16-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ULAŞIMDA DEVRİM YENİ BİR DÜNYA
ULAŞIMDA DEVRİM YENİ BİR DÜNYA PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 16
KötüÇok iyi 
Yazar RACİ DURCAN   
14-03-2008
ULAŞIMDA DEVRİM, YENİ BİR DÜNYA

                                                                RACİ DURCAN

    ‘Dünya dönüyor’ dediği için engizisyon mahkemesinin Galileo hakkında idam kararı aldığını öğrendiğimde şaşırmıştım. Uhrevi papazlık kurumunun dünyevi bir mesele için bu kadar öfkelenmesi ve ellerini kana bulamasını tuhaf bulmuştum. Dünyanın dönmesinin yahut durmasının papazlara ne zararı olabilirdi? Bu konudaki bir açıklamayı niçin bu kadar önemsemiş olabilirlerdi? Tabii ki zihnime takılan bu soruları kimseye soramadım. Cevap alma ihtimali olmaması bir yana; tuhaf sorulardan dolayı arkadaşlarım nazarında gülünç duruma düşmek söz konusuydu. O yaşta kimsenin böyle bir durumun üstesinden gelmeyi becereceğini sanmıyorum. Susmak ve beklemek bazen en iyi çözümdür.
    Okul hayatım boyunca akla takılabilecek onca soru, sanki hiç böyle bir ihtimal söz konusu değilmiş gibi anlatıldı. Böyle bir ortamda o tuhaf soruyu sorduğunuzda alaycı bakışları anında üzerinizde yakalardınız. Şahsen ben bu konuda hiç cesaretli olmadım. Cesaret edebilenlerin karşılaştığı durumdan ürkmüştüm.

   Soru sormamak, imtihan kâğıtlarına hocaların anlattıklarını yazmak hadiseyi bitirmiyor elbet. Bir soru zihninize takılmaya görsün. Cevabını bulmak bir ömür bile alsa sizi meşgul eder.

   Coğrafya hocamız eski insanların dünyayı düz telakki ettiklerini, fakat yuvarlak olduğu yorumunu yapan Avrupalı denizcilerin Büyük Okyanusu geçerek, yeni ticaret yollarını keşfettiklerini; böylece Avrupa’nın zenginleştiğini anlatmıştı. Bu dersten kısa süre sonra karşılaştığım bir olay zihnimin karışmasına neden olmuştu. İncecik bir dala tırmanan karınca en uca varınca geri dönüp aynı yoldan gelmek zorunda diye düşünmüş ve takibe koyulmuştum. Karınca uca vardığında geri dönmemiş; dalın arka kısmını kullanarak tekrar başlangıç noktasına varmıştı. Dünya düz olsa bile insanlar niçin arka tarafını kullanmayı ve hep batıya giderek dünyayı dolaşmayı düşünememişlerdi? Bir karıncanın aklına gelen şey tabiattaki en akıllı yaratığın yüzyıllarca aklına gelmemesi tuhaftı.

   Bu tuhaflıklar sonra da devam etti. Gözüme çarpan bazı şeyleri yazıyor ve yayınlıyorum, sizler de okuyorsunuz. Bazı şeyler var ki insan hakikaten cesaretli olamıyor. Bu sadece benim için böyle değil. Geçenlerde, yazılarını takip etmeye özen gösterdiğim bir gazeteciyi aynı endişeler içinde gördüğümde, böylesi durumlarda titiz davranmanın ne kadar doğru olduğunu bir kere daha hatırladım. Dikkat ediniz komplo kurmuyorsunuz fakat kurulmuş olan bir komployu deşifre ettiğiniz halde inandırıcılığınızı yitirebiliyorsunuz.

    Başa dönersek; günümüzde ne engizisyon mahkemeleri vardır, ne de papazlar o kadar güçlüdürler. Böylesi olayların artık tarihte kalmış olduğunu, insanlığın ve düşüncelerinin hürleştiğine inanmamanız için bir neden yoktur. Papazlar ve engizisyon mahkemeleri ortadan kalktığına göre yeni düşüncelerin üzerine kimse sünger çekemez. Zaten ders kitaplarında bu konuların ele alınması böyle düşünmeniz içindir.

    Ne yazık ki durum hiç zannettiğiniz gibi olmayabilir. Günümüzde engizisyon mahkemeleri yoktur fakat onu aratmayacak kurumlar vardır. Papazlar ortaçağın egemenleriydi ve o nedenle bilgiyi kontrol altında tutuyorlardı. Şimdi o konumda başka sınıflar bulunmaktadır. Dünya dönüyor demenize ses çıkarmazlar ama egemenliklerine halel getirecek başka bir bilgi karşılığında sizi ölüme mahkûm etmekten çekinmezler. Üstelik bunu; eskiden olduğu gibi giyotinlerle yapmaları şart değildir. Görmezden gelerek, varlığınızı ve düşüncelerinizi hiçe sayarak, yani daha feci yöntemler geliştirmişlerdir. Bedeninizin diri olması ve orada burada dolaşması ne anlam ifade eder ki? Yok sayılmak da bir ölüm değil midir? Papazlar hiç değilse sizi görmezden gelmiyorlardı. En azından bir süre sonra, Galile gibi hakkınız teslim edilme ihtimali vardı. Sözünüze, fikrinize tepki gösterme ihtiyacı hissediyorlardı. Şimdiki ölüm fermanları kalabalıkların içinde uygulanmakta; fakat feryatları kimseler duymamaktadır.

    Bu girişten sonra modern ulaşımda niçin hava yolunun tercih edilmediğini konuşabiliriz. Günümüzde bir keşmekeşe dönüşen metropol yaşamı, eğer ulaşımda hava yolu tercih edilseydi asla olmayacaktı. Trafik problemi söz konusu olduğunda sanki böyle bir seçenek yokmuş gibi davranmak olağandır. Peki böyle bir şey mümkün olabilir mi?

    Uçağın icadı ve yaygın olarak kullanıma girdiği II. Dünya savaşı sonrası Amerikan halkının beklentisi bu yöndeydi. Geleceğin ulaşımının havadan olacağına inanan Amerikalılar yeni yaptırdıkları binaların üstünü uçan cisimlerin konabileceği şekilde hazırlıyorlardı. Fakat bu gerçekleşmedi. Bunun yerine raylı taşıma ve oto yolları gelişti. Hava yolu günümüzde elbette mevcuttur fakat sınırlandırılmış şekilde. Toplu ulaşımda havayolu ileri bir tarihe ertelenmiş görünüyor. Böyle bir şey gündeme geldiğinde buna teknolojinin imkan vermediğini söyleyeceklerdir. Fakat böyle olmadığını sizler de tahmin edebilir, hatta görebilirsiniz. Benim yaptığımı yapar ve Youtube’da havalanan arabaları, basit aletlerle uçan insanları izleyebilirsiniz. Otomobil ve demiryoluna yapılan bunca yatırım hava yolu için yapılsaydı şimdiye kadar çoktan insanlık hava yoluyla kitlesel ulaşımı gerçekleştirmiş olacaktı. Demek istediğim şu ki, Galata Kulesinden uçmayı hedefleyen Hazerfan Ahmet Çelebi gibiler sadece o çağda engellenmiyorlar. Günümüzün sivil havacılık kuruluşları modern hazerfanların hakkından gelmek için beklemektedirler.

    Olayın teknik yönünü ve ayrıntılarını izah edecek değilim. Fakat şunu bilmeniz yeterlidir: Ne tüm bilimsel kuruluşlar insanlığı refah ve mutluluğa ulaştıracak icatlar peşindedirler, ne de devletler kendi egemenliklerini zedeleyecek gelişmeleri insanlı yararına göz ardı ederler.

    Düşününüz, insan uçan bir otomobile sahip olsaydı ve yakıt ikmali için yere bu kadar bağımlı olmasaydı Dünya nasıl değişirdi? O zaman bunca sınırı insanlığın karşısına dikebilir miydiniz? Dünyanın zenginliklerini bir yerden aparıp başka bir köşesine hapsedebilir ve diğerlerine yasaklayabilir miydiniz? Metropollerde arazi fiyatlarını şişirerek bir insanı ömrünün sonuna kadar bir ev sahibi olmak için bankalar adına çalıştırabilir miydiniz? İnsanın barınma hakkına bu kadar tecavüz edebilir, sömürebilir miydiniz?

     Ne yazık ki kapitalizmin elindeki modern bilim insanlığın tutsaklığını pekiştirmede kullanılmaktadır. Biz olması gerekenle değil, geçmişte olanla şimdikini karşılaştırdığımızdan elimizdekini ilerleme olarak değerlendiriyoruz. Çünkü Müslümanlık 150 yıldır ne siyaset sahnesindedir, ne bilim üretebilmektedirler. Entelektüellerimiz henüz batının değerler sistemini keşfedip İslam adına onaylamakla meşguller. Yeni bir dünya tasavvurları bulunmamaktadır.

      Batı, sürdürülemeyen ekonomik ilerlemeden dolayı girdiği krizi aşmak için suni savaşlar çıkarmaya koyulmuştur. Hadise bütünüyle önümüzde cereyan ederken olaya sadece seyirci kalmak ve haklanmak için sıramızın geç gelmesi için dua etmekten başka çare yokmuş gibi görünmektedir. Keşke bu coğrafyaya ait bazı devletler nükleer silah sahibi olup onlarla başa çıkabileceklerini düşüneceklerine bu konu üzerine yoğunlaşsalardı. Kişilerin rahatça yer değiştirebilecek imkana sahip olduğu bir insanlığı, uzaydan dahi olsa silahla tehdit edip teslim almak bu kadar kolay olur muydu?
     
     Ulaşımda demiryolu diktatoryal rejimlere; karayolu ise kapitalizme yakıştırılmaktadır. Diktatörlüklerde bireyin değeri yoktur. Onlar ya işçidirler fabrikaya gitmeleri gereken; ya da askerdir cepheye gidecek. Demiryolu en uygun çözümdür bu duruma. Kapitalizmde ise tüketicidir birey. Otomobiline atlayıp bir alışveriş merkezine ulaşabilmeli, tatil yörelerine erişebilmelidir. Havayolu bu ikisinden farklıdır. Bireysel uçuş imkanına sahip biri ne tüketici olmak ne de cephede asker olmak zorunda değildir. Zalim yönetimlere ağır vergiler ödemek, hapishaneden farksız sınırlara mahkûm olmak zorunda da değildir. Ulaşımda yapılacak bir tercih değişikliği dünyanın yepyeni bir şekil almasına yetecektir.

      Peki, bunu kim yapabilir?


     Unutmayınız, her yeni çağı başlatan, yeni bir silah, belki yeni bir buluştur. Tekerleğin icadı insanoğlunun hızını artırdı, Dünyayı değiştirdi. Şimdi tekerlek yerine pervaneye dönüşün zamanıdır. Bu gerçekleştiğinde Dünya hiç tanıyamacağımız kadar değişecektir. Globalleşmeyi önümüze getirenler, eğer gerçekten isteselerdi bu gelişmeyi desteklerlerdi. Fakat onların globalleşmeden anladıkları Dünyanın her tarafını daha özgürce sömürebilmektir. Havadan bireysel ulaşım eninde sonunda gerçekleşecektir. Batının bunu yapmayacağı, böyle bir şeyin önünü açmayacağı aşikârdır. Önünü açmak bir yana, böyle bir şeyi kontrol altında tutmak için herşeyi yapacaklardır.

      Peki diğerlerine ne oluyor? Niçin bu oyunun bir parçası olmayı tercih ediyorlar?  Bu zorunluluk mu? Yoksa tercih midir?

Yorum
Tebrikler...
Yazar Sanih açık 2008-03-16 13:53:35
Ufuk açıcı bir yazı; tebrikler...
Tek bir şeyi anlayamadım!
Yazar kubha açık 2008-03-16 23:59:24
Raci Bey, 
 
Bu yazınız da üniversitelerde kürsülerde okutulması gereken bir yazı. 
 
Küresel ısınma da dahil olmak üzere her konuda haklı çıktınız. 
 
Ama şu önceki cumhurbaşkanı ile ilgili teorileriniz sanki tutmadı. 
 
Saygılarımla, 
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 20-03-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85775784 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net