14-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Tarımda Küresel Komplo:
Tarımda Küresel Komplo: PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 15
KötüÇok iyi 
Yazar Fahri Yurtsever   
10-02-2008
TARIMDA KÜRESEL KOMPLO:                           
 
                               Fahri YURTSEVER
 Sn. Banu Avar, Portekiz tarımının, AB ne katılım sürecinde ne hale geldiğini anlattı. Bildiğimiz, yaşadığımız bir gerçeği seyrettik. Anlatılan ülkemiz olsaydı, benzerlikler bu kadar olurdu.

Küreselleşme ile beraber dünyada bir büyük oyun tezgahlanıyor. Oyunun parçalarından biriside, tarım sektörü.

Bilindiği üzere, küresel güçler yani dev global şirketler ve siyasi merkezleri, dünya ticaretini denetimlerinde tutuyorlar. Bu güçler paranın da patronları. Yani, oyun kurucuları küresel finans ve ticaret sermayesi. Baş misyonerler, İMF-Dünya Bankası-Dünya Ticaret Örgütü.


Öylesine denetimlerinde tutuyorlar ki, hangi limandan hangi geminin kalktığını, yükünün detayını, okyanusta şu an nerede bulunduğunu-GPS, nereye gideceğini, sigorta poliçesine varana dek izliyorlar. Bununla kalmıyor, uydu destekli ve dünyanın dört bir yanına yayılmış hava gözlem istasyonları vasıtası ile, hava olaylarının hangi ülkede tarımsal üretimi ne şekilde etkileyeceğine kadar bilmek istiyorlar.

Örneğin, Katrina kasırgası Amerika’yı vuracakken, büyük kahve şirketleri-tüccarları ellerini ovuşturuyor. Sezonda, Brezilya kahve rekoltesinin yükseleceğini ve fiyatların düşeceğini anlıyorlar. Ona göre ürün borsalarında bağlantı yapıyor veya hisse senedi borsalarında oynuyorlar.

Çok mu abartılı geldi. Komplo teorisi nasıl olsa, o kadar olacak! Siz yinede, Wall Mart yada Nestle’nin yıllık cirosuna ve dünya sıralamasına bir bakın.
Portekizde ne oldu? AB tarım politikası ile beraber, geleneksel ürünler kaldırıldı, yerine AB’nin gerek duyduğu çeşitlere yönelindi. Fonlardan gelen paralar, ancak büyük toprak sahipleri ve işletmelerinin işine yaradı. Küçük çiftçi topraklarını terk etti. Ülke, yetiştirdiği ürünleri AB içine ihraç ederken, kendisi de dışardan domates, elmaya varana dek ithal etmek zorunda kaldı. Tarımsal ürünlerin, sütün bile fiyatı anormal arttı. İyi kötü kendisini besleyen ülke, birkaç çeşitte ihracatçı, kalanlarında ithalatçı durumuna düştü. Fiyatlar katlandı. Kente göçler varoşların oluşmasına, işsizliğe ve suç oranlarında patlamaya yol açtı. Üstelik burası bir AB ülkesi!

Türkiye’de ne oluyor diye sorsaydık, yanıt aynısı olmaz mıydı? Ya, Güney Amerika’da neler oldu?
Ülkemizde, fındık rekoltesinin yüksek olduğundan bahisle, ağaçlar söktürülür ve türlü oyunlarla üretici perişan edilirken, aynı güçler Dünya Bankası kanalıyla Gürcistan-Azerbaycan ve Arjantin de fındık diktiriyor, Almanya-İspanya da ağaç başına 30 euro teşvik veriyorlar.
Yine, ülkemizde şeker pancarı üretimine kota konulurken, tesadüfe bakınki, Cargill gelip ülkemize yerleşiyor.
Tezgahın mantığı şu:
1-Tarımda hiçbir ülke kendi kendine yetmeyecek. Böylece, dünyada sen bana buğdayı, ben sana elmayı-muzu bir ticari hareket başlayacak ve buradan müthiş bir ticari kar yaratılacak. Aracı karı. Bizdeki deyimle, kabzımalcılık. Küresel kabzımallık desek nasıl olur acaba!
Küçümsemeyin. Ülkemizde bu paranın 4.5 milyar dolar olduğu hesaplanmaktadır. Tabii kayıtlı rakamlara göre, yani hal giriş çıkış faturalamalarına binaen. Tarladaki üreticiden alacak veya gümrükten çekeceksiniz, şehirlerdeki hallere dağıtacaksınız. Tarlada, 300 kuruş olan domates, pazarda olacak 1500 kuruş. Birde bunu dünya ölçeğine vurun.

2-Üreticiyi ve ülkeyi kendinize mahkum edeceksiniz. Çok mu para istedi, başka ülkeden daha ucuza getirip, tarlasında, dalında bırakacaksınız. Ülkeleri-üreticileri birbirine kırdıracaksınız. Niçin Gürcistan’a fındık diktiriyorlar? Yada İspanyol fındık üretici niçin ayağa kalktı bu sene? Aynı oyun zeytin ve zeytinyağında da oynanıyor. Yunan-İtalyan-İspanyol zeytinyağına karşı, ülkemize ve Suriye'ye zeytin diktiriliyor. Amerika'dan Mısır, Arjantin'den ayçekirdeği geliyor.
Ülkemizde tütün bitti, pamuk, ayçekirdeği bitmek üzere. Buğday tarlaları, zeytinlik ve bağ oluyor yada boş kalıp, çoraklaşıyor.. Buğday, pirinç ithal ediyoruz..
Mahkumiyetin diğer ayağı tohum, ilaç ve gübre bağımlılığı ile sağlanıyor. Yaptırılan yasal düzenlemelerle perçinleniyor. 
Topraklarını terk etmek durumunda bırakılmış küçük üreticinin-köylünün yerini, global çiftlik şirketleri dolduruyor. Toprak mülkiyeti, tarımsal üretim ve ticaretle beraber yabancıların eline geçiyor.

3-Dünyanın en gelişmiş, sanayileşmiş denilen ülkelerine bakınız. ABD başta, hepsi tarımsal ürünler ihracatçısı ve sektörü % 45-60 lara varan oranlarda destekliyorlar. Yoksul, geri kalmış, azgelişmiş ülkelerse, ithalatçı. Tersliğe bakınız. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Ufacık Hollanda'nın tarım üretimi Türkiye'nin 8 katı.!
Allah hiç kimseyi açlıkla terbiye etmesin şeklinde bir atasözümüz vardır. Bu söz bizlerin kulağına altın küpe olacağına, emperyalistlerin elinde silaha dönüşüyor. Farkında mıyız?
Bir Kurtuluş Vapuru hikayesi vardır, bilir misiniz? Seyrettiniz mi? Ya, Ermenistan’a gönderdiğimiz buğdayı?
Benzer tezgah, hayvancılık ve sanayi ürünlerinde de söz konusudur, uyarlayabilirsiniz. Ancak, tarım bambaşka bir öneme sahip. Benzin olmazsa arabaya binmeyebilirsiniz, ama ya ekmek yapacak buğday olmazsa? Yağ, şeker bulamazsanız?
Bundan dolayı, en stratejik sektör tarımdır. En stratejik işletme de toprak.
Maalesef, memleketimizin hiç kıymetini bilmiyoruz. İsrail çölde tarım yapmanın uğraşı içinde iken, Japonya bir karış toprak kazanma peşinde iken, Hollanda okyanusla amansızca toprak savaşı verirken, biz en verimli 1. sınıf tarım arazileri üzerine şehirler, oteller, organize sanayi bölgeleri kuruyoruz.
2030-40 lardan sonra, suyun petrolden önemli olacağı hesap edilirken, bu hesap toprağın, ama özellikle "Mezopotamya" toprağının önem kazanacağı anlamına da gelirken, su akıyor ve biz bakıyoruz. Ülkemizin çölleşmesini, göllerimizin kurumasını seyrediyoruz. Ülkemiz topraklarını, sularını, tarımını küresel güçlere, emperyalizme teslim ediyoruz.
*
Bu noktaya, tabiiki, birtakım şer güçlerin salt kötü niyetiyle gelinmedi. Bankerler ve ticari sermaye, sanayi sermayesinden öncede vardı. Ancak, sanayi, teknoloji ve bilimdeki devasa gelişme, her alanda üretimi müthiş artırdı. Ülke bazında üretim fazlaları oluşmasına sebep oldu.
Bu fazlaların ülke içinde ve dünyada dolaşabilmesi için, GDOlara ihtiyaç vardı. Böylece kolay bozulmayan, sert-kalın kabuklu ürünler peydah oldu.. Kanser ve ulaşım-lojistik sektörü patladı..
Bu ürünlere alıcı bulabilmek için pazarlar gerekiyordu. Halihazırda, borçlandırılarak teslim alınmış ülkelerde, IMF-Dünya Bankası marifeti ile, tarım çökertildi, yeniden şekillendirildi. Daha otuz sene önce, siz sanayi ülkesi olmaya uygun değilsiniz, tarımla uğraşın denilen ülkelere, bu kez de tarım paketleri dayatıldı. GATT, DTÖ’ne dönüştürüldü.
İnanmıyorsanız, Doğrudan Gelir Desteği nedir, bir araştırın. Ne zaman başlamış, Dünya Bankası niçin 500 milyon dolar vermiş ve bu para toprağını ekmeyen köylülere dağıtılmış mı, etrafınıza sorun!  
Süreç devam ediyor.
Allah hiç kimseyi açlıkla terbiye etmesin!
Fahri Yurtsever

İlgili yazılar: Tarım ve Kırsal Nüfus, Fındık Kurduna bakabilirsiniz.

Ekler:
TÜGEM -Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Gn. Md.lüğü :
Tarım Stratejisi Belgesi Çevresinde Yapılan Çalışmalar
Çiftçi Kayıt Sistemi de her yıl yapılan düzenlemeler ile devamlı bir gelişme göstermektedir. Bu gelişme ülkemizi çeşitli sebeplerle ziyaret eden AB ve Dünya Bankası uzmanları tarafından ifade edilmektedir. Ayrıca Ziraat Odaları, DİE, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi kamu kurumlarının yanı sıra birçok özel sektör kuruluşu da ÇKS veri tabanını kullanmak üzere Bakanlığımıza başvurmaya başlamışlardır.
2006-2010 yılları arasında uygulanması planlanan Tarım Stratejisi Belgesi 30 Kasım 2004 tarih ve 2004/92 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile kabul edilmiştir. Söz konusu strateji belgesinin desteklemelerle ilgili olarak dikkate aldığı temel ilkeler;
a) AB Ortak Tarım ve Balıkçılık Politikalarına uyum sağlanması ve DTÖ'nün Tarım Anlaşması hükümlerine uygun politikalar yürütülmesi.
b) Piyasa koşullarında tarımsal üretime yönelik olarak piyasa mekanizmalarını bozmayacak destekleme araçlarının kullanılması.”  08 Şubat 2007  
http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/dgdvecks.html
*
Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) daha önce bloke olan Doha Turu’nu yeniden canlandırmak amacıyla bir araya gelen DTÖ ülkeleri, yine bir uzlaşıya varamadılar ve şimdiye kadar “kriz” kelimesini ağzına almaktan çekinen Genel Sekreter Pascal Lamy, görüşmelerin girdiği çıkmaza bakarak DTÖ’nün “artık bir krize girdiğini” bütün dünyaya ilan etti. Hindistan Ticaret Bakanı Kamal Nath’ın 1 Temmuz’daki görüşmeleri terk etmesi ve “ABD ve AB tarım sübvansiyonları konusunda gelişmekte olan ülkeleri rahatlatacak bir adım atmadan görüşme masasına dönmeyeceğini” açıklaması gözlerin bir kere daha ABD ve AB’ye dönmesine neden oldu. Arkasında gelişmekte olan 110 ülkenin desteği olduğunu söyleyen Nath, bu gelişmiş ülkelerin verdikleri tarım sübvansiyonlarının yarattığı haksız rekabetle, kendi çiftçilerinin hiçbir şekilde baş edemediklerinin altını bir kere daha çizdi.
Amerikalı ve Avrupalı çiftçiler, kendi ülkelerinden aldıkları tarım sübvansiyonları sayesinde gelişmekte olan ülkelerin pazarlarına yerli çiftçilerden daha düşük fiyatlarla girebiliyorlar. Bu da yerli çiftçileri kendi ülkelerinde ticaret yapamaz bir konuma düşürüyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin tarım malları pazarına girmek isteyen gelişmekte olan ülkelerin çiftçilerine yönelik de yüksek tarifeler uygulanıyor.

 Böylece, “bir tur daha boşa geçerken” gelişmekte olan ülkeler, kendi aleyhlerine işleyen rekabetin olumsuzluklarının uluslararası toplum tarafından giderilmesi için umutsuz bekleyişlerine devam ediyorlar.  03.07.2006
*
Kemal Derviş, geçenlerde konuşmacı olduğu bir toplantıda "AB her ineğine günde 2 euro sübvansiyon veriyor. Bizim hayvancılığımız bununla nasıl yarışabilir ki? Gelişmiş ülkelerin kendi tarımlarını bu kadar desteklemelerinin önlenmesi lazım" demişti. Daha önce de yurtdışındaki pek çok uluslararası toplantıda Brezilya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden bakanlar, ABD ve AB'nin tarıma verdiği yüksek sübvansiyonlarla, gelişmekte olan ülkelerdeki tarım ve hayvancılığı nasıl yok ettiğini yana yakıla anlatmışlardı. Meral Tamer 01.07.2003


Yorum
Tebrk ve amin dileklerimizle...
Yazar kubha açık 2008-02-10 21:50:16
Allah gerçekten hiç kimseyi açlıkla terbiye etmesin. Bu tür aydınlatıcı yazıların mümkün olduğunca tabana inmesi lazım... 
 
Fahri beyi tekrar tebrik ediyorum... 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 19-02-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85710111 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net