15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow TÜRKİYE'NİN KOOPERATİF ÇIKMAZI
TÜRKİYE'NİN KOOPERATİF ÇIKMAZI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 14
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
05-10-2005

TÜRKİYENİN KOOPERATİF ÇIKMAZI
                                                                      Raci DURCAN
 Amerikan sosyal hayatının yeni yeşermeye başladığı dönemlerde haydutluk yapanlar hızlı silah kullanabilen ve iyi ata binebilen koyboylardı. Western filmlerde gördüğünüz gibi 5-10 atlı haydut süratle bankaya ya da posta aracına saldırır, bulduklarını aceleyle bir çuvala doldurur ve sağa sola ateş ederek kaçarlardı. Başlangıçta etkili bir soygun yöntemi olarak uzun dönem rağbet gördü. Sonra  hükümet kuvvetlerinin aldığı etkin önlemler sonucu fazla riskli, hatta imkansız hale geldi. Böylece haydutlar bir anlamda işsiz kaldılar Fakat her şeyde olduğu gibi onların da teknolojik olarak yeniliklerden faydalanmaları gerekiyordu.

Kooperatifçiliğin keşfi bundan sonradır. Fakat her ortamda kooperatifçilik yapılamaz. Bir arsanız ve ulaşabileceğiniz yolunuz olsa, kooperatiflere niye para veresiniz?

  Kooperatifçilik yapmak için önce ortamı uygun hale getirmek gerekir. Bizim ele aldığımız inşaat kooperatifçiliğidir. Kooperatifçilin birinci şartı insanları ev yapamaz, bir ev sahibi olamaz hale getirmektir. Bunun için şehir imar planları hazırlanır. Çok dar alanlar imara açılarak, arazilerin fiyatlarıbın fahiş konuma gelmesine göz yumulur. Şehirlerin dört bir tarafı yerleşmek için müsait olsa bile oralara imar götürülmez ve yerleşime kapalı tutulur. İmar geçse de belediyeler yol, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçları götürmezler. Her şeye para yetiştirebilen yerel yönetimler böyle şeyler için para bulamazlar. Bu şekilde mevcut şehir alanı içindeki arsalar sadece zenginlerin alabileceği değerlere yükselir. Bu; evlerin kira değerlerinin de artışına olacaktır. Tek geliri emekli olduktan sonra, gayri menkullerini  kiraya vermek olan yüksek kademeli memurlar bu durumdan pek memnun kalırlar. Halk ise ömür boyu çalışsa dahi başını sokacak bir ev sahibi olamamanın sıkıntısındadır. Fakat bu kimsenin umurunda değildir. Böylece ortam müsait hale gelmiştir. Bundan sonrası kooperatifçilere kalmıştır. Onlar da hemen yola koyulur, fırsatı değerlendirirler. Biraz çevresi olan ve birazcık toplumda ön plan çıkmış kişiler hemen başlarını sokacak bir ev arayışı içinde olanları zaten var olan sivil kuruluşların forsundan da yaralanarrak bir araya toplarlar. İlk toplanan paralarla arsa alınır. Alınan arsa şehirden çok uzaktadır ama başkan yerel yöneticilerle konuşmuş, çok yakında imar geçeceğini ve çok değerleneceğini öğrenmiştir(!). Bundan sonra kooperatif istediği kadar üye toplayabilir. Yönetim, toplum tarafından tanınmış birkaç önemli simayı bünyesine alır. Bu üye isimleri gören kooperatife girmekte kararsız davrananlar sinyali almışlardır. Böylece üye sayısı çığ gibi artar. Yönetim ne kadar az bir paraya ne kadar mükemmel iş çıkartacağını her genel kurulda süslü kağıtlara basıp üyelerine dağıtır. Hatta mimarlara evin planı bile çizdirilir. Yıllarca ev hayaliyle tutuşan insanlar bu resimlere baktıkça gerçek ev sahibi olmuşcasına heyacanlanırlar ve yönetime iyice kenetlenirler.  Bu arada işlerin iyi gitmediğini, bunların bir kandırmaca olduğunu söyleyen muhalif çatlak seslere haltetmek düşer. Onlar kötü niyetli ve diğer üyelerin bir an önce ev sahibi  olmasını istemeyen kişilerdir.

 Kooperatifler sanayii bakanlığı tarafından denetlenir ve yasalarla uymaları gerekli olan şeyler kayıt altına alınmıştır. Ayrıca üylerin yönetimi mahkemeye vermesi ve haklarını orada araması da mümkündür. Ancak bunlar hep kağıt üzerinde kalan hak arama yöntemleridir. Üyelerin yönetime karşı korumasını sağlamaktan çok uzaktır. Çünkü üyelerden toplanan aidatları yönetim kurulu kullanmaya yetkilidir. Herhangi bir mahkeme anında aidatlar toplanmaya devam ederken, yapılacak işler mahkeme sonucunu bekler. Böylece üyenin hayalleri suya düşme riskiyle karşı karşıyadır. Üyeler lanet olsun deyip uzun süren, bir türlü karar veremeyen mahkemelerde sürünmektense yönetimin birazcık sebeplenmesine çoktan razı olmuşlardır.
 Kooperatifçilik öylesine suistimale açıktır ki, bir arsaya diyelim ki elli ev yapılacakken burayı dört yüz kişiye satsanız kimsenin iş bitene kadar haberi olmaz. Siz yıllarca ödersiniz ancak son anda evin başka bir ortağı çıkarsa bunu mahkemede çözebilirsiniz. Bu sırada yönetim çoktan tedbirini almıştır. Ortadan kaybolabilir, ya da bazı şeyler için ‘zaman aşımından’ dolayı tren çoktan kaçmıştır.

 Yönetimler para sahibi olduklarından güçlüdürlerde. Birey olarak onlara karşı gelmeniz çok zordur. Etraflarında paranın kokusunu almış bir çok adamla dolaşırlar. Sadece bu kadar da değildir. Mesela basın ve yayın organlarında Kooperatifçilik aleyhine bir yazı göremezsiniz. Çünkü bu işten sebeplenen tahmin edilmeyecek kadar çok insan vardır. Bunlardan bir tanesi de basındır. Onlar sürekli kooperatiflerrin kongre ilanlarını, üye istek ilanlarını yayınlarlar. Böyle bir gelir kapısını kimse bırakmak istemez. İnşaat malzemesi satanlar, arsa sahipleri, belediyeler, işçiler velhasılı herkes durumdam memnundur. Bir tek yıllardır yemeyip kooperatife veren, karısının bileziğini bozduran, çocuğunun süt ihtiyacını kesip aidat olarak yatıran, bir ev sahibi olma hayali kuran üye memnun değildir. Ancak o da kimsenin umurunda değildir. Ne mahkemelerde, ne sanayi bakanlığı müfettişleri nezdinde ne de belediye imar müdürlükleri nezdinde bir şey ispatlaması mümkün değildir. Çünkü bu kuruluşlar işin sadece şekli kısmına bakarlar.

Bu da üyelerin yarıdan bir fazlasının toplantıya iştirak edip etmediği, nimzalarının bulunup bulunmadığı, ticaret odası newzdinde onaylanıp onaylanmadığı, yapılan işlerle ilgili faturalar v.s dir. Böylece bir kooperatif en az 10 yıl, 20, 30 yıl sürer. Bir insan ömrünü bir ev sahibi olabilme hayali arksında mahvetmekten ç.ekinmezler. İçinde yaşadığımız toplumda on binlerce kooperatif ve yüz binlerce mağdur vardır. Fakat onların seslerini dinleyecek bişr tek mercii bile yoktur. 

   Bu niçin böyledir?
    Kooperatife bir yanlışlık sonucu düşen bir insanla bir kürek mahkumu arasında fazla fark yoktur. Bir bataklık gibi kurtulmak için çırpındıkça daha çok batarsınız. Tabii çıkış hakkı vardır. Ancak enflasyonist ortamda ödediğiniz kadar Türk lirası geri alarak. Bu ödediğiniz paranın karşılığı değildir. Zarar etmemmek için devam edersiniz. Fakat ne kadar ödeyeceğini ve kaç yıl daha ödeyeceğini hiç kimse bilemez. Her yıl yapılan genel kurullarda yönetim; bu sene olmasa bile gelecek sene mutlaka inşaatı bitirip teslim edeceklerini söyler. Bu seneler hiç bitmez. Her zaman bir aksaklık olur. Ya demir aşırı pahalanmıştır, ya döviz düşmüştür. Yahut anlaştıkları usta sahtekar çıkmıştır. Ama mutlaka bir şey olur. Bunlarda yönetimin hiç kusuru yoktur!
 Devlet oturup kooepratiflere: ‘şu kadar zaman içinde bitirmek zorundasın’ demez. Veya yasa çıkartılıp daha kooperatifin başlangıcında kimden ne kadar alınacağı bankalar kullanılarak belirgin hale getirilmez. Normal hayatta hiç kimse ne kadar ödeyeceğini bilmediği bir borcun taahhüdüne girmezken, her kooperatifçilik anlaşması bilinmez ve dipsiz bir kuyu gibidir. Bunun  için bir bakana çıkıp şikayet konusunu hükümet gündemine sokarak düzeltmek isteseniz oralı bile olmaz. Dilekçenize cevap vermeye tenezzül etmez! 

  Şimdi oturup karar verin bakalım hangisinin daha insaflı olduğuna Kooperatifçilik mi? yoksa Kovboy usulü mü? Siz hangisini tercih ederdiniz acaba?

  Yalnız Kooperatifçilerin Kovboylardan daha akıllı olduğu kesin. Sonunda teşşekkür ve hayır-dua bile alıyorlar.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 29-11-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66502428 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net