25-11-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
CENNET AKLINI KULLANANLAR İÇİNDİR PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL-ÇOBAN TEFSİRİ'nden   
18-10-2008
CENNET AKLINI KULLANANLAR İÇİNDİR

                                                  M. Selami ÇEKMEGİL
Tevbe etmemiş bir hırsızın ismine dürüst deseniz o dürüst olmuş olur mu? Yahut televizyonlarda habire car car öten bir cahile “okumuş – kalemli” ismini taksanız alim mi olur? İsmini namuslu koysanız bir muhabbet tellalının, mesleği değişmiş olur mu? Veya vatanperver deseniz bir bölücüye, ırkçılığı giderilmiş mi olur?

Bu soruları tersine de çevirebilirsiniz. Kanımca dürüst bir insanı, etrafındakiler -çamur atasalar bile- yolundan zor çevirirler. Arif bir kişi, kalem kullanmasa da, hikmetle konuşma durumundadır. Şerefine aşırı düşkün bir insanı, katil konumuna düşmek bile, namus meselesinde fazlaca düşündürmez. Gerçek manada milliyetperver, ne etseniz ırkçılık belasına düşmez...

Demek oluyor ki, mesele isim meselesi olmaktan çok hüviyet meselesidir. Önemli olan bir kimsenin isminin başkalarınca nasıl çağrıldığı değil, asıl kimliğinin ne olduğudur. İsimleri babalar koyar ama, kimlikleri kişilerin kendi iradi tercihleri belirler.

Biraz daha boyutluca baktığımızda diyebiliriz ki mesela, babası tarafından Nazım adı takılan biri, “beni Stalin yarattı” dese, ona sizin Müslüman demeniz artık ne ifade eder? Ya da adı Mary de olsa bir bayan, “Allahın huzuruna götüreceği hesap endişesiyle, Hz. Meryem’e özenip, onun sahip olduğu akideye ve iffete bezense, idraksizlerin kanaati ondan neyi eksiltebilir?.. Mesele, sahte bir biçimde ismin Müslüman olması değil; ruhun ve özün gerçek bir idrakle Müslüman olmasıdır. Kişinin ismi, belki ona muamelemiz bakımından hukuki bir anlam taşıyabilir; ama onun gerçek hüviyeti, yanılmaz olan Allah’ın indinde, elbette layık olduğu mevkii belirleyecektir.

İşte bu noktada insanın aklına, gerçek fikri hüviyeti ne belirler; kime Müslüman, kime kafir denilir, diye bir soru geliyor. İslam’ın va’zıı Allah olduğuna göre, Müslümanın tanımı da –elbet- Allah’a aittir. Ve bu tanım Kur’an’la deklare edilmiştir. Bu tanımı anlamak için, sanırım geçmişten tevarüs ettiğimiz ezberlediklerimizden bir süre için sarf-ı-nazarla azıcık Kur’an’ı araştırmaya zaman ayırmamız gerekecektir.

Kur’an, “Allah, kimseye gücünün yeteceğinden ötesini teklif etmez “ diyor (bkz. K. II/286). Müslüman olmak insana Allah’ın bir teklifi olduğuna göre, kimin ne zaman, hangi kapasitede Müslüman hüviyetini kazanacağını - ancak ve ancak- kişinin içinde bulunduğu imkanlarla anlamak gerekmektedir. Ebu Hanife’nin Robinson Crusoe tahlili bunun bir yansımasıdır. Ne var ki, İslam aynı zamanda insanlığa umumi bir tekliftir de. Hristiyanlık, Yahudilik gibi isimlerle algıladığımız akideler hilafına İslam, tüm insanlığı hedef almış ve Hz. Adem’den kıyamete kadar bütün insanları kuşatmış bulunmaktadır. Hz. İbrahim’i açıkça bir Müslüman olarak anan Kur’an, onun bozulmamış, hanif olan tevhid akidesine sadık olanları da, bir anlamda, açıkça, tek bir millet olarak tanımlıyor. (bkz. K.II/l35).

O halde Müslümanı, alıştığımız üzere, İslam’ın son ilahi duyurusunu yapan Hz. Muhammed’e inanmış olmakla tarif etmek ondan önce gelenlerle ondan sonra gelip onun mesajına aşina olma durumunda olmayanları dışta bırakacağından, Kur’anî manada bir noksanlık teşkil edecektir. Öyleyse nedir İslam, ve kimdir Müslüman? İslam, bir hayat tarzı, bir akide mecmuası olduğuna göre, tüm insanlığı muhatap alan Kur’anın, özel durumlar için özel belirlemeleri dışında, bütün insanlığa şamil çok genel ve kabili tatbik bir tanımı var mıdır? Akideler sonuç olduğuna ve sonuçları da takip edilen usuller belirlediğine göre, İslam akidesine götüren yöntem nedir, nasıldır?

Bu soruların cevabını biz, çelişkisiz Kitab’ın 10. suresinin 100. ayeti ile 2. surenin 6. ayetinden çıkarabiliriz. 72. surenin l4. ayetinde bir ibare: “Müslümanlar, ki onlar doğruyu ararlar” diyor. Buna göre Müslüman doğruyu arayan, doğruyu hedefleyen ve bulduğu doğruyu ilke edinen kişi oluyor. Öyleyse İslam’î yöntem de doğru tespit edildiği anda yanlışın terkedilmesidir diyebiliriz. Öte tarafta, Müslüman’ın zıddı olan kafirse kitapta şöyle resimlendiririliyor: “O küfredenler ( o kafirler) var ya, onları uyarsan da uyarmasan da birdir; yola gelmezler!..” İşte burada da müslüman olmayanın niteliğini öne getiriyor Kur’an, ve prensip olarak – kasıtla- bulunduğu yanlışa şartlanan adama -yola gelmeyen, doğruya yönelmeyen, odunum da odunum diyen adama- kafir diyor (bkz. K.II/6). Öyleyse kasten yanlışa şartlanmaktır küfrün yöntemi; hakikati görmemek ve göstermemektir...

Nitekim Allah, ebedi mutluluğu müslümana bahşederken onun bu seyyal güzelliğini ödüllendiriyor; Cennet ödülüne layık görmediği kafiri ise bu inatçı, ve doğruyu kasıtla reddeden odunluğu sebebiyle tecziye ediyor, diyebiliriz.

Zaten Kur’an, bütünü içinde kurtuluş reçetesini özetlersek, bunu iki lazımeyle izah ediyor: Birisi iman; tabii, rasgele bir saplantı olmayıp, doğruya, hesap gününe, yani Allaha ve ahiret gününe iman; diğeri ise, bu iman doğrultusunda iyi eylem, salih amel...Eğer her iman Cennete götürseydi, Allah ineği tanrı edinen Hindu’nun ve yine teslise inanan müşrikin imanını da bir değer olarak kabul ederdi. Eğer salt eylem meziyet olsaydı, Allah, mülkiyet hakkını yok etmek için yola çıkan komünist eylemciyi de ödüllendirir, başarılı hırsızı da hırsızlığı sebebiyle taltif ederdi. Buradaki mesele, aklıyla ve ulaştığı imkanlarıyla doğruyu arayarak, muradı ilahiyi esas alan kişinin, yaratılışında var olan bilinç doğrultusunda, yaptıklarından hesaba çekileceği günü düşünerek, iyi eylemlere yönelebilmesidir. İşin esası budur...

Onun için çelişkisiz Kitap, Kur’an, II. Suresinin 62. ayetinde tüm insanları kuşatan bir anlatımla diyor ki: “İnananlardan (müminlerden), Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sabiilerden her kim, Allah’a ve ahiret gününe iman eder de iyi eylem yaparsa bunların Rableri katında mükafatları vardır. Hem onlara hiçbir korku da yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.”

Bu ayette geçen grup tanıtım isimlerini siz zihninizde istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Eğer kişi Allah’a ve ahiret gününe inanıyor da bu bilinç içinde iyi ve düzgün iş yapmayı hedef alıyorsa, ve amacı kasıtla doğruyu reddederek gerçeği, hakikati örtmek değilse, adı ne olursa olsun –ister Agop, ister Helen- o zaten Müslüman’dır; Müslüman olacaktır... Bu dün böyle olduğu gibi, bu gün de böyle, ve yarın da böyle olacaktır... Yeter ki, yanlışa şartlanmışlığı marifet sanıp, Kur’anı reddeden bir muannit olmasın o kimse... Allah-ü a’lem... 

(Çoban Tefsiri'nden)
M. Selami Çekmegil

Bkz. BAKARA / 62: Müminlerden, Yahudilerden, Hristiyanlardan ve Sabiilerden: herkim Allah’a ve ahiret gününe iman eder de iyi eylem yaparsa; bunların Rableri katında mükafaatları vardır. Hem onlara hiçbir korku da yoktur.”

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 02-08-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
61526737 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net