22-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
Kendini Açmaza Sokmak;(Çoban Tefsiri'nden) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 9
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL-Çoban Tefsiri'nden   
20-09-2008

 Kendini Açmaza Sokmak; İşi Zorlaştırmak(*)

                                               M. Selami ÇEKMEGİL

Kur'anın bazı kıssalarının taşıdığı mesajlardan, hemen herkesin aynı ilhamı alması mümkün olmuyor. Çoban nitelikli kimselerin, bunlardaki ana espriyi kavraması da hayli zor ve güvenilmezdir diyebiliriz, belki...

Fakat unutmayalım ki, hayatın içinde olan bir çobanın hayata ilişkin anlamlara ulaşması, fildişi kulesinde ahkam kesen bir filozoftan veya kaynağa yabancı  bir ilahiyatçıdan herzaman daha olasılıklıdır da...

Kur'anın, Bakara Suresinin 67-71. ayetleri de sanırım böyle zihni zorlayan bir kıssayı içeriyor: Allah'ın Hz. Musa ile gönderdiği emre karşı İsrailoğulları'nın takındıkları saygısız ve kaçamak tavrın onları nasıl bir tehlikeye sürüklediğini sergilerken, çoklukla kendini zora sokan insanı da bu mizacına karşı uyarmış oluyor. Allah'tan gelen emre karşı saygısızca mızmızlanarak kıvırtmanın, meseleleri detaylara boğmanın iyi sonuçlar vermeyeceğini işaret ediyor... Fazlaca filozofik, ya da akademik mecralara sürükleyemeyeceğim bir anlatım içinde şunu demek istiyorum ki: Kur'an bu ayetlerde, insanda saklı olan menfi bir mizacı sergiliyor ve bu mizacın insanı, bazen, Allah'ın istediğini yerine getirmemek gibi çok kötü bir sonuca götürebileceğini örneklendiriyor. Allah'ın kesmelerini istediği bir sığırın vasıflarını habire sorgulamak suretiyle detaylandırıp kaçamak yapmak isteyen israiloğullarının maruz kaldığı tehlikeye dikkat çekiyor ve: "Az kalsın, Allah'ın bu isteğini yerine getirmeyeceklerdi" diye vahim bir sonuca işaret ediyor. Eski Atik'te Musa ve Harun'un kavmine -lekesiz veya beneksiz- kırmızı diyebileceğimiz bir düğe kesmeyi, cesedini yakıp, ayinlerde günahtan arınmak için küllerini saklamasını emrettiği meseli hatırlatıyor...

Sanırım Allah'ın isteği, isteklerin en önceliklisidir... Çünkü bu istek onu Cennet yoluna sokacaktır...
Nitekim, Heva ve hevesi ile kendine cehennem yolunu da açabilecek olan insan, aklı ve iradesiyle ilkeli bir yaklaşım içinde Allah'ın isteğini öne alıp, gittiği yolun yönünü Cennete çevirebilir de... Toplumlar da böyle: Egemenlerinin, halktan aşırı farklılaşma, tanrılaşma heveslerini frenleyebilen; sömürüyü, keyfi yasama ve yargıyı, keyfi tasallutları önleyebilen toplumlar da bunu başarabildikleri oranda dünyalarını cennetimsi güzelliklere yönlendirebilmektedirler.
 
Filvaki, yasağı -cihanşumul kötülükler zemininde- asgari bir düzeye indirgeyebilen; mecburiyetleri -kabili tatbik- genel iyiliklere münhasır hale getirebilen ve fakat bireylerinin -bu mahdut ve zaruri yasak ve zorunluluklar dışındaki- hürriyetlerini teminat altına alabilen toplumlar mutluluk yolunda ilerleyebilirken, halkı yanlış politikalarına inkiyad ettirebilmek için aşırı ve detaylı yasak ve mecburiyetlere boğan geri ve köhne toplumların hayatı nasıl cehenneme çevirdiklerini de hep görüyoruz.

Filhakika, fıkıhlarında Kuran'ın yöntemine zıt bir yaklaşımla, kazüist bir tarz içinde anlamsız yasaklar koyarak, toplumlarını geliştirici seçeneklerden ve toplumsal çözümler konusunda insiyatiften mahrum bırakmış olan yönetimler, maalesef o toplumları çoklukla bedbaht etmiş, ve ufuklarını karartmışlardır. Onların mutlu yarınlara ulaşmalarına engel olmuşlardır...

Nitekim, geçmiş taklitçi ve saymacı (kazuist) fıkıh kitaplarındaki fıkhi düzenleme tarzlarını
okuyanların büyük çoğunluğunun -toplumsal platformda- bunlardan uzak kalmalarının sebebi sanırım budur. Bugünkü toplumsal düzenlemelerde de kabil-i tatbik olmayan yasal sun'i kuralların enflasyonist boyutda hayatı işlemez hale getirmesi de sanırım bundandır.

Güç kazanmış insanların, toplumun ve başkalarının özgürlüğünü, kendi keyfi istekleri için sun'i yasaklarla sınırlandırmaları, toplumu ve bireylerini, noktası ve virgülüne kadar detaylandırılmış kurallarla adım atamaz hale getirmeleri, insanları Cennet -ve toplumları cennetimsi bir dünya hayatı- arzusundan mahrum bırakma hedefine yönelmiş olup, sonuçta da işleri açmaza ve zora sokmuşlardır. Ama ne var ki, Allah hükmünü icra edecektir. Ve O'nun emri yerine gelecektir. Fıkhi espriyi yitirmiş fıkıhçıların Kur'ana aykırı kazüist yöntemleri, insanları zorluğa ve ıstıraba sürüklese de, hayat hükmünü icra edip, emri ilahi yerine gelecektir.

Şöyle de düşünebilir: Allah'ın takdirine razı olmayan kitlelerin kendi kendilerini nasıl böyle bir sonuca mahkum ettiğini de söyleyebiliriz. Allah'ın emri ile kolayca mutluluğa erecek olan insanların, onun açık, yalın ve kolay bir lazimesini nasıl yaşanmaz hale getirdiğini de resimlendirebilir, insiyatif ve tercih seyyaliyetini yok ederek, hareket alanlarını kendi kendilerine nasıl daralttıklarını da öne getirebiliriz. Örneğin tuvalete gitmekten, eşikten hangi adımını önce atarak içeri girmesi gerektiğine, nefes almaktan, abdest alırken parmakların nasıl yıkanması icap ettiğine; veyahut ta -şimdiki versiyonuyla- bayanların başörtüsü takmayacağına, takarsa düğümünü çene altından bağlaması gerekip gerekmediğine kadar kendi kendine müdahaleci kurallar icat eden insanın, iyilik yolunda mücadeleye hasredilmesi gereken enerjisini israf ederek bu hayatı nasıl yaşanmaz hale getirdiklerini de eleştirebiliriz.

Demek istiyorum ki, Allah'ın takdirine razı olmayan akılsız insan, onun takdirinden kaçmak için, kendini aldatarak hayatını ahmakça detaylara boğup kendine zulmediyor ve diğer insanlara da yanlışlık örneği oluyor. Bu, gerçekten insanın çok kötü bir tavrı olsa gerek. Basit ve sadeyi yapacak küçük bir fedakarlıktan kaçınan ahmak kafa, yerine, bu fedakarlıktan kaçıp işi yokuşa sürerek imkansızlaştırmak için kendi başına ne gibi zorlukları da davet ettiğini farketmiyor. Habire kendini nasıl da aldattığını sanıyor. Yapması gerekenden kaçınamayacağını anlayamıyor.

İşte Bakara Suresinin 67 ve 71 inci ayetleri, eski bir olayla bunu gösteriyor. Ama 72. ve 73 ayetler insanın kendini aldatsa da, sonuçta suçunun cezasından kaçamayacağını ve işlediği cürmün açığa çıkmasını engelleyemeyeceğini çok güzel sergiliyor: İşte ayetin anlamları:

"Ve Musa halkına: 'Allah size bir inek kesmenizi emrediyor' dediği zaman onlar: 'sen bizimle eğleniyor musun?' dediler. O, 'cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım' demişti.

Dediler ki; 'Bizim için Rabbına rica et de, o ne (biçim inek)dir bize açıklasın'. Musa: 'Allah onun, ne pek yaşlı ve ne de pek körpe; ikisinin arası bir düğe olduğunu söylüyor. Hadi emredileni yapın' demişti.

'Bizim için Rabbine rica et de, rengini açıklasın' dediler. Musa: 'görenlere inşirah veren sapsarı, parlak bir inektir diyor' diye cevap verdi.

'Bizim için rica et Rabbine de, söylesin bize onun ne olduğunu, bize göre sığırlar bir biri gibidir... Allah'ın muradı gerçekten ise doğruya yol buluruz.' dediler.

Ve dedi ki Musa: 'Allah, onun tarla sürmek ve ekin sulamak için boyunduruk yememiş, kusursuz, alacasız bir inek olduğunu söylüyor'. Onlar: 'işte şimdi bize gerçeği getirdin' deyip, düğeyi boğazladılar. Az kalsın yapmayacaklardı bunu..."

İşte baştan hikmeti bilinmeyen bu sığır kesme emrinin sonuçta vardığı nokta...Onu da Kur'an şöyle açıklıyor ve diyor ki:

Hani siz bir kişiyi öldürmüş de suçunu birbirinizin üstüne atmıştınız ya. Allah gizlediğiniz şeyi ortaya çıkaracaktı. Bundan dolayı dedik ki, 'sığırın bir parçasıyla ona (ölüye) vurun'. İşte böyle Allah ölüleri diriltir ve aklınızı kullanasınız diye ayetlerini  gösterir, size..."

(*) Çoban Tefsiri'nden

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-08-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29497092 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net