09-03-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
EN HIZLI KOVBOY PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 16
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
03-09-2005
Image
Amerika İran’ın nükleer silah geliştirmesini sürekli gündemde tutuyor. Eski büyükelçi Elekdağ ve eski savunma sanayii müsteşarı Vahit Erdem’in de bu konu üzerindeki hassasiyetlerini basından takip ettik. Peki silahlanmak bu kadar önemli mi?.  Kendilerinde kat kat üstün silahlar varken Amerika ve Avrupa İran’ın bu nispeten basit  silahının üzerinde niçin bu kadar duruyor?. Niçin gazetelerde sık sık silahlanmaya ayrılan paralarla Afrikada şu kadar insanın doyabileceği söylenirken Batı ülkeleri hala bunu yapmaya devam ediyor?. Çünkü silah bir medeniyetin temelidir. Yeni medeniyeti kuracak olan da ancak yeni bir silahtır. Amerika ikinci cihan harbinde Almanya’dan önce Atom bombasını bulmasaydı şimdiki konumunda olamayacaktı. Silahınızın menzili nereye kadar uzanırsa oraya kadar hükmedersiniz. Savaş uçağınızın uçus mesafesi, hükmünüzün nereye kadar geçerli olduğunu da belirler.

Medyada sık rastlanılan silah karşıtı propaganda ahmak aldatandır. Aslında kimse bu söylenenlere kulak asmaz. Herkes silahlanmaya devam eder ve edecektir. Bunlar ancak yoksulluk seviyesinde olan ülkelerdeki hükümetleri sivil toplum örgütleri karşısında mahkum etmek amacını taşır. Bağımsızlıklarını korumak için silahlanmak zorunda kalan hükümetler başka şeylere harcanmayan bütçeleri silaha ayırdıkları için suçlanırlar. Halbuki bu yarışın durması için önce nükleer silah sahibi ülkelerinden bunları geliştirmekten vaz geçmesi gerekmektedir. Onlar bütün insanlığı yok edebilecek kadar silah üretmeye devam ederken siz teslim olmuş bir şekilde bundan geri duramazsınız. Zaten yeni bir uygarlık meydana getirecekseniz eğer, onların bu silahlarından daha üstününü koymalısınız ortaya. Kovboy’un anladığı tek dil budur çünkü. Batının vahşi koyboy’u sizden önce silaha davranacağına gözü kestiği an tereddüt etmeden çeker o silahı ve vurur. O halde onunla eşit şartlar altında konuşmak için önce belinizdekine, sonra onunkine ve daha sonra da reflekslerinize bakmanız gerekmektedir. ‘Kovboy’u kızdırmadım ki bana silah çeksin!’ diye hiç düşünmeyiniz. Sizin var olmanız bile onun kızması için yeterli neden teşkil eder. Vahşi kovboy adalet denilen kavramı tanımaz. O sadece silahtan anlar.

   Silahlar tarih boyunca da ilişkilerde belirleyici rol oynamışlardır. Kısaca göz atabiliriz:

   Savaştan kaçınmanın insan biyolojisini dumura uğratttığı gerçeğini bir yana bırakalım,  savaşlar insan medeniyetlerinin en temel unsurudurlar. Savaş olmasaydı bugünkü yüksek diye vasıflandırılan teknolojik uygarlık ortaya çıkmayacaktı. Çünkü bugün kullanmakta olduğumuz bir çok şey İnsanlığın birbirinden korkuyor olmasından ve ihtilaf halinde de savaşmalarından doğmuştur. Sanayiinin bel kemiği durumunda olan çelik, bu günkü gelişimini savaşlarda kılıç olarak kullanılıyor olmasına borçludur. Roma imparatorluğunu ele alarak örneklendirebiliriz: Romalılar uzun süren imparatorluklarını, kazandıkları toprakları kendilerini çevreleyen milletlerden korumalarına borçlular. Surlarla çevirdikleri önemli şehirleri uzun kuşatmalara dayanabiliyordu. Bir defa şehirleri korumak için sur yapabilmek inşaat tekniğini bilmek anlamına gelir. Büyük surları yaptıkları teknikle günümüze kadar kalabilmiş muhkem sarayları, kiliseleri tiyatro salonlarını da yapabilmişlerdir. Ayrıca limanlarını korumak için düşmandan daha hızlı gidebilen kadırgalar yapmak zorundaydılar. Yine o çağın tankları yerine geçen savaş arabaları Romalıların icadıdır.  İki ya da daha fazla atın çektiği bu arabalara gürz, mızrak v.s gibi bir çok savaş gereci yüklenebiliyordu. Ayrıca atlar ve sürücü de zırha bürününce hareket kabiliyeti yüksek bu araç bir ölüm makinasına dönüşüyor, yenilmez oluyordu. Romalılar bu icatlarıyla Asya içlerine kadar hakim oldular. Gidip ganimet toplayıp yıkılmaz kaleler içine yerleştirdikleri şehirlerinde yediler. At arabaları için yollar yaptılar. İlk açılan yollar bile bir bölgeyi işgal için askerler tarafından yapılmıştır. Sonra insanlar bu yolları, köprüleri seyahat ve ticaret için kullanmışlardır. Günümüzdeki tren rayların arsındaki standart mesafe işte bu at arabası yollarından gelmektedir. İki ray arasındaki uzaklık; iki atın yan yana koşabileceği minimum  mesafedir.

   Romalılar ne zaman ki hafif kuşanmış, hızlı hareket kabiliyetindeki Türklerle karşılaştılar, yenilmeye başladılar. Artık Tank gibi at arabaları bir işe yaramıyordu. Büyük ordularla Romalılar şehirden çıksa bile önlerinden hızla kaçabilen bu hafif süvarileri yakalayıp yok edemiyorlardı. Böylece toprak kaybederek İstanbul şehrinin muhkem surlarına kadar gerilediler. Şimdi de orada yenilmezdiler. Çünkü surların kapısı kapanınca oraya işleyebilecek bir silah yoktu. Defalarca kuşatılan şehir, her seferinde dayanabilmiş, kendileri değil kuşatmacılar pes etmişlerdi. Bu dönem feodal derebeylik dönemi diye tanımlanıyor tarihte. Kendine kale inşaa edebilen her feodal, kaleyi çevreleyen arazilerde köylü çalıştırıp vergi toplayabiliyor ve bununla asker besleyebiliyordu. Saldırı karşısında kalesine çekilerek büyük güçlere kafa tutabiliyordu. Bu şekilde süren çağı, Ortaçağı Sultan Fatih bitirdi. Daha doğrusu Fatihin topları. Fatih o zamana kadar görülmemiş büyüklükteki topları döktürerek surları dövmeye başladığında işin şekli belli olmuştu. Açılan gedikler artık kapatılamıyordu. Böylece, feodal derebeylerinin hüküm sürdüğü dönem sona erdi. Yeni çağ, büyük imparatorluklar çağıydı. Bir tarafta süper güç Osmanlı, diğer tarafta Hıristiyanlar topluluğu vardı. İslam ilerleyişi sürerek onları İspanya kıyılarına sıkıştırdı. İşte burada tarih bir defa daha kırıldı. Kesin bir mağlubiyetle yer yüzünden silinmek üzere olan topluluklar çaresizlikle önlerindeki okyanusa açıldılar. Ticaret yolları Müslümanların elindeydi. Dünya ticaretinden pay alamıyor, sürekli fakirleşiyorlardı. Birkaç maceraperest okyanusa açılarak Amerika’yı keşfetti. Sonrada Büyük okyanusu geçerek Hindistan’a ulaştıklarında artık buraları sömürebiliyor, böylece zenginleşebiliyorlardı. Oralardan elde ettikleri ganimetlerle (altın ve köleler) Avrupa’da büyük sermaye birikimleri oldu. Gözünü kar hırsı bürümüş insanlar bir çok icat da yaptılar. Şimdi onların donanmaları insan ya da rüzgarla değil buharla çalışıyordu. Toplarının menzili Osmanlıdan uzundu. Tüfekleri tek tek atan değil otomatikti. Savaşları kaybetme sırası Osmanlıya gelmişti ve kısa zamanda da çöktü. Şimdi onlar üstün ateş gücüyle dünyanın istedikleri noktasını gidip işgal edebiliyorlar. Artık onların borusu ötüyor, onların dedikleri gibi şekilleniyor yer yüzü. Buldukları atom bombasıyla dünyanın en savaşçı uluslarını bile dize getirebiliyorlar. Savaş uçakları yukarıdan istedikleri yeri bombalayabiliyor. Gemileriyle yüz binlerce askerlerini bir başka kıtaya çıkartabiliyorlar. Pek yakında yıldız savaşları projeleriyle bu işi bu kadar da zahmet etmeden uzaydan yapabilmeyi planlıyorlar.

   Bizi bin metrelerce yukarıya çıkarıp götüren uçaklar ve hızlı gemiler hep askeri amaçlarla geliştirildi. Ayı keşfetmek için gönderilen uydular bir top mermisi tekniği ile gitmekteler yerlerine. Denizlerde yol bulmak, iz takip etmek için gerekli harita bilgisi askeri amaçlar için geliştirildi. İnsanların bir araya gelip topluluklar oluşturması bile kendilerini yabancı toplulukların düşmanlıklarından korunmak amacıyladır. Şehir hayatının temeli olan kurallara uygun davranmak, askerliğin temelidir. Şimdi çok yaygın olarak kullanılan İnternet bile askeri amaçlarla keşfedilmiştir.

   Tarih içindeki insanı şekillendiren, medeniyetleri kuran askerliğe bu kadar düşmanca bakmakla hata etmiyor muyuz? Savaş karşıtı tutumla hem bir ütopya arkasında koşuyor hem de insanın yaşama şansını alıyoruz elinden.

   Üstelik bu sadece batının işine yaramaktadır. Onlar okyanuslarda nükleer denemeler yapıp depremlerin oluşumunu tetiklerken biz silahlanma karşıtlığı ile bir yerlere varabileceğimizi umuyoruz.

   Şunu asla unutmamalı ki, yeni bir uygarlık kuracaksak eğer, bunu ancak kovboyun silahından bizi koruyabilecek yeni bir silahla yapabiliriz.

    Her medeniyetin kendine has bir silahı vardır. Mekke’yi kuşatanlar Hendek’le karşılaşmasalardı bütün Müslümanları yok edebilir, İslam yer yüzünden silinebilirdi.  O güne kadar alışılmadık bir savunma yöntemiyle şehri hendekle korumak bu yeni uygarlığın da silahı oluyordu. Tam da İslam’a yakışan bir şekilde, saldırı amacıyla değil, düşmanın zararını bertaraf etmek için.

   Onun silahı bizimkinden iyi ve hızlı olduğu sürece onu bize karşı çekmekten imtina etmeyecektir. Kovboy filmlerinde kuraldır, daha hızlı olan içeri girdiğinde diğerleri kenara kaçıp pısar ve ona yer açarlar. Şimdi Batının en hızlı kovboyu dünya sahnesine girmiş bulunmaktadır. Kenara kaçmayanlara ise kötü kötü bakmaktadır. Batının değil; dünyanın en hızlısı olduğunu düşünmektedir.

   Onun dersini verecek olan da yine kovboy filmlerine göre ondan daha hızlı olandır. Henüz bu rolde kimse görünmemektedir. O da canının istediğine hakaret edip tahrik etmekte, sonra bu tahrike dayanamayan onurlu biri cevap verdiğinde de vurup öldürmektedir.

   Siz kovboyun hala bir takım insani telkinlerle bu işten vaz geçeceğini mi düşünüyorsunuz?.

   O halde hiç kovboy filmi seyretmemişsiniz.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 05-09-2005 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
65096041 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net