23-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Ücretler mi Düşsün Faizler mi .?
Ücretler mi Düşsün Faizler mi .? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 
Yazar Fahri Yurtsever   
10-05-2008
2-Krize Tedbir: Ücretler mi Düşsün Faizler mi .?
                                  Fahri YURTSEVER

Cari açık kaynaklı olası krize tedbir olarak, 09.Nisan tarihli Hürriyet'te, Ege Cansen-Ücretler mi Düşsün, Faizler mi ve Erkan Kumcu-Üretimde Verimlilik Artışı Şart başlıklı köşe yazılarında, reel veya nispi ücretlerin daha da düşürülmesini salık veriyorlar.

Ne alaka.! Zira, ABD'de yaşanan finansal krize, birde ekonomik kriz eklenir ve Avrupa'ya sıçrar ise, dış ticaretimiz tümden çuvallayacak yani dış ticaret açığımız daha artacak, cari açık hepten başını alıp gidecek, kapatılması büyük olasılıkla mümkün olmayacaktır. Olağanüstü artan emtia -petrol gıda- fiyatlarının yükünün de eklenmesiyle, işler arapsaçına dönecektir. Buna
bir de, cari açığın çok önemli bir bölümünü kapatan, doğrudan yabancı sermaye girişi içinde anılan özelleştirme gelirlerinde ve hatta turizm gelirlerinde, bu yıl yaşanabilecek düşüşleri eklersek dolaşan kara bulutları görmemek için kör olmak gerek.

O halde, bu öneri nerden çıktı.?

Beraberinde, muhteremlerin önerileri, pek sevdikleri batının cari önlemleri ile de uyuşmuyor. Zira, ekonomik durgunluktan paçayı sıyırmak ve mali sektörü kurtarmak gayesiyle, bir seri piyasa düzenine aykırı tedbire başvuran batılı devletler, enflasyonu azdırmak pahasına piyasaya para pompalarken; neo-liberal batı devlet müdahalesine girişmişken; ne hikmetse bizim devletin iktisadına yön veren ulema, çıkışı niçin yine ücretlerin düşürülmesinde arıyor.? Talepte daralmanın süreceğini belirtiyor, umut buluyor.!

Madem böyleyse, bu beylerin yaklaşan kara bulutları görmediğini düşünemeyeceğimize göre, önerilerinin altında yatan ne.?

1-İlk akla gelen, bizi etkilemeyeceğini varsayarak, ileriye dönük daha derin bir çözüm önerisi.

2-Dünyada ne olursa olsun, bizim havamız yerinde olsun, mevcut IMF proğramı devam etsin isteği.

Bunlarla birlikte, bu kesimin iki itibarlı iktisatçısının arasında bir önemli fark da göze çarpıyor.

Kumcu, emek maliyetinin -doğrudan- daha aşağı çekilmesini, 'verimlilik artışı şart' sözleriyle ileri sürmekte ve geçen birkaç senenin boşa harcandığını, yolun sonuna gelindiğini iddia etmektedir. Buna aşırı bol 'uluslararası sermeye akımlarına güvenmenin' yol açtığını ve artık 'yapısal reformları savsaklama olanağı kalmadığını' yazarak hükümete yüklenmektedir. Yapısal Reformlar sihirli kavramının, yabancı yatırımcılar için 'yatırım ortamını iyileştirmekten' başka bir muhteva taşımağı aşikardır.

Cansen ise, 'ücretler mi düşsün, faizler mi' şeklinde bir ikilem sunmaktadır. Merhamet izlenimi veren bu ikilemde, yazısı dikkatle irdelenir ve tersinden okunur ise, faizleri düşürmenin de neticede ücretleri -nispi- düşürmenin aracı olarak sunulduğu anlaşılacaktır. Cansen'in -gayet güzel başlayan başlardaki sunumu ve sanki- faizlerin düşürülmesi ile, ücretlerin düşürülmesinin birbirine alternatifmiş gibi görünen sorusu, Kumcu'nun önerisi ile aynı kapıya çıkmaktadır.

Sn.Cansen; 'katma değeri yaratan esas faktör emektir' esasından hareketle; 'Cari açığın gerisinde değerli ulusal para, onunda gerisinde yüksek faiz vardır. Cari açığın yarattığı riski azaltmak için.. katma değer ihracatının artması şarttır. Halbuki Türkiye'de katma değerin büyük kısmını oluşturan emek maliyeti dövizle ölçülünce 'rakip ülkelere' kıyasen yüksektir. Bu durumda katma değer ihracatını artırmak için ya ücretler düşürülecek, yada.. faizler düşürülecektir.' demektedir. Faizler düşürülürse, 'döviz fiyatı çıkacaktır.' Bu durumda döviz cinsinden ücretler düşmüş, birim maliyet içinde payı azalmış olacak, dolayısıyla ürün ihracatta fiyat rekabet şansı yakalayacaktır. Sonuç: İhracat artışıdır.

Mevcut sistem içinde çare arayan Cansen'in, aynen ABD de FEDin amaçladığı gibi, faizleri düşürme önerisinin arkasında; üretimi ve ekonomiyi canlandırmak, düşen büyüme trendine tersine ivme kazandırmak yatıyor olsa gerekir. Büyüme düşme eğilimine girmişken, cari açığın hala artıyor olması hiç hayra alamet değildir. Ki, bu durumun altı kalın çizilmelidir. İki, borç anapara ve faiz miktarıda anormal şekilde artmaktadır. Bu yüksek faizin getirdiği yükün taşınmasını artık mümkün görmüyor olmalıdır.

Böyle ise, Cansen niçin faizleri indirmeyi önermemişte, soruya ihtiyaç duymuş, 'çetin mesele-zor zaman' olarak nitelemiştir? Açıkki, Sn. Cansen Sn. Kumcu'nun tersine faizler düşürülebilir mi şıkkını tartışmak istemektedir. 

Kumcu, uluslararası sermayenin ve IMF nun sadık memuru gibi önerilerde bulunmaya devam ederken; Cansen bu yolun çıkmaz sokak olduğunun farkında, yön değiştirmenin 'çetin kararsızlığını' duyurmaktadır. Faizlerin düşürülmesi gerekliliğini ve imkansızlığını bilmenin açmazı içindedir. Ücretleri, mutlak veya reel düşürmeyi rasyonel bulmamaktadır. Bir parça 'ustalık' koklatmak istemiş olması da pekala mümkündür.

Peki, niçin imkansız.? Faizleri düşürmek suretiyle, ücretleri nispi düşürmenin, iç pazara derhal bir etkisi olmayacak, talep daralmayacak ama ihracata olumlu etki edecek ve yüksek döviz kuru ithalatı frenleyecek, böylece cari açığın asıl sebebi dış ticaret açığı -dışalım ile dışsatım arasındaki eksi fark- kapanacak, kapanma eğilimine girecektir. Niçin olmasın.?

Her şeyden önce, faizleri düşürmenin etkisi üzerinden amaçlanan sonuç, uzun bir süreye ihtiyaç duyuyor. 2008 yılı için, 45 milyar dolar cari açık öngörülürken faizleri düşürmek; zaten temkinli-ürkek hale gelmiş 'uluslararası sermaye akımının' gelmemesine, gelmiş olanın belki ülkeyi terk etmesine davetiye çıkaracağı için olanaksız. Böylesi bir gelişme, cari açığın finanse edilememesi -mali kriz- demek. Yani, faizleri aşağı düşürme seçeneğinin uygulanması, bu konjoktürde mümkün değil. Adını bile etmemekte büyük fayda var.

Öte yandan, bu önermeler denenmiş ve derde deva olmamıştır. Turgut Özal'dan beri uygulanan, İhracata Yönelik Ekonomi Modeli denilen de bundan başka bir şey değildir. Namı diğer, IMF reçetesi Kemer Sıkma Politikası veya Sıkı Para Proğramı. Ta Özal'dan beridir uygulanan, ilk zaman adına 24 Ocak Kararları denilen 'mucize formül'. Yeni makyajlarla, küreselleşme argümanlarıyla desteklenen, kaçınılamayacağı iddia edilen 'ekonomik model' bundan başka bir şey değildir.

Ücretleri düşürürsen, iç talep daralır. Üretici-sanayici, düşük maliyet sonucu dışarıyla rekabet imkanı bulur ve iç talep kısılmasının zorlamasıyla beraber ihracata yönelir. Serbest kur rejimi diyerek, kurda beraberinde yüksek tutulursa ki, bu öncelikle bir yüksek devalüasyonu da gerekli kılar, ithalatı frenler. Cari açık azalır, giderek kapanır, sonrasında fazla verir, kalıp önermesidir bu..

Bu model ihracatı artırırken, enflasyonu da düşürmeyi hedeflemekte ve bir ayağını yüksek faiz uygulaması oluşturmaktadır. Böylece, piyasadaki para harcamaya değil, tasarrufa yönelecektir. Tasarruflarda, girişimciyi-sanayiciyi finanse edecektir. Mantığı, düşük faiz piyasada likidite bolluğu, likidite bolluğu harcama, harcama enflasyon artışı demektir. Yüksek enflasyon ise, daha yüksek faiz sarmalı..

Oldukça tutarlı görünen bu model, işlememiştir. Evet, ihracatta ciddi artışlar sağlanmış, ama ithalattaki artışın önü alınamamış, özellikle son yıllarda cari açığın istikrarlı bir şekilde -kartopu misali- artışı süregelmiştir. Niye diye sorulursa, uluslararası işbölümü buna izin vermemiştir. Vermesi de en baştan beklenmemeliydi. Yüksek faiz ise, girişimciyi kredilendirecek yerde, ilk yıllarda milleti soymaya; şimdilerde ise cari açığı kapatma vesilesiyle, iç borçlanma üzerinden birilerine servet transfer etmeye yaramıştır.

İşlememesinin sorumluluğu, bugüne değin hep hükümetlere yıkılmış, proğramın bütününe sadık kalmadıkları yada sonuna değin sabredemeyip bozdukları şeklinde suçlanmışlardır. Oysa, son proğram 9 yıldır aralıksız ve tavizsiz IMF kontrolunda yürütülmektedir. 2001 Şubat krizi bu sıkı kontrol altında başımıza gelebilmiştir. Halen, paramız milyon değer yitirmesine rağmen, net ihracatçı bir ülke olamadığımız gibi; ithalata ve sıcak paraya bağımlılığımız, uyuşturucu bağımlılığını aratmayacak boyutlara ulaşmıştır.

Cansen ve Kumcu'nun, verimlilik artışı veya faizleri indirme arkasına sakladıkları, ücretleri şöyle yada böyle düşürme önerisini, bahsi geçen yukarıdaki etkenlerden yalıtarak ele alsak bile;

a- Bu çözüm kısa vadede sonuç alınabilecek bir yöntem değildir. Ki, denenmiştir, çok uzun vadede geldiğimiz nokta ortadadır.

b- İhracatçının istediği avantajın sağlanabilmesi için, ücretlerin 100 doların altına çekilebilmesi gerekir. Ücretlerinin 30-50 dolar civarında olduğu Asya ülkeleriyle, Mısır gibi ülkelerle başka türlü rekabet şansı olamaz. İşbu sebeple, daha çok yabancı sermaye çekilmeli, önünü açmalı, formaliteleri kaldırmalı, ancak böyle kalkınabiliriz sözleri palavradan öte geçmez.

Ücretleri bu seviyelere düşürmek mümkün olamayacağına göre, ki siz düşürürseniz başkaları da düşürür, söylenenler bilimsel değil boş sözlerdir veya hayalle aldanmaktır. Aldanmak-aldatmak değilse, çalışanların ekmeğinden bir parça daha kopararak, zenginler sofrasına aktarmanın kamuflajıdır.

Ülkemizin yol göstereni IMF-memurları olduğu sürece, burnumuzun boktan kurtulması imkansızdır.! 

Fahri Yurtsever 16.Nisan.2008 Ankara (değişiklik 06.05.2008)


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8652658.asp?yazarid=17
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8654166&yazarid=7 

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 16-05-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116435878 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net