09-03-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
JAPON GELİN PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 21
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
27-08-2005
Image
 Kanal 7 adındaki, baş örtülü kadınların da büyük fedakarlıkları sonucu kurulan T.V kanalı Japon gelin alan Türk milletvekilinin düğün hazırlıklarına geniş yer verdi. Gazeteler de aynı olay üzerinde haberler geçtiler. İnsanımız bir yabancı ulustan gelen ve dinimiz benimseyen bu gelini candan kabul edip bağrına bastı. Böyle bir şeyi gerçekleştiren AK parti milletvekili Hacı Biner’i belki de gıpta ile izlediler. Fakat olayın arka planında yatan derin sosyal yarayı kimse görmedi, görmek istemedi.
  Bir genç için en büyük felaketlerden biri evlenecek çağa gelip evlenememektir. İnsanın doğası onu tek başına hayatta yaşamaya bırakmaz. Eğer böyle olsaydı, tabiatı bu kadar zorluğa katlanabilseydi hiç şüphesiz insanların çoğu bekar kalmayı tercih edebilirlerdi. Halbuki onca külfetine karşın insanlar bir yuva kurup yarının kuşaklarını yetiştiriyorlar.

İnsan evlenmediği zaman kendisini ruhen yarım hisseder. Ancak evlendikten sonradır ki bir bütün haline gelir. Nitekim evlenip boşananlar bunu daha iyi anlayabilmektedirler. Boşanan nice erkek yalnızlığa dayanamayıp intiharı bile tercih edebilmektedir. Aynı şekilde boşanmak bir kadın için de katlanılması zordur.  İnsanın ruh yapısı yalnız yaşamaya değil bir aile içinde bir topluma aidiyet ilişkisiyle yaşamaya müsaittir. Bizim aileye önem verir yapımızı kıskanan batı ve onun uzantısı olan basın, bunu bozmaya ne kadar uğraşırsa uğraşsın, zedeleyebilir ancak yıkamayacaktır. Evlenen kadınları düşük zekalı gösteren gazete haberlerine rağmen insanımız evlenip aile kurmayı tercih edecektir.
  Ailesi insanın birinci sığınağı, limanıdır. Huzurlu bir ailenin üyeleri mutlu ve barışçıldır. Psikolojik bir problemi çözmeye yeltenen uzman ilk önce aileyi inceler. Çünkü iyi bir aile yaşantısı mutlu bir bireyi getirirken, huzursuz bir aile ortamı bir çok kötü fiilin kaynağı olabilmektedir. Bir erkeğin hedefi hayatta tutunacağı, ekmeğini kazanacağı bir meslek ve iyi bir aileye sahip olmak olabilir. Yine bir genç kız iyi bir eş ve anne olmak için hazırlanır. Bütün ruhu bunlarla doludur. Belli bir yaşa gelince de o içinde büyüdüğü, çok sevdiği ailesi kendisin batmaya başlar. Mutluluk yuvası olan ailede çatışmalar başlar. Hem ebeveyn çocuklardan ve hem de çocuklar ebeveynden rahatsızlık hisseder. Çünkü, çocuk erişkin olmuş,ve yuvadan uçma zamanı gelmiştir. Kendi yuvasına sahip olmak, bağımsız bir birey olmak gözünde tütmeye başlar. Bu dönemde bütün hayalleri bunlarla süslenir. Evliliğe ruhen hazır olunan bu erken dönemde aile kurmak için seçicilik bile önemini yitirir. Bize ters görünen fakat gerçekleşen bir çok evliliğin arka planında bu faktör vardır. İnsan o duyguyla o kadar yüklüdür ki, başkaları onu çok daha iyi şeylere layık görseler bile o, bundan daha azına razı olur ve yeni bir yuva için uçar.

    Günümüzde evlenmek oldukça zorlaşmış, evlenme yaşı geç senelere varmıştır. Bir erkeğin mesleğini eline almadan evlenmesi mümkün görünmemektedir. Bu da eğer her şey normal gitmişse en erken 24 yaştır. Bu rakam, eskilerin 3-4 çocuk sahibi olduğu, neredeyse hayatlarının yarısını yaşadıkları bir yaşı işaret ediyor. Bu yaşta günümüz gençliği evliliğe ilk adımı atarken tarihteki bir çok ünlü kral, komutan ya da kaşif hayatlarının en önemli şeylerini başarmış bile olmaktadırlar. Toplumun artık eskisi gibi bekar kalanlara o küçümseyici edayla bakmaması, o halleriyle kabul edebilmesi de yaş sınırının yukarı çekilmesinde etkili olmuştur. Fakat asıl önemli faktör göçlerdir. Ülkemizdeki son 50 yıl köylerin boşalıp nüfusun şehirlere akmasıyla geçti. Tarım toplumundan bir sanayi toplumu olmaya doğru yol aldık. Bunun öncüsü de hiç kuşkusuz erkekler oldu. Önce onlar kasaba ve köylerini terk edip şehirlere yerleştiler, yüksek tahsil yaptılar. Sonra bir daha köylerine dönmediler. Yerleştikleri şehirlerde bir hayat, bir aile kurdular. Halbuki doğdukları köy ya da kasabanın kızları orada kalmışlardı. Çocukken beraber büyüdükleri bu insanlarla yabancılaştılar, kültürel olarak farklılaştılar. Şehre okumaya giden bir erkeğin kendi kasabasından evlenmesi imkansızlaştı Bir aile kuramama dramını ve bunun ruhi çöküntüsünü ilk onlar hissetti. Azalan erkek nüfusundan dolayı yeterli talep oluşmadı. Ancak bu sosyal dram yeterince gündeme çıkarılıp işlenmedi. Tam tersine genç kızları iş sahibi yapıp bu şekilde evlilik hedefinden koparmak projelendirildi

   İş bununla bitmedi. Göçlerin yönü yurt dışına döndü. Büyük şehirlere de sığmayan insanlar Almanya’ya, Amerika’ya ve dünyanın başka yerlerine daha iyi hayat şartları için göçtüler. Onlar da oralarda kaldılar. Yurt dışına okumaya giden gençlerimiz okulu bitirdikleri yerlerden ülkelerine dönmeye cesaretli olmadılar. İlk önceleri sarı saçlı Alman gelinlerimiz oldu. Artık sadece köydekiler değil, şehirde yetişen kızlarımız da yabancı gelinlerle rekabet etmek zorundaydı. Şimdi artık şehirlerden de bir sosyal dram yükseliyordu. Henüz kimse farkında değil ancak tüm toplumu sarıp yaralayacak çok büyük bir facianın eşiğindeyiz. Yuva kurmak isteyen erkeler işsizlik nedeniyle bunu sürekli ileriye doğru ertelerken kızlarımız da evlerinde kendileriyle evlenmek isteyen birisini beklemek zorundalar. Erkeklerin iş bulamadığı bir ortamda çalışma hayatına başlasalar bile bu, ne maddi ne de manevi olarak tatmin edici imkanlar sunmamaktadır. Hacı Biner gibi ülkemizde çok genç kızın evlenmek için tercih edebileceği aileler ise şu sosyal dramı görmeden Japon gelin almayı tercih ediyorlar. Hadi bu gönül ilişkisi olabilir diyelim ancak en çok baş örtülü kızlarımıza vefa borcu olması gereken Kanal 7’ ye ne oluyor? Niçin böyle bir şeyin reklamını yapıyor? Sosyal drama çanak tutup daha da derinleştirmeyi mi kuruyor? Bu yabancı hayranlığı nedir? Pırıl pırıl  genç kızlarımızın tercih edilmesi, rağbet görmesi için başlarını açtıktan sonra nüfuslarını alıp Japonya’ya kayıt yaptırmaları mı gerekiyor? Ki Hacı Biner gibi zenginler gelip kendilerine değer verip Müslümanlaştırsın?

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-08-2005 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
65101101 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net