09-12-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow TARIM POLİTİKASINDA TEMEL SORU
TARIM POLİTİKASINDA TEMEL SORU PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 15
KötüÇok iyi 
Yazar Fahri YURTSEVER   
27-01-2008
 TARIM POLİTİKASINDA TEMEL SORU                                              
                                                                      Fahri YURTSEVER
Tarım politikasında en temel soru şu dur:

Devlet, tarım politikasını öncelikle ülkenin doyurulması gereğiyle mi belirlemeli ve buna göre müdahaleci olmalı, yoksa tarımı ticari sektör olarak görüp, piyasaya özel sektöre mi bırakmalıdır?

Bu soru, aşağıdaki şu soruyu ister istemez getirir:
Devletin en temel ve birinci görevi, başlıca insan hakkı nedir?
Devlet niçin var?

Ülkenin doyurulması gereğiyle ele alırsanız, en nihayetinde kar-zarar hesabı yapamazsınız. Yani, bütün çabalarınıza rağmen, sürekli zarar hanesine yazsa bile, seçiminizden vazgeçemezsiniz. İster kamu eliyle, ister özel sektör üzerinden olsun, zararı sineye çekmek zorundasınızdır. Bu zararın pek çok bileşeni, adı olabilir, önemli değil.

"Özel sektöre, piyasa koşullarına tümden bırakarak, ülkenin doyurulması gerçekleştirilemez mi, niçin olmasın" sorusu tam yerindedir.

Üstelik, "ee bunlar geçmişte denendi, sonuç ortada. Tarıma destek için ayrılan bütçe, sübvansiyonlar yıllarca ülkeyi yedi bitirdi, KİT ler hep zarar etti ve etmeye mahkumdur, devlete yük olur, bu iş ancak özel sektör zihniyetiyle, girişimiyle, serbest piyasa ortamında çözülür.." denildiği şimdiki zamanlarda, bu soruyu anlaşılır biçimde cevaplamak zarurettir.
Elbette bunu iddia edenler, ilk önce şu soruyu cevaplamak durumundadır: İlk yılları saymazsak, bu memleket hiç doğru düzgün yöneltildi mi? Uygulanmaya çalışılan doğru yöntemler, gerçekten hayata geçirilebildi ve sonuç alınması beklenildi mi?

Ayrıca, bu devlete yük iddiasına da fazla prim vermemek icap eder. Bizde, bu yükler ve kamudaki şişkin personel, bir nevi "işsizlik sigortası" gibi işlev görmüştür. Yanlışlıklar ve eleştiriler saklı kalmak kaydıyla, sosyal devlet gereğidir. Oluk oluk akan başka delikleri göz ardı edipte, bütün dikkatleri bu popülizme! çevirmek, kötü niyettir, maksatlıdır.

Bakınız, her şeye esas olan, temelinde olan "yaşamın yeniden üretimidir", buda öncelikle zorunlu maddi ihtiyaçların üretimi-tüketimi ve tekrar üretimini kapsayan devamlı, sarmal, gelişkin ve tabiatıyla sosyal bir süreçtir. Sonraki gün yemek yiyebilmek için, yarın çalışmanız gerekir. Yarın çalışabilmenizde, bugünkü yemeğinizin vereceği enerji ile mümkündür.
Üretim-tüketim-üretim veya ekonomi, öncelikle yaşam için gerekli maddi ihtiyaçların karşılanması faaliyeti ve buna bağlı ilişkiler bütünüdür. Bu gerekler zamana, coğrafyaya, kültürlere vb göre değişiklik gösterir. Yaşam, küçük kapalı bir köyde de yeniden üretilir; iki karık, dört dönüm eker, meyve toplar, hayvan otlatır, süt sağar, çocuk yapar..gelecek yıla erersiniz. Çocuk ve torunlarınızla nesil-yaşam devam eder.

Kasabaya, pazara götürdüğünüz üretim fazlanızla, örneğin yumurta-yoğurt; pazardan karşılamak zorunda olduğunuz ihtiyaçlarınız, örneğin basma-tırpan arasındaki artı fark, karınızdır, zamanla birikiminiz -tasarruf- olur. Birikiminizle, yeni bir öküz almaya kalkarsanız, elinizdeki para sermaye niteliği kazanır. Öküzü alırsanız, "sermaye yatırımı" yapmış olursunuz.. J İşgücü gereksinimi, daha çok çocuk -nüfus- demektir.. Yeni yatırım-lar-ınız, üretiminizi artırır.. J Yan yana İki öküzün boyunduruğa bağlanması ve nadasa bırakma, tohum, gübreleme, sulama bilgileri, know-hov dur. Tahta bile olsa, Saban'ın kullanılması teknolojik gelişimdir.

Devam etmeyeceğim, çünkü amacım kimseyi bilmiyor yerine koymak değil. Niçin bu kadar basite indirgedim, çünkü karmaşık bütün problemler, önce sadeleştirilir ki, çözülebilsin. Hele küreselleşme denilen bu labirentte kaybolmamak için, peynirin kokusunu kaybetmemek elzemdir.

Bizler, tek tek kendimizi ve ailemizi "yeniden üretmekle" (nafaka) mükellefiz, farkında olmasakta bunun için uğraşırız. Bir devlette, kendi milletini yeniden-üretmekle mükelleftir. Bütün düzenlemeler bu esasta olmak zorundadır. Eğer, benim büyük ailem, milletim diyebiliyorsa. Diyemiyorsa, varlık sebebini kaybeder, milletin-ulusun devleti olmaktan çıkar, birilerinin gücü haline dönüşür. Devletin gözünde vatandaş ne kul, ne de müşteri-pazar olamaz, olmamalıdır.

İşte bu büyük toplumsal üretim, haliyle bir öngörü, hesap, plan, proğramlama gerektirir. Planlamanın yapıldığı yer-kurum olmalı, bu merkez memleketin envanteri, aktif ve pasif bilançosu, istatistikler vs.. çalışmalarla, verilerle donanmalıdır. Bunun yıllık ölçeği, bütçede kendini gösterir-melidir.

Bakın daha bu üretim marifeti, özel girişimle mi, kamu eliyle mi, karma mı nasıl olacak sorusuna yeni geliyoruz. Ve buna karar verebilmek için, önce ülkemizin neye ihtiyacı olduğunu ve elimizdekileri, imkanları vb. bilmeye ihtiyaç var. Ancak şu kesin, bu üretimi-geleceği planlamadan kendi haline bırakırsanız, neyle karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Evininin ihtiyacını bilmeden alışveriş yapan veya hesapsız kitapsız harcayan aile reisinin durumuna düşersiniz.

Hele hele bir devletin, hesapsız kitapsız harcama bir yana, ekonomisinin düzenini, yeniden üretimini, su kendi yolunu bulur zihniyetiyle, karını maksimize etmekten başka tasası olmayanlara teslim etmesi, Allah bilir nelere mal olur, akıldan bile geçirilmemelidir.
20 yıl sonra ne kadar, hangi türden enerjiye ihtiyacımız olduğunu hesap ve ne diye planlamaya çalışıyor isek, her alanda bunu yapma gereğimiz var demektir.

Tabiî ki, kendi karnımızı doyurmakla yetinemeyiz. Ürün ve üretim fazlaları vermek ve dışsatım hedeflenmeli ve herkes hak ettiği kadar, çalıştığı kadar kazanmalıdır. Üretenle yatan birbirinden ayrılmalı, devlet her şeyi insanların önüne hazır koymamalıdır. Yapıcı bir rekabet anlayışıyla, bunun sistemi-mekanizmaları kurulmalı; bireylerden, ailelerden, firmalardan, birlik-kooperatif-büyük şirketlere uzanarak toplanan üretim fazlaları, toplumsal ürün fazlasını, sermaye birikimini meydana getirmeli, böylece bilakis kamu da güçlenmeli, zenginleşmelidir.

Bundan sonrası teknik bir konu olmakla beraber, hiçte zor değildir.
Örneğin, verimi artıracak büyük ölçekli üretimin tek yolu, küçük çiftçiyi, köylüyü toprağından etmek suretiyle, toprağı tek elde toplamak mıdır? Köylü, kooperatif veya şirket bazında örgütlenerek, toprağı toplulaştırılamaz mı? Birliklerde örgütlenerek, aracılar kaldırılarak, ürününü doğrudan pazara, şehirlere-ihracata ulaştırmanın mekanizması kurulamaz mı?

Böylece, -iklim değişikliği bir yana- bir sene aşırı üretim, sonraki sene kıtlık olmaz, piyasada bir fiyat istikrarı da sağlanmış olmaz mı? Bu durum, enflasyonu kontrol altında tutmaz, en önemlisi demokrasiyi gerçek zeminine oturtmaz mı.?

Örneği yok demeyin, Deveci Armutu'nun ilk yetiştirildiği Bursa'nın bu köyünü yakından inceleyin. Mucizeyi görün.

Ben devlet değil özel sektörüm, kendi menfaatime bakarım, gerisi beni ilgilendirmez, ekonomi piyasalar bana bırakılmalıdır deniliyorsa, karşısında "şifa getiren politikalarıyla"  devlet olmalıdır, değil mi?

Fahri Yurtsever-Ankara Kasım 2007

Yorum
Tebrikler Fahri Bey!
Yazar kubha açık 2008-01-30 23:01:25
Gerçekten devlete yük iddiası doğru değildir. Destekler ve kamudaki şişkin personel, gerçekten "işsizlik sigortası" işlevi görmektedir. Öyle de olsa böyle de olsa nehir mecraını bulmakta, paylaşım mekanizmaları bir şekilde çalışmaktadır. 
 
Ama bu şekildeki paylaşım mekanizmalarının sonuçları adaletli olmayabilmektedir. Bir çok eve tek maaş bile girmezken, dayısı arkasında olanlar karı-koca çalışmakta, toplumdaki iltihabı artırmaktadırlar.  
 
Sonuç olarak uzun vadede işe yaramamaktadır.
İslamcılarla aynı ağız mı?
Yazar kubha açık 2008-01-30 23:18:29
Fahri bey, islamcılar da(müslümanlar demediğimi lütfen not ediniz!) Hz. Muhammed'den sonra adaletin bir türlü tesis edilemediğini, Kuranın ilkelerinin bir türlü hayata geçirildiği bir dönemin hiç yaşanmadığını söylerler ve farkında olmadan bilinç altına adaletin tesis edildiği bir düzenin aslında bir ütopya olduğunu fısıldarlar.  
 
Hz. Ebubekir'den başlar, Emevilerle devam eder, Selçuklu'nun fedakarlıklarını gözardı eder, 3 kıta 7 denize adaleti sayesinde yüzyıllarca hükmeden Osmanlı'yı hatırlamak istemezler. 
 
Siz de "İlk yılları saymazsak, bu memleket hiç doğru düzgün yöneltildi mi?" diyerek aynı uslubu kullanıyorsunuz.  
 
Arada sırada doğru düzgün yönetilmeseydik 84. yılımızı hiç kutlayabilir miydik???
Yazar Fahri açık 2008-01-31 11:45:58
sn.kubha, öncelikle teşekkürler.  
haklısınız elbette ama her genellemenin içinde doğru ve yanlışlar barındırdığı malumunuzdur. Çok olan, azı örter-gizler. 
 
doğru düzgün yönetildi mi sözü, hep kötü ve hep iyi yönetilmediğini, olması gerektiği gibi olmadığını anlatabileceği gibi, iyi veya kötünün süreklilik arzetmediği şeklindede anlaşılabilir.  
 
sizin gibi düşünmesem, öyle olmasa, hep kötü yönetildi derdim.  
 
bahsettiğiniz islamcılar, yeni peygamber veya mesih bekleyenlerdir.! 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-01-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
106101860 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net