
Reklamcılık: Ürün kampanyası geliştirmek için.  
Problem çözmek: Temel nedenler, alternatif çözümler, etki analizi.  
Üretim yönetimi: İşin ve üretim aşamalarının geliştirilmesi.  
Proje yönetimi: Müşteri isteklerinin belirlenmesi, risklerin saptanması, kaynakların, görevlerin, yapılabilir olanların, sorumlulukların ve sorunların belirlenmesi.  
Takım oluşturma: Katılımcıları düşünmeye teşvik ederek fikirlerin paylaşılması ve tartışılması.  
 
 
 
kıymetli kardeşim
Yazar burhan açık 2008-02-24 12:58:11
az gündeme gelen bir konuda çok faydalı çalışmalar yaptıgınız için teşekkür ederim.genellikle zamanı ve şartları kaıştırıyoruz.zekat gündeme gelince mekke de bütün malını harcayan hz peygamber ile hz ebubekir in konumları da hatırlanmalı.biz islamın tam yaşandığı konumlarda zekatın durumununu tartışıyoruz.infak ve zekat anlatılırken mekke ve günümüz baglantısı da kurulmalı sanıyorum.malımız da canımız da gerektiğinde verilmeli degilmi?selamlar.
Burhan Bey'e
Yazar akifbayram açık 2008-02-25 11:58:08
Yazar malımızı alırken ölçülü olmaya çalışmış. Fakat Burhan kardeşimizi bu kesmemiş anlaşılan. Hem malımıza hem canımıza kasdediyor. Bunun bir ortayolu yok mu?

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 22-02-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 271 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
29497086 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net