26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Tatil
Tatil PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
09-09-2008

                                 Tatil                                 

                                              Raci DURCAN

        Geleneksel tatil anlayışımız değişiyor. Şimdi ‘her şey dâhil’ dedikleri sistemle bir tatil sitesinden dışarı adım atmadan günler geçirebiliyorsunuz. Fiyatların orta sınıfı hedeflemesiyle gelinen noktada halkımız için bu bir lüks sayılmıyor. Kendi tercihimle değil; fakat çevre baskısıyla katıldığım böyle bir tatilde edindiğim intibaları sizinle paylaşmanın yararlı olabileceğini düşündüm.

    Tatilde ‘Lüks hayat’ denilince aklıma gelen ilk şeyin çocukluğumda izlediğim bir film sahnesi olduğunu hatırladım. Filmin başrol oyuncusu, kaldığı otelin havuzuna tramplenden sükseli bir atlayış yaparak havuz kenarına gelir. Orada garsonun takdim ettiği buz gibi içeceği devirerek arzı
endamını sürdürür…Bir dönem gençliğinin havsalasının alabileceği en lüks davranışının, şimdi nasıl sıradanlaştığını görünce şaşırmamak elde değil. Tarlada gün boyu güneş altında çalışan insana ‘cennet bu olmalı’ dedirtecek bir sahne, insanlara olağan geliyordu.

   Tatil kavramı sanayileşme süreciyle hayatımıza girmiştir. Geleneksel insan yaşamında günümüzdeki gibi bir tatil anlayışına yer yoktur. Çünkü insan zaten yeterince meşguliyet sahibidir ve biran dahi olsa çalışmazlık edemezdi. Yorulduğunda veya hastalandığında dahi oturduğu yerden yapabileceği işler vardır. Sonra bir fabrika işçisi gibi küçük ve boğucu bir mekân içinde saatler tüketmesine gerek yoktu. Yaptığı şeyler tekdüze değildi. Şehirli insan tabiata çıkmak için hafta sonlarını gözlemek zorundayken o, hemen her gün açık arazide çalışabilir. Böylece mekân değiştirmenin verdiği ferahlığı sadece hafta sonları yahut yıllık tatillerde yaşamak zorunda kalmaz. Böyle bir ihtiyaç hâsıl olduğundaysa başka şehirleri, başka ülkeleri gezebilirdi. Bunu yaparken dahi şimdiki tatil anlayışına uymak zorunda değildi. Kendi beldesinde bulunmayan bazı değerli eşyaları getirip yüksek karla satması mümkündü.

     Günümüzde ve ülkemizde tatil, hiçbir çaba sarf etmeden yemek-içmek ve gezmekle özdeşleşmiş durumdadır. Tatilde yapılan en küçük işler bile insanların gözünde büyüyerek problem haline gelmektedir. Hazır çayı bardağa doldurup masaya kimin getireceği önemli bir sorun olarak karşınıza çıkabilmektedir. Bunun altında yatan şey; çalıştıkça insanın değersizleşeceği şeklinde bilinçaltına yerleştirilmiş zihniyettir. Bunun kendiliğinden oluştuğunu düşünmeyiniz. Halka bilinçli olarak bu propaganda yapılmaktadır. Belirli bir dönem geçtiğinde ve şimdiki tatil yöreleri nasiplerini aldığında aktivite gerektiren tatil programlarının reklamlarını gazetelerde görebileceksiniz. Şimdi böyle bir ihtiyaç oluşturulmuştur, günü gelince diğeri devreye girecektir.

     Tatil kavramının doğuşu ve şimdiki halini alışı üretim tarzıyla ilgilidir. Üretim biçimi insanların hayatını ve düşüncelerini etkilemekte, değişime uğratmaktadır. Modern yaşam tarzında insanların ihtiyaçları sürekli artırılmakta tüketmeye teşvik edilmektedir. Günümüzdeki ekonomik modelin ayakta kalması için tüketim şarttır. Bunun içinse; sizin bir şeye ihtiyaç duymanızı bekleyeceklerine, bir şeyi sizin ihtiyacınız haline getirmeleri daha kolaydır.

     Dört gün süren bu tatil bana çok uzun süren bir zaman dilimi gibi geldi. Küçücük bir alanda yapacak çok fazla şeyin olmaması çok sıkıcı oluyor. Hayat sanki kendini tekrar ediyor. Normalde yemek yemeyi seven bir insanım ama burada yemek saatleri bana bir iş yapıyormuşum gibi sıkıntılı göründü. Allah’ın niçin her şeyi yeryüzüne bolca göndermediğini anlar gibi oldum. Bol ve kolay elde edilen şey değersizleşiyor. Değerin, elde edilen şeyin niteliğinde değil, onu elde etmek için harcanan çabanın miktarında olduğunu fark ettim. Onca yiyeceğin sınırsız önünüzde durması otomatik olarak iştahınızı kesiyor. Bunlar benim hissettiklerim, belki başkaları katılmayacaktır.

     Bizim gittiğimiz yer, orta sınıfın rağbet ettiği bir tatil sitesiydi. Daha dün köyde yaşayan insanlar şimdi burada ekmek elden su şişeden vakit harcıyorlardı. Bunu düşününce birden aklıma yıllar önce çalışma hayatına başladığımda başımdan geçen bir olayı hatırladım. İlk yıllık iznimi kullandığımda yöneticimiz tatilimizi nerede geçirdiğimi sormuştu. Yanımdaki arkadaş benim cevaplamama fırsat bırakmadan, adını gazetelerde duyduğum bir tatil yöresini telaffuz etti. Hâlbuki her zamanki gibi annemi ziyarete; memlekete gitmiştim. Toplantı bittiğinde niçin böyle davrandığını sormadım. Tatilinizi nerede yaptığınız sizin dünyaya bakışınızı yansıttığı düşünülüyordu. Tatil yörelerin pek az olduğu o dönemden günümüze bu anlayışla geldik. Bunun daha gelişeceğini, gelişerek başka alanlara kayacağını anlayabilirsiniz. Bugün Amerika’da olagelen ne varsa 20–30 yıl sonra başka yerlerde ortaya çıkmaktadır. Bu bir taklit değil, yaşam şeklinin getirdiği değişimdir.

     Üretim tarzı değişmeden yaşam şekli değiştirilebilir mi? Yaşam şekli değişmezse ve günün birinde biz de şimdiki Amerikan toplumu gibi olacaksak, medeniyetin nesini eleştiriyoruz? Başka çıkış yolu önermeden eleştirinin anlamı ne olabilir? Böylesine büyük bir değişim insan eliyle mi, yoksa tabiatın müdahalesiyle mi gerçekleşir soruları çokça zihnimi meşgul etti.

Yorum
Yazar kubha açık 2008-09-12 05:46:08
Çevre baskısı yakın çevre baskısı mı? Yoksa en yakın çevre baskısı mı?
tebrik ederim
Yazar bülent sayın açık 2008-09-12 11:07:14
sayın yazar çok etkili gözlemler yapmış.Tahlilleri de çok iyi.Nufusu 30 binlerden yaz sezonunda yarım milyona çıkan bazı beldelerde "tatile gidip dinleneceğiz" diyen insanları bir türlü anlıyamıyorum
tatil bir özenti
Yazar bilal sürgeç açık 2008-09-12 12:49:30
bi önce çalıştığım iş yeri her eğitim döneminin sonunda tatil bölgelerinde kongre salonlarına sahip büyük otellerde toplantı yaparlardı. Bu toplantılara Adıyaman'dan katılırdım. Bire gün Temmuz sıcağında Alanya'da iki gün konakladık. Sokaklar, oteller tıklım tıklım millet tatile(!)gelmiş. 
 
Bu mesele tam bir görgüsüzlük ve anlayışsızlık.Çoğu günlük proğram yapmayı da bilmediği için can sıkıntısından kendini rezerve ettiği günden önce dışarı atıyordu. 
 
Alanya'da Urfalı bir arkadaşla karşılaştım.Niçin Alanya'yı tercih ettiniz diye sordum. "Bol hava, bol güneş,bol deniz" denizi anladımda Güneşin şehri Urfalının güneş arayışını bir türlü anlamadım.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 13-09-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848121 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net