12-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ROMA'DA BİR GEZİNTİ
ROMA'DA BİR GEZİNTİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 20
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
23-02-2008
                                 ROMA’DA  (MAZİDE)  BİR GEZİNTİ


                                                 M. Selami ÇEKMEGİL

     İmkan oldukça seyahat, tavsiye edilen iyiliklerdendir. İnsan seyahatlerde bazen mahrum bırakıldığı güzelliklerle, içine hapsedildiği yanlışlıkları kıyaslama imkanı buluyor, ufku açılıyor… İyilikler ve güzellikler (hikmet) insanlığın (müminin) müşterek malıdır. Onlara yöneliş İslami bir meziyettir; takvadır, üstünlüktür. İşte bu sebepten, zaman zaman gezip gördüğüm manzaraları anlatmayı, ülkemde duvara asmak ve seyretmek istediğim renkli tablonun meydana gelmesinde belki iyi bir fırça darbesi olur ümidiyle faydalı görüyorum.
    Yoksa amacım -bazı yerlilerimizin tam anlayamadığı- bir Batı propagandası değildir. Aksine Batıda gördüğüm kısmi güzellikleri ülkeme aparma gayretidir. Aslında  ülkeler arasında benim  en fazla yöneldiğim yer kıblemdir. Görmüş olsaydım kıblemi teşkil eden Kabe’ye ilişkin intibalarımı da yazabilirdim. Ama gitmiş olmasam dahi Dünya’nın neresini oradaki zorunlu bir ibadetin faziletiyle kıyaslayabilirdim ki?... Esasen bütün  ibadetlerin Dünyanın neresinde olursa olsun taşıdığı bilinç ve matuf bulunduğu niyetle tarif edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu mülahazaları yazılarımdaki amacı yanlış istikametlere yönlendirenlere karşı bir ön tedbir olarak duyurmak istiyorum.

    Roma’ya bir kaç yıl önce Sağlık İş Genel Başkanı Sayın Mustafa Başoğlunun yakın mesai arkadaşı Savaş Benli beyle beraber gitmiştim. Kendisi konumunu hazmetmiş olgun bir kişilik sahibidir. SSK yönetim kurulunda bu vasfıyla dikkatimi çekmişti. Mantıklı, itidalli ve dürüst nitelikli taktikleriyle onu diğer dokuz üyeden kendime daha yakın hissetmiştim. (bkz. Tilki Tuzağı, Timaş yayınları 1991)… İstisnasız bütün uzantılarıyla SSK’yı çöküşe yönlendiren  siyasi-bürokrat ittifakına karşı Savaş beyi yanıma alarak direnmekte, bir bürokrat olduğum halde insani bir boyut hissetmiştim. Bedelini ağır ödedim… Zaten dikkat ederseniz, milletimiz de kendine karşı kurulmuş ‘tilki tuzakları’nın bilinci içinde 1954 seçimleri hariç, daima iktidarda olanlara karşı muhalefet cephesine olan desteğini artırmak suretiyle bu karşıtlık hissini belirtmek istemiş;  ama her seferinde, 1839’dan beri bilinçli ve örgütlü siyasiler ve bürokratlar karşısında çoklukla yenik düşmüştür. Ben de öyle; milletim gibi Savaş beyle birlikte yenik düştüm.

***

    94’lerde Roma’ya giderken uçakta, son iki sene içinde THY hizmetlerinin gelişmiş, (Müslümanlar ve işçiler de dahil) yolculara tavırlarının daha düzelmiş olmasını müşahede etmekten mutlu oldum. Hosteslerin mini eteklerinin normal eteğe dönüşmüş olması, hizmet kalitesinin düzelmişliğini fark ettirmek bakımından yararlı olmuştu, sanıyorum. Kumanyada domuz eti kullanmadıklarının not düşülmüş olmasını da, güdücülere karşı taşınan kuşku nedeniyle yolcuları rahatlatıcı buldum. Artık iradi olarak da THY yolculuğunu tercih edebilirdim.

***

    Roma’ya inince tarihle yüzleşiyorsunuz. İstanbul’da, ülke egemenlerinin utanarak, zamanın nazım şehir planlarıyla gizlemeye çalıştıkları Süleymaniye misali abidelere inat, İtalyalılar, Roma döneminin bütün eserlerini iftiharla, bir tapu senedi gibi ortaya çıkarmışlar. Ama şu bir realite ki, bizim zarif minarelerimizin, üstlerine örtülmek istenen şalı delerek tüm dünyaya, geçmişteki estetik bir medeniyetin varlığını haykırması gibi, Roma’da kölelere inşa ettirilen o devasa tarihi eserler de, saçaklarına dizilen zarif heykelciklere rağmen, Batı medeniyetine egemen gaddar zihniyeti açıkça teşhir ediyor. Biraz dikkatlice inceleyince insan, teknik araçların bu denli güçlü olmadığı o dönemlerde, dev sütunların Bizans’tan, Mısır’dan ve Anadolu’dan buralara getirilerek dikilmesi için dökülen kan, katledilen canların cesametinden ister istemez ürküntü duyuyor. Çünkü bu sütunların dikilmesi için güdülen insanı gönüllü çalıştıracak bir uhrevi karşılık da yok. Dünyevi karşılığın olmadığını ise Spartaküs filminden  çok iyi biliyoruz.

***

   St. Peter meydanından etrafını çevreleyen tarihi mimariyi hayranlıkla seyrettik. Özellikle, Türkiye’deki materyalist zihniyetin kölesi gibi gördüğüm, yürüyüşündeki aksama nedeniyle bana sosyalist bir partinin başkanını hatırlatan bir bayanımız bu sanat eserine övgüler döktü. Yarım daire şeklindeki tarihi yapının avlusunda işaretli bir odak noktasından baktığınızda, çokluğu nedeniyle sayamadığım sayıdaki sütunların  arkalarındakileri gizleyerek nasıl tek sütunmuş gibi gözüktüklerine dikkatimi çekti. Sütunların zarafeti ile,  saçaklardaki heykelciklerin ahengini işaret etti. Onun böyle bir güzelliğin kölesi olmaya razı haleti ruhiyesini gözlemleyince sualimi patlattım:  Dedim ki, “bileceksiniz, sabahtan beri gezip gördüğümüz bu eserlerin çoğunu dikmek için Roma’lılar binlerce köle kullanmıştı. Yine böyle muhteşem eserlerin dikilebilmesi için yeniden kölelik düzeninin gelmesini ister misiniz?”  Proletarya savunucusu bayan arkadaş kendini toparladı ve haşmetiyle kendini ezen bu eserlerin tahakkümü altında, cılız bir sesle,  ‘hayır’ diyebildi. Sanki şimdi öyle değilmiş gibi…

    Bir başka gün, Colloseum’un önünden geçerken sordum: ‘Tarihte, Romalıların aslanlara attığı Müslümanlara burada mı işkence etmişlerdi? Etrafımdakiler, ‘ne müslümanı; buraya Müslüman ayağı girmedi’ deyince sorumu bir başka biçimde tekrarladım ; ‘Hani şu, Hz. İsa peygamberimize inandıkları için Roma İmparatorlarının işkenceye tabi tuttukları müminlere o kötülükleri burada mı yapmışlar?’ dedim. Oradakiler, “ama Müslümanlar diyorsun”, diye yanlış konuştuğumu işaret edince, doğru konuştuğumu belirtmek bakımından: ‘ben sizin terimlerinizle konuşmaya mecbur muyum; ben kendi kavramlarımla konuşurum. Kur’an onlara Müslüman diyor. Ben Müslümanım. Kur’ana inanıyorum. Ben eşya ve olayları  Kur’anın tanıdığı gibi tanırım’ diye karşılık verdim. Bir şey diyemediler ve biraz daha bir şeyleri izah ettim.

    O Müslüman insanların, bugün kalıntılarını hayranlıkla izlediğimiz o dönemlerde, materyalist Batı medeniyetinin babası Romalılardan nasıl kötülük gördüklerini merak edenler, İngiliz Bernard SHOW’un “Androcles And The Lion” isimli eserini okumalılar. Bugün Kosova’da masum insanları katleden cani Sırplara zemin oluşturan materyalist yetkilileri sükunetle izleyen Batı Hıristiyanlarının, zulme karşı çıktığı için aslanlara atılan kahraman Müslüman bir geçmişleri olduğunu hatırlamalarını ne kadar isterdim!...

                                               

                                                                                               M. Selami Çekmegil (1995)

Yorum
2007 Seçimi
Yazar kubha açık 2008-02-24 16:23:48
2007 yılındaki genel seçimde Ak Parti oy oranını muhalefete karşı 12 puan artırmıştır. Demokrat Partiden sonra Ak Parti iktidardayken oy artıran 2. parti olmuştur. 
 
Yazar Fahri açık 2008-02-25 09:03:36
Aynı vahim hata devam ediyor maalesef.! 
İstanbul silüeti, artık gökdelenlerden-kulelerden oluşuyor. 
Kültür Bakanlığı, 749 adet yıkıntı kiliseyi koruma ve resterasyon altına alıyor. 
Zülum abidesi olması gereken Akdamar Kilisesi, devlet kesesinden 2.4 trilyona onarılıyor.. 
Uygarlık hala batıda, AB de aranıyor.. 
Irakta, hem Müslüman, hem Türk akrabalarımızı vahşice gözlerimizin önünde katledenlerle, dostluk yürütülüyor.. 
 
Allah hepimize akıl-fikir versin.! 
bir eleştiri...
Yazar Selami Çekmegil açık 2008-02-27 07:17:13
Dikkatli bir dost'tan şöyle özel bir değerlendirme aldım; düşündürücü. Diyor ki: 
 
...bu kadarcık bir gezi yazısında, bahsettiğiniz hataya düşmemek mümkün değil. ben, herkes gibi bakmadım temanız, sanki güzellikleri görmemek istememişsiniz gibi sonucu -isteyen için- rahatlıkla doğurur. önyargı yada üzüntünüz görmenizi de engellemiş olabilir. hangisi.? 

camilerimiz, oldukça büyük parklar içine ve mimari bir zenginlikle, özenle inşa edilmelidir. böyle, gecekondu diker gibi cami yapmayı, apartman altı mescidleri hiçbir zaman uygun bulmadım. dükkanları da. 
 
ne meydan yapmayı biliyoruz? ne cami yapmayı.? rant-materyal, şehircilik anlayışının önüne geçiyor maalesef. 
kuran üzerine yemin etmemeyi laiklik sanıyoruz. namus-şeref üzerine -yalandan- yemin etmeyi dine uygun bulabiliyoruz.. 
her eleştiri doğru mu?
Yazar Melitenli açık 2008-02-28 08:30:09
yeraltı camileri, dört başı mamur bir camianın lüksü olarak değil, bir ihtiyacın ürünü olarak varoluyor. Allah onlara katkıda bulunanlardan razı olsun.  
Kanuni zamanında değiliz ki bir Süleymaniye daha dikelim. bir Sinanımız da yok şimdi...  
İ.Melitenli
Yazar Fahri açık 2008-02-29 06:18:02
işte, problemde tam orada, sn. melitenli. 
"ihtiyacı karşılamak.."

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 29-02-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85636469 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net