12-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow GIDA FİYATLARINI KÜRESEL KABZIMALLAR ÇILDIRTTI
GIDA FİYATLARINI KÜRESEL KABZIMALLAR ÇILDIRTTI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar Fahri YURTSEVER   
27-04-2008

Gıda Fiyatlarını Küresel Kabzımallar Çıldırttı.!


                                            Fahri YURTSEVER
Yüzde 60 ile yüzde 170 i bulan tarım ürünleri, işlenmiş-işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış bir anda tüm dünyayı şok etti.!
Şok etti az gelir.! Birdenbire açlık tehlikesinden, dünyada gıda savaşları ihtimalinden bahsedilmeye başlandı.
 
Uzmanlar, bu fiyat artışlarını spekülasyona, küresel ısınmaya bağlı sulama yetersizliğine, 2007 nin kurak geçişine bağlı verim düşüklüğüne, değerli madenlerle beraber emtia piyasasına
yönelen sıcak paraya ve en çokta biyo-yakıt üretimi dolayısıyla üretim alanlarının daralmasına bağladılar.
 
Bunların hepsinin doğru olduğuna kuşku yoktur. Ama, cevaplanması gereken 2 önemli soru var:
1-Niçin öngörülmedi veya geçen yıldan tespit edilemedi? Tedbir alına-madı?
2-Bu etkiler, bu sonucu doğurur mu? Yani, sonuç sebeple ölçülü mü?
 
Pekala, bunların hepside öngörülebilir etkenlerdi. Bırakınız öngörmeyi, geçen yıldan çok rahat gözle görülebilecek, tespit edilebilecek menfi gelişmelerdi. Bizimkiler görmedi, söyleyenlere kulak asmadı.
 
Vahamet budur! Bırakın uyarmayı, tedbir almayı, bizimkiler görmedi, umursamadı.! Bakmadılar ki, hiç ilgilenmediler ki görsünler diyebiliriz, son derece haklı olarak.
 
Kimse, tarım sektörüne bakmadı. Bir gün koca memleket aç kalır mı diye endişelenmedi. Hatta, tarım baştan atılması gereken bir yük gibi empoze edildi. AB-DB-IMF ve DTÖ'nün kırsal nüfusunuzu yüzde 10 nun altına düşürün, destekleri azaltın kaldırın, şunları sökün bunları dikin, uluslararası piyasaya açın 'tavsiyeleri' baş üstü edildi. 2004 den beri her yıl bir milyonun üzerinde kırsal nüfusun, şehirlere akın etmesine, toprakların çoraklaşmasına adeta sevinildi.
 
Kimi bilgiç hocalarca, bütçemize nasıl büyük yük, kara delik olduğu anlatıldı, köylülük aşağılandı, tarım hor görüldü. Varsa yoksa, bilgi çağındaydık, okulları bilgisayarla donatmalı, teknoloji üretmeli, ar-geye yatırım yapmalı, yapısal reformlara hız vermeliydik. Zaten, tarımda katma değer çok düşüktü. Ne olacaktı canım, bastırır parasını istediğimiz yerden alırdık. İşte marketler, reyonlar Ananas'ına kadar envayi çeşit doluydu. Biz, tarım gibi ilkel işlerle uğraşmamalıydık. Bir tır dolusu domates, bir microchip parası etmiyordu.!
 
Şimdi akılları başlarına geldi. GAP hatırlandı. Buna rağmen öneriler, hararetli tartışmalar içinde, verimlilik artışı dışında, köylüye yer verildiğini duyamadık.! İnsan olarak köylü yok.! Pek çok teknik öneri var, köyün-köylünün kalkındırılması, tarımda ihtiyaç ve üretim planlaması yok.! TMO nin üst kurullar gibi düzenleyici olarak yer alması var ama tüccara kiralanan siloların, yeniden ihtiyat deposu olarak kullanıma hazırlanması yok.!
 
Mesele sadece görmemek değildir. Elbet, görmek için göz lazımdır. Sebep olan etkenlerde, sadece yukarıdakilerle sınırlı değildir.
 
Bu yaşanan küresel gıda krizine, küreselleştirme politikalarının asıl sebep olduğunu başa koymak gereklidir. Bu kıtlık, küreselleşmenin tarım sektörü boyutu ve sonucudur. Bu politikanın uygulamalarının, geçen yılın ortalarından itibaren iyice bunalan finansal sermayenin, tarım piyasasında hızlı genişleme dalgasıyla çakışmasının neticesidir. Asıl spekülasyon dünya çapında tezgahlanmış, vurgun dünya borsalarında kotarılmış, içerdeki acentalarda fırsatı değerlendirmiştir. Yani, en temel iki besin kaynağı pirinç ve buğday bile, finansal sermayenin 'küresel oyun alanı' içine dahil edilmiştir. Yoksa, sayılan etkenlerin hiçbiri bu denli sonuç yaratacak büyüklükte değildir. Bu etkileri, tek potada birleştirip, fahiş kara çeviren 'küresel aktörlerdir.'
 
İçerdeki aracılara-komisyonculara, dünya çapında aracılar eklenmiştir. İnsanların ekmeği, vurgun kapısına çevrilmiş; zayıf devlet idarecileri, sözümona 'tarımda yeniden yapılanma-tarım reformu' adına bu oyunda yer almışlardır. Büyümeyi, 1. sınıf tarım arazileri üzerinde, modern alış veriş merkezleri veyahut milyon dolarlık villa görmek sanmışlardır.  
 
Bu küresel oyunun mekanizmasını, Tarımda Küresel Komplo başlıklı yazıda şöyle ifade etmiştik: 'Küreselleşme ile beraber dünyada bir büyük oyun tezgahlanıyor. Oyunun parçalarından biriside, tarım sektörü.
 
Bilindiği üzere, küresel güçler yani dev global şirketler ve siyasi merkezleri, dünya ticaretini denetimlerinde tutuyorlar. Bu güçler paranın da patronları. Yani, oyun kurucuları küresel finans ve ticaret sermayesi. Baş misyonerler, İMF-Dünya Bankası-Dünya Ticaret Örgütü.
 
Öylesine denetimlerinde tutuyorlar ki, hangi limandan hangi geminin kalktığını, yükünün detayını, okyanusta şu an nerede bulunduğunu-GPS, nereye gideceğini, sigorta poliçesine varana dek izliyorlar. Bununla kalmıyor, uydu destekli ve dünyanın dört bir yanına yayılmış hava gözlem istasyonları vasıtası ile, hava olaylarının hangi ülkede tarımsal üretimi ne şekilde etkileyeceğine kadar bilmek istiyorlar.
 
Örneğin, Katrina kasırgası Amerika’yı vuracakken, büyük kahve şirketleri-tüccarları ellerini ovuşturuyor. Sezonda, Brezilya kahve rekoltesinin yükseleceğini ve fiyatların düşeceğini anlıyorlar. Ona göre ürün borsalarında bağlantı yapıyor veya hisse senedi borsalarında ilgilisine oynuyorlar.
 
Tezgahın mantığı şu:
 
1-Tarımda hiçbir ülke kendi kendine yetmeyecek. Böylece, dünyada sen bana buğdayı, ben sana elmayı-muzu bir ticari hareket başlayacak ve buradan müthiş bir ticari kar yaratılacak. Aracı karı. Bizdeki deyimle, kabzımalcılık. Küresel Kabzımallık yapacaklar desek nasıl olur acaba!
 
2-Üreticiyi ve ülkeyi kendinize mahkum edeceksiniz. Çok mu para istedi, başka ülkeden daha ucuza getirip, tarlasında, dalında bırakacaksınız. Ülkeleri-üreticileri birbirine kırdıracaksınız.
Mahkumiyetin diğer ayağı tohum, ilaç ve gübre bağımlılığı ile sağlanıyor. Yaptırılan yasal düzenlemelerle perçinleniyor. 
 
Topraklarını terk etmek durumunda bırakılmış küçük üreticinin-köylünün yerini, global çiftlik şirketleri dolduruyor. Toprak mülkiyeti, tarımsal üretim ve ticaretle beraber yabancıların eline geçiyor.
 
3-Dünyanın en gelişmiş, sanayileşmiş denilen ülkelerine bakınız. ABD başta, hepsi tarımsal ürünler ihracatçısı ve sektörü % 45-60 lara varan oranlarda destekliyorlar. Yoksul, geri kalmış, azgelişmiş ülkelerse, ithalatçı. Tersliğe bakınız. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Ufacık Hollanda'nın tarım üretimi Türkiye'nin 8 katı.!
 
Benzer tezgah, hayvancılık ve sanayi ürünlerinde de söz konusudur, uyarlayabilirsiniz. Ancak, tarım bambaşka bir öneme sahip. Benzin olmazsa arabaya binmeyebilirsiniz, ama ya ekmek yapacak buğday olmazsa? Yağ, şeker bulamazsanız?
 
Bundan dolayı, en stratejik sektör tarımdır. En stratejik işletme de toprak.
2030-40 lardan sonra, suyun petrolden önemli olacağı hesap edilirken, bu hesap toprağın ama özellikle 'Mezopotamya' toprağının önem kazanacağı anlamına da gelirken, su akıyor ve biz bakıyoruz. Ülkemizin çölleşmesini, göllerimizin kurumasını seyrediyoruz. Ülkemiz topraklarını, sularını, tarımını küresel güçlere, emperyalizme teslim ediyoruz.
*
Bu noktaya, tabiiki, birtakım şer güçlerin salt kötü niyetiyle gelinmedi. Bankerler ve ticari sermaye, sanayi sermayesinden öncede vardı. Ancak, sanayi, teknoloji ve bilimdeki devasa gelişme, her alanda üretimi müthiş artırdı. Ülke bazında tarımsal üretim fazlaları da oluşmasına sebep oldu.
 
Bu fazlaların ülke içinde ve dünyada dolaşabilmesi için, GDOlara ihtiyaç vardı. Böylece kolay bozulmayan, sert-kalın kabuklu ürünler peydah oldu. Kanser ve ulaşım-lojistik sektörü patladı..
 
Bu ürünlere alıcı bulabilmek için pazarlar gerekiyordu. Halihazırda, borçlandırılarak teslim alınmış ülkelerde, IMF-Dünya Bankası marifeti ile, tarım çökertildi, yeniden şekillendirildi. Daha otuz sene önce, siz sanayi ülkesi olmaya uygun değilsiniz, tarımla uğraşın denilen ülkelere, bu kez de tarım paketleri dayatıldı. GATT, DTÖ’ne dönüştürüldü.' Şubat-2007
 
Küreselleşme çarkına giren ülkelerde, tarım-hayvancılık sektörü kapsamında ilk sonuç, süt ve süt ürünlerinin yabancılaşması ve anormal fiyat artışıyla görüldü. Allah'ın suyu, su ambalaja girdi. Portekizde böyleydi, Arjantinde de. Bizde de öyle oldu. Sıra diğerlerine geldi, zira yeniden yapılanma süreç gerektiriyordu.
 
Fiyatlar bir miktar aşağı düşsede, bundan sonra eski düzeyleri ummak, ham hayal olsa gerek.   
 
Koç'un Urfa-Harranova'ya yatırımı ve kendisine yabancı ortak edinmesi ile yukarıdakileri birleştirdiğimiz zaman, bunca yıldır uyutulan GAP projesine 12 milyar dolarlık sıcak kan akıtılma kararı alınmış olması oldukça manidar. Bu yatırım, ülkemiz ihtiyaçları göz önüne alınarak yapılmış olsa, buna sevinebilirdik. Maalesef görünen, dünya tarımsal üretim ve ticaretinde biçilen elbiseye uygun roldür. Bir zamanlar sanayide şunu üretecek, bunu dışardan alacaksınız diyenler, şimdide tarımda aynı şeyi dayatmakta ve yaptırmaktadır.
 
İşin acı yanı, altyapı maliyetini dahi bizim sırtımıza vurabiliyor olmalarıdır. Bizim toprağımızda, bizim insanımızın emeğiyle ürettirecekler; hem bizi sömürecekler, hemde açlık korkusuyla yaşatacaklar.! Bu kadarına, aklı vicdanı olupta, insaf be kardeşim dememek elde değil.!
'Allah hiç kimseyi açlıkla terbiye etmesin!'
 
Fahri Yurtsever

Ankara 26 Nisan 2008
 
NOT: Ülkemiz tarımda kendi kendine yeten bir ülke olmaya devam etse idi, dünyadaki bu gelişmelerden yok denecek kadar az etkilenecekti. Tarımsal fazlası olsa..
EK: Tarımda Küresel Komplo-tümü
EK: Tarım Politikasında Temel Soru
EK: Tarım-AB-Kırsal Nüfus 2005

Yorum
Yazar kubha açık 2008-04-27 14:59:54
Maslow'un ihtiyaçlar piramitinde de tarif edildiği üzere karnı doyan insan barınak arar, barınak da bulunca başını kaldırır, çevresine bakar, sonra asil olan yaratılışı gereği çevresindeki yanlışlıkları ve adaletsizlikleri görür, gücü nispetinde düzeltme çabasına girer. 
 
Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin bir bölümünde, yapılan yanlışlıkların ve/veya ihanetlerin gündeme gelmemesi için toplumu aç bırakma bir yönetme yöntemi olarak yaygınca uygulanmaktadır. 
 
Yazarın duasına amin dememek mümkün mü?
ilginize teşekkür ederim.
Yazar Fahri açık 2008-04-29 03:43:44
Doğrusu ben bunu söylemek istememiştim Sn. Kubha.  
Böyle bir amaç olduğu kanaatinde değilim. Açlık korkusu, elbette bir silah olarak kullanılabilir. Ama bizzat aç bırakmayı, bir yönetim aracı olarak -biraz aklı olan- kimse tercih etmez. 
Birilerinin öylesine vahşi bir kar çoğaltma hırsı varki, artık insanların sofrasındaki bir lokma eğmeğe dek uzandı. Bu hırs sahipleri, kapitalist -emperyalist devletlerin kendisi değil. Onlarıda aşan, onlarında kontrolundan çıkan ve yapılarını içten tehdit eden, bir güç ve sistem haline geldiler. Daha doğrusu sistemsizlik.! 
Şuan gelişen dünya ekonomik krizinin asıl mümessili de onlar, sanırım.  
yanlış anlama var ise, beni affediniz.
Yazar Fahri açık 2008-04-30 05:33:04
sn. kubha, bugün açlığa mahkumiyet, aç bırakma, yarı-açlık, açlık korkusu kavramları üzerine bir teati, sizi anlamamış olabileceğimi düşündürdü. yarı-açlık, açlık, aç bırakma aynı anlama gelebiliyor.  
yine, biraz konu dışına çıkmış olsada, eğer sizin emeğinize ihtiyaçları veya sizi Pazar gibi görecekleri bir şey zenginliğiniz yoksa, Afrika'nın kimi yerlerinde olduğu gibi, pekala sizi açlıkla, hastalıklarla ölüme mahkum etmelerinin de mümkün olduğunu hatırlamış oldum. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-04-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
115896646 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net