27-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow ALEVİLİK SÜNNİLİKTEN AYRILAMAZ!..
ALEVİLİK SÜNNİLİKTEN AYRILAMAZ!.. PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 9
KötüÇok iyi 
Yazar Dr. Sadettin BİLGİÇ   
03-02-2008
ALEVİLİK SÜNNİLİKTEN AYRILAMAZ!..                     
                                                     Dr. SADETTİN BİLGİÇ   
                                                   
Eski Milli Savunma Bakanı
                                    Sünnîligin lûgattaki anlamını bile 
                                    okumaya zahmet etmeyenlerin
                                    Alevîlik'i Sünnîliğin karşıtı gibi yazıp
                                    söylemeye başlamaları düşündürücüdür. 
Sünnîliğin lûgattaki anlamını bile okumaya zahmet etmeden televizyonlarda konuşmaya, gazetelerde fıkra yazarı olarak ahkâm kesmeye, hükümler ortaya koymaya, Alevîliği Sünnîliğin karşıtı gibi yazıp söylemeye başladılar.
Sünnet, vahiy yolu ile nâzil olan Kur'ân-ı Azimüşşan'ın sûre ve âyetlerinin Hz. Peygamber (S.A.V) tarafından uygulamaya konulmasıdır. Kur'ân'ın anlamının anlatılması, namaz, oruç, hac ve zekâtınuygulanmasıdır. Bunu benimseyen Müslümanlara Sünnî denilir. Sünnîlik, dinde mezhep değildir. Bizzat Hz. Peygamber (S.A.V) tarafından uygulanmasıdır.

Mezhepler, Hz. Peygamber'den (S.A.V) 150-200 sene sonra ashâbın nakillerine göre ortaya çıkmıştır. Hanefî, Malikî, Hanbelî ve Şafi mezhepleridir. Hiçbirisi sünneti reddetmez ve itiraz etmezler. Ancak Hz. Peygamber (S.A.V) zamanındaki uygulamalarda, ashâbın
görüşlerindeki farklılıklar, mezheplerde esasta değil, teferruatta farklı uygulamalara sebebiyet vermiştir. Mezhepler, Kur'ân-ı Azimüşşan'ı, namazı, orucu, hac ve zekâtı reddetmezler. Ancak, şeklî ayrılıklar bile mezhepler arasında büyük ihtilaflâra sebep olmuştur;
olmaktadır.

AYİNLERİN İBADETTEN FARKI

Hz. Ali (R.A.) dördüncü halifedir. Hz. Peygamber'in (S.A.V) yeğeni, damadı ve İslâmiyet'i ilk kabul eden ashâbtandır. Hz. Peygamber (S.A.V.)'in uygulamalarını yakinen takip edenlerdendir. Sünnîlerin önde gelenlerindendir. Halifeliği döneminde uygulayanlardandır.

Alevîlik, Hz. Ali (R.A) ve onun soyundan gelen Oniki İmam'a mensubiyettir. Hz. Ali'ye mensup olanların Kur'ân-ı Azimüşşan'ı, namazı, orucu, hac ve zekâtı reddetmeleri mümkün değildir. İslâm'ın esasını reddediyorlarsa, o zaman Hz. Ali (R.A.) ile ilgileri yok
demektir.

Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri, adı üstünde, hacı olmuştur; Sünnîdir. Bektaşîlik, tarikattir. Mezhep ve tarikatlarda, ibadetin yanında âyinde vardır. Mevlid, Hz. Peygamber'e naattır; evde de okunur, camide de okunur. İbadet değil, âyindir. Mevlid arasında okunan Kur'ân,
ibadettir. Mevlevî, Bektaşî, Alevî, Kadirî âyinleri de, ibâdet değil, âyindir. Âyinler arasında usûlüne uygun tek tek ve cemaatle kılınan namazlar ibadettir. Namaz kılınmıyor, Kur'ân okunmuyorsa, yapılan âyindir, ibadet değildir.

Memleketimizde, Türkiye'mizde cami, yol, çeşme, köprü gibi vatandaşların faydalanmaları için yapılan yapılar, şahıslar ve vakıflar tarafından yaptırılmıştır. Yaptırmaya iştirak edememişse, sonradan onların bakım, onarım ve işletmeye açık tutulması için de
vatandaşlar tarafından tarla, bağ, bahçe, dükkân, ev bu işlere vakfedilmiştir. Camilerin bakım ve onarımı ile imam, hatip, müezzinlerin geçimleri bu vakfiyelerle sağlanırdı. Devlet herhangi bir ödeme yapmazdı.

İBADETHANELERE DEVLET DESTEĞİ

1930 yılından sonra vakıfların gayrimenkulleri satıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve devletçe gelir olarak kullanıldı. Satılan vakıfların karşılığı olarak camilerin imam, hatip ve müezzinleri de aylık 5 lira maaşla Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlandı. Osmanlı döneminde
camileri yaptıran vakıflar, inşa ettikleri camilerin imam ve hatiplerini kendileri görevlendirmeye kalkmazlardı; şimdi ise yaptıkları caminin imam ve hatibini tayin etmek isteyenler de ortaya çıkmaya başladı.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde hilâfetten evvel de, hilâfetle beraber de Şeyhülislâmlık müessesesi vardı. Şeyhülislâm ve heyeti müşaveresi, hem İslâm'da içtihatta birliği sağlayarak Müslümanlar arasında tefrikaya mani olurdu, hem de Osmanlı İmparatorluğu'nun Müslüman olan beldelerinde mahallen seçilen din adamları arasında şimdiki ayda il ve
ilçelerin müftülerini liyakatlerine göre tayin ederdi. Müftüler de camilerin hatip, imam ve müezzinlerini tayin ederler ve bölgelerinde dinî görevlerini yerine getirirlerdi.

Cumhuriyetin ilânından sonra Atatürk döneminde 1924 yılında Şeyhülislâmlık müessesesi, 'Diyanet İşleri Başkanlığı ve Heyet-i Müşâveresi'ne çevrilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, 27 Mayıs 1960'a kadar, bölgelerinden seçilen din adamları arasından müftüleri
liyakatlerine göre atardı. Hayatı müddetince o şahıslar müftülük görevi yaparlardı. Bu sistem kaldırılarak, Diyanet İşleri Başkanlığı'na müftüleri tayin yetkisi verildi.

1965 yılında Suat Hayri Ürgüplü karma hükûmeti döneminde camilerin imam ve hatipleri, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce verilen ayda 5 lira gibi sembolik ücretten alınarak Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda devlet memuru statüsüne bağlanmıştır. Bu yapılırken, vatandaşlarının yüzde 99'u Müslüman olan memleketimizde cami cemaatinin, şahıs ve
zümrelerin ücretlerini ödeyerek yönlendirdiği hatip ve imamlar yerine, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, öğrenim ve bilgilerine göre atayacağı din adamları eli ile ibadet yapılması benimsenmiştir.

Gelelim Türkiye'deki camilerin inşaatında devlet yardımı meselesine: Bunun en son belirgin örneği, Kocatepe Camisi inşaatıdır. İnşaata, Kocatepe Camisi Yaptırma Derneği'nce 30 Ekim 1968 yılında temeli atılarak başlanmıştır. Derneğin imkânları yetersiz olduğu için, inşaat
uzamıştır. 1976 yılında dernek, inşaatı Diyanet Vakfı'na devretmiştir. Devletin, Kocatepe Camisi'nin inşaatına bile yardımı 'devede kulak' kadar azdır; bu, yıllık bütçelerden tetkik edilebilir. Memleketimizde cami inşaatlarını da ya şahıslar veya dernek ve vakıflar kendi
imkânları ile yapmışlardır. Devletin, bütçesinden cami yaptırması Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, Cumhuriyet döneminde de mevzu-i bahs değildir. Bunun aksini iddia edenler, kasıtlı değillerse, işin aslını bilmemektedirler.

Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, Cumhuriyet döneminde de vatandaşlara din, mezhep ve ırk ayrılığı gözetilerek farklı muamele yapılmamıştır. Vatandaşlar istediği öğrenimi yapmış, istediği makam ve mevkilere gelebilmiştir. İstediği sanat ve ticareti yapabilmiş, memleketin istediği il ve ilçesinde yerleşip oturabilmişlerdir. İstedikleri siyasî partiden de milletvekili ve senatör seçilip, bakan ve başbakan, cumhurbaşkanı olmuşlardır.

TEKKELER NEDEN KAPATILDI?

Tekke, zaviye, tarikatler, cemevleri, mevlevîhaneler, dinde tefrikaya sebebiyet vermemek için 1924 yılında Atatürk döneminde kapatılmıştır. 'Şeyhülislâmlık ve Heyet-i Müşaveresi', 'Diyanet İşleri Başkanlığı ve Heyet-i Müşaveresi'ne çevrilmiştir. "Diyanet'e ne gerek var?"
denilmemiştir. Çünkü Hz. Peygamber'den (S.A.V) sonra Hulefa-i Raşidin dönemi dahil, İslâmiyet'te ruhban sınıfı bulunmadığı için ve din adamlarına 'hademe-i hayrat', din hizmetkârı denildiği için dinin hizmetleri düzenlenmiştir. Ama bugün bile, "Diyanet'e gerek yok!" diye
ulema türemiştir. Lâkin, yerine ne konacak, onu da söyleyememektedirler.

Bir anımı da yazıp, yazıma son vermek istiyorum: Hüseyin Doğan Dede, Malatya Milletvekili arkadaşımızdı. 1983'de vefat etmişti. 1987'de siyasî yasaklar kaldırılıp seçimlere gidilirken, o zaman idare hukuku doçenti bulunan oğlu İzzettin Doğan'ı DYP'den Malatya'da aday
göstermek için görüşmek üzere çağırdım. İstanbul Beyoğlu'nda bir lokantada buluştuk. Karşılaşır karşılaşmaz, "Biz Alevîler 20 milyonuz; Meclis'te 90 kişilik kontenjan istiyoruz" diye söze başladı. Kendisine "Bu kontenjanı Alevîler arasında nasıl kullanacaksın? Alevîler'e böyle bir kontenjan verilirse, etnik iddialarla istenen kontenjanlar nasıl karşılanacak?" diye sordum. "Böyle bir Meclis'te devletin ve milletin birliği nasıl sağlanacaktır? DYP seni Malatya'dan aday göstersin; seçil, gel, bu düşüncelerini ak kâğıt üzerine kara yazı ile yaz,
uygulanabilir tarafı varsa, ben de sana yardım edeyim" dedim.Malatya'dan liste başında aday gösterildi. 272.100 seçmeni olan Malatya'da 60 bine yakın Alevî seçmen bulunmasına rağmen 1987 seçimlerinin oy dağılımı şöyledir: Anavatan Partisi'nin 159.540; Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin 67.700; Refah Partisi'nin 16.315 oy aldığı seçimde Doğru Yol Partisi 12.836 oy alabilmiştir. Vatandaşlar, milleti tefrikaya götürecek davranışlardan hep uzak kalmışlardır.
Entelektüel geçinenler memlekette tefrikadan ne ummaktadırlar?

* Dr., Eski Milli Savunma Bakanı

27.01.2008
Yeni Şafak


Yorum
İsim önemlidir.
Yazar kubha açık 2008-02-04 23:56:08
Bir kimse ya da bir topluluk kendisini tanımlarkan "müslüman"dan başka bir isme sahip çıkıyor yada başkalarının kendisini başka bir isimle anmasına itiraz etmiyorsa onun inancı duru islam anlayışı olamaz.
Bu konuda önemlice bir yazı:
Yazar Sanih açık 2008-09-06 00:20:52
Alevi örgütlerinin Kemalizm hastalığı: 
METİN AKTAŞ * / Alevi örgütlerinin başına gelmiş Ali Balkız gibi insanların Aleviler’in Atatürk’ü İmam Mehdi olarak gördüğünü söylemeleri onların Alevilikle, felsefesiyle, inancıyla yakından uzaktan ilgilerinin olmadığını, tamamen Kemalistler’in Aleviler içerisindeki siyasal uzantıları olduğunu gösterir.  
Devamı için:bkz, 
 
http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=16173nullDevamı için:bkz,
Sünnetin Karşıtı Batınılik
Yazar bilal sürgeç açık 2009-01-20 11:11:46
Yukarıdaki çok güzel bir yazı.Ancak Sünneti inkar eden ceryanlar batınıliktir. 
Batınilik anlayışını Müslümanların arasında ilk yayan kişi Cafer es-Sadık'ın oğlu İsmail'dir. Cafer Es-Sadık, oğlu İsmail'i evlatlıktan red etmiştir. İmameti ondan alıp diğer oğullarından Musa Kazım'a vermiştir. Bunun nedeni İsmail'in Fısk ve fucüra bulaşması ve şarap içmekle iştiğal etmesidir.Bunu Batıniler şöyle izah ederler: Cenabı Hak bir kimseyi imamete seçerse ve onu böyle önemli bir makam için doğuşundan hazırlarsa onu ileride işleyeceği günahlardan korur.Eğer İsmail şarap içmişse , şarabın haram oluşuna dair nassın zahiri manasına göre hareket etmemiştir.Batıni manada haram değilmiş ki imam onu içmiştir.İşte İsmaililer bu kıyasla şeriatın diğer hükümlerini namaz, oruç, zekat gibi terk ettiler. (Bu konuda Avni İlhan-Mehdilik kitabına bakınız.)
TRT'den Talep
Yazar Admin açık 2009-01-21 09:20:57
Bir örneği sitemize gönderilen talebi aşağıda sunuyorum. Diyor ki Av. Şuayip Gazi Ulusoy bey TRT-1'e hitaben: 
 
TRT 1 YAPIM DAİRESİNE 
 
18.01.2009 TARİHİNDE "Din ve Hayat" programı "MALATYADA AŞURE" adı ile yayınladığınız belgesel Türkiyeyi Tanıtmakta güzel bir örnektir. 
Malatyanın yetiştirdiği Battalgazi,İnönü, gibi büyük kimselerin ve M.Sait Çekmegil Gibi şair ve ediplerin tanıtılması ve anılması da iyibir örnektir. Bu gibi Benzeri bir programın da HACIBEKTAŞİ VELİ Kırşehirde AHI EVREN, AŞIKPAŞA gibi tarihi şahsiyetleriin yerleşmiş olduğu il ve ilçeleri tanıtmanız bu şahsiyetlerin oralara yerleşmesinin nedenleri hakkında bilgi vereir yayın yapmanız çok faydalı olacaktır. 
Av.Ş.Gazi Ulusoy  
Av. Şuayip Gazi Ulusoy bey
Yazar bilal sürgeç açık 2009-01-21 12:14:41
Şuayip Bey, Selami Çekmegil vasıtasıyla tanışma şerefine eriştiğim bir kişi. Ünlü bir avukat. İsmail Nacar Bey'in de Avukatı. Hatta. Şuayip Bey, zengin birikimine sahip bu hatıraları kitaplaştırsa çok faydalı olur. 
 
İlçesini düşünerek Hacıbektaşın tanıtılmasını istemiş. Hacıbektaş Türkiye'de her zaman gündemde olan bir yer. Her yılın Agustos ayında burada düzenlenen şenliklerle günlerce gündeme giriyor. Siyasettebaşbakan çıkarmamış ancak baş muhalif Osman Bölükbaşı'nı çıkarmıştır.Ayrıca 1954'te Nevşehir'e bağlanmış şimdi tekrar Kırşehir'e bağlanması istenmektedir.Bildiklerim bu,fakat Şuayip ilçesi hakkında belgesel talebinde haklıdır ancak onun ilçesini de kapsayacak hatıralarını yazması daha faydalı olur.
Düzeltme
Yazar bilal sürgeç açık 2009-01-21 12:20:28
-------------------------------------------------------------------------------- 
Şuayip Bey, Selami Çekmegil vasıtasıyla tanışma şerefine eriştiğim bir kişi. Ünlü bir avukat. İsmail Nacar Bey'in de Avukatı. Hatta. Şuayip Bey, zengin hatıra birikimine sahip biri bu hatıraları kitaplaştırsa çok faydalı olur.  
 
İlçesini düşünerek Hacıbektaşın tanıtılmasını istemiş. Hacıbektaş Türkiye'de her zaman gündemde olan bir yer. Her yılın Agustos ayında burada düzenlenen şenliklerle günlerce gündeme giriyor. Siyasette başbakan çıkarmamış ancak baş muhalif Osman Bölükbaşı'nı çıkarmıştır.Ayrıca 1954'te Nevşehir'e bağlanmış şimdi tekrar Kırşehir'e bağlanması istenmektedir.Bildiklerim bu,fakat Şuayip Bey ilçesi hakkında belgesel talebinde haklıdır ancak onun ilçesini de kapsayacak hatıralarını yazması daha faydalı olur.
Düzeltme
Yazar bilal sürgeç açık 2009-01-21 12:20:31
-------------------------------------------------------------------------------- 
Şuayip Bey, Selami Çekmegil vasıtasıyla tanışma şerefine eriştiğim bir kişi. Ünlü bir avukat. İsmail Nacar Bey'in de Avukatı. Hatta. Şuayip Bey, zengin hatıra birikimine sahip biri bu hatıraları kitaplaştırsa çok faydalı olur.  
 
İlçesini düşünerek Hacıbektaşın tanıtılmasını istemiş. Hacıbektaş Türkiye'de her zaman gündemde olan bir yer. Her yılın Agustos ayında burada düzenlenen şenliklerle günlerce gündeme giriyor. Siyasette başbakan çıkarmamış ancak baş muhalif Osman Bölükbaşı'nı çıkarmıştır.Ayrıca 1954'te Nevşehir'e bağlanmış şimdi tekrar Kırşehir'e bağlanması istenmektedir.Bildiklerim bu,fakat Şuayip Bey ilçesi hakkında belgesel talebinde haklıdır ancak onun ilçesini de kapsayacak hatıralarını yazması daha faydalı olur.
SÜNNİLİK MEZHEP DEĞİL, İSLAMIN KENDİSİDİ
Yazar admin açık 2010-01-12 23:42:00
 
 
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1520&Itemid=52

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 21-01-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64864781 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net