28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Temel Konular arrow MUCİZE PINARI
MUCİZE PINARI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
07-09-2008

MUCİZE PINARI

                                                   M. Selami ÇEKMEGİL
                                                                                      
Kur’an mucizesiyle yetinmeyen insanoğlu, Hz. Peygamberden mucize istemişti. Mesela körlerin gözünü açması, ölüleri diriltmesi gibi bir mucize... Hayrete düşerek teslim olmaları içindi bu istek. Oysa ki, Hz. Peygamber onları, tüm insanlığı (tabii insansa) hayrete düşürecek bir sadelik ve bir yalınlık içinde karşılamış ve onlara -mükemmelliğinin bütün ihtişamı içinde- "ben de sizin gibi bir beşerim" demişti. Hatta, sevgili oğlunun ölümündeki tabiat olaylarına farklı bir yorum getirmek isteyenlere bile, acısını içine gömerek uyarı getirmiş, onların iyi niyetli bilmezliklerinin önünü kesmişti. Tarihin en büyük insanlık
devrimini gerçekleştiren ümmi bir peygamber için bu ne hayret verici bir sadelik, bu ne düşündürücü hassasiyet ve bu ne tabii bir mucizeydi. Öyle ki: bu vakarlı tevazu ve sadeliğiyle O, mucize bekleyenleri yıldırım çarpmışa çeviren kısa bir süre içinde, tahammül, sabır, akıl ve ilimle Adaletin en çaplı ve sade, en açık ve kansız devrimini gerçekleştirmişti.

Ama ne garip ki, bir kesim yanlışlılar bunu anlamak istemiyorlar, anlamıyorlar. Verilenle yetinmeyerek, kendini selamete götürmek isteyen büyük rahmet sahibi peygamberlerin çağrısına bile, sanki kendisi ona bir şey katacakmış gibi tafra yaparak, çalım atıp pazarlık yapar bir tavra giriyorlar. Hz. Musa gibi kelimullah bir peygambere bile, Ey Musa, Allah’ını apaçık görmedikçe asla sana inanmayacağız diyenlerin konumuna düşüyorlar. Oysa ki, onlar öyle demişlerdi de bakıp dururken kendilerini yıldırım çarpmıştı.”

Sanırım bu hep böyle oldu ve böyle olacak. Bir rahmet olarak kendilerine gönderilen Hz. Musa’nın haberine inanmayanlar –veya inanmak için pazarlık yapanlar gibi olanlar- hep yıldırım çarpmışa çevrilecekler. Mucize bekleyenlerin şaşkınlığına düşecekler...

Allah’ın yer çekimi kanununu, Allah’ın uçuş kanununu, suya verdiği kaldırma gücünü ve gübreden büyüyen gül’ün güzelliğini göre göre hala mucize bekleyenler bakıp dururken cin çarpmışa dönüşecekler. En modern şehirlerinin ve teknoloji harikası yapılarının Allahın bir kasırgasına bile dayanamayıp yerle bir olduğunu göre göre hala apaçık mucizeleri kabullenemeyenlerin körlüğünü Allah’ın mucizevi bir tecellisi mi giderecek?.. Ama Allah yöntemini böyle vazetmemiş. Karanlıklardan kurtuluşu Cenab-ı Hak, ışığa ulaşma özleminin bir ödülü olarak bahşetmiş... Herkes Cennete gider; ancak istemeyenler müstesna" diye bir işaret de gösterilmiş... Allah’ın yöntemini değiştirmek mümkün müdür ki, Allah’ın mucizevi yasalarının dışında yeni bir mucize ihdas edilsin?.. Ama ne garip ki, insanoğlu hep böyle bir beklentinin esiri olmuş. Kuşatıldığı mucizevi hayatın içinde dahi hep yeni bir mucize beklentisine girmiş...

Kur’an tefsirlerine israiliyat katan yorumcuların, Kur’an kıssalarıyla verilen mucizevi mesajları, cambazvari anlamlara dönüştürerek çarpıtmaları sanırım muhitlerince şartlandırıldıkları bu ruh hali sebebiyledir. Kalın kayaların örttüğü petrole sondajla ulaşmayı tabii gören insan, ne hikmetse, susuzluktan bunaldığı bir anda, ince kalker tabakasının altındaki su deposuna bir kazma veya kürek darbesiyle ulaşmayı, içinde bulunduğu ruh haline göre, bazan harikulade bir olay olarak sunabiliyor. Ama bu suyu içtikten ve susuzluğunu giderdikten sonra da yediği elmanın, renk, biçim, tad ve besleyiciliğindeki harikuladeliği hiç farketmiyor.

Geçmiş dönemlerde de bunun böyle olduğunu, Kur’an’ın İsrailoğullarıyla ilgili kıssalarından çok iyi anlıyoruz. Hz. Musa’nın, bitimsiz mutluluğa, Cennete çağıran mesajındaki harikuladeliği farkedemeyip, harikulade bir tecelli ile Allah’ı görmeye yeltenen küçük idraklerin, bir kalker tabakasının parçalanışıyla ortaya çıkan suyun mucizevi varlığını düşünmeye davet edilişi oldukça önemlidir. Bakara suresinin 60. ayetinde Kur’an, olayı bilen İsrailoğullarına bildiklerini hatırlatarak, insan ırkına düşündürücü bir mesaj veriyor. Ve diyor ki : (bir zamanlar) Musa, (susuzluktan bunalan) kavmi için su dilemişti. Biz de ona, ‘asan ile (elindekinle) taşa vur’ demiştik. Bunun üzerine (o taştan ) on iki pınar fışkırmış ve her grup insan (kabile) kendilerine ait olanı bilmişti.
(Öyleyse) ‘Allah’ın verdiklerinden yiyip için ama yeryüzünde kötülük ederek fesat çıkarmayın’ dedik.”

Hz. Musa’nın dileği (duası) sözlü müydü, yoksa fiili mi; bu açık değil. Sanırım samimi istemin çare araştırmaya ve eyleme dönüşmemesi pek mümkün değil. Muhtemelen toplumunun lideri olan Hz. Musa, kavminin isteklerini eylemli dualara dönüştüren mümtaz bir önderdi... Hz. Musa’nın asası tahta mıydı, bakır mıydı, demir mi o da belli değil; tasrih edilmiyor. Bu asa pek ala kayaları parçalayacak güçte ve sertlikte, düz veya burgulu bir sondaj aleti de olabilir; aksine bir bilgi mevcut değil. Ama belli ki Allah ona asanla taşa vur, bir şey yap, uğraş diyor. Gereğini yap diyor. Nihayet bu pınarın hangi derinlikten fışkırdığı da pek belli değil. Parçalanan kayanın altından fışkıran l2 gözenekli bir artezyen dahi olabilir. Bütün bunlar birer ihtimaldir. Tahminimizin dışında düşünemediğimiz bir tezahür de olmuş olabilir. Ama şu kesin bir hakikat ki, fışkıran bu su, çölde susuzluktan kıvrılan bir topluma, basiretli ve mücadeleci bir lider eliyle sunulan büyük bir rahmet ve ilahi bir lütuftu.

Kuşkucu bir muhit içinde düşünen bir yazar, olaya ilişkin görüşünü şöyle anlatıyor: “ l930 yılına doğru Sina’nın İngiliz valisi olan C. S. Jervis şöyle bir olayı anlatır: ‘deve kolu askerlerimizden bir kaçı çıplak bir vadide, kayaların dibinde su arıyorlardı. Böyle kalker kayalarından su çıktığı bilinir. Askerlerin istediği kadar çabuk çalışmadıklarını gören yerli çavuş (başçavuş) bir kürek yakaladı ve nasıl kazılması gerektiğini göstermek için işe kendisi girişti. Niyeti herhalde bir iki dakikadan fazla çalışmak değildi. Ama küreğini hızla kayaya çarpınca kalker taşlarının üzerinde her zaman görülen kabuk gibi katı kısım kırıldı ve kalkerin gözeneklerinden su fışkırdı. Sudanlı askerler peygamberlerin menkıbelerini biliyorlardı . Ama onların yaptıkları işlere pek de saygı göstermiyor olacaklar ki, başçavuşun yanına koşarak ‘Musa peygambersin sen’ diye bağırıştılar. İşte Musa’nın su bulma hikayesinin de özü böyle bir olay olsa gerekir.“ (Bkz. Hayrullah Örs, Musa ve Yahudilik, Remzi Kitabevi, l966,İst. Sh.l29)

Kim ne anlatırsa anlatsın; büyük bir peygamberin önderliğinde yürütülen bir kurtuluş mücadelesinde, Kur’anın sözünü ettiği l2 pınar, o kavmin direncine, o dönemde katkı yapan ilahi ve mucizevi büyük bir lütuftu. Onlar bu lütuf karşısında ne yapmışlardı pek bilmiyorum.

Onlar ne yapmıştı bilmiyorum ama bize hayat vermek için adeta “Allah deyu deyu” akan ırmaklarımızı kirleten umursamaz politikaların ağır bir cürüm olduğunu hissediyorum.

Dilerim Cennetin güzelliğini anımsatan hayat kaynağı bu yemyeşil ormanlarımız,  (sigara izmaritleri ve atık içki şişelerinin büyüteç etkisi ile ateşe çevirdiği -hayat kaynağı- güneş ışınlarının etkisi altında) -iyilikler için uğraşı ve duayı dışlayan toplumsal hayatımızın dünyevi cezası olarak- yanıp ta kül olmazlar


M. Selami Çekmegil
(Çoban Tefsiri'nden)

bkz.

Bakara/ 60:
“(Bir zamanlar) Musa,(susuzluktan bunalan) kavmi için su dilemişti Biz de ona ‘asan ile taşa vur’ demiştik. Bunun üzerine (o taştan) on iki pınar fışkırmış ve her grup insan (kabile), kendisine ait olanı bilmişti. (Öyleyse) ‘Allah’ın verdiklerinden yiyip için; ama yeryüzünde kötülük ederek fesat çıkarmayın’ dedik”

Yorum
Selami Abi'yi dinleme ve okuma şansı
Yazar bilal sürgeç açık 2008-09-07 10:36:00
Selam Abi'yi hem okuma ve hem dinleme imkanına sahip olduğum için Allah'a şükür ediyorum. O dinlediğiniz de ufkunuz açılır. Meseleler yerli yerine oturur. Bu yazı da düşündürücü bir yazı. Üzerinde düşünmek zorunda kaldığım ve altını çizdiğim cümleleri tekrarlamak istiyorum: 
" Hz. Peygamber sevgili oğlunun ölümündeki tabiat olaylarına farklı bir yorum getirmek  
 
isteyenlere bile, acısını içine gömerek uyarı getirmiş, onların iyi niyetli bilmezliklerinin önünü kesmişti. Tarihin en büyük insanlık devrimini gerçekleştiren bir peygamber için bu ne hayret verici bir sadelik, bu ne düşündürücü hassasiyet ve bu ne tabii bir mucizeydi.Öyle ki bu vakarlı tevazu ve sadeliğiyle O, mucize bekleyenleri yıldırım çarpmışa çeviren kısa bir süre içinde, tahammül, sabır, akıl ve ilimle Adaletin en çaplı ve sade, en açık ve kansız devrimini gerçekleştirmişti. 
Allah’ın yer çekimi kanununu, Allah’ın uçuş kanununu, suya verdiği kaldırma gücünü ve gübreden büyüyen gül’ün güzelliğini göre göre hala mucize bekleyenler bakıp dururken cin çarpmışa dönüşecekler.  
Cenab-ı Hak, ışığa ulaşma özleminin bir ödülü olarak bahşetmiş... “Herkes Cennete gider; ancak istemeyenler müstesna “ diye bir işaret gösterilmiş... Allah’ın yöntemini değiştirmek mümkün müdür ki, Allah’ın mucizevi yasalarının dışında yeni bir mucize ihdas edilsin?.. Ama ne garip ki, insanoğlu hep böyle bir beklentinin esiri olmuş. Kuşatıldığı mucizevi hayatın içinde dahi hep yeni bir mucize beklentisine girmiş... 
Kim ne anlatırsa anlatsın; büyük bir peygamberin önderliğinde yürütülen bir kurtuluş mücadelesinde, Kur’anın sözünü ettiği l2 pınar, o kavmin direncine, o dönemde katkı yapan ilahi ve mucizevi büyük bir lütuftu. Onlar bu lütuf karşısında ne yapmışlardı pek bilmiyorum. 
 
Onları bilmiyorum ama, bizim her vilayette fışkırıp akan ırmaklarımızı kirleten umursamaz ve aptal politikaların acı bir cürüm olduğunu kesinlikle hissediyorum. Dilerim bu güzelim Fırat ve Dicle, iyi için uğraşı ve duayı dışlayan toplumsal hayatımızın dünyevi bir cezası olarak elimizden alınmaz.  
Teşekkür,
Yazar Selami Çekmegil açık 2008-09-07 11:28:38
Zarif ilginize ve beni adeta ezen iltifatınıza yürekten teşekkürler... 
Selami
Şeyho hocadan şerh.
Yazar admin açık 2008-09-23 09:12:24
Şeyho Duman hacımız bu yazıya bir şerh göndermiştir. Diyor ki: 
"Hz. Musa'nın mucizesi sıradan insanların kendi tabii ve tecrübi bilgileriyle ortaya koydukları ve koyacaklarından farklı olmalı ki, Kur'an buna işaret eder."

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 31-07-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73645438 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net