20-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
Anasayfa
SANAT ADINA DURUŞ ORTAYA KOYMAK
Kullanıcı Oylama: / 11
Yazar Necmettin EVCİ   
28-11-2005
Image

Bir şiir akşamındayız.
Şair dostları şiirlerini okuyacaklar.
Hoşluğun boşluğunu yaşamaya bırakacağım kendimi. Ne yalan söyleyeyim
burada oluşumun en sahici, en kayda değer gerekçesi bu. Nicedir
göremediğim bu türden vesileler de olmazsa bir araya gelemeyeceğimiz üç
beş nezih dostla soğuk pınarın çağıltılı serinliğinde buluşup hoş zamanlar
paylaşmak. Önceleri şiir denizinin boyumu aşan dalgalarıyla
sürükleniyordum buraya. Şiir, daha da önemlisi sanat deyince derin mi
derin bir döngü içinde ruhum ürperiyordu. Nasıl ürpermezsin içinin iniş
çıkışlarında kendi cevherine yekinmekten bunaldığın eşikte kapılar
birdenbire varoluşun, hakikatin sırlarına açılacaktır. Ölçülemezlik, izah
edilemezlik anlamında vahye yakın bir düzlemdesindir. Kendine kopuşun,
kendini kopuşun; kendine akışın, kendini akışın; kendini aşmanın, kendine
aşmanın, kendine boşalmanın rahatlığını yaşayacaksın.  Kendimi aşkın ve
aşkınlığın serin sarmalında kaybediş rüzgârına hazırlarken, toplantının
sunuculuğu üstüne yıkılan şair dostun kısacık bir cümlesi zihnimde evrilip
çevrilmeye başladı bile:

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 28-11-2005 )
Devamı...
KARLSRUHE MÜZESINE GIDIN
Kullanıcı Oylama: / 19
Yazar ?   
28-11-2005
Image

(turkyar@yahoogroups'tan alıntıdır.)


19.yüzyilda Almanya nin Mülhaym Sehrindeki Ren nehrinin bir yakasinda
Almanlar, öbür yakasinda da Fransizlar oturuyordu. Fransizlar, her sene
nehrin Almanlar'daki kismina geçip mahsulün tümünü toplayip
götürüyorlardi.

O siralar, birligini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses
çikaramiyorlardi tabi. Her sene böyle olunca çareyi Osmanli Sultanina
durumu yazip, imdat istemekte bulurlar. Mektupta Söyle denmektedir:
"Fransizlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden aliyorlar.
Siz
ki, dünyaya adalet dagitan bir imparatorlugun sultani, Islamiyet'inde
halifesisiniz. Bizi Su zulümden kurtarin. Asker gönderin.

Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkani saglayin." Çöküs faslina
girildigi bir zamana denk gelen yardim istegini inceleyen padisah asker
göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnizca asker elbisesi göndermeyi
kâfi bulur ve cevabi bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç
çuval
yollanir.

SaSkina dönen Almanlar, çuvali alip mektubu okurlar: "Fransizlar korkak
ademlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur.
Yeniçerimizin kiyafetini görmeleri kâfidir." Çuval içindeki Osmanli
askerinin elbiselerini adamlariniza giydirin.
Mahsul zamani, nehrin görülecek yerlerinde dolaStirin. KarSidan
görenFransizlariçin bu kâfidir."

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
VİKAYE - TAKVA
Kullanıcı Oylama: / 16
Yazar Bayram Karaçor   
17-11-2005
Image

Bayram KARAÇOR


   İttika, vikaye ve takva aynı anlamları taşıyan kelimelerdir. İttika, vikayeyi kabul etmektedir. Bu kabûlün muhatabı ise, mutekkidir. Vikaye ise, kişinin elem ve ızdırap verecek şeylerden kendini koruması ve sakındırmasıdır. Bu korumaya yönelik her türlü emniyet tedbirlerini almasıdır. Takva, kuvvetli birinin koruması altına girmektir. Bu herhangi bir malın yed-i emine verilmesi gibi basit bir olay değildir. Kişiyi mümin yapan ve onu cennete götürecek olan imanın koruma altına alınmasıdır. Bunu koruyacak kuvvetli varlık ise, ancak Allah'tır. İmanın başka bir koruyucusu yoktur. Mümin olan kişinin nefsi emniyet altındadır. Nefsi, her türlü zararlı fiil ve sözlerden koruyacak imandır. Bu dört kavramın anlamları tamamen olumludur. Müslümanın malıdırlar. İttika, vikaye, takva, iman, müslümana özgüdür. Bir kafire takvalıdır, imanlıdır denilemez. Çünkü emniyeti yoktur, kendisini cehenneme götürecek yollar üzerindedir. Oysa mümin kendisini Allah'ın korumasına bırakmıştır.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
BATININ IŞIKLARI
Kullanıcı Oylama: / 9
Yazar ?   
07-11-2005
Image


Hamburglu Wolfgang Dircks, on sekiz katlı bir apartmanın bir dairesinde yalnız yaşayan 43 yaşında bir Alman vatandaşı idi. 1993 yılının sonlarında bir akşam evinde televizyon seyrederken öldüğünde, komşularının bundan haberi olmadı. Ertesi gün de kimse fark etmedi Wolfgang'ın öldüğünü.
  Ertesi hafta, ertesi ay, ertesi yıl da... "Niçin fark etsinler?" de diyebilirsiniz; Wolfgang'ın borçlarını, otomatik ödeme talimatlı banka hesabı gün geçirmeden ödüyordu. Nihayet beş sene sonra banka hesabı suyunu çekince Wolfgang'ı arayan birisi çıktı. Ev sahibi kirayı almak için gelmiş,ancak zile cevap veren olmamıştı. Kapıyı zorla açıp içeri girdiğinde, televizyon karşısında oturmuş Wolfgang'ın iskeletiyle karşılaştı.


Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 08-11-2005 )
Devamı...
TARİHİ NASIL OKUYALIM?
Kullanıcı Oylama: / 15
Yazar Raci Durcan   
24-10-2005
Image


(Nida Dergisi Ekim sayısından alıntıdır.)
Benim o çok çarpıcı bulduğum söz meğer ünlü Alman Tarihçisi Ranke’ye aitmiş. Hani şu halkın sadece güçlü olanlara boyun eğdiğini kaba tabirle anlatan ve Sn. Selami Çekmegil’in Tilki Tuzağı adlı eserinde yer verdiği söz... Ranke Tarih konusuna ‘Tanrı’nın müdahelelerini’ araştırmak üzere  girmiş. Her hangi bir eserini okumadığımdan bu girift konuyu ne şekilde sonuçlandırmış bilemiyorum. Ancak ilgilendiği şey, her kesimden insanın dikkatini çekecek nitelikte. Bir entellektüel açısından göz ardı edilebilecek bir mevzu olmadığı kadar, kesin kanaatlere ulaşmanın çok zor olduğu bir alan...
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 24-10-2005 )
Devamı...
MORE BONES SUPPORT MINI HUMAN CASE
Kullanıcı Oylama: / 11
Yazar Tracy Staedter   
21-10-2005
Science Image
The discovery of additional bones in an Indonesian cave supports a stunning claim made last year that a new species of a very small hominid existed at the same time as modern humans.
When Michael Morwood and Peter Brown of the University of New England in Armidale, New South Wales, and their team announced last October that they had found the partial skeleton of a meter-tall human in the cave of Liang Bua on the island of Flores, they raised a few eyebrows. Although the bones were tiny--particularly the skull, which had the brain volume of a chimpanzee--the teeth, jaw and cranium were described as similar to those of members of our own genus, Homo. The evidence, including stone tools, signs of fire and the bones of a dwarfed elephantlike beast, dated to about 18,000 years ago and prompted the scientists to assign the human remains to a new species, Homo floresiensis. Rebuttals ensued. Some proposed that the mini-human was a pygmy; others suggested that the skull came from a modern human who had suffered from microcephaly, a birth defect that results in a very small head.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 15-04-2008 )
Devamı...
NOBEL'İN DE HAYIRLISI
Kullanıcı Oylama: / 11
Yazar Selahattin Duman   
21-10-2005

 Selahattin Duman (19.10.2005) Vatan Gazetesinden


Medya olarak kimse hakkımızı yemesin, bu Nobel meselesini iyi fiştikledik.. Adayımız da Orhan Pamuk'tu..

"Aldık alıyoruz.. Getirdik getiriyoruz.." cazına Hürriyet refikimiz başladı, medya leşkerlerinin geri kalanı da peşine takıldı..

"Peşine takıldı.." dediklerim medyanın okur yazar kesimi.. Yoksa, bin küsür köşe yazarının tamamı konunun üzerine zıplamış değil.. Çünkü bu konu "hınk" denince zıplanacak türden değil..

Bir kere "Nobel tartışmasına" girmek için "Cep telefonu kullanma klavuzu"ndan başka şeyler de okumak lazım..

***0.2005) Vatan Gazetesinden

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 08-11-2007 )
Devamı...
GEÇİCİ , GÖÇÜCÜ YERLERİ TERKETTİM
Kullanıcı Oylama: / 15
Yazar Necmettin EVCİ   
13-10-2005
1.
Hangi çevrede bulunuyor, hangi ortamı paylaşıyor olursanız olun son dönemde bir konunun ortaklaşa tartışıldığını gözlemekte gecikmeyeceksiniz: DURUŞ Problemi. Umulur ki bu problemi çözmeye matuf tüm mevzi çabalar millet olarak bizi kendiliğinden bir tutum alışa götürür. Elbette tutum alışımız gerçek bir bakış, gerçek bir karakter kazanmamıza bağlı olarak önem kazanacaktır. Soruna ciddi manada çözüm arayışında gecikmemizi şimdilik bilinç noksanlığına verelim. Ama bir yandan da kendimize dönük iç eleştirilerimizi ihmal etmeyelim. Mehmet aydın ‘İçe Kritik Bakış’ diyordu. Bir başka Aydın’ımız bu çerçevede yoğunlaşan kitabına ‘Kendimizi Tartışmak’  ismini verecekti (Selami Çekmegil).Yorum yazınız (0 Yorum)
Devamı...
ATTİLA İLHAN'IN ÖLÜMÜ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
Kullanıcı Oylama: / 26
Yazar Raci Durcan   
14-10-2005

Image

Meğer Atilla İlhan şairmiş. Hem de büyük bir şair.

 Bütün gazete manşetleri böyle diyor. Belki ciddiye almazdım ancak diğer yazarlarına göre daha sorumlu bulduğum A. Hakan, Hürriyet Gazetesindeki köşesinde sevenlerinden kiminin ‘şiirde bundan güzel dize yoktur’ gibi iddialı takdirlerini belirtip şiirlerinden örnekler sunuyordu.
 Çok önemli bir şey kaçırmış olabileceğimi düşünüp hemen araştırmaya koyuldum. Çünkü, Atilla İlhan’ın fikri yönünü tanıyor, Türkiye’nin önemli bir entellektüeli olarak saygı duyuyordum. Ancak şiirde bu kadar yüksek bir mevki edindiğinin farkında değildim (halktan bir kişi olarak). Edebiyat eserleriyle az-çok iligili olmama rağmen şimdiye kadar ne bir şiiriyle karşılaşmış ne de bu kadar önemli şair olduğuna ilişkin bir fikir oluşmuştu zihnimde. A. Hakan doğru söylüyorsa bu affedilebilir bir hata değildi. Bir yandan cehaletimi sessizce kapatmak telaşındaydım, diğer yandan da okunacak ve düşünce ufkumu genişletecek yeni bir şeyle karşılaşmaya hazırlıyordum kendimi. Böyle anlardan çok keyif alırım çünkü.
Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 14-10-2005 )
Devamı...
<< İlk < Önceki 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 Sonraki > Son >>

Sonuç 2071 - 2080 Toplam: 2096


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 203 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
29460368 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net