26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Tahrip Edilen ve Uydurulan Yer Adlarımız Hakkında
Tahrip Edilen ve Uydurulan Yer Adlarımız Hakkında PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 13
KötüÇok iyi 
Yazar Ramazan Topraklı   
19-12-2008

Tahrip Edilen ve Uydurulan Yer Adlarımız Hakkında
                                                                                                  
                                                       Ramazan Topraklı

        Hamideli’nin[1] Gelendost kazasının Kötürnek köyü benim vatanımdır. Köyümün geçmişini araştırırken Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün 1993 yılında neşrettiği ve Hicrî 937 tarihli Muhasebe-i Vilâyeti Anadolu ve Rum-ili Defterleri’ne göz atarken, aşağıda görüldüğü üzere, İne, İne Bey, İne Gazi ve benzeri kelimelere sıkça rastladım. Bunları, bilgi bâbında, aşağıda sunuyorum:

     (Kısaltmalar;  vt.- Vilayet, Lv.- Liva, kz.- Kaza, n.- Nahiye, k.- Karye, m.- Mahalle, mz.- Mezra, çf.- Çiftlik, çr.- Çayır,
 y.- Yaylak, ot.- Otlak, zm.- Zemin, kl.- Kal’a, b.- Bazar, c.- Cami, md.- Mescid, ms.- Medrese, zv.- Zaviye, nf.- Nefs)

[1] Hamit veya Hamideli Sancağının merkez kazasının Isparta olan adı 1891 yılında Hamidabat olarak değiştirilmiş olup son zamanlarda seyrek olarak Isparta adının da kullanıldığını görüyoruz. Ek- 2 de görüldüğü gibi 24. 10. 1926 tarih ve 4248 sayılı “iki isimli vilayetlerimizin yalnız bir isimle yadedilmesine dair kararname” sadece merkez ilçeyi kastetmesine rağmen, yanlış bir uygulamayla merkez ilçenin adıyla birlikte Vilayetin adı da Isparta olmuştur. Yalvaç, Karaağaç, Eğirdir, Uluborlu ve Keçiborlu nasıl birer ilçe adıysa Isparta da sadece Merkez İlçe veya Şehrin adıdır. 650- 700 yıl hep böyle olmuştur. Kocaeli – İzmit, Hatay- Antakya buna birer örnektir. Bahsedilen kararname ile Vilayetin adı Hamideli, merkez ilçenin veya şehrin adı ise Isparta olmalıydı.

İne-beyi ve İne-beyi çf., (Ayvalu k. Simav kz.,Lala ve Ulu-kayı k. Uşak kz., Sungur k. Sazanos n., Yalnız-saray k. Arslan-Apa n., Yukaru-Acep k. Kütahya kz.,) Kütahya Lv.
İnehan ve İnehan çf.,  (Ak-kilise k. Eğri-göz kz., Karaca-kaya k. Kaş-yeňice n., Köpek ovası k. Sazanos n.) Kütahya, Lv.
İne Bey-oğlu cemaati, Yankuca mz.,Saruçam n. Adana Lv.
İne Bey Hacılu Cemaati, Küreciyan taifesi, Yörükan-i Maraş, Maraş Lv.
İne Bey Hacılu cemaati, Öküz-ini mz., Süleymanlu n., Boz-ok Lv.
İne Beylü cemaati, Pöhrenklü mz., Gedük n., Boz-ok Lv.
İne-beyi mz.,(Göl kz., Göynük kz., Söğüt kz.), Hüdavendigar Lv
İne-bey subaşı İmareti, Balıkesri nf. Hüdavendigar Lv
İne Bey evladı Bölüğü, Kara-hisar-i Develü n., Niğde Lv.
İne-bey-piri k., Yeňice-i karasu kz., Sol kol kazaları, Rumeli
İnehan-pınarı dolabı, Yaylacık k., Selanik kz., Sol kol kazaları, Rumeli
İne-küpe k. Murtazaabad kz. Ankara Lv. (Şimdi İne olarak kullanılıyor. Kazan- Ankara)
İne-beği veled-i Atmaca, Merd-i Kal’a-i Samapor, Hersek Lv.
İne-beği veled-i Atmaca Çf.,Piripodn.HersekLv.
İne–oğlu ve İne–oğlu mz., Akyazı kz. Hüdavendigar Lv.
İne-düğün-özü divanı, Hızırbey-ili kz., Bolu Lv.
İne-göl-i Hızır k., Şile kz., Koca-ili Lv
İne Ali ve İne Ali m., Manisa nf., Saruhan Lv.
İne Ali baba ve İne Ali baba zv., Manisa nf., Saruhan Lv.
İne b., Oniki-divan kz., Bolu Lv.
İne Gazi, Hüdavendigar Lv.
İne Bey, Karasi Lv.
İne k., Kütahya kz.
İne ile ilgili isim listesinin devamı, yazının sonuna Ek- 1 olarak eklenmiştir.

          Şehr-i Zor (Kerkük) Sancağı’na ait 111 sayılı mufassal tahrir defterinde (1536 yılından sonra) de şunlara rastladım:
İne Beğ veled-i şeyhi, karye-i Hurmatı-yı Tezek, tabi-i Kerkük
Cum’a veled-i Davud, Karye-i Çubgan, tabi-i Dakük
Cum’a veled-i Yolu, Cema’at-i Gebran, Kerkük, tabi-i mezbur
Cum’a veled-i O, Cema’at-i Yahudiyan, Kerkük, tabi-i mezbur
Cum’a birader-i O, Karye-i Evcüş
İne Beğ veled-i Mazhar, Ta’ife-i Sülduz, tabi-i Kerkük, cebelü
İnehan veled-i Davud, Karye-i Süslü ve Keritan(Kertan), tabi-i Nilkaz  


İne Beğ veled-i Mahmud
İnedin veled-i O, Cema’at-i Sadat, Karye-i Babık
İne Beğ veled-i Hasan, Karye-i Evcüş
İne veled-i Abbas, Karye-i Lasun, Tabi-i Dakuk
İne Beğ veled-i Tur’Ali, karye-i Ali Saran
İne veled-i Hasan, karye-i Hurmatı-yı Tezek
İne Beğ veled-i şeyhi
İne-Bey veled-i O., karye-i Pulava
İne beğ veled-i mazhar, Taife-i Sülduz
İne-beğ veled-i O.,karye-i Helmin
İne-Bulağı mz. Kerkük n.
İne-hoca mz., (meş’ale  mz.), Musul Lv.
İne-beyimz.,(meş’alemz.),MusulLv

                                                          

         Adı geçen defterde, eynel veled-i isa bulunduğuna göre, bazılarının dediği gibi,  ine ile eyne  ve defterde Güzel ismi de geçtiğine göre, ine ile güzel de aynı değildir herhâlde diye düşünüyorum

         Eski defterler incelendikçe, Karahisar (Serik) yanında İnediğin köyü, Korkuteli çayı kenarında Karadiğin köyü,  İnegöl’ün doğusunda Göl kazası ve Gölyusuf mezrası, Akyazı kazasında Gölbeyi köyü, Manisa’da Gölbeyi nahiyesi, Menemen’de Gölbeyi,  Zağra-i Eskihisar kazasında Göllükend köyü ve 1391 yılında Eğirdir’de Hacı Hızır bin Gölbey isimlerine rastlanır.
Göl, Gölyusuf ve Gölbey birer insan ismi olmalıdır.


        Öte yandan, DLT de Köl veya Göl kelimesinin aşağıdaki şekilde kullanıldığı görülmüştür.
Köl Bilge Khan=Uygur Hanı’nın ungunu,
Köl İrkin—Karluk büyüklerine denir. Aklı göl gibi toplanmış, dolmuş demektir. İrkin=birikme, toplanma mânâsına geliyor. İrkmek=Birikmek, toplanmak demektir.
Ay – köle adlarından
AykölUç yakınında bir yer adı (İneköl= İnegöl adına dikkat)
Ayas – kölelere verilen adlardan
Köl yani Göl kelimesinin insanlara ad olarak verildiğini düşünüyorum. Bilgi yüklü, bilgi dolu, akıllı, tecrübeli, kalabalık veya büyük bir aşiret anlamlarına gelebilir.
         Bu kadar çok “ine” kelimesine rastlayınca meraklandım ve ine’nin ne anlama geldiğini, hangi dilden olduğunu, mingayrihaddin, araştırmak istedim. İne hakkında, ilgili zatlara sorular sordum.
          Ayrıca, ine kelimesinin bazı isimlerin önüne gelmesi dikkatimi çekmişti. Bilhassa Hamit Livası Uluborlu kazasının İnhisar köyüne halkın, hâlâ “ine sara” dediği aklıma geldi. İne Sara’nın adını halk doğru söylüyordu da, herhalde mahallî idarecileri anlayamadığı kelimeyi, bir yakıştırma ile yüzlerce yıl “ine sara” olarak telaffuz edildiği düşünülmeden, işin kolayına kaçarak, belki de o günkü genel eğilimlerin etkisiyle in ve hisar kelimelerini birleştirerek inhisar olarak değiştirmişlerdi. Böylece, bu yerin adı, 1946 yılı “meskûn yerler kılavuzu”nda da İnhisar olarak geçmişti.
          Öte yandan, Ankara’nın Yeğenbey Vergi Dairesi’nin yakınında İne-bey Sübaşı Hamamı’nın adının onarım gördükten sonra Eyne Bey Hamamı olarak değiştirildiğini gördüm. Eyne’nin ne olduğunu sorduğumda, Arapça ‘nerede’ anlamında olduğunu öğrendim. Osmanlı Devleti’nin resmî dili Türkçe olan bir devlet olduğunu bizim insanımız pek düşünemiyor, İne kelimesini hemen Arapça zannediyor. Bunda, Osmanlı yazısından Latin harflerinden uyarlanan yeni Türk yazısına geçişin büyük etkisi olmuş olmalı ki, insanımız Osmanlıcayı Arapça sanıyor. Hâlbuki Osmanlıca aslında Türkçe bir dil idi. Ortaya çıkan Latin kökenli yeni yazımız da yetersizdir, zîra Türklere has bazı harfler yoktur: Yeñi, yeni olarak, doñuz, domuz olarak ve bedenimizin bir uzvu olan el ile yabancı mânâsına gelen el aynı şekilde yazılması bunun bir delilidir.
        Ciddî yanlışlara birer örnek olmak üzere bâzı eserler de gösterilebilir. Meselâ, Sait Kofoğlu’nun  TTK[1] tarafından yayınlanan “Hamitoğulları Beyliği” kitabının 270. sayfasında ine-bey, Eyne-Bey; Isparta ÜN dergisinin 862. sayfasında ine Fuat oğulları, Eyne Fuat oğulları; TTK tarafından yayınlanan Cevdet Çulpan’a ait Türk Taş Köprüleri kitabı sf. 94 de Bergama’daki İne Bey köprüsü de Eyne Bey şeklinde yazılmıştır.
         Halil İnalcık Hoca’nın bir kitabında da, Kara-Tekin köyünün adının Kara-diğin, oradan da Karadin olduğunu okumuştum. Köy halkının Karadin adını beğenmeyerek başka bir isimle değiştirdiklerini hatırladım.
          Köyümün Kötürnek[2] olan ismini “kötü örnek”ten geliyor diye 1960 larda Madenli adıyla degiştirmiştik. Kötürnek’in ne anlamına geldiğini araştırmak zahmetli olduğu için, değiştir gitsin demiştik. Benzer gerekçelerle, Erzincan-Tercan’ın Kötür köyü Bağpınar yapılmıştır. Yakın köylerimizden Örkenez[3] Bağkonak, Gelegermi Kozluçay, Manarga Dedeçam, Zengibar Muratbağı, Nudura Göksöğüt, Doňaşa Çiçekpınar yapılmıştır. Ağab köyünün adı da Agop’tan geliyor diye Koruyaka yapılmıştır. Hâlbuki Ağab adının Ağ-âb veya Ak-âb adından gelme ihtimali daha yüksektir. Ağ+ab=(Ak+ab)=berrak su veya eski bir Anadolu medeniyetinde Akap=Tepe mânasına gelir ki, köyün oturduğu yerin kıyısında hem su kaynakları hem tepe olup, çok eski bir yerleşim yeridir.
          Öyle anlaşılıyor ki, Türkler, kendi kurdukları köylere ve mezralara kendi adlarını vermişler, daha önce kurulmuş olan şehir köy ve yer adlarını ise muhafaza ederek sadece kendi ağızlarına uygun hale getirmişlerdir. Türkler, yer isimleri konusundaki bu yaklaşımlarını binalar ve yapılar içinde sürdürmüşlerdir: fetih ettikleri yerlerdeki yapıları tahrip etmemişler, yıkmamışlar, sadece kendi medeniyetlerine, yani kendi örf ve inanışlarına uygun hale getirerek kullanmışlar ve böylece o yapıların yıkılıp, yok olmalarını önlemişlerdir.
          Yıkıp yok etmek, Batı’nın anlayışına, Yunan-Roma’ya ait bir özellik ve uygulamadır. Roma’nın Kartaca ve şimdi yeri dahi belli olmayan Galya’nın eski başkenti Alesiya’da yaptıkları bunun en çarpıcı örneklerindendir ve batıyı anlamamız için önemli ipuçlarıdır. Endülüs’ün başına gelenler de pek farklı değildir. Son zamanlardaki Bosna savaşı’nda Sırplar da Foça şehrindeki camiyi yıkmakla kalmayıp, yerine araba parkı yapmışlardır. Demek ki nereye ait olduklarını inkâr etmiyorlar.
Bu hususu belirten veciz bir olayı nakletmemde yarar görüyorum:


[1] Türk Tarih Kurumu

[2] Kötürnek 1530 da Afşar, sonra Ş.Karaağaç,1954 den sonra da Gelendost’un köyüdür.Örnek son 50-60 yılın kelimesi olup,Kötü DLT(Divan-ı Lügat-it Türk) de dam ,Kötür ise Kaldırmak-yükseltmek demekti ve Orhun Kitabelerinde de geçiyordu.Kötürmek bugün kullandığımız Götürmek ile aynı kelimeydi.

[3] Örkenez,Gelegermi,Manarga,Ağap ve Bahtiyar Yalvaç kazasının köyleridir.Nudura,Zengibar ve Doňaşa Karaağaç kazasının köyleridir.Nudura veya Nudra ismi Kırşehir taraflarında yaygın olan Noduran cemaatiyle alakalı olabilir.Zengibar’a halk hala Zengiler demekte olup,1530 defterlerinde de Zengiler yazılmıştır.Donaşa ise atalarımızın  bin yıl evvel kullandığı Türkçe bir kelime olduğunu zannediyorum.Tonğa ve Şa dan meydana gelme birleşik isim:Toňaşa-Doňaşa veya Tonğar(soğukdan doňar) ile Şa ‘dan oluşan bir isim Doňarşa. Ayrıca, Mamaşa, İnanşa, Çaňşa, Urumşa ve Menteşa kelimelerinin kişi ve yer adları olarak kullanıldığını görüyoruz.
Bosna’daki Koniç (Atlılar) köprüsünün temel atma töreninde konuşan bir Boşnak yönetici:

” Bize komşularımız siz hangi taraftansınız diye soruyor. Bu köprüyü ilk defa Kanuni zamanında Türkler yaptılar. 1945 yılında Alman uçakları bombaladılar. İşte gördüğünüz gibi şimdi yine Türkler yapıyorlar. Mostar Köprüsünü XVI. asırda Türkler yaptılar. 1993 de Hırvatlar, bilerek ve isteyerek bahusus top atışlarıyla yıktılar. 2005 yılında yine Türkler yaptılar.[1] Biz de her zaman olduğu gibi yıkan değil, yapan taraftan olduğumuzu söylüyoruz.demiştir.  
            Maalesef, Türkler olarak, biz de, 1936 da Karaağaç Zekeriya Paşa mescidini, 1950 li yıllarda İstanbul’da yol açmak bahanesiyle yüzlerce tarihi eserimizi, Araplar da Ecyad kalesini yıkabildiğine göre İslam âlemi olarak artık, kendimizi tamamen batılılaşmış kabûl edebiliriz. O kadar batılı olduk ki, batı âlemine ait eserleri korumaya alıp, aynı batılılar gibi yalnız ve sadece İslâm medeniyetine ait olan eserleri yok ediyoruz.
            Biz tarihî mirasımız olan binaları yıkmakla kalmıyor, aynı zamanda bir başka miras ve tapu senedi olan yerleşim yerlerinin isimlerini de değiştiriyoruz. Hem Selçuklu, hem de Osmanlı zamanlarında birçok kavimle birlikte, genellikle de karışmadan yaşamış olduğumuz bilinmektedir. Bu isim değiştirme hastalığı bize Avrupa’dan geliyor. Balkanlarda 500-1000 yıllık Türk isimleri değiştiriliyor. Batı ile farkımız şu ki; onlar Türk isimlerini atıp kendi isimlerini alıyorlar. Biz ise kendi isimlerimizi atıp uydurma isimler alıyoruz. Hatta bu konuda o kadar ileri gidiliyor ki, Batılılar’ın isimlerini hortlatıyoruz. Son zamanlarda cehalet o kadar ileri gitmiştir ki; komşu köyümüz 7- 8 yüzyıllık Bahtiyar köyünün adının bile, orada daha önceleri yaşamış Bahtek isimli bir gâvurun adından geldiği söylenmişti. Ülkemizde yer isimlerinin değiştirilmesinin çok yanlış olduğunu düşünüyor, ister istemez bize söylenmeyen, söylenmek istenmeyen bir sebepten dolayı değiştirildiğini düşünüyorum.
[2] Deniz üzerindeki saman çöpünün dalgalarla her tarafa sürüklemesi misali, kökleri olmayan insanlar ve cemiyetler de güçlü milletler tarafından her tarafa çekebilirler.
 
            Bu girizgâhtan sonra biz yine “ine” kelimesine dönelim.  İnegöl Belediyesi’nin internet sayfasında İnegöl adının kaynağı hakkında şunlar yazılmaktadır: “ilk Osmanlı eserlerinin birçoğunda şehrin ismi genellikle ine-göl (ayna-göl) şeklinde yazılmıştır. Ayrıca Osmanlı döneminde refah, huzurlu, mamur  yahut konumu itibariyle ayrıcalığı olan şehir ve yerleşim adlarının başına ‘ine’ kelimesi getirilerek vurgu yapılmıştır. İne bahtı, ine bolu, ine çay, ine oba gibi. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde ise şöyle açıklama yapılır. İnegöl ‘ezine göl’den türeme bir isimdir. Bu şehir fethedildiğinde Ezine günü yani Cuma günü imiş. Türkler bu isimdeki ‘ez’ harfini kaldırarak ine göl derler. Hala bu diyarlarda camilere “ine Damı” yani Cuma Camisi derler. Önceleri göl kenarında Cuma kılındığı için de ine göl derler. İnegöl ismi kaynağı için; efsanelere dayanılarak farklı yorum ve değerlendirmelerde halk arasında anlatılır.” denmektedir…
2007 Mayıs ayında, İnegöl tarihi hakkında çalışma yapan Recep Akakuş Bey’e konuyu sorduğumda;“ ine; merkez, ana, esas veya ilk manalarına gelmektedir. İnegöl’de hâlâ ine çay, ine çeşme gibi isimler vardır” dedi.
Fakir de, yukarıdaki izahtan, yâni camilere ’ine damı’ yani Cuma Camisi derler cümlesinden hareketle, ine’nin anlamını Cuma camisinden çıkarmak gerekir diye düşündüm. Bu yüzden de, dikkatimi Cuma’nın şartlarına teksif ettim. Cuma’nın şartlarının içinde müsaade edilmiş olması ve hürriyet dikkatimi çekti. Müsaade edilmesi demek, müsaade eden bir gücün varlığını gösterir ki, o güç orada güvenliği sağlar. Cuma kılabilmek için Cuma kılınan yerin güvenlikli olması ve Cuma kılan insanların da hür olması gerekir. İne damı demek güvenlikli ve emniyetli ev veya mekân demektir. İne kelimesi bir insanın adının önüne gelirse güvenilen insan yani emin adam, İne bir yerin adının önüne gelirse güvenlikli, huzurlu yer mânâsına gelebilirdi.
Türkçe sözlüklerden inam
[3] , inan[4] , inamak[5]; güvenilen, itimat edilen, doğru, emin mânâlarına gelir.  Ayrıca, hâlâ Karaağaç ve civarında bana inamın yok mu denir, yani bana güvenin yok mu demektir. İnam > ina > ine veya inamak > ina > ine şeklinde değişikliğe uğrayarak kullanılmış olabilir.          
Bütün bu izahatlara rağmen kalbim tam mutmain olmuyordu.
Hicri 834 (M 1430) da Eşref bin Muhammed’in yazdığı ve Dr. Bedii N. Şehsuvaroğlu’nun 1961’de yeni harflerle neşrettiği (TTK¹ yayınlarından) Türkçe tıp kitabı olan HAZA’İNÜ’S SAA’DAT’ı okurken, inenmiş kelimesinin burulmuş, iğdiş edilmiş anlamında kullanılmış olduğunu ve Ali Bin İne Hace ismine rastladım. Buradaki inenmiş ve Ali Bin İne Hace kelimeleri Hicri 834 yılında Kostantiniyye’nin fethinden yaklaşık 20 sene kadar önce kullanılmıştı. Demek ki, bu gün bizim enemek olarak kullandığımız kelime Miladi 15. asrın başlarında inemek olarak kullanılıyordu. Sütçüler kazasının Bekirağalar köyü ve civarında, burulmuş veya iğdiş edilmiş tekelere hâlâ inenmiş deniyor. Buna benzer olarak, Enemek-ennemek-enlemek-en vurmak- en yapmak tâbirleri de şöyle kullanılmaktadır:
1-Bu gün ülkemizin birçok yerinde küçükbaş hayvanların bilhassa koyunların kulaklarının (birini veya ikisini) bir kısmını belli bir şekilde keserek koyun ve kuzulara bellik yapmaya enemek, enlemek, ennemek
[6], en vurmak veya en yapmak denir. Bazen koyunları, kuzuları enedik (enledik-ennedik) denir. 15.asırda olsaydık kuzuları inedik deyecektik. Şayet bir çobana kaybolan kuzumuzu sorsak; çoban bize koyununuzun veya kuzunuzun eni nedir diye sorar, yani koyununuzun işareti ne, belliği ne, izi ne, mührü ne veya damgası ne demek ister. Buradan hareketle, eni olan birine veya bir yere ine deniyor olmalı. O halde ine bey, belli bir izi, belli bir işareti veya belli bir damgası olan bey demektir. İne gazi belli biri izi veya işareti olan gazi demektir. Belki de savaşta yaralanıp da bir iz taşıyan gazi ye de ine gazi deniyor olabilir.
deniyor olabilir.
          2-Kendi köyümde yakinen vakıf olduğum; 1950- 1960 lı yıllarda buğdayların hasat zamanı, tohumluk yapmak için iyi başaklı buğdayları seçerek saplarını keserdik ki, bu yaptığımız işe buğday enedik derdik. Buğday enemede üç önemli husus vardır: a) kesme yapılıyor olması b) tohumluğun; arpa, çavdar, yulaf vs. gibi yabancı bitkilerden ayrılması c) daha iri ve dolgun başakların seçilmesi. Şayet, 15. asrın başlarında yaşamış olsaydık buğday enedik yerine buğday inedik diyecektik. İnebey ve inegazi de seçilmiş veya seçkin bey, seçkin gazi olacaktı.
         3-Enemek: burmak, iğdiş etmek mânâsına da gelir. Hayvanın haya ve damarlarının çeşitli usullerle kesilmesine de enemek denmektedir. Haza’inüs’Saadat kitabında enemek kelimesi, inemek olarak yazılmış. Cümlede inenmiş ( إننمش) olarak geçiyor. O zamanlarda hayvanları iğdiş etmek adetti; lâkin insanların iğdiş edilmesi veya hadım edilmesi olayı var mıydı bilmiyorum. Yine kitapta Ali bin İne Hace (İne Hoca)’deki İne Hoca iğdiş etmekten gelmiş olsaydı İne Hoca’nın yani İğdiş bir adamın oğlu olamazdı. Halbuk’i Ali, İne Hoca’nın oğludur. Yine ine iğdiş olmuş mânâsına gelseydi yazımızın başındaki ine-oğlu bulunmazdı.
        Bu izahatlardan anlaşılıyor ki en kuvvetli ihtimalle ine: bellik, işaret, iz, mühür veya damgası olan adam veya mahal anlamına gelmektedir. İne-damı da damların içinde farklı olan, içinde cemaatle namaz kılınıp hutbe okunarak belliklenmiş dam veya diğer damlardan ayrılmış olan ayrıcalıklı olan dam ‘ine-damı’ mânâsına gelebilir.
        1611- 1683 yılları arasında yaşamış Evliya Çelebi’nin yorumuna göre ise, İne=(Ez)+ine= Cuma. Yani İne bugün Cuma olarak kullandığımız kelimenin karşılığıdır. Bugün bizim çocuklarımıza ad olarak verdiğimiz Cuma isminin 111 numaralı Kerkük Mufassal defterinin dışındaki 1530 tarihli defterlerde hiç rastlanmamış olması, Cuma yerine geçen bir ismin olması gerektirdiğini ister istemez akla getirmektedir. Hatta Bursa’da tarihî bir köy olduğu söylenen Cumalı Kısık köyünün adı 1530 defterlerinde görülmemektedir. 1530’lu yıllarda Arapçanın yoğun konuşulduğu bölgelerde Cuma ismine rastlanılmasına rağmen batı Anadolu ve Rumeli vilâyetlerinde pek görülmemektedir. Selçuklu dönemindeki Farsçanın etkisinin Osmanlı döneminde yavaş, yavaş azalarak yerini Arapçaya terk etmesiyle İne kelimesinin yerini, Cuma kelimesinin aldığı söylenebilir.
      Türk dilinin Farsça’nın etkisinde kaldığı doğrudur. Türkler Anadolu’ya gelirken İran’da uzun süre kaldılar. Esasen, Fars dili ve kültürü bizleri daha Türkistan’da iken etkilemeye başlamıştır. Lâkin Türkler ve bilhassa Türkmenler, hayvancılığa çok önem verdiklerinden ve hayvancılık onların her şeyi olduğu için, hayvancılıkla ilgili kelimelerin Farsçadan etkilendiği kanaatinde değilim. Hayvanı iğdiş etmeye hâlâ burmak diyoruz. Anadolu’nun çok yerinde koyun enemek, ennemek veya enlemek, koyunların başkalarının koyunlarından ayırt edilebilmesi veya karıştırılmaması için koyunun kulağını belli bir şekilde kesmeye deniyor. Her koyun sahibinin en’i farklıdır. Afrika’da bazı kabilelerde kabile işareti olarak yüzlerine çizik atıyorlar. Türklerde de böyle bir olay olmuş mudur bilemiyorum.
     1946 tarihli Meskûn Yerler Kılavuzu’ndan alınan “ine” ile alakalı yer adları da şunlardır:
1- İne  muhtarlık-Bitik (Kazan) Ankara. 1530 defterinde Ankara Livası Murtazaabad kazasının bir karyesi olup, İne-küpe olarak geçiyor. Küpenin mânâsına bakacak olursak şunları görürüz: Kübe (küpe) yarık = Demirden yapılmış zırh (DLT). Küpe’nin halka şeklinde olması ve Türk zırhlarının çelik halkalardan yapılmış olmaları küpe hakkında bir ipucu verebilir.
Küpe adı, demir, çelik, sağlam veya güçlü anlamına gelebilir.
1530’da Ankara’nın Çubuk kazasında Karaca-ine diye bir köy bulunmakta imiş. Şimdiki Akyurt’un Karaca Köyü bu olsa gerektir.
2- İne bey      Mahalle                                              Bursa
3- İne bey      Mahalle-Demirci                               Kastamonu
4- İne bey      Mahalle-Samatya-Fatih                     İstanbul
5- İnebeyli     Muhtarlık-Ş.Koçhisar                                   Ankara
6- İnebeyli     Mahalle-Ali hocalar-İzmit                 Kocaeli
7- İne bolu     Muhtarlık-Bozdoğan                         Aydın
8- İne bolu     İlçe                                                     Kastamonu
9- İnece          Muhtarlık-Bulancak                          Giresun; ine ece’den gelme olabilir.
10- İne bel     Mahalle-Sarayköy-Terme                 Samsun; bel Türkçe bir kelime olup 4- 5 değişik anlamı vardır. Hepsinin de insan beli ile alâkalı olarak türetildiğini zannediyorum.
11- İneci         Mahalle-Tan-Mesudiye                     Ordu; dikkat çeken bir isimdir. İne işlemi (bellikleme veya damgalama işlemi) yapana deniyor olabilir.
12- İnecik      Bucak                                                Tekirdağ
13- İnecik      Muhtarlık-İnecik                              Tekirdağ
14- İnecik      Muhtarlık-Mordugan-Karaburun,    İzmir
15- İne dar     Köy-Gırana-Şemdinli                                    Hakkari; dar Türkçedir. Dar ise Arapça ve Farsça olarak da kullanılmaktadır. İne’nin Dar’ı yani İne’nin evi, İne’nin yeri demektir.
16- İne dırlı   Mahalle-Dere-İzmit                            Kocaeli
17- İne gazi   Muhtarlık                                           Bursa
18- İne gazi   Muhtarlık-Köprüören                      Kütahya
19- İne gazi   Mahalle-Uzungazi-Terme                  Samsun
20- İne gazili Muhtarlık-Sungurlu                          Çorum
21- İne göl     İlçe                                                      Bursa
22- İne göl     Yaylak-Yeniceoba-Cihanbeyli           Konya
23- İne köy    Muhtarlık-Şiran                                 Gümüşhane
24- İne özü    Muhtarlık-Şiran                                 Gümüşhane; İne’nin özü, yeri mânâsına
25- İnesi         Muhtarlık                                           Bursa
26- İnesli       Mahalle-Yerli-Terme                           Samsun
27- İne sökü  Muhtarlık-Karasu                              Sinop; Sökü Türkçe olmalı. Sökmekten gelebilir, seki veya soku ile alâkalı da olabilir. Soku bazı yerlerde taştan yapılan dibek’e dendiği gibi, bizde taş dibekte pişmiş buğday veya bulgur dövülen uzun ağaç tokmağa denir.
28- İneşir       Muhtarlık-Turanlı-Bergama             İzmir; Şir Farsça aslan veya süt.
29- İnevi        Muhtarlık-Hasbel-Akdağmadeni     Yozgat          İne evi nden gelebilir.
30- İnezor      Muhtarlık-Arpaçay                           Kars; Zor Farsça’da güçlük, müşkülât demektir. 1530 da Kerkük Livası merkezinin adı Şehri Zor’ dur.
31- İnhisar    Bucak-İnhisar-Söğüt                         Bilecik            
32- İnhisar    Muhtarlık-Uluborlu                         Isparta; Halk arasında İne sara olarak söylenmekte olup doğrusu da budur. Sara Farsça halis, arı demektir. Ayrıca Türkçe’deki sarı kelimesinden da gelebilir. Sarı lâkap olarak da verilebiliyor. Uluborlu’nun 30 km doğusunda İne Sara ile aynı dağ üzerinde Genceli Köyü yakınlarında “Sarı Dede” ziyareti bulunmaktadır ki, İne Sara ile Sarı Dede arasında bir ilinti olduğunu zannediyorum.


[1] Bir Balkan uzmanı olan Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol Beyin teklifi,” Mostar Köprüsünün insanlara ibret olması için Hırvatların yıktığı şekliyle bırakmak ve toplanan paralarla Mostar’a Milletler arası üne sahip olacak bir Mimarlık Fakültesinin kurulması” şeklindeydi. Şimdi Hırvatların yaptıkları kötülükler örtülmüş vaziyettedir.

[2] İstanbul, Edirne, Bursa, İzmit, Bolu, Ankara, Samsun, Giresun, Trabzon, Sivas, Antakya, Adana, Tarsus, Konya, Antalya, Kayseri, Manisa, İzmir, Isparta, Burdur ve daha birçok kentin ismi dururken Kürdiyle, Türküyle bize ait olan köy isimlerini değiştiriyoruz. Teke yerine Antalya, Menteşe Muğla, Saruhan Manisa, Canik Samsun, Hamid Isparta, Germiyan Kütahya, Elaziz Elazıg ve Hüdâvendigâr için Bursa diyoruz. 650 yıllık Hamit İli, 120 yıllık Hamidabad ismini 1927 yılında terk ederek, sadece Isparta adını alabiliyoruz.

[3] D.Mehmet Doğan-Büyük Türkçe Sözlük.

[4] D.Mehmet Doğan-Büyük Türkçe Sözlük

[5] Dr.Burhan Paçacıoğlu- (8-16)yy arasında Türkçenin Sözcük Dağarcığı-Sivas Cumhuriyet Üniversitesi yayını

[6] Çokcalık küçük baş hayvanların kulaklarını keserek işaret yapmaya enemek-enlemek, en vurmak , en yapmak; burmak veya iğdiş etmeye ise enemek denir.Büyük baş hayvanlara kızgın demirle işaret yapmaya ise dağlamakdan dağ deniyor. Bazen hayvanların kulakları bıçakla kanatılarak veya dağ yaparak bazı hastalıklardan kurtulduklarına inanılır.
Bu kelimelerin lûgatlarda verilmiş olan mânâlarına bakalım:
DLT[1]3.cilt sayfa 256 da, انادي ėnedi: ال قوين إنادي ,ol koyın ėnedi: o, koyun ėnedi (bilinmesi için o, koyunun kulağının bir parçasını kesti) انامك - إنار ėner-ėnemek. Haza’inü’s saadat’daki ine kelimesinin Osmanlıca imlâsı ile DLT’deki imlâsı arasında az bir fark vardır ve bu kelime birinde إنه ine, diğerinde أنه ėne olarak yazılmıştır. Bu arada ilgi çekici bir örnek olarak, İngek kelimesinin hem inek, hem de kaplumbağanın dişisi anlamında kullanılmakta olduğunu görüyoruz.
Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmanî lügatinde de şu bilgilere ulaşmak mümkündür:
1-enemek اينمك f.m.(g.z. iner)Tohumluk buğday sümbülesinin başını kuyruğunu kırıp ayırmak, ihza etmek ile İnebolu[2]اينه بولى, İnecik[3] اينه جك ,İnegöl[4] اينه كول ,İnegöl[5] (Aydın) اينه كول aynı imla ile yazılmakdadır.
2-Enemek( أنمك )f.m.(g.z. ener) hayvanı ihsa, im’al etmek, kesmek, burmak.
3-İnek إنك is.İnik, bakara, soyları çoktur, sığırın dişisi. Aygırı tusen, tosun, genci düğe, yavrusu buzağı, dana, Camus ineği, tanbat, tonbay, su sığırı.
Yaşar Çağbayır Beyin “Türkçe Sözlük” kitabında bu konuya şöyle değinilmiştir:
İnel [ınā- mak > inē-l ] (eT)[6] sf. İnanılır, güvenilir, itimat edilir [ETY][7] 
İneme [eňe-me > ineme ] (ağız) is. 1). Hayaları çıkarılmış erkek hayvan [DS][8] 2). Tohum için ayrılmış ürün.
İnemek [ eňe-mek > ine-mek إنمك ] (ağız) gçl.f.[-r] [-n (i)-yor] 1). Erkek hayvanın husyelerini burmak sureti ile kısırlaştırmak, iğdiş etmek(eAT) 2). Ürünün iyilerini tohumluk için ayırmak.[DS]
İne [ine] is. Buzağı.
Enek, -ği [eT. én-e-mek >  ene-k ] (ağız) is. damga[DS]
Enemek,1. [eňe-mek > ene-mek               /              ] gçl.f.[-r] [-n(i)-yor ]{eAT} {osT } Erkeklik yeteneğini gidermek, kısırlaştırmak, iğdiş etmek [ Kamus Ter. ]
Enemek,2.  [eT. én –e  mek ] gçl. f. [-r] [-n(i)-yor ] 1. { eT }sürüdeki hayvanların kime ait olduğunu belirtmek için kulağından belirli biçimde kesmek [DLT]  2.(ağız) (tahta için ) oymak
Enemek,3.  [ene-mek] (ağız) gçl.f.[-r ] [-n (i) –yor ] 1.iyisini seçmek , ayırmak 2. pancar,turp gibi bitkilerin tohumlarını kök kısımlarından kesip huni şeklinde oyarak dikmek.
            Şimdi enemek olarak kullandığımız kelimeye o zamanlar inemek, ineme işlemi yapılana da ine denilmiş olabilir. Değişik Türk Lehçelerine göre İne veya éne  olabilmektedir. 11.inci asırda yazılmış DLT ile miladi 15 asırda yazılmış Haza inü’s saadat’da büyük benzerlikler görülüyor. Bir de buğday enerken yapılan seçme ve ayırma işleminden dolayı da ine’nin seçkin mânâsına gelme ihtimali vardır. Hatta koyun enemenin özünde bir bakıma diğer koyunlardan ayrılması veya seçilmesi hadisesi de yatıyor ki, ine’nin seçkin anlamına gelme ihtimali daha da artmaktadır. İne bir mensubiyet ifadesi de olabilir. Kişinin bir zaviyeye, bir tekkeye veya bir ocağa mensup olduğunu gösterebilir. Belki de bugün bazı gençlerin kulaklarına küpe taktığı gibi o zamanlarda bazı insanlar kulaklarına küpe veya benzeri bir işaret takmış olabilirler.
           Türkçe Sözlük, Yaşar Çağbayır, İne: Buzağı, anlamına gelmektedir. Türkler çocuklarına Boğa veya Tosun adını verdiklerine göre, Buzağı adını da verebilirler. “İne”nin buzağıdan ziyade dana olması gerekir gibi geliyor. Şimdi bile erkek sığıra dana diyoruz. Dana veya büyük sığır İne olursa, küçük sığırda Farsça küçültme eki “ek” alarak; İne+ek > İneek > İnek olur. İne, buzağı değil de, Boğa veya dana olur ki dana, ine şekline dönüşmüş olabilir.
           1530 tarihli defterde, İç-İl Livası Ermenek nahiyesinde İzne-bolu karyesi ve Konya Vilayeti, Beyşehri Livası, Kır-ili nahiyesine bağlı İzne-bolu-yi Bâlâ (Yukarı İzne-bolu, bugünkü Fele veya Yassıbel köyü) ve İzne-bolu-yi Zîrîn (Aşağı İzne-bolu, bugünkü Kırk dede veya Kıyak dede köyü) karyelerine rastladım. İzne kelimesi bana, Evliya Çelebi’nin yorumunu tekrar hatırlattı. Bu defa da Ezine kelimesi İzne şekline dönüşmüş olabilir. Elbette ki, günümüzden yaklaşık 350 sene önce yaşamış olan Evliya Çelebi, o zamanlar konuşulmuş olan dili daha doğru bilme imkânına sahiptir.
           Çocuklarımıza ad vermede, çocuğun doğduğu güne ve aya göre isim verdiğimiz de malûmdur. Öte yandan, Farsça’da bulunduğu yerin hanımefendisi demek olan Kez’banu, Keziban veya Kezban; şehrin hanımefendisi demek olan Şehr-i banu, Şehribani, Şehriban veya Şerban adlarını sıkça kullanıyoruz. İsimler konusunda önce Farsça, daha sonrada Arapça’dan etkilendiğimiz, hatta Ezan, Namaz, Oruç gibi dinî kavramlarımızın bugün dahî Farsça’sını kullandığımıza bakılırsa; haftanın günlerinden biri olan Arapça Cuma’nın Farsça karşılığı olan Ezine kelimesini de değiştirerek pekâlâ İne olarak kullanmış olabiliriz.
          İnegöl ve çevresinde Cuma Camilerine İne Damı denilmesinden de İne’nin Cuma’ya karşılık geldiği açık bir şekilde görülmektedir.
Özet olarak İNE;
1-Cuma,
2-Emin adam (İnsan adının önünde) veya huzurlu belde (Yer adının önünde)
3-Seçkin veya Seçilmiş,
4-Belirli bir işareti veya damgası olan kişi yahut yer,
5-Dana anlamına geldiğini zannediyorum.
Yukarıda arz edilmiş olan çalışmadan açıkça görüleceği üzere, millî varlığımızın temeli ve tapu senedi olan kelimelerin dilimizden dışlanmasının ve yerleşim yerlerine ait kadim Türkçe isimlerin değiştirilmesinin son zamanlara has bir hastalık, ama çok tehlikeli bir hastalıktır. Bu hastalığın temelinde ise, eğitimdeki kusurlar ve bozukluklar yatmaktadır. Öyle işlerle, öyle hadiselerle karşılaşılıyor ki, “ört ki ölem” demekten başka söze yer kalmıyor. Bizim ve gelecek kuşaklarımızın görevlerinden birisi de, dilimize ve bu meyanda da yer adlarımıza sahip çıkmaktır.
 
*Ramazan Topraklı, inşaat yüksek mühendisi,

Ek – 1: İne ve benzer Kişi, Cemaat ve Yer adlarının devamı
İne-beyi mz., Karaca-şehir n. Sultan-önü Lv.
İnesi k., Geyve kz., Hüdavendigar Lv.
İnesi k., Kite kz., Hüdavendigar Lv.
İnesi k., Mihaliç kz. Hüdavendigar Lv.
İnesi-bükü k., Kaş-yenice n. Kütahya Lv.
İnesi-bükü mevkii., Lazkiye kz. Kütahya Lv.
İne Gazi ve İne Gazi m., Manisa nf., Saruhan Lv.
İne-beyi k., Adada n., Saruhan Lv.
İne-beyi k., Gördek n., Saruhan Lv.
İne-Bey Hamamı, Bergama, Karasi Lv.
İne-Bey Hamamı, Ankara, Karasi Lv.
İne b., Karasi Lv., Biga Lv. ( Cuma bazarı olabilir.)
İne-diğin k.(ine-Tekin), Kara-hisar kz., Teke Lv.
Bezci ine-beyi, Saruhan Lv.
Hacı İne Bey, Hüdavendigar Lv
Şeyh ine-beyi, Hüdavendigar Lv
Kara inehan, Kütahya Lv.
İne beylü cemaatı, Birgi kz. Aydın Lv.
İne-beyi, Aydın Lv.
İne Gazi, Aydın Lv.
İne Gazi, Menteşe Lv.
İne hoca cemaati, Ankara kz.
İne hoca Yörükleri cemaati, Sultanönü Lv.
İne zeyrak cema’ati , Ankara kz.
İne şar cema’ati, Ankara kz.
İne-gazi ve İne-Gazi mz., Honaz kz.
İne-bey subaşı, Hüdavendigar Lv., Karasi Lv
İne–oğlu mz., Beypazarı kz. Hüdavendigar Lv.
İne-beyi ve İne-bey k., Geyve kz., Hüdavendigar Lv.
İne-bey mz., Göynük kz. Hüdavendigar Lv.
İne Gazi k., Kite kz., Hüdavendigar Lv.
İne-Bey hamamı, Hüdavendigar Lv.
İne gazi k., Kalıň-viran n., Kütahya Lv.
İnehanlar k., Demürci kz., Saruhan Lv.
İnehanlu k., Demürci kz., Saruhan Lv.
İne k. ve İne köyü camii Ayasluğ kz. Aydın Lv.
İne k., Akçaova, Ayasluğ kz. Aydın Lv.
İne-beyi ms., Kestel kz., Aydın Lv.
İne-bolu k., Arpaz kz., Aydın Lv.
İne-Gazi zv. ve İne-Gazi Türbesi, Yeňişehir nf., Aydın Lv.
İne-Gazi k., Mekri kz., Menteşe Lv.
İne-Gazi m., Milas nf., Menteşe Lv.
İne-bazarı zm., Lazkiye nf., Kütahya Lv. (Cuma bazarı zemini olabilir)
İne-deresi çf., Opan-özü k., Eğri-göz kz.
İne-bey k., Varto n., Hınıs Lv.
İne-beyi k., Vardar kz., Sol kol kazaları, Rumeli
İne hor k., Selanik kz., Sol kol kazaları, Rumeli
İne Hoca Bey, Tuğlıca oğlu, Bolu Lv.
İne-beyi, Ak-pıňar Şeyh oğlu, Bolu Lv.
İne-beyi, Mustafa oğlu, Bolu Lv.
İne-beyi, Burak oğlu, Bolu Lv.
İne-beyi, Hamza oğlu, Bolu Lv.
İne-beyi Fakih, Bolu Lv.
İne-beyi, Saka, Bolu Lv.
İne-düğün, Bolu Lv.
İne-beyi, Bolu Lv.
İnehan, Bolu Lv.
İne-oğlu ve İne-oğlu çf., orta tir k., Konur-Apa kz., Bolu Lv.
İnehan çf., kara-evlü Gerede kz., Bolu Lv.
İneşir k., Kıbrus kz., Bolu Lv.
İne-Aslan k., Kastamonu kz., Kastamonu Lv.
İne-bolu n., Kastamonu kz., Kastamonu Lv.
İne-oğlu k., Dimetoka k. Sağ-kol kazaları
İneler k., Tatar-bazarı kz., Sağ-kol kazaları
İne-borlu k., Viranşehir kz., Bolu Lv.
İne- hoca k., Yaros kz., Koca-ili Lv.
İne kulu çf., Ada kz., Koca-ili Lv.
İne-beylü k., Yalakabad kz., Koca-ili Lv.
İne-oğlu-şeyh mz., Çaň kz., Biga Lv.
İne-Bey Hamamı, Ankara Lv.
İne-Bey-Sübaşı Hamamı, Ankara nf.
Ahi-ine-hoca zv., Sevdeş kz., Tavas kz., Menteşe Lv.
İne-bey öyüğü mz.
İneci kışlası mz., Günyüzü n., Bozok Lv.
İnecik çf., Rasul k., Geyikler n.
İnecük k., Uşak kz.
İne-göl, Hüdavendigar Lv.
İne-bazarı, Çirmen, Rum ili Defteri (Cuma bazarı olabilir)
İnecik, Çirmen, Rum ili Defteri
İne-bahtı kz., Rum ili Defteri
İnehan mz., Yanbolu kz.,
İne han pınarı ve İne han pınarı k., Silistre kz.
İne Hoca Karamani, hademe-i türbe, Vılçıtrın
İne-beği., Hersek Lv.
İne, Ak-saz n., İç-İl Lv.
İzne-bolu k., Ermenek n., İç-İl Lv.
İne Musa ve İne-Musa m., Ereğli nf. Aksaray Lv.
İne-göl k., Ereğli kz., Aksaray Lv.
İne-mescidi k., Ereğli n., Aksaray Lv. (Cuma mescidi karyesi olabilir)
İne-Devle, Konya Lv.
İne Divle k., Larende kz.
İne, Niğde Lv.
Hacı ine, Niğde Lv.
İne-beyi, derbendci, Kütahya Lv.
İne-beyi çf., Mileşeva n., Hersek Lv.
İne-Bey-öyüğü mz., Maraş kz., Maraş Lv.
İne-Gazi mz., Haruniyye n., Maraş Lv.
İne-deyri mz., Sis n., Sis Lv.
İne-düyuru mz, Sis n., Sis Lv.
İnecik mz., Arsuz-ili n., Üzeyir Lv.
İne–viranı mz, Hacılu n. Adana Lv.
İne-Bey viranı k., Cülab n., Ruha Lv.
İne-beyi, Musul Lv.
İne Hoca, Musul Lv.
İnesi veled-i ine-beyi tiri, Çine kz. Menteşe Lv.
İne- Devle, Sivas ve Tokat Lv.
İne Gazi, Sivas ve Tokat Lv.
İne Hacı, Sivas ve Tokat Lv.
İne Beyler Cemaati, Çaybaşı k., Osmancık n., Amasya Lv.
Ahi İne Bey, Kemah Lv.
İne Bey, Gerger ve Kahta Lv.
Ezine - bazarı k., Birgoma n., Amasya Lv. (Cuma bazarı karyesi)
İne - Karaca k., Ladik n., Amasya Lv.
Ezine -bazarı k., Kaz-abad n., Sivas ve Tokat Lv. (Cuma bazarı karyesi)
Ezine -viran mz., Sivas kz., Sivas ve Tokat Lv.
İne -Devle mz., Yıldız n., Sivas ve Tokat Lv.
İne - Gazi mz., Sivas kz., Sivas ve Tokat Lv.
İne - Hacı mz., Sivas kz., Sivas ve Tokat Lv.
İze k., Niksar kz., Sonisa ve Niksar Lv.
İze-i Bala k., Sonisa ve Niksar Lv.
İne -köy k., Kara- hisar-i Şarki kz., Kara- hisar-i Şarki Lv.
İne - Diğin k., Haris n., Canik Lv.
İne -Gazi k., Terme kz., Canik Lv.
İnece mz., Bazarlu n., Canik Lv.
İnesini k., Terme kz., Canik Lv.
İne – Bey mz., Göl – başı n., Gerger ve Kahta Lv.
İn’am Paşa Hatun ve İn’am Paşa Hatun İmareti, Amasya Livası
İn’am Çelebi, İn’am Çelebi evladı ve İn’am Çelebi zv., Ulu- Pınar k.., Çorumlu Lv.
İnallu Türkleri ve İnallu Yörükleri, Sivas kz., Sivas ve Tokat Lv.
Ek- 2 (1944 yılında Ankara Devlet Matbaasında basılan, DÜSTUR, 3.tertip, Cilt 7, - 2. tabı-, sayfa 1681- 82)
No: 412- İki isimli vilâyetlerimizin yalnız bir isimle yadedilmesine dair kararname
                                   24 teşrinievvel 1926- No: 4248

                                          
Vilâyetlerimizden bazılarının iki isimli olması hasebiyle muhabereat ve muamelâtta ittiratsızlığı mucip olduğu anlaşıldığından, vilâyetlerin merbut cetvelde görüldüğü veçhile, yalnız bir isimle yadedilmesi, Dâhiliye Vekâletinin 29 ağustos 1926 tarih ve 4322/8641 numaralı tezkeresiyle vuku bulan teklifi üzerine, İcra Vekilleri Heyetinin 24 teşrinievvel 1926 tarihli içtimaında tasvip ve kabul olunmuştur.
                                                                                                                                                 Reisicumhur
                                                                                                                                             GAZİ M. KEMAL
                                                                                                                                            
Başvekil              Adliye Vekâleti V.            Müdafaai Milliye Vekili             Bahriye Vekili
İSMET                      RECEP                                   RECEP                                 İHSAN
Dâhiliye Vekili         Hariciye Vekili                  Maliye Vekili                       Maarif Vekili
M. CEMİL                 Dr. T. RÜŞTÜ                 ABDÜLHALIK         MUSTAFA NECATİ
Nafia Vekili                Ziraat Vekili                           Ticaret Vekili        S. ve M. İ. Vekili
BEHİÇ                MEHMET SABRİ                MUSTAFA RAHMİ                Dr. REFİK
                                   Yukarki kararnamede zikrolunan cetvel:
İtibari                                    Risalede                                                               Doğrusu              
Vilâyet                                   Ertuğrul                                                                Bilecik
Kaza                                      Yablak                                                                  Yaylak
------                                       Serik                                                                      Sirik
Vilâyetin merkez kazası    İçel                                                                           Silifke
Vilâyet                                   Bozok                                                                   Yozgat
Vilâyet                                   Canik                                                                    Samsun
Vilâyet                                   Hamidabat                                                           Isparta
Kaza                                      Arve                                                                     Erve
Vilâyet                                   Saruhan                                                                Manisa
-----                                        Karahisarşarki                                                     Şebinkarahisar
-----                                        Karesi                                                                   Balıkesir
Vilâyetin merkez kazası    Kocaeli                                                                    İzmit
Kaza                                      Görle                                                                     Görele
-----                                        Enderin                                                                 Andırın
Vilâyet                                   Menteşe                                                                              Muğla
-----------------------.------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
*Soyadı kanunundan sonra vekiller aşağıdaki soyadlarını almışlardır.
İSMET İnönü, RECEP Peker, İHSAN Eryavuz, M. CEMİL Uybadın, Dr. T. RÜŞTÜ Aras, Mustafa ABDÜLHALIK Renda, MUSTAFA NECATİ Uğural, BEHİÇ Erkin, MEHMET SABRİ Toprak, MUSTAFA RAHMİ Köken, Dr. İ. REFİK Saydam
İhsan Eryavuz, Yavuz zırhlısının bakım onarımı için yapılan ihalede (Yavuz- Havuz davası) Fransızlardan rüşvet aldığı iddiasıyla yüce divana verilir, hüküm giyer ve Milletvekilliği düşer. Soyadını da Topçu olarak değiştirir.


[1] DLT(Divan-ı Lügat-it Türk)-Besim Atalay-1941 :

İndeks sf.182 de     ėne- =enemek, kulaktan bir parçasını keserek imlemek(Rad)

                               ėnet- =enetmek,kulağın bir parçasını keserek imletmek(Rad);Krş.:Rad.,Çağ., -inet=iğdiş etmek

[2]İnebolu ,Kastamonu’nun bir ilçesi

[3]İnecik, Tekfur dağı sancağında (şimdi Tekirdağ İli) Rodoscuk kazasına muzaf bir kasaba

[4]İnegöl, Bursa’nın bir kazası

[5]İnegöl, Saruhan’da Alaşehir’e muzaf bir kaza

[6]eT:eski Türkçe

[7]ETY:eski Türk yazıtları

[8]DS:derleme sözlüğü

Kısaltmalar;  vt.- Vilayet, Lv.- Liva, kz.- Kaza, n.- Nahiye, k.- Karye, m.- Mahalle, mz.- Mezra, çf.- Çiftlik, çr.- Çayır,
 y.- Yaylak, ot.- Otlak, zm.- Zemin, kl.- Kal’a, b.- Bazar, c.- Cami, md.- Mescid, ms.- Medrese, zv.- Zaviye, nf.- Nefs


Yorum
kısaltmalar
Yazar admin açık 2008-12-19 00:34:34
Kısaltmalar; vt.- Vilayet, Lv.- Liva, kz.- Kaza, n.- Nahiye, k.- Karye, m.- Mahalle, mz.- Mezra, çf.- Çiftlik, çr.- Çayır, 
y.- Yaylak, ot.- Otlak, zm.- Zemin, kl.- Kal’a, b.- Bazar, c.- Cami, md.- Mescid, ms.- Medrese, zv.- Zaviye, nf.- Nefs 
İne
Yazar Mustafa açık 2008-12-24 09:22:20
Yazının yayınlanmasından sonra, Kırşehir civarında yaşayan Kürtlerin Perşenbeyi Cumaya bağlayan geceye, yani Cuma gecesine, “Kutsal Gece” manasına geldiğini söyledikleri “Şev’in” dediklerini öğrenmiş bulunuyorum. Kelimenin doğrusunun “Şeb’in” veya Şebin olması gerekir. Şebin veya Şeb-ine, Cuma gecesi demektir ki İne kelimesi Cuma manasınadır. 
Türklerin İne kelimesini Cuma karşılığı olarak kullandıkları anlaşılmış bulunmaktadır. 
Eski devirlerde her köyde Cuma namazı kılınmayıp, 8 -10 köyün ortasında bulunan merkezi köylerde Cuma kılınırdı. Cuma kılınan bu yerlerin adının başına bir genelleme yapmamakla beraber İne kelimesinin getirilmiş olması gerekir.  
Bu gün nasıl Deňiz kelimesi insanlara ad olarak veriliyorsa, Göl kelimesi de eski zamanlarda insanlara ve yerleşim yerlerine ad olarak verilmiştir.  
Çocukluğumda bizim köyde Gelendost’a gideceğim veya Gelendost’tan geldim yerine Cumaya gideceğim veya Cumadan geldim deye konuşulurdu. Büyüdüğümüzde fark ediyoruz ki Gelendost’un bazarı meğer Cuma günü imiş.  
İnegöl, İnebolu ve İne Bahtı isimlerinin böyle oluştuğunu zannediyorum. Herkesin malumu olduğu üzere Bolu, Polis kelimesinin, Türkler tarafından söyleme biçimidir. 
Bir gün bilim tarihi Hocası, Prof Fuat Sezgin Beyin Evliya Çelebi için; “çok müthiş biri, bizlere çok önemli bilgiler veriyor” deye onu, methettiğine şahit olmuştum. Bizim bu çalışmamızda da görüldüğü gibi, Evliya Çelebi gerçekten müthiş bir adammış. Bizim onu dinlemeyerek, İnegöl Belediyesinin sayfasındaki yazılarla ve İnegöl tarihi hakkında çalışma yapan Recep Akakuş Beyin etkisiyle çıkmış olduğumuz yolculuk yaklaşık iki yıl sürdü. 
Varsın olsun, elde ettiklerimiz, bunca emeğe değdi.  
 
24 Aralık 2008, Çukurambar, Ankara 
Ramazan Topraklı 
RE:Tebrik
Yazar girisim açık 2008-12-24 15:26:18
Ülkemizde genellikle eski Rum yer isimlerinin değiştirilerek Türkçeleştirildiğine dair yorumlar vardır. Yazıyı okurken böyle bir önyargıyla yaklaşmıştım. Fakat Ramazan Beyin çalışması bu yaklaşımı boşa çıkarmış. Meğer Türkçeleştirme adı altında cahillikten kaynaklanan bir yaklaşımla Türkçe isimler yok edilmiş. 
Böylesine emek mahsulü bir çalışmadan dolayı Ramazan Bey’e tebrik ediyoruz. Kriter’in payını da unutmamak gerek. Her yerde görülmeyecek, bulunmayacak bir çalışma bu. 
Raci D. 
Ramazan Topraklı
Yazar bilal sürgeç açık 2008-12-30 21:49:42
Ramazan Abi mühendistir. Mühendislikteki hesap kitap konusundaki hasasiyetini yazılarında da gösterir. Dikatli okur ve inceler. Tarih konusunda lisans üstü çalışma yapsa ülkemizin sayılı tarihçilerinden biri olur.Umarım bu çalışmasını genişletir ve yayınlar.
Ramazan Topraklı
Yazar bilal sürgeç açık 2008-12-30 21:49:46
Ramazan Abi mühendistir. Mühendislikteki hesap kitap konusundaki hasasiyetini yazılarında da gösterir. Dikatli okur ve inceler. Tarih konusunda lisans üstü çalışma yapsa ülkemizin sayılı tarihçilerinden biri olur.Umarım bu çalışmasını genişletir ve yayınlar.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 14-01-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848317 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net