30-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
AYETLER DEĞİŞİR Mİ? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
14-06-2008
AYETLER DEĞİŞİR Mİ?
                                                                                                      

                           M. Selami ÇEKMEGİL

Kendimizi Tartışmak isimli eserimde: "Hayat değişmez bir mihver etrafında namütenahi değişkenlerin dönüşümünü yansıtıyor" diye yazmıştım. Şimdi bir adım daha ileri giderek, kainat kurulalıberi, hayatın esas anlamı ve mahiyeti hiç değişmediği halde o esas ve mahiyeti anlatan ve yönlendiren bir kısım işaret, görüntü ve alametler (yani bir kısım ayetler) hep değişip durmuştur mu desek acaba?

Ayet kelime olarak işaret, alamet manalarına geliyor.(*) Kullanımda ise bu kelime, yerine göre, vahyi, ilahi mesaj ve mısraları, tabiat kanunlarını ve mucizeleri, hatta beşerin diktiği muhteşem anıt ve eserleri anlatmak için de kullanılıyor. Nitekim ayet kelimesi Kitab-ı Kerimde de, sadece Kur'ani ibareleri anlatmak için kullanılmamıştır. Mesela, II.surenin 39.ve 61. Beyyinelerinde olduğu üzere ayet genel manada vahyi, ilahi yasaları (tabiat kanunlarını), mucizevi tezahürleri, hatta bazan 26. Surenin 128. Ayetinde olduğu gibi, eski Ad kavminin inşa ettiği hayretengiz anıt ve abideleri anlatmak için de kullanılmıştır. O halde insan geniş manada Allah'ın bir ayetidir. Kavimler de öyle. Gökteki Ay ve Güneş, onların arşı ve arzı aydınlatması, topraktan bitki, tohumdan buğday çıkarması, Allah'ın Peygamberler yoluyla insanlığa gönderdiği mesaj ve tebliğleri hep birer ayettirler, diyebiliriz.
 
Bunlar, esas olarak tabiatlarının gereğini,  kişi ve toplumlar istemese de yerine getirir, hükümlerini icra ederler. Örneğin insanlar depremden korunma tedbirlerini almakla yükümlü olsalar da, depremi yok edemezler; kabullenmeseler de depremi engelleyemezler, kasırgayı durduramazlar.

Tabii Kur'anın cümleleri, ibareleri de birer ayettirler. Bu cümle ve ibarelerin mecmuu ayet olduğu gibi, Allah'tan vahiy yoluyla gelen Tevrat, Zebur, İncil de ayettiler. Bunlar da elbetteki Allah'tandılar ve vahyedilmiştiler. Bu ayetler de Allah'a ait oldukları cihetle hükümlerini mutlaka insan iradesi istemese de icra etmişlerdir, edeceklerdir. Onun için Kur'an, sanki mana olarak bize, takınılan tavırların sonuçlarını gösterdik, isteyen said olur isteyen şaki diyor...(bkz. Hud: 105) Ne var ki, kendi sınırlı kapasitesini unutan bir kısım kimseler, zaman zaman Güneşin hayat veren enerjisini, hükümleri altında zannettikleri kimselerden esirgeyerek onların geçici hayatlarını karartmaya yönelmekte, tabii yasaların işaret ettiği hayatın özünü de değiştirebilecekleri zannına kapılmaktadırlar. Oysa ki ayetlerin empoze ettiği tabii ve insani yaşantı tarzını yok etmeye yönelenler, ancak kendini ve muhitini çok kısa bir süre avutabilirler; hayat, esas mihveri etrafında, sürer de gider. Yaşam tarzının sonuçlarını işaret eden veya belirleyen ayetleri insan kendisi tayin etmemiş ki, kendisi hükümsüz hale getirsin. Mesela, üretmeksizin salt sömürü ile bir toplum ila nihaye hayat süremez. Buna yönelenler ve buna tepki göstermeyen siyasi mekanizmalar ancak insanlığa tahmil ettikleri acı, ıstırap ve kargaşalarla cehennemin yolunu açar ve ahfadına utanç tahmil ederler. Kendi sömürü kaynaklarını da tüketiverir ve evlatlarını açlığa ve sefalete mahkum ederler. Tıpkı, rant elde etmek için ormanların yakılmasına müsait bir ortam oluşturan yeşil düşmanı toplumlar gibi...
***
Allah'ın ayetleri elbetteki Allah'ın tasarrufundadır ve hiçbir güç Onun tasarrufunu engelleyemez. O'nun bir ayetinin etkisinden ancak bir başka ayetine sığınılarak sonuç alınabilir. Gazabından Rahmetine sığınmak gibi... Allah'tan gelen atom enerjisini bulan insanoğlu, onunla insanların bir kısmını imha etse de daha sonra geride kalanlara hayat veren, yine atomlardan müteşekkil Güneş'in kendisini iptal edemez. Çünki asıl güç, herşeyi yaratan Allah'ındır. Onun kudreti ile yarışa girilemez ve o kudret alt edilemez.

O halde bir ayeti veya hükmünü yine ancak Allah bir başka ayeti ile tadil ve ilga eder. Zira, bir ayetin (veya kuralın) da vazıı kim ise onu ancak o (veya ondan daha üstün bir kudret) ortadan kaldırabilir. Ama en büyük güç, Allah rahmet sahibidir ve merhametlidir; insanlara hayat ve imkan veren ayetlerini temadi ettirir. O ayetler doğrultusunda çalışan ve koşanları rahmetiyle kucaklar. Nitekim insanlık varoldu olalı Allah'ın ayetleri süregelmekte ve hükümlerini icra etmektedirler. Peki Allah ayetlerini ilga eder mi; değiştirir mi? Tabii ki bu onun bileceği bir şey. Onun gücünü hiçkimse tahdit ve takyit edemez elbet. Ama, görüyoruz ki, Zeburu unutturan Allah, daha sonra Tevratı iletmiş, Hz. Musa ile. Talmudun gölgesinde Tevratı kaybedenlere İncil'i vermiş. Onun ayetleri doğrultusunda yaşam rehberliğinin zedelendiği ve unutulduğu bir dünyaya da nihayet Kur'an-ı Hakimi inzal buyurmuştur. Dikkat edilirse Cenab-ı Hak, kitap yoluyla ilettiği mesajların unutulmasına yol verdiği ve artık toplumdan kaldırdığı ortamlarda benzeri ve daha muhkem, daha etkili ve hayırlı mesaj ve ayetlerle insanlığa olan himaye ve sevgisini hep sürdürmüştür.
Kur'an içinse başka şeyler söylüyor Cenabı Hak Kitabı mübinde. Onu indirenin kendisi olduğunu ve ebediyete kadar hıfzedecek olanın da kendisi olacağını deklare ediyor. (bkz. Hicr:9)

Kur'an ışığında kemale ermiş olan Din'in, yani ana ilke olarak noksanı ve fazlası bırakılmayan mükemmel hayat tarzına ilişkin yaklaşım tarzının bu kitapla şekillendirildiğini belirterek bunlardan daha hayırlısının gelmeyeceğini Allah'ın bu beyanlarından istidlal edebiliriz. O halde bütün ihtişamıyla ebediyyen yürürlükte olan Şanlı Kur'anın, vahyin tüm ayetlerini toplamış olarak kendinden önceki hüküm ve ayetleri neshederek yerlerine geçmiş olduğunu biz de ifade edebiliriz.

Vahyi ayetler için durum böyle de acaba kevni ayetler için de bunu söyleyebilir miyiz? Kur'ana bakarak olayları sebeb netice zinciri içinde yürüten Sünnetullahta değişiklik göremeyeceğimizi düşünsek de, biz kevni ayetlerin yerini bir başkasına bırakmayacağına dair herhangi ilahi bir beyana bu güne kadar rastlamış değiliz. Aksini ise devamlı görüp müşahede edebiliyoruz. Mesela, telgraf iletişimini sağlayan enerji akımının unutulmaya yüz tuttuğu bir ortamda elektronik iletişimi mümkün kılan internet dalgalarının yer tuttuğuna şahit oluyoruz. Tıpkı kılıçla muharebeye ilişkin stratejik gereklerin de yerini atom ve elektronik savaşların stratejik tekniklerine terketmesi gibi... Nitekim, Sodom Gomara felaketini unutan bakış tarzını, "bu gemiyi tanrı bile batıramaz" dediği gemiyle,Titanic'le, daha ilk seferinde denizin dibine geçiren muhteşem irade, gemileri yüzdüren tabiat yasasını o gemi için ortadan kaldırmakla insanlığa çok daha hayırlı bir başka ayetinin mucizevi gücünü işaret etmemiş miydi?

Allah unutmaz ama unutturabilir. Aciz kalmaz ama bizim aczimizi sergileyen ayetlerini pekala suratımıza çarpabilir.

Şu sonuca varıyoruz ki, Allah'ın bir dönem için insanı hayretler içinde bırakan olay ve işaretleri bir başka dönemde daha muhteşem ve daha hayretengiz şekilde tezahür edebilir. Tıpkı yeni keşfedildiği bir dönemde uçağı havada tutan uçuş yasasının insanı hayretler içinde bırakması gibi, onun yerine bugün, yeni bir dönemde uzay gemilerinin insanlar üzerinde aynı etkiyi yapması gibi.

İşte bu düşünceler içinde, Kur'anın II. Suresinin 106. Ayetini:
"Eğer biz bir ayeti  (işareti, vahyi, mucizeyi veya tabiat yasasanı) nesheder veya unuttururusak ondan daha hayırlısını (uyarıcı olanını, etkilisini) veya benzerini getiririz" şeklinde meallendirip anlayabiliriz. Ve kendimize ilahi mesajın şu uyarısını tevcih edip: "bilmez misin ki, Allah herşeye kadirdir." diyebiliriz. Hatta daha da ilerleyerek Bakara suresinin 107. Ayetinde hemen devam eden bu uyarıyı yeniden dercedip: "Bilmezmisin ki, göklerin ve yerin sahibi sadece Allah'tır. Sizin için Allah'tan başka dost ve yardımcı yoktur." diye de hatırlatabiliriz. 

Unutmamalı ki, çoban kültüründe bir kimse zaten bundan ilerisini zor düşünüp, zor irdeleyebilir. Çobanın bu anlayışı kimseye fren olmamalı.

İlahi rehberliği kendi boyutu istikametinde herkes daha da iyi ihata etmeye çalışıp ders almalı diye düşünüyoruz. Allah, Alim-i Mutlaktır. En doğrusunu elbette ki o bilir.

Selam size!...

M.Selami Çekmegil

(Çoban Tefsiri'nden)

Yorum
rica...
Yazar Selami Çekmegil açık 2008-06-16 08:26:43
Bir mübtedi olarak ilgi duyduğum hayati konulara ilişkin böylesi temel konularda her bilenden olduğu gibi bilhassa muhterem Bahattin Bilhan hocamdan yanılgılarım varsa bu yazıların altına yorumlarıyla not düşerek bizi muhtemel yanılgılarımıza karşı uyarmalarını önemle istirham ediyorum.  
Selami Çekmegil
Ayetler
Yazar girisim açık 2008-06-16 14:02:49
Birşeyin değişip değişmeyeceğine karar vermek için öncelikle o şeyin ne olduğunun tanımlanmasına ihtiyaç vardır. Birşeyin tam olarak ne olduğunun bilinmesi kanaatimce ilmin sonu geldiğinde mümkündür. ‘Tarihin sonu’ ya da ‘bilimde gelinebilecek son nokta’ iddiasındakiler için bu önerme mümkündür. Fakat hergün yeni birşeyin öğrenildiği dünyada ayetlerde bir değişiklik olup olmadığını söylemek pek kaabil görünmüyor. Belki onların ileride daha iyi kavranabileceği söylenebilir. Müfessirlerin her ayet yorumundan sonra ‘Allah daha iyisini bilir’ tabirini koyması ihmal etmemesinin esprisi bu olmalı. 
Kafirliğin tarifinin niçin 'hak apaçık ortadayken yanlışa saplanmak' diye yapıldığını şimdi daha iyi anlıyorum. İnsanoğlu yeni bilgiler edindikçe kavrayışı artmakta ve doğru bildiği şeylerin artık döneminin geçtiğini fark etmektedir. Müslümanlık o nedenle ‘doğrunun ardınca gitmek’ olarak tam tarifini buluyor. Bu kavramlara dikkatimi çektiği ve zihnime adeta kazınarak yazılmasına sebep olarak önümün daha aydınlık görünmesine yol açtığı için Selami ağabey'e buradan tekrar teşekkür etmek istedim. 
Ayetler mümkündür değişmiyorlar. Fakat biz ayetin ne olduğunu tam olarak bilemedikten ve hergün ondan daha farklı şeyler anladıktan sonra bunun ne önemi var? 
Raci D. 
Bees 'killed by mobile phone signals'
Yazar Sanih açık 2008-06-17 10:11:29
Konuyla dolaylı ilgili ilginç linkler... 
 
http://www.telegraph.co.uk/news/uknews/1548692/Bees-%27killed-by-mobile-phone-signals%27.html
Ve diğer linkler...
Yazar Sanih açık 2008-06-17 10:13:13
http://www.telegraph.co.uk/news/uknews/1548444/Keepers-fear-mystery-bee-illness.html
ve...
Yazar Sanih açık 2008-06-17 10:18:21
Flowers and fruit crops facing disaster as disease kills off bees 
 
http://www.telegraph.co.uk/news/uknews/1547243/Flowers-and-fruit-crops-facing-disaster-as-disease-kills-off-bees.html 
 
http://www.telegraph.co.uk/news/1545516/Honey-bees-in-US-facing-extinction.html 
 
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=73583,4&tarih=08.04.2007

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 13-08-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60435200 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net