31-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
İNSANIN ÜSTÜN KONUMU (İnni Ca'ilün) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 14
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
11-04-2008
İNSANIN ÜSTÜN KONUMU                   
                       M. Selami ÇEKMEGİL

Çoğumuz melekliğe özeniriz. Çocuğumuzun melek gibi olmasını arzu eder, melek gibi bir eş düşleriz. Bu, tahakkuku mümkün olmayan bir özlem, murad-ı ilahiye ters düşen bir takdir zaafıdır ki, biraz yanıltıcıdır.

Allah bizi insan yaratmışken biz onun bu takdirine karşı mı geleceğiz? Bu yaratışını beğenmeyecek miyiz? Allah'ın yeryüzünde bize lutfettiği 'halife' sıfatını hor görüp, daha farklı bir konuma mı ineceğiz? Ademin yaratılışı sebebiyle secde ile emredilen meleklerin konumuna mı imreneceğiz? Allah'ın bizi takibe, bize hizmete memur ettiği meleklere mi özeneceğiz?

Elbette meleğin, murad-ı ilahiye inkıyad etme yönünden bir üstün vasfı vardır. O Allah'ın takdirini beğenmeyen, Allah'ın iradesine karşı böbürlenen şeytanın kötü vasıflarından münezzehtir. O'nun insanı yanıltmak gibi adi ve kinci bir yaklaşımı, bir niyeti yoktur. O Hak'tan ve doğrudan yüz çevirmez, büyüklük taslamaz şeytan gibi... O'nun küfrü, nankörlüğü yoktur. O Allah'a seçeneksiz şekilde itaatin simgesidir. Allah ona secde etmeyi emrettiğinde, nereye emred ilmiş olursa olsun oraya, secde eder. O itiraz etmez yüce Mevlaya...


Şeytan gibi ahmaklığı yoktur onun. O mevkiini ve konumunu bilir. Emredilince radyo-televizyon dalgaları olur haber uçurur; termo dinamik, yerçekimi yasaları halinde insana hizmet eder. Yeri gelir Namus-u Ekber olur, Cibril-i Emin olur; insanlığın en şereflisine Allah'ın mesajını iletir. Ölüm meleği olur, ahirete geçişi sağlar. Ama asla ve asla şeytanca bir saptırma misyonunun sahibi olarak görevli değildir o. Onun misyonu Allah'ın emrine inkıyaden Ademe hizmet (secde) etmektir

Fakat bütün bu üstün niteliklerine rağmen onun için 'halife' sıfatı kullanılmamıştır. Çünkü onun kendine özgü bir tasarrufu, kendine özgü bir ilmi ve kendine özgü bir iradesi yoktur. O eşyanın hakikatini bilmez. Ona eşyanın ismi, olayların mahiyeti öğretilmemiştir. Onun seçim hakkı, tercih yeteneği yoktur. Onun Allah'tan öğrendiklerinin dışında keşif yapma, icad etme kabiliyeti mevcut değildir. Ona kendi iradesiyle eylem yapabilme gücü verilmemiştir. O, sorusunun  cevabını alınca teslim olur; itiraz etmez. O Allah'a hesap da vermez. Başkalarının hesabını taşımaya memurdur. Aşka düşmez, nefret etmez... Buna iyilikte mükemmellik de diyebilirsiniz. Ama onlar verilmeyeni bilmezler; kompitür gibidirler... Allah onları öyle yaratmış.


Onun için onlar Allah tarafından 'halife' sıfatıyla taltif edilmemiş, bu dereceye yükseltilmemişlerdir. Allah, yeryüzünde önderlik etme, yönetme yeteneğini sadece ve sadece insana bahşetmiştir. Çünkü insandır sevme sevmeme, intikam alma, nefret etme, yön belirleme, akletme, bir şeyi murad etme, eşyanın hakikatine nüfuz etme kabiliyetinin sahibi. Bu kapasite, eşyanın hakikatine işin mahiyetine nüfuz etme kabiliyeti bir varlık için çok önemlidir. Bu bilgi, iyiliklerin de, kötülüklerin de kapısı olur. Melekler, insandaki kötülük yapma kabiliyetini öne getirip hayretle soruyorlar, yeryüzünde bir halife yaratacağını bildiren Cenab-ı Hakka: "Biz seni hamd ile tesbih edip duruyorken, biz senin şanını yüceliyorken, sen orada bozgunculuk yapacak, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın?"

Allah onlara: "sizin bilmediğinizi ben bilirim" diyor ve sonra Kur'an ilave ediyor: "...Ve ademe bütün isimleri (eşyanın hakikatini - işin mahiyetini) öğretti. Sonra da onları meleklerin önüne koyup, 'hadi, söyleyin bana şunların adını, eğer doğru iseniz' dedi. Melekler, 'seni yüceleriz ki, senin öğrettiğinin dışında bir bilgimiz yoktur bizim' . İlmi ve hikmeti tam bilen ancak sensin' dediler"


"Halife Kur'anda iki ayette tekil, yedi ayette ise çoğul olarak geçiyor" yanılmıyorsam ve "bu anlatımların tümünde sanki, insanın evrensel misyonuna işaret ediliyor." Kişiden, ırktan, mevki ve mertebeden ari ve ayrı olarak insanın misyonuna. İşte, bu misyondur ki, insanı Allah indinde meleklerin üzerinde bir pozisyonda tutup, onu imtihan başaracak bir muhatap, arza hükmedecek bir halife yapıyor.


Demek oluyor ki, Allah, insana verdiği payeyi ve ayrıcalığı ilimle, bilmekle izah ediyor. Ve diyor ki, dönerek Adem'e: "Ey Adem! Eşyanın adlarını onlara bildir!.." Adem eşyanın adlarını söyleyince de "Dememiş miydim size herşeyi ben bilirim diye!.."  İşte insanı yeryüzünde halifelik makamına yücelten budur... Onun bilme ve öğrenme kapasitesi ile eşyanın hakikatine nüfuz ederek bir ölçüde olaylar meydana getirme, sevme ve anlama yeteneği ile plan yapma ve insiyatif kullanma kabiliyetidir. Şu halde ben bilmem şeyhim bilir diyenler, insanı katlediyorlar. Demem o ki, budistin, mistiğin, hristiyanın zühd ve takva iddiasıyla insani vasıfları yok etme telkinleri bir yanlış; bir aldanmadır. Bir büyük İslam düşünürünün deyişiyle, "körün harama bakmamasında bir mana yok; marifet bakabilecek gözü olup da haramdan sakınmakta..." O halde, tahtı-tacı bırakarak elindeki tası da atıp dağlarda davarlar gibi su içip ot yiyerek yaşama şeklindeki evliyalık telkinleri, müslümanları melekleştirme ve ehlileştirme girişimleri merdut görülmelidir. İnsan Kur'anda açıklanan meziyetleriyle melekler üzerinde bir konum ihraz etmiş, Allah'a muhatap olmuş ve melekler ona secde (hizmet) ile emrolunmuşlardır. Nitekim Cenab-ı Hak yukarıda dercolunan diyaloglardan sonra tekrar meleklere dönerek: " secde edin" diye emrediyor. Melekler secde ediyor, itaat ediyor; ama İblis etmiyor; yan çiziyor... O Allah'a karşı kibirleniyor, burnunu havaya dikiyor. Çünkü o, kendi yanlışına şartlanmıştı; kafirdi...


M. Selami ÇEKMEGİL
Çoban Tefsiri'nden

Yorumumuza temel teşkil eden ayet mealleri şöyle verilmektedir:

Bakara/ 30-34: "Hani Rabbin meleklere, 'ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti. Melekler, 'Biz seni hamd ile tesbih edip duruyorken, biz senin şanını yüceliyorken, sen orada bozgunculuk yapacak, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın?' dediler. Allah, 'ssizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi.

"...Ve ademe bütün isimleri (eşyanın hakikatini - işin mahiyetini) öğretti. Sonra da onları meleklerin önüne koyup, 'hadi, söyleyin bana şunların adını, eğer doğru iseniz' dedi.

"Melekler, 'seni yüceleriz ki, senin öğrettiğinin dışında bir bilgimiz yoktur bizim . İlmi ve hikmeti tam bilen ancak sensin' dediler"

Adem bildirince bunları, (dönerek meleklere)  Allah, “Ey Adem! Eşyanın adlarını onlara bildir!' buyurdu. Adem eşyanın adlarını söyleyince, Allah: 'dememiş miydim ben size, göklerin ve yerin esrarını (gaybını) ben bilirim. Açıkladığınız ve gizlediğiniz  her şeyi ben bilirim!' diye…

-Ve Allah Meleklere,' Adem'e secde edin'demiştik de, İblis dışında tümü secde etmişti. İblis, secdeden kaçındı, (büyüklendi); (çünkü) o, kafirdi..."    


 

 
 

Yorum
Çoban Tefsiri
Yazar kubha açık 2008-04-12 13:14:23
Ancak imanlı ve neyi ne kadar bildiğine vakıf olan bir çoban, Allah'ın ayetlerini bu kadar güzel tefsir edebilir. 
 
Hayran kaldım. Elinize sağlık...
Yazar Fahri açık 2008-04-12 21:38:09
selami beyefendi, tefsiriniz adeta tabuları yıkıyor. ekstreme kaçmadan, farklı bakabilmenin çok güzel bir örneği, sağolunuz. 

yolunuzdan devam ederek, hoşgörüye sığınarak, bu durumda sormak isterim: 
tefsirinizle, "benim kabe'm insandır" nidasına haklılık katmış, doğrulamış olmuyor musunuz?  
Yazar haticeselva açık 2008-04-17 07:59:30
Yaradılış gayesine uygun olunamayacaksa hiç olmazsa melekler gibi saf ve temiz olmayı özlemek yanlış mı? Teşbih hep olagelmiştir.
bir soru
Yazar bahar açık 2008-04-18 17:33:06
Selami bey, 
Yazınızdan etkilendim.  
"Eşyanın dili" benim duyduğum ama tam olarak anlayamadığım bir terim. Açıklayabilir misiniz? 
teşekkürler,
"Eşyanın Dili"
Yazar Selami Çekmegil açık 2008-05-01 05:11:04
Cevapta geciktim özür dilerim. sorduğunuz "eşyanın dili" konusunda özellikle bir bilgim yok; Acaba eşya ve hadiselerin aklımıza ilham ve ithal ettiği 
düşünceler olabilir mi? 
selam ve saygı size...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 23-06-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 43 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
60541991 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net