18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ENERJİ POLİTİKALARI ÜZERİNE
ENERJİ POLİTİKALARI ÜZERİNE PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 14
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
04-04-2008
                              ENERJİ POLİTİKALARI ÜZERİNE
                                                                                                   
                                                     Raci DURCAN

    Yazılarımı takip edenler belki farkındadır; elde ettiğim sonuçlar genellikle kendi gözlemlerime dayalıdır. Tanımlamak gerekirse akademik bir üslup taşımadığı söylenebilir bu yazım şeklinin. Çünkü çoğu zaman rakamlarla ve başka kaynaklarla desteklenmiyorlar. Bu; hem bu kadar araştırma yapacak vaktim olmaması hem de böyle yazıların sınırlı okuyucu kitlesine hitap ettiğini düşünmemden kaynaklanıyor. Adı kulağa hoş gelse de akademik araştırmaların çoğu masa başında ve genellikle başkalarından naklederek hazırlandıklarından, gerçekle ne kadar örtüştükleri konusunda hep kuşku taşımışımdır.
   Yeni katıldığım bir seminerde, daha önce edindiğim kanaati destekler mahiyetteki rakamları duyunca şaşırmadım. Meclis Enerji Komisyonu Başkanı, Kütahya milletvekili Soner Aksoy’un enerji politikalarıyla ilgili bir seminer vereceğini öğrendiğimde katılmak için şartları zorladım. İyi ki yapmışım. Yoksa gündemdeki bu önemli konuyla ilgili derli toplu bilgiyi başka yerde bulamazdım.

    Konuşmasına enerjinin çağımızın en önemli meselesi haline geldiğini ve devletlerin artık dış politikalarını buna göre şekillendirdiklerini söyleyerek başladı. Kendilerinden önceki dönemde devletimizin bir enerji politikası olmadığından hayıflandı.  5–6 yıllık devrede hayli mesafe alınarak birçok yasa çıkardıklarını; gerekli düzenlemelerin tamamlanmak üzere olduğundan bahsetti. Ülkemizin coğrafi olarak enerji üreten ülkelerle tüketen Avrupa ülkeleri arasında bir köprü vazifesi gördüğünü, bu stratejik önemin gelire dönüştürülmesi için çaba sarf ettiklerini ilave etti. Yeni ve yenilebilir enerji için ar-ge çalışmalarını destek mahiyetinde birçok yasa çıkarılmış. Ayrıca enerji sektöründe yapılan kısmi özelleştirme çabalarının verimliliğe katkısı söz konusu oldu. Enerji piyasası tamamen özeleştiğinde dışa bağımlılık çok düşük seviyelere inecekmiş. Mesela bunlardan biyogazın Almanya’da gün geçtikçe daha çok doğal gazın yerini aldığını, şimdiden tüketimin %16  kadarını buradan sağladıklarını aktardı. Biyogaz üretim teknolojisinin çok basit olduğu, bu tür makinelerin Ostim’de rahatlıkla yapılabileceği söylendi.  Çoğu imalatçı olan dinleyiciler, istediklerini duymuş olmanın memnuniyetini yüz ifadeleriyle gösterdiler. Olayın onları ilgilendiren tek yönü burası olmalıydı. Komisyon başkanıysa; enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, hatta tamamen bitirilmesi yönünde hazırlıklar yapıldığını söylüyordu. 2050 yılında Avrupa ülkeleri dışarıdan enerji alma ihtiyacı duymaması planlıyorlarmış. Bunu şimdiden gerçekleştiren Norveç gibi ülkeler dahi varmış. Bu ülke ihtiyaç duyduğu enerjinin önemli bir kısmını biyo- dizelden elde ediyormuş. Yeni çıktığını sandığım bir teknolojinin bu ülkede bu kadar önemli bir rol oynaması beni şaşırttı ve ayni zamanda düşündürdü.

   Sorular kısmına geçildiğinde ilk sözü aldım. Kendilerinden önceki ve politikası olmamakla suçladıkları dönemde bir bakanın, benzinin litresini 1 dolara satma hayali kurarken şimdi 3 dolara satılıyor olmasında nasıl bir politik zihniyet yattığını sordum. Cevap varili 30 dolar olan petrolün 100 doların üzerine çıkması şeklinde geldi. Tatmin edici olmaktan çok uzaktı. Çünkü başka bir dinleyici, 1 litre benzindeki maliyetin bilindiğini, mevcut fiyatın %75’nin vergilerden oluştuğunu söyledi.

   Günümüzde bir imalathanenin en önemli girdilerinden biri enerjidir. Enerjiyi pahalı alan bir işletme, rekabetin uluslararası olduğu şu dönemde bu şansını baştan kaybetmiş demektir. Halka yüksek fiyatla enerji satmak; Çinli yahut Doğu Avrupalı üreticiyi korumak amacına yönelik olmayacağına göre başka bir anlam ifade etmelidir. Bunu ne olabileceğine ilişkin kendisinin bir fikri olup olmadığını soramadım. Vakit kısıtlıydı ve soru sormaya istekli birçok dinleyici sıranın kendilerine gelmesini bekliyordu.

   Diğer sorum; Avrupa ve dünyanın geri kalanı enerjide Ortadoğu’ya bağlı kalmayacaklarsa; bu bölgede yaşayan yüz milyonlarca insanın geleceğinin kendilerini endişelendirip endişelendirmediği oldu. ‘Onlar da enerji kaynaklarını üzerine çökmeselerdi’ cevabına çok şaşırdım. Belki düşünülmeden verilmiş bir cevaptı. Belki bir bilinçaltıydı. Müslüman kardeşliği, komşusu açken tok yatmama gibi söylemle iş başına gelmiş kadrolardan bu tarz söz duymak insanı şoke ediyor. ‘İnşallah devlet politikaları bu kademedekiler tarafından belirlenmiyordur’ diye geçirdim içimden.

   Konuşmada sözü geçen 2050 yılı birçok şey ifade ediyor. Bu rakam, 11 Eylül saldırılarının hemen ardından Amerikan Başkanı Bush’un söylediği ‘50 yıl sürecek olan savaş’ tanımıyla örtüşüyor. Amerika terör saldırına karşı 50 yıl savaşacak. Almanya 2050 yılında dışarıdan hiç enerji ithal etmek zorunda olmayacak. Ülkelerin dış politikalarını artık enerji belirliyor. Bu bilgileri birleştirdiğinizde günümüzde yaşanan hadiselerin şifresini çözmüş oluyorsunuz. Bunu; Ortadoğu da yaşanan savaş, enerjide bu bölgeye olan bağımlılığı ortadan kaldırmak içindir önermesiyle özetleyebilirsiniz. Yani tek geliri petrol olan yüz milyonlarca insanı sefalete sürüklemek. Afrika’nın günümüzdeki durumundan farksız hale getirmek…

    Bu senaryo, daha önce yazmış olduğum ‘yıl 2019, Petrol 400 dolar’ yazısında, ‘Küresel Isınma Tuzağı’ adlı yazılarımda da işlenmişti. Gittikçe pahalılaşan petrol fiyatları, insanları araştırmaya itecek ve daha önce kimsenin aklına gelmeyen yöntemlerle enerji üretmeye başlayacaklar. Komisyon başkanının söylediği özelleştirme ve ar-ge destekleri bu işe yarayacak. İnsanların yiyecek maddelerinden biyogaz üreterek bunu araçlarda yakmak;  büyük vicdansızlık ve tahribat olsa gerek. Fakat gördüğünüz gibi küresel ısınma yalanlarıyla dünyanın geleceğini kurtarmaktan bahsedenler insanın yiyeceğini gaz yapıp yakmayı bilimsel ilerleme addediyorlar. Gün geçtikçe buğday ve pirinç fiyatları yükseliyor, daha fazla insan açlığa sürükleniyor. Petrol tüketimini kısıtlayarak Dünyanın geleceğini kurtrmaktan bahsedenler artan gıda fiyatlarından dolayı sefalete sürüklenen insan nesliyle hiç ilgisiz gibi duruyorlar. Başka enerji kaynaklarının devreye girmesiyle ucuzlamaya meyledecek petrol; üretim bölgeleri istikrarsızlaştırılarak el konulacaktır. Kuyular Irak’ta olduğu gibi yakılacak, fiyatlar daha da yükseltilecek. Sefalete düşen Müslümanların dünyada zaten geçmeyen sözleri hepten hükümsüzleşecek. Gün geçtikçe artan genç ve Müslüman nüfus Avrupa ve Amerika için bir tehdit unsuru olmaktan çıkarılacaktır. Nasıl? Mantıklı mı?

    Bu toplantıya iyi ki katılmışım. Güncel haberleri izleyerek ulaştığım sonuçları resmi ağızlardan aldığım donelerle desteklendiğini görmek fikirlerime olan güveni artırdı. Ufukta bizleri neyin beklediği konusunda daha emin oldum

      Referansı Müslümanlık olan bir siyasi hareketin, arka bahçesindekilerin geleceğini yok edecek uluslararası bir politikanın içinde, hevesli görerek ürktüm.. ‘Onlar da enerji kaynaklarını üzerine çökmeselerdi’ sözü inşallah sadece komisyon başkanının kendi düşüncesini ifade ediyordur. Sefalete düşecek onca Müslümana rağmen 70 milyonluk bir nüfusu, dünyanın geri kalanıyla güven içinde yaşatabileceğini sanmak ve buna göre politika oluşturmak az safdillik değildir.

     Rüzgar, Güneş, Biyogaz, nükleer enerji ve potansiyel hidro-elektrik gücü yeni teknolojiler değildir. Kiminin binlerce yıl kiminin en azından 50 yıllık geçmişi bulunmaktadır. Şimdi petrolün tu-kaka olması, bilinçli bir şekilde fiyatlarını yükseltilmesi ve yeni enerji kaynakları bulmak konusunda insanların hassalaşması tesadüf mü sizce?

Yorum
Yazar Fahri açık 2008-04-05 05:19:01
Recai bey, merhabalar. Elinize sağlık.  
Alternatif enerji arayışları (ki, ekolojik olanları da bunun içinde) kanımca bir süre daha akamete uğrayacak, uğratılacaktır. Sebebi, dünyaya hükmedenlerin başında, petrol şirketlerinin geliyor oluşudur. Bu türden gelişmeleri, ellerinden geldiğince engelleyeceklerdir. Nasılki, kanser gibi birtakım amansız-pahalı hastalıklara çare bulunamıyor ise, enerji üretimide aynı saikle 100 yıldır petrolle sınırlanmıştır. Petrol-silah-savaşlar-darbeler ve dünya egemenliği iç içe geçmiştir. 
-Ülkemizde, doğalgaz çevrim santralleri elektrik üretimi yüzde 45 lere kadar çıkmış iken, hidroelektrik santrallerinin kapasitesi yüzde 22 ye kadar düşürülmüştür. Böyle mi dışa bağımlılığa son verilecektir? 
-Ulusal enerji politikası olarak, Enerji KORİDORu olmayı benimseyenler, niçin SALON olmayı hedeflememiştir? 
-Tümüyle dışa bağımlı nükleer santraller kurmak, alternatif-yerli-yenilenebilir enerji politikası ile ne kadar uyuşmaktadır? 
-Fena abartılmış raporlar düzenleyerek, ülkemizin 2000 senesinde ve bilahere içinde bulunduğumuz yılda karanlıkta kalacağını ileri süren uzman ve kurumlar hakkında bir işlem yapılmış mıdır.? 
-Devletlerarası ticari anlaşmalarda "Ticari Sır" olur mu? Hatta bu sır, meclis araştırması kapsamı dışında -bile- tutulabilir mi? Meclis içtüzük madde:105 Niçin tutulur? 
-Hala niçin, raylı ulaşım ve taşımacılık yerine, karayollarına yatırımda ısrar edilir? 
Sizce, ülkemizin gerçekten bir "milli ekonomi ve dolayısıyla enerji politikası" var mıdır? Şahsi görüşünüzü paylaşırsanız çok memnun olurum. 
Selam ve saygılarımla.  
Cevap
Yazar girisim açık 2008-04-07 11:26:26
Fahri Bey selamlar 
Katkınız için teşekkürler. Fikrimi beyan etmemi istediğiniz konularda düşüncelerim şu şekildedir: 
Petrol şirketlerinin egemenliği kırılmaktadır. Alternatif enerji kaynakları konusunda tüm dünyada teşvik uygulaması vardır. Bu kadar güçlü politikaya petrol şirketleri dahi dayanamaz, dayanamıyorlar zaten. Onlar için bir sorun olacağını tahmin etmiyorum. İş kolu değiştirip yeni alanda rahatlıkla yol alabilirler. Görüldüğü üzere petrol aleyhine bu kadar kampanya varken kendilerinden hiç ses çıkmıyor. Bu da mutabakat kararına uyduklarının bir göstergesidir. Petrol bahane edilerek bu bölgelerin işgal edildiği, yönetildiği fikrinizi kabul ediyorum. Pek kimsenin farkında olmadığı bu gerçeğe işaret etmenizi takdir ediyorum. Gerektiğinde nasıl kolaylıkla alternatif enerji kaynağı buluyorlar! Yani bu coğrafyanın işgalinin altında yatan asıl sebep belki de petrol değildi. İşgal etme isteğine petrolün varlığı aracılık etmiştir. Enerji kaynağı olarak kömür kullanılırken petrole geçiş elzem değildi. Şimdi petrolden kurtuluşun elzem olmaması gibi… 
--- Doğalgaz çevrim santralleri konusundaki şüphelerinize hak vermemek elde değil. Ne var ki bu konuya iki açıdan bakmak mümkün. Kötü tarafını siz göstermişsiniz zaten. Diğer yönden bakarsak; soğuk savaşın bitmesiyle Batının korumasından çıkmış ve hedef haline gelmiş bir ülke vardır. Enerjide Rusya ile stratejik bir ortaklıkla koruma altına girebileceklerini düşünmüş olabilirler. Rusya’nın ticaret yolunu güvence altında tutmak isteyeceğini hesaplamış olabilirler. Bunlar açıklanacak ve uluorta söylenecek şeyler değildir. Bizim hatamız, yöneticileri çok basit şeyleri bile düşünemeyen insanlar zannetmemizden kaynaklanıyor. Ben bu şekilde düşünmenin daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim. Ne de olsa dünyada bir haraç (vergi de diyorlar) alanlar, ve haraç verenler vardır. Haraç alanlardan değilseniz diğer sınıfa dâhilsiniz demektir. Vatandaş olmak için verginizi vermek zorundasınızdır. İster bunu kutsal kabul edersiniz ister zorla verirsiniz. Haracınızı kendi elinizle vermeniz şartı yoktur. Birileri sizden tahsil edip verirler. Hayatın kuralı budur. Aslan mandaları avlar.  
--- Enerji koridoru yerine enerji salonu olmak, devler arenasında başa güreşmek demektir. Kulağa hoş geliyor ancak bir cüceyseniz kendinizi dev sanmak kadar da size zarar verecek ikinci şey olamaz. 
--- ‘Tümüyle dışa bağımlı santraller kurmak’ demişsiniz, çok haklısınız. Meselenin bu yönünü düşünmemiştim. Enerji komisyonun, dolayısıyla hükümetin izlediği politikanın aslında bağımsızlığa götürmeyeceği anlaşılıyor. Ortadoğu’ya bağımlılıktan batıya bağımlılığa terfi etmek… Bu yöndeki hatırlatmanız için teşekkür. 
--- Fena abartılmış raporlar konusunda haklısınız. Enerjisiz kalacağız diyerek milyarlarca dolarlık jeneratörü yüksek fiyatlarla ülkeye soktular. Sebep olanlar yerlerinde yatmasın. Başka ne diyebilirim? 
----Ticari sır konusunda ben iyimser düşünmeyi tercih ediyorum ve giriş kısmındaki görüşümdeyim. 
----Karayolunda ısrar sanırım enerji politikalarıyla ilgili. Dünyada insanlığın problemlerini çözme amacı taşıyan bir merkez görünmüyor. Geçmişte neyi eleştiriyorsak, şekil değiştirerek devam ediyor. Dünyanın en sömürülen halkı Amerikalılar. Ama reklâmlarla en iyi yaşantı şeklinde lanse ediliyor.  
----Milli enerji politikamız sanırım yok. Komisyon başkanının konuşmasından olmadığı izlenimi edindim. Günümüzde dünya küçüldü, milli ölçeklerle hareket edemezsiniz. Olayları ya bölgesel ya da siyasi kutuplu olarak düşünmek gerekiyor. Ortadoğu’ya değil de Avrupa’daki enerji teknolojisi ardında koşulduğuna göre bu seçim yapılmış olmalı. Eleştirmek için söylemiyorum, belki böyle gerekiyordur. Ne de olsa suyun başındakiler bizde daha mahrem şeyler biliyorlar. 
Saygılarımla 
Raci D. 
Yazar Fahri açık 2008-04-08 20:26:32
Önce çok teşekkürler. 
Tartışılması gereken, pek çokta nokta çıkarmışsınız. 
Burayı forum alanına çevirmek istemem. Elbette, biz akıllı onlar "basit düşünceli" değildir. Ayırdedici olan, tercih ve o tercihe sebep olan etkenlerdir. Bu etkenlerin milli menfaatlerden mi, başka şeylerden mi kaynaklandığıdır. 
Ticari sır ve devlet sırrı arasında bir ayrım yapmadığınız dikkati mi çekti.! 
Bununla bağlantılı, "Rusya'nın kucağına oturmak" politikası ilginç.. 
Dağıtmamak gayesiyle, tek bir soruyla yetinmek istiyorum, lütfederseniz: Eger cüce isek, enerji koridorluğuna soyunmakla, başımıza büyük bela almış olmaz mıyız? 
Cevap
Yazar girisim açık 2008-04-11 11:36:30
Fahri bey selamlar 
 
Tartışılacak pek çok şey var elbette. Konuya içeriden değil; dışarıdan müdahil olunca sınırlı bilgiyle yorum yapmak zorunda kalıyoruz. Benimki bir tahmindir sonuçta. Enerji vesilesiyle Rusya’dan himaye görmek istemiş olabilirler diye düşünüyorum. Diğer yorum şeklinde açıklanmadık birçok aralık kalır. Yanlışta olabilir tahminim. Bunun bir önemi yok. Fakat tabiatta seleksiyon kuralı vardır. Hayat zayıfları değil, güçlü dirençli ve akıllı olanları seçip yükseltiyor. 
Rusya’ya yahut başka bir ülkeye ihtiyaç duyma konusunda bir tercihte bulunmadım. Hayatta her şey elinizde olmaz. Sınırlı sayıda seçenek gelir önünüze ve siz bunlardan birini işaretlersiniz. Cevap anahtarında sizin istediğiniz cevap bulunmayabilir ve çoğu zaman bulunmaz da. 
Günümüzde siyaset, ticaretle yapılıyor. Eskinin fetihlerini şimdi ticari şirketler yapıyor. Bir ülkenin başka bir ülkeyi zapt etmesi günümüzde pek kolay değil ve konjüktür izin vermiyor. Bunun yerine, kurdukları şirketlerle ülkenin bütün kazancını transfer edebiliyorlar. 
Siz diyelim ki ülkenizde bulunan bir madenden alternatif bir enerji ürettiniz, bunu kullanacak ve dünyaya satacaksınız. Böyle bir teknolojiyi elde ettiğinizde (mesela BOR çok gündemde) kendi başınıza bunu uygulamaya koyamazsınız. Dünyanın bütün servetini bu yolla kendinize toplayamazsınız. Milli politika mümkün değil derken bunu kastediyorum. Uluslararası konjüktür buna müsait değil. Bunu paylaşmak zorundasınız. Paylaşımda gücünüz esastır. Gücünüzün boyutlarını bilmek kazançtır. Kendinizi devlerle savaşacak kadar güçlü zannedip ayaklar altında ezilmek kötüdür. Devlerle savaşmanın da yöntemi vardır fakat bu gidip ona sataşmak, her kurala itiraz etmek değildir. 
Dediğiniz gibi tartışılacak çok şey var. Dileğim iyilerin güçlü olması ve bunu adalet için kullanmalarıdır. 
Saygılar sunarım 
Raci D. 
Yazar Fahri açık 2008-04-12 20:34:26
raci bey, tekrar teşekkür ederim. 
ama anlayabildiğimi söylersem yalan olur. 
SALON olmaya kalkmak kendimizi dev aynasında görmektir ve sonuçta fillerin ayakları altında ezilmeyle sonuçlanır demişsiniz sanırım. 
hadi salondan vazgeçtik koridor olmaksa, belayı davet etmek midir soruma ise; sanırım, pek seçeneğimiz yok, önümüze bu yemek kondu, yiyeceğiz şeklinde cevap vermişsiniz.  
belki de öyledir, bilinmez. haklı olabilirsiniz, dışardan hüküm vermek, gazel okumakla aynı anlama gelebilir.  
ama vatandaş olarak, sorgulamak ve bilmek istemek hakkımız olmalı.  
saygı ve selamla. 
Yazar Fahri açık 2008-04-13 00:27:47
geçelim biz kıymetsiz vatandaşları, meclis araştırması kapsamı dışında tutulmasını -ticari sır- nasıl kabul edebiliriz.?
Selamlar
Yazar selahaddin açık 2008-08-09 16:33:42
selamlar
Yazar selahaddin açık 2008-08-09 16:47:43
Mühendislerin de bu kadar teorici olacağı varmış. Raci bey sanal fikir üretiyorsunuz. Aşağıda bazı likler vereceğim bi zahmet inceleyin ama yorumunuz gerçeğe uygun olsun. 
http://www.teslamotors.com/ 
 
http://us.sanyo.com/aboutsanyo/solarark.cfm 
 
http://world.honda.com/news/2008/4080805FCX-Clarity/photo/pages/02.html 
 
http://world.honda.com/FuelCell/HomeEnergyStation/
Yazar selahaddin açık 2008-08-09 16:50:28
Araplar için üzülmenize gerek yok raci abi. Petrolu yeterince sömürgecilere peşkeş çektiler. Eğer çalışırlarsa bahsettiğiniz süreçte karınlarını doyururlar. Bütün dünya alem çalışırken çinden abd ye onlar da hala ham petrol hayali ile yatarlarsa takdir Allahtan yapacak bişi yok.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 05-04-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116192340 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net