30-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
BİR KÜLFET SAYISIZ NİMET PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 11
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
03-05-2008
BAKARA/ 35-36: "Dedik ki, ey adem! Sen eşinle birlikte cennette yerleşin, ve onun nimetlerinden istediğiniz yerden ve ikiniz de bol bol yeyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz!..                        

BİR KÜLFET SAYISIZ NİMET

                                     M. Selami ÇEKMEGİL
      Her nimetin bir külfeti vardır. Bunu hep böyle hissetmişizdir. Mesela araba aldığınızda zevk-u sefası ile sevinecekken, size getirdiği vergi yükü ile kaza yapma riskinin hemen üzerinize binmesi, her dönem yeniden artan trafik cezalarının ceremesi az külfet midir? Hele de geçmişte bir zamanlar o cezayı yazan
mekanizmaya  muhatap olma riski.. Bir defasında seneler evvel, yeşil yanarken geçtiğim halde kırmızıda geçtiğim söylenmişti de nasıl üzülmüştüm; hem de göz göre göre... Onun için, vatandaşın iyiliği için denen yasaların dahi gerisindeki saklı amaçtan bazen ürkmüşümdür... Özellikle geri kalmış toplumlarda devlete tanınan her imkan ve yetki, etkili zevata verilmiş bir suistimal manivelası olarak tezahür edebilmektedir. Mesela tapu, gayrı menkulümüzün muhafazası ve emniyeti için düşünülmüşken başlangıçta, sonradan tapu muamelesi, örneğin Tanzimat döneminde, "yukarı bayır, aşağı çayır; tapucuya bir hisse ayır" tekerlemesinin konusu olabilmiştir. Haklı ölçülerin önemsenmediği bir ahlaki iklimde yapılan düzenlemelerde, bir pisliğin nüvesi de derhal yerini bulabilmektedir çoklukla... Bu tabiidir. Bugün tüm dünyada, hele de Ortadoğu'da, insanoğlu Allah korkusundan uzak düzenlemelerin sıkıntısını yaşamıyor mu?.. Demek ki, hak ölçü endişesi taşımayan düzenlemelerde nimet külfet dengesi yok olup, hayat nimetsiz külfetler mecmuası haline de gelebiliyor. İnsanlar, başkalarınca önü kesilen nimetlerin külfetlerinin kölesi olabiliyor. Araba kullananların yaktığı benzine tahmil olunan vergi yükü, bazen, araba kullanmayan zavallı fakir tüketicinin ekmeğinin maliyetine de yansıyabiliyor.
***
        Oysa ki, sınav kazanana ödül olarak varılacak olan Cennette, bir kere girdikten sonra, külfet olmaksızın sayısız nimetlere erişeceğiz. Oradaki nimetlerin, dağıtıcıları aracılığıyla külfete dönüştürülmesi ihtimali de yoktur. Ancak böylesi bir nimete ermenin, Cennette meleklerin hizmetine ererek nimetlerle taltif edilmenin de küçücük -ama esasta çok riskli- bir ön şartı vardır: bu dünyada "insan" olmak; insanlık sınavında başarı kazanmak!.. Bu sınav -özünde-  öğretilmeden sorulan, hesapları yanlış tutulan, ağır yükler altında bunaltıcı bir despotizmin sınavı gibi değil... Bu sınav, tam tersine, verilen güçle sınırlı olarak insandan, kendini biraz frenleyebilmesinin istenmesidir... Allah bu; rahman ve rahimdir, merhameti en geniş olandır. Önce verir, sonra ister; sayısız nimet verir çok az şey ister...

        İşte burada, Kur'an'ın, insanın ilginç bir özelliğini anlatan ayetlerini çağrıştırmamak mümkün değildir; insanın yaratılışında mevcut bir özelliğine dikkat çeken Bakara suresinin iki ayetini... İnsanın Şeytan karşısında, kendi iç dürtüleriyle nasıl bir kaygan zeminde bulunduğunu resimleyen bu iki ayette Allah,  insanın, sayısız helaller karşısında şeytana aldanarak, nasıl bir tek harama yönelme eğilimi taşıdığını resimlendirip, bu eğilimini iradesi ile frenlememesinin de bir sonucu olacağını belirtiyor.

          "Dedik ki" diyor Kur'an, Bakara 35. ayette: "ey adem! Sen eşinle birlikte cennette yerleşin, ve onun nimetlerinden istediğiniz yerden ve ikiniz de bol bol yeyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz!.."

           Bakınız burada sayısız nimet karşısında Allah, bir tek yasak koyuyor. Sayısız helale karşı bir tek haram!.. Ama insanoğlu bu; sayısız helal ortada iken, makulu bırakıp şeytana kapılınca, nasıl o bir tek harama meylediyor; nasıl aldanıyor, aldatıyor kendini... Allah'ın önceden uyarmasına rağmen, şeytanın aldatmasıyla nasıl da yanlışa heves ediyor... Şeytanın düşmanlığını fark edemiyor; unutuyor. Şeytan 36. ayette, temelinde huysuzluk ve düşmanlık ifade eden kötülük gücü ile karşımıza çıkıyor. Oysa ki, 34. ayette iblis, kökünde ümitsizlik ve isyan ifade eden bir kötülüğü temsilen belirmişti. Bakınız, burada şeytan düşmanlığını nasıl ustaca oynayarak intikamını alacak ve insanın ayağını o güzelim cennetten kaydıracak...

Ademin yerleştirildiği cennet dünyada bildiğimiz Aden bahçelerinden miydi? Tabii ki, hayır!.. Çünkü harama yaklaşmanın sonucunun Adem'e pahalıya patladığını anlatan bir sonraki ayette Allah, ceza olarak ademi yeryüzüne (yani bu arza) indirdiğini ifade ediyor ve diyor ki: "Sonra şeytan, ikisinin de  (Ademle eşinin) ayaklarını kaydırdı (yanılttı) da içinde bulundukları yerden (bulundukları mesut ve mutlu durumdan) çıkardı. Biz de, 'hepiniz birbirinize düşman olarak ininiz oradan;  (yeryüzü bir zaman için size bir barınak yeri ve bir yararlanma yeri olacak' dedik."

         Görüyoruz ki Allah'ın bu fermanı, insanın kendi eyleminin bir sonucudur. "Allah, 33. ayette tekil olarak ademden söz ederken, 35. ayette ikisinin (Ademle eşinin) mükellefiyetlerinden ve işbu 36. ayette ise çoğul olarak herkesten söz ediyor: Anlaşıldığına göre Adem insanı temsil ediyor. İnsandaki ruhi uyum ve tesanüt her iki cinsin vücuduyla anlatılıyor ve eylemin karşılığı ihraç cezasının sonucu mukadder imtihan dünyası, herkesi: Adem'i, eşini ve şeytanı da kapsıyor."

        O halde şeytan aramızda misyonunu südürüyor; düşmanlığını devam ettiriyor ve devam ettirecek...

       Çoban bu iki ayetten bu kadar anlıyor...

(Çoban Tefsiri'nden)

Yorum
Yazar Fahri açık 2008-05-06 09:01:42
"Görüyoruz ki Allah'ın bu fermanı, insanın kendi eyleminin bir sonucudur."  

Sayısız nimete karşın bir tek yasak.. 
Acaba terside mümkün mü? Sayısız günaha karşın, bir tek sevap.. 

Gecen gün bir başka tefsirinizi okurken aklıma gelmişti.  
"Melekler insana secde etti, bir tek şeytan etmedi.."  
İnsana secde etmek, insanın hizmetine girmek, iyiliği için çalışmak mı? İnsana secde eden melekler, bunu Allah için yaptıklarına göre, buradan bir insanın bir diğer insanın iyiliği için çalışması, kendisine ve diğerlerine zarar vermemesi Allah içindir, bir nevi ibadettir denilebilir mi? 
Nasıl, ne-ler yaparak, kendisinin ve tüm insanoğlunun iyiliği için çalışılır? Nasıl, zarar verilmez.?  

"birtek cana kastetmek, bütün insanlığa kastetmektir.." üzerine herhalde ciltler dolusu yazılabilir.  
Teşekkürler "usta." 
Değerli Fahri bey,
Yazar Selami Çekmegil açık 2008-05-07 09:07:41
İslami açıdan "Günah" (başka bir ifadeyle yasak) istisnaidir ve belirlidir. Sayısı da iki elin parmak sayısını geçmez sanıyorum. Geri kalan insan ve toplumlar için çok geniş bir hürriyet alanıdır. Belki ayet (ve ayetten esinlenerek verdiğim başlık) biraz da bunu yansıtıyor gibi geliyor bana.  
Selam katkınız için teşekkürler. 
Selami Çekmegil
Adem
Yazar girisim açık 2008-05-07 12:28:18
Adem’in onca hürriyet dururken yasaklı olana yönelmesi hadisesi, insanın tabiatını ele veriyor. Bunu çocuklarda bariz şekilde gözlemek mümkündür. Bir şeyi yasakladığınızda bunu hemen kabullenmiyorlar. Mesela elektrik prizini kalem vs. gibi şeylerle kurcalama deseniz bile bunu yapabiliyor. Belki Zaralı olduğunu düşünüyor fakat ya talimat verenin ne kadar kendi yanında olduğunu kontrol etmek, ya da zararlı olan şeyin nasıl ve ne kadar zararlı olduğunu bilmek amacı taşıyor olmalılar. İnsanın mizacı bu; söylenen şeyi aklıyla kontrol etmeden kabul etmiyor. Sonuçta çarpılınca ona bir daha yanaşmıyor. Ancak aklıyla elektriğin bu zararını bertaraf etmesi gerektiğinde izolasyon malzemelerini icat ediyor, ve medeniyet dediğimiz şey çıkıyor ortaya. 
Hıristiyanlık insanın günahını kabul etmez ve her inananın kendini bu özelliğinden dolayı hakir görmesi gerektiğini telkin eder. Bizdeki bazı tarikatlara bu yanlış inanç oradan girmiş olmalı. İslam insanın bu yapısını tanıyor ve onu bozmak istemiyor. Günah işleyebileceğini kabul ediyor. Kabul etmediği şey; zararı ortada olduğu halde kötülük yapmak, şeytanla birlik olup iyilikleri yok etmeyi amaçlamaktır. 
Âdem’in Tanrı buyruğuna karşı gelirken, bazı insanların tabiatlarını tahrip ederek bazı kişilerin arkasına koyun gibi takılıp gitmeleri yaman bir dejenerasyondur. 
Âdem insandı; tabiatına yenildi; yasaklı olana yanaştı. Mümindi hatasından pişman oldu. Rabbinin yasaklarının kendi lehine olduğunu gördü anladı; bir daha ona yönelmedi. 
Yazarı bizleri düşünmeye sevk eden bu ufuk açıcı yazısından dolayı tebrik ve teşekkür ediyorum.  
Raci D.
Ufuk açıçıcı bir tahlil...
Yazar Selami Çekmegil açık 2008-05-07 21:11:17
Kur'an üzerine bu derinlikli tefekkür eminim bir ibadettir. Girişim'ci kardeşime şifahi teşekkürümü buradan da belirtmek bu ibadetin önemini öne getirmek olacaktır. Ufuk açıcı görüdüğüm bu güzel tahlili katkıya teşekkürler...
Yazar Fahri açık 2008-05-08 06:11:11
Cahilliğime veriniz. Ufuk acılık benim hayretimi ifadeye kifayet etmez. Ooo çekmişim, Raci Bey'i okurken.  
Ne güzel, ne sarsıcı bir mantık silsilesidir böyle. Aman dikkat Fahri, çok derin sularda kulaç atıyorsun.  

Nimet-Külfet yanlışımı anladım sanırım, Selami Bey. "Kalıp hatası" olmalı ff:) Teşekkür ederim.  
Saygı ve sevgiyle.  
Teşekkür
Yazar girisim açık 2008-05-09 14:59:23
Fahri Bey; cömertliğinizin ifadesi iltifatınız, çoktandır yazmayı düşündüğüm bu konu hakkında beni cesaretlendirdi. İnşallah aktarmak istediklerimi anlatmayı başarırım. 
Selamlar 
Raci D. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 01-08-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
60435872 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net