18-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Boğaziçi Üniversitesi misyonunu unuttu
Boğaziçi Üniversitesi misyonunu unuttu PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar REŞAT PETEK- Taraf, 24.09.08   
27-09-2008

Boğaziçi Üniversitesi misyonunu unuttu

                                            REŞAT PETEK*                             

Boğaziçi Üniversitesi ‘en iyi öğrenciyi almaya’ devam ederken, kılık ve kıyafete göre ayrımcılık yapmayı, öğrenci seçme kriterleri arasına aldı mı önümüzdeki günlerde kesin olarak göreceğiz. Ama kesin olarak bilinen bir gerçek var ki, ‘evrensel boyutta bilgi üretecek, bilim ufkunu genişletecek, çağdaş, bilimsel, teknolojik ve kültürel birikimin egemen olmasını sağlayacak, toplumun gelişmesine katkıda bulunacak aydın ve yaratıcı düşünebilen insanlar yetiştirme’ misyonunu yüklenen hiç bir çağdaş üniversite, kılık-kıyafetle uğraşmıyor. Başörtüsü de buna dahil.

Önceki gün Boğaziçi Üniversitesi 2008-2009 öğretim yılına start verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nin misyonuna ve vizyonuna yakışmayan bir başlangıçla kapılarını açtı. Kapılarını açtı diyoruz ama kapılar herkese açılmadı. Anadolu’dan Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanmanın sevinci, heyecanı, mutluluğu ve biraz da ayrıcalığı ile üniversite kapısına gelen bazı öğrenciler beklemedikleri bir ayrımcılıkla karşılaştılar. Bazı öğrencilere iki hece beş harften oluşan o bildik kelime tekrarlandı ve kampüse girmelerinin ‘yasak’ olduğu ifade edildi.


Ne olup bittiğini, neden içeri alınmadıklarını anlamaya çalışan öğrenciler kapıdaki özel güvenlik görevlileri dışında konuşacakları bir yetkili de bulamadılar. Güvenlik görevlilerinin cevabı ise üniversiteyi askerî kışla mantığıyla yönetmek isteyenlerin yöntemine uygundu; “Emir böyle, biz verilen talimatı yerine getiriyoruz, bu kıyafetle içeri giremezsiniz.” Eğitim özgürlüğü, evrensel hukuk kuralları, Anayasa, kanun dediler ama durum değişmedi. Cevap aynıydı. Yasak ! 

ÖZGÜRLÜKÇÜ REKTÖRMÜŞ
Oysa yeni öğrencilere ağabeyleri ve ablaları, yeni rektörlerinin ne kadar özgürlükçü olduğunu anlatmışlardı. Karl Marx gibi saçı ve sakalının olduğunu, saçma sapan soru soran öğrencilere bile “saçmalamayın” dedikten sonra, “tabi saçmalama özgürlüğünüz var ama ben tavsiye etmem” diyecek kadar özgürlükçü olduğunu, öğrenciler arasında “Kadri Baba” lakabıyla anıldığını, çok babacan bir insan olduğunu söyleyip eklemişlerdi; “Sakalına kurban. Çok kalite bir hoca. Sakallar zaten inanılmazzz.”Yasak kelimesini duyar duymaz anladığınız gibi konu yine kılık kıyafet konusu. Başörtüleriyle gelen öğrenciler Boğaziçi Üniversitesi’nde de maalesef ayrımcılığa tabi tutuldular. Eğitim-öğretim özgürlükleri engellendi. Yıllardır diğer üniversitelerde uygulanan yasakçı tutumlara karşılık özgürlükten yana tavır sergileyen Boğaziçi Üniversitesi misyonunu ve vizyonunu unutmuş görünüyordu. Kim bilir belki de önümüzdeki günlerde resmi web sitesinde yayınlanan misyon ve vizyonunu da değiştirebilir.

İşte web sitesinde üniversitenin misyonu; “Boğaziçi Üniversitesi’nin Misyonu, evrensel boyutta bilgi üretmek, bilim ufkunu genişletmek, çağdaş bilimsel, teknolojik ve kültürel birikimin egemen olmasını sağlayacak toplumun gelişmesini katkıda bulunacak aydın ve yaratıcı düşünebilen insanlar yetiştirmektir. Bu misyonu gerçekleştirmek için Boğaziçi Üniversitesi’nin bugün ulaştığı yüksek düzeyi aşarak, uluslararası boyutlarda bilimsel mükemmelliği ölçü alan bir araştırma ve eğitim kurumu haline getirilmesi amaçlanmaktadır. Bütün faaliyetlerde mükemmelliğin ölçüsü uluslararası düzeydir. Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’de en iyi öğretim üyesini ve en iyi öğrenciyi almaya devam ederek, dünyadaki en kaliteli üniversiteler arasında gösterilen bir yüksek öğrenim kurumu olmayı amaçlar.” 
EN İYİ AMA BAŞI ACIK ÖĞRENCİ

Boğaziçi Üniversitesi ‘en iyi öğrenciyi almaya’ devam ederken, kılık ve kıyafete göre ayrımcılık yapmayı, öğrenci seçme kriterleri arasına aldı mı önümüzdeki günlerde kesin olarak göreceğiz. Ama kesin olarak bilinen bir gerçek var ki, ‘evrensel boyutta bilgi üretmek, bilim ufkunu genişletmek, çağdaş bilimsel, teknolojik ve kültürel birikimin egemen olmasını sağlayacak toplumun gelişmesinE katkıda bulunacak aydın ve yaratıcı düşünebilen insanlar yetiştirme’ misyonunu yüklenen hiçbir çağdaş üniversite kılık kıyafetle uğraşmıyor. Başörtüsü de dahil. ‘Bütün faaliyetlerde mükemmelliğin ölçüsü uluslararası düzeydir’ diyebilen bir üniversitenin, insanlarının beyninin içi ile ilgilenmek yerine, başörtüsüne kafayı takıp en temel haklardan olan eğitim özgürlüğünü engelleyerek, ‘dünyadaki en kaliteli üniversiteler arasında gösterilen bir yüksek öğrenim kurumu olmayı’  amaçladığı iddia edilemez. 

YASAK KEYFÎDİR VE HUKUKÎ DAYANAĞI YOKTUR 
Türkiye bu konuyu çok tartıştı. Yasakçılar olaya at gözlüğü ile bakarak, özgür dünyayı, özgür üniversiteleri görmek istemediler. Laikliğe aykırı iddialarına en güzel cevabı Boğaziçili öğrenciler verdi. Başını örtmeyen onlarca kız öğrenci erkek arkadaşlarıyla birlikte başörtülü arkadaşlarına destek oldular ve onlar üniversiteye alınıncaya kadar birlikte beklediler. Böylece başörtülü öğrencilerin kılık-kıyafetleriyle diğer öğrenciler üzerinde hiçbir baskı oluşturmadığı, onları rahatsız etmedikleri, inanan-inanmayan karşılıklı saygılı tavırlarıyla laikliğin elden gitmediğini gösterdiler.

Olayın hukuki yönüne gelince, hukuken muteber bir kılık kıyafet yasağı dolayısıyla başörtüsü yasağı olduğu asla söylenemez. Yasak keyfi bir uygulamadır. Hukuki dayanağı yoktur. Esasen yasağı uygulayanlar, eğitim özgürlüğünü engellemekle TCK’nun 112.maddesini ihlal etmekte ve suç işlemektedirler. Eğitim özgürlüğü, evrensel hukuk kuralları ile korunmuştur. Üst hukuk normu olarak Türkiye’nin kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri eğitim özgürlüğünün temel haklardan olduğunu ve engellenemeyeceğini ifade eder. Temel haklar ancak kamu düzeni, genel ahlak ve genel sağlık sebepleriyle ve mutlaka kanunla sınırlanabilir. Temel hak ve hürriyetlerden olan başörtüsünü yasaklayan hiçbir kanun yoktur. Aksine keyfi yasak uygulamaları karşısında üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olduğuna dair yasa çıkarılmıştır. YÖK Kanunu ek 17. madde bununla ilgilidir. Bu maddenin Anayasaya aykırılık iddiası 1991 yılında Anayasa Mahkemesi’nce reddedilmiştir. Bu nedenle hâlâ yürürlüktedir.

Kanunlara rağmen üniversitelerde kılık kıyafet yasağı uygulamanın, Ergenekon isimli terör örgütünün derin devlet adına yıllardır gerçekleştirdikleri illegal eylemlerden hiçbir farkı yoktur. Sivil ve askeri bürokrasi içine sızmış Ergenekon kadrolarının baskısıyla yakın zamana kadar, bazı çetelerin yargı önünde hesaba çekilememeleri onların eylemlerini suç olmaktan çıkarmamıştır. Hukukun üstünlüğü sağlandığı, hukuk devleti işlerlik kazandığı ölçüde bütün çeteler ve keyfi uygulamalarıyla temel hak ve özgürlükleri engelleyerek suç işleyenler de yargı önünde hesap vereceklerdir.Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması da başörtüsü serbestliği konusunda durumu değiştirmemiştir. Zira bu değişiklikler zaten var olan özgürlüğü pekiştiren, tereddütleri ortadan kaldıran düzenlemelerdi. Henüz gerekçesi yazılmayan/yazılamayan ve resmi gazetede yayınlanmayan (gerekçeli karar resmi gazetede yayınlanmadan AYM kararları yürürlüğe girmez) AYM kararı Ek 17. maddeyi iptal etmiş değildir.

Ayrıca AYM’nin şekil denetimi yerine esastan incelemeyle Anayasal yetkisini aşarak verdiği bu karar TBMM’nin yetkilerinin gasp edilmesidir. Milli egemenliğin temsil makamı olan TBMM’nin hacir altına alınması anlamına gelmektedir ki, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet bu ayıpla yaşayamaz. Demokrasiyle, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmayan bu durum milletin iradesi ile düzeltilecektir.  

ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ SUÇ İŞLİYOR
Temel özgürlükler ancak kanunlarla sınırlanabildiği gibi, “ceza yerine geçen güvenlik önlemleri de” ancak kanunla konulabilir. (Anayasa Madde 38.) Keyfi emir ve talimatlarla konulan güvenlik önlemleriyle yani özel güvenlik görevlilerine talimat verip öğrencileri üniversiteye almamakla öğrencilere ceza uygulanmış olmaktadır. Okuldan geçici uzaklaştırma kararının bile bir disiplin kurulunca verildiği ve yargı denetimine tabi olduğunu düşünürsek, güvenlik önlemiyle öğrencileri okula almama uygulamasında hukuka, Anayasaya ve kanunlara uyarlılık bulunmamaktadır.Ayrıca Özel Güvenlik Görevlilerinin yetkileri 5188 Sayılı Kanunun 7. maddesinde sayılmıştır. Zilyetliğin korunması, meşru müdafaa ve zorunluluk hali dışında zor kullanamayacakları kuralı getirilmiştir. Kanunda sayılan yetkileri dışında görev verildiği takdirde, hele verilen emrin konusu eğitim özgürlüğünü engelleme suçunu oluşturuyorsa, konusu suç teşkil eden emri yerine getirmemelidirler. Geçen yıl bu konuda İçişleri Bakanlığı’ndan görüş sorulması üzerine, özel güvenlik görevlilerinin kılık kıyafet denetimi yapamayacağı, aksi emir verildiği takdirde İl İdaresi Kanunu 11. maddesi gereğince valilerin müdahale etmesi ve suç işlenmesine engel olması gerektiği bir genelgeyle valiliklere bildirilmişti.

Öğretim yılına başlandığı gün meydana gelen bu kanunsuz uygulama karşısında İstanbul Valisi de duyarlı davranıp görevini yapmalıdır.
 
* Eski Cumhuriyet Başsavcısı- Avukat / reşat petek [ ]











Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-09-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66627234 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net