04-12-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow M. Said Çekmegil arrow MUARİCE BUCAİLLE
MUARİCE BUCAİLLE PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 9
KötüÇok iyi 
Yazar M. S. kriter   
14-04-2008

İSLAMIN VA’DETTİKLERİ   

                                VE

                      MUARİCE BUCAİLLE

      Yılların marksisti, militan düşünür Roger Garaudy, ... mütefekkir bir Müslüman olmuş. Başta kendi saadetinin müjdesi bulunan bu inkılabın şükranesi olarak da hemen bir eser vermiş: Türkçe’deki adıyla, “İslam’ın vaadettikleri”. Bu eseri Nezih Uzel tercüme etmiş, “Pınar” da, 1983 ortalarında yayınlamış. İyi etmiş.
       Müellif Garaudy, “….. bu kitap İslam’a yeni bir yaklaşım kitabıdır.” (s 215) “sosyalistliğimizin tartışıldığı bir günde, yapılan hataların aynen tekrar edildiğini açıklamaktır.” diyor, (s 75)  İslamı “…yaşayan bir kuvvet olarak ele aldık.” larını (215) söylüyor. Ve “ Benim kitabım, geleceğimizi bütünüyle çıkmaza sokan bu çeşit ‘ortak düşünce’ kalıntılarını devreden çıkarmayı amaç edinmiştir.” (244) diyor.

         Eserin muhtevasında şunları tespit edebiliyoruz : Doğu medeniyetinin kaynağı, daha çok manayı temsil eder. Batı önceleri nebati ve hayvani bir siliklikte iken, sonraları şeytani sıçrayışlarla, “insan sevgisinden uzak” (124) bir maddeciliğe düşmüştür. Nihayet, “… Yunan felsefesinin bu sahte problemine verilen cevaplardan sayısız “kafirlik” akımları doğmuştur.” (28)  İslam aleminin efkarı da, Batı felsefesi de, “… Yunan ifsadından kurtulmadıkça başarıya ulaşamayacaktır.” (150)

         Batı, politik idari yönden de ilmi bir sistemi görememiş ; bula bula ancak “demokrasi adına ortaya bir karikatür” önerebilmiştir. (38) Bu “… iktidarı başkasına devri, yahut ‘satılması’ kavramlarına dayalı demokrasi adını taşıyan idare şekli de İslam’ın yabancısıdır.” (91) diyor. Başka bir yerde de bir devlet reisinin, Batılıların bulduğunu zannettiği tüm uygulamalarına “Yeryüzünün felaketli idaresi” vasfını yakıştırdığını naklediyor. (233) Garaudy, eserinin pek çok yerlerinde “Batılı gelişme modelinin dünyayı ekonomik dağılmaya, politik ve ahlaki çöküntüye götürdüğünü..” (240) bu feci çöküntüden de “Yunan ifsadından kurtulmadıkça başarıya” ulaşamayacağını (137), “Batı’nın gelişme modelinin bir hilkat garibesi ve tarihi bir hastalık olduğunu..” (98) vurguluyor. Ve diyor ki : “Batı, tarihte görülmüş en büyük cani’dir.” (16) Onu kurtaracak ilmi yönelişe “ Başlıca engel Batı’nın bin yıldan fazla bir zaman içinde İslam’a yönelttiği bakış açısıdır.” (216)

        Garaudy’ın bize ulaşan bu eserinin tercümesinde, pek çok doğru tespitler var. Mesela diyor ki : “.. insan Allah’a teslim olmadıkça tam anlamı ile insan değildir.” (81)  İbni Arabi’nin, “ Hareket imanın dış yüzüdür, onu ortaya çıkarır ve gerçekler dünyasına getirir. İman bilginin iç yüzüdür, hareket onu canlandırır ve ateşler.” (154) deyişini beğenerek veriyor. “Kur’an  (…) bize insanın kozmik boyutlarını yeniden keşfetmemize yardım etmektedir.” (252) diyor. “Kur’an (..) Yunan felsefesi ile kat’iyyen bağdaşmayacak bir hareket kanunu getirmiştir.” (138)  “Şehid, ölümü mukaddes bir gaye uğruna göze alan kişidir.” (49)

      Bu eserde bazı tezatlar da yer almış bulunuyor : “Aşk, İslam’da : Hıristiyanlıkta olduğu yerde ve aynı anlamda değildir. Aşk Kur’an’da “Tanrı isimlerinden biri” olarak geçmez.” (250), “.. Hıristiyan mistiği, İskenderiye Tanrıbilimcileri (bu eserde yerli yersiz geçen tanrı sözcüğü mütercime ait olsa gerek) ve Plotin’in yazıları, Hint felsefesi ve Budist sofluluğunun tasavvuf üzerine etkileri olmuştur…”” (58) “İslam’ın sadece Hallac’ın gözü ile görülmeyeceğini, her şeyin Kur’an ve Peygamber’den geçmesi gerektiğini…” (63) anlamış görünen Roger Garaudy, yüce fıkha sığmayacak olan “Vahdet-i vücud” felsefesini de işlemeye kalkıyor eserinde. (Bakınız. Sh : 31, 32, 49, 68, 139, 141, 156, 181, 209) Ve “Tanrı her şeydir”. (186) gibi saçma sözleri “İslam şiir” inden zannederek (187) panteizm’e açılan bu çıkmazları gereği gibi tenkit edemiyor. Yer yer beğendiği ifadelerle takdim ettiği, “İslam düşüncesinin zirvesinde yaşayan İbni Arabi” (163) gibi bazı Müslümanları bir gayrı müslimle bazı önemli konularda aynı paralelde bulabiliyor : “Bir Hıristiyan mistiği olan Angelus Silesius, İbni Arabi ile aynı deneyi yaşamıştır : Sende Tanrı doğmalıdır, diyor.” (156)

      Garaudy’i bu kitabında daha çok, İslam Fıkh’ıyla değil, mistik sezgilerle ; Şafiilerle değil, İbni Arabilerle hem-hal görüyoruz.

      Prof. Dr. MAURICE BUCAILLE de yakınlarda Müslüman olmuş ve o da öz nefsinde yapmış olduğu yüce inkılaba şükrane olarak bir eser vermiştir. Hatta meşhur Kaptan COUSTEAU’nun arayıcı zekasının tabii hayretlerini Kur’anla gidererek Müslüman olmasına vesile olmuş. Doç. Dr. Suat Yıldırım’ın çevirdiği, “Türkiye Öğretmenler Vakfı’nın 1981 de neşrettiği, M. Bucaılle gibi bir ilim adamının bize kazandırılan kitabın adı,  “KİTAB-I MUKADDES, KUR’AN ve BİLİM”dir. Bu kitaptan anlıyoruz ki, Prof. Bucaılle kardeşimiz, Abdulkadir es – Sofi (İngiliz) ve Roger Carudi kardeşimiz gibi sofizmden değil, direk ve katıntısız olarak Kur’an’la imana gelmiştir. Onun için onda mühim aksamalara vakıf olmadık. Müterciminin kitabın sonuna koyduğu tenkitlerini, bazı Hadis ilmi konularında okuyucularına bilgi vermek gayretinden doğan güzel bir bağlantı olarak görüyoruz.

        Bu değerli eserde Prof. Dr. M. Bucaılle, Kur’an’ın Allah kitabı olduğunu anlayıp öylece Müslüman olması ve ayrıca da Kur’an’ın en büyük mucize olduğunu, günün tabii ilimleriyle de bu Kur’an’ı hususiyetin anlaşılacağını vurgulaması ( bkz. : Sh :181,184, 188, 224) gıpta edilecek bir mazhariyettir. Diyor ki “Kur’ana ait incelemelerimi geliştirmek için, o zaman bilmediğim Arapça’yı öğrenmeye şiddetli bir ihtiyaç duydum” (180) Onda, Kur’anda “…bir tek yanlışa bile rastlamıyordum.” (181) “Nasıl olur da, başlangıçta ümmi olan bir şahıs, edebi kıymet bakımından, bütün Arap edebiyatının bir numaralı yazarı haline geldikten başka, o devirde hiçbir insanın bilemeyeceği bilimsel gerçekleri –hem de bu açıdan en ufak hatalı bir ifade bulunmaksızın- anlatabilir?(188) “.. onda, bilimsel türden öyle açıklamalar bulunur ki, Hz. Muhammed’in çağında yaşamış herhangi bir insanın, onun yazarı olabileceğini düşünmek mümkün değildir.” (371) “Kur’anın, on dört asır kadar önce yaratılış hakkında ifade etmiş olduğu bilgilerin, beşeriyete mal edilmesi mümkün değildir.” (224) bu ifadeler Bucaılle’nin nasıl ilmi bir yoldan gelerek Müslüman olduğunu anlatmaya yeter.

   Gerçi muhterem Reca Carudi (Garaudy)’yi de, işaret edebildiğimiz bazı aksamaları dışında, doğru istikametlerde görebiliyoruz. O da insanın kurtuluşunun İslam’dan başka bir sistemde olmadığını anlamış bulunuyor. Diyor ki: “Batılı gelişme modelinin dünyayı (..) ahlaki çöküntüye götürdüğünü ona en iyi anlatacak olan sistem, inançları ve insanlığın geleceği hakkında beslediği idealleri ile İslam dinidir.” (240) “İslamla diyalog böylece bize kendi dinimizin dağları devirecek yaşatıcı iman mayasını yeniden diriltecek gücü sağlayabilecektir.” (251) “Müslümanlığın bu davranışını ‘bilimsel’ denen metodlardan üstün tutuyoruz (..) maddeci varsayımları değerli bulmuyoruz.” (70) “Öyle sanıyorum ki bundan sonra, insanlığın tamamı için olduğu gibi İslam için de bütün yeniden doğuşların habercisi, sadece İslam’ın tekrar destanlaşması, insan destanının bir kere daha zafer çağrıları yaşamasıdır.” (205)

    Napolyon 1798 Temmuz’unda bir bildiri yayınlayarak, “Biz gerçek Müslümanlarız” demiş. (219) Goethe, “..hepimiz İslam olarak yaşıyor ve ölüyoruz.” (222) diyebilmiş. Eğer, İslam’dan anladıkları temel kitabın tarifi; -“doğruyu (rüştü) aramak” gibi (Bkz. İnsanın Yolu İslam sh. 36-55) bir mana- ise mümkündür. İnşallah Goethe de, Napolyon ve benzerleri; batıla evet dememiş tüm insanlar gibi fıtratını bozmamışlardandırlar; ebediyete mümin olarak gitmiş bulunabilirler. Bu haberleri veren Roger Carudi kardeşimiz de İnşallah Müslüman kalarak imtihanını tamamlar.

    Herhangi bir not eklemeden bir ayet mealini yanlış şekilde Türkçeleştiren sayın mütercimi de (Bkz.s. 173) bundan sonraki çalışmalarında daha dikkatli olmaya çağırıyoruz. “Çok tanınmış bir hadis” dediğine (47) ve diğer hadislere kaynak vermeyen (187) ve aynı kitapta “..Peygambere mahsus yaratıcılıktan kritiksiz bahseden müellif (135) olsa da, “Tanrısal bir sonuç..” (245) ve “Tanrısal erdem” (143) gibi sırıtan ifadeler mütercime ait olsa gerek. “ O İbrahim ki ne Yahudi, ne Hıristiyan, ne Müslüman değil..” (157) gibi Kur’an verilerine zıt sözler kime ait olursa olsun, yanlış olduğu tebarüz ettirilmeden verilemez. “Tevhid felsefesi..” (254) “İslam felsefesi” (13 ve 131) “Peygamber felsefesi” (16) diyerek, ilmi tefekkürle septik endişeleri birbirine katan yanlışlıklar da aktarılıp duruyor.

    Benzer yanlışlılar, beşeriz, oluyor ; olacak da. Ancak muvahhitlerde daha çok göze batıyor. İslam aleminde bu ve benzeri yanılgılar, duraklama döneminden sonra daha da çok yerleşik görülmektedir. Bunu muhterem müellif de görmüş, kendisine göre şöyle izah ediyor :”..içtihat kapısının kapalı olduğunun her ifadesi sırasında, bir başka deyimle her türlü yorum, içtihad’ın hainlik olduğunun her ilan edilişinde bir duraklama göze çarpmakta ve İslam kültür ve siyasetinin değer kaybına uğradığı görülmektedir.” (82) “Bu kapatma işi aslında Kur’anın talimatına ve lafzına tamamıyla aykırı bir davranıştır” (229) “…gelişen doğmatizm yüzünden zaten kış uykusuna yatmaya hazırlanan İslam, böyle büyük durgunluk çağına girmiştir.” (225) diyebiliyor…

    Her şeye rağmen böylesine ilgi çeken enteresan eserlerin Türk okuyucularına sunulabilmesini tebrik etmek gerek; faydalanıyoruz. Onları bize kazandırılanların hatalarının bağışlanarak sevaplarının ecrine ulaşmalarını yüce Er-Rahim den dileriz. M.S.

(kriter'den)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 12-04-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
90944758 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net