12-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow UMUTLANMALI MIYIZ?
UMUTLANMALI MIYIZ? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 22
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
01-12-2007
UMUTLANMALI   MIYIZ?

                                          Raci Durcan

    Türk heyetinin ABD’ye yaptığı ziyaret sonrasındaki gelişmeler, bölgemizdeki barış umutlarını artırdı. Yıllardır ülke gündemini meşgul eden terörün bitebileceği, ABD’nin Irak’tan çekilerek bölgeye barış ve huzur geleceği konusunda ciddi umutlar belirdi. Sanki savaşa bir adım kala ani bir dönüş yaparak yeni ufuklara yelken açmışız havası oluştu. Bunlar doğru olabilir mi?

    Karar alma merciindekiler elbette medyanın telkinleriyle hareket etmiyorlar. İyi ki bu böyle. Yoksa daha şimdiden sonu belirsiz ve acımasız bir savaşın içine yuvarlanmış olacaktık.

Ellerinde bizden daha sağlam bilgiler olanlar uzman kadrolarıyla bunları etüd edip doğru olanı bulma ve uygulama çabasındalar. Fakat insan mantığı duyarsız bir makine düzeniyle işlemiyor. Kulakları dolduran bağırtılardan etkilenip yanlış karar almaları mümkün. Bunun olmaması için uyarı görevimizi yerine getirmeliyiz.  

    ABD’nin Irak’tan çekilmesi ihtimali, bana göre boş bir hayaldir. Orayı işgal etmek için uluslararası platformda birçok çaba sarf ettiler. Terk etmesi için, ya yenilmesi ya da istediğini elde etmiş olması gerekiyor. Gerçi ABD’nin Irak’ta yenilmiş olduğunu söyleyen bir kesim var. ‘Niçin yenildi?’ diye sorduğunuzda ölen ABD askerlerinin sayısından yahut ülkedeki karışıklıktan, patlayan bombalardan v.s bahsediyorlar. Eğer ölü sayısı kazanıp-kaybetmenin kriteriyse her gün ABD kayıplarının yüzlerce katı sayıda Irak’lı ölüyor. Binlercesi ise başka yerlere göçmek zorunda kalıyor. Bu rakamlar ortadayken bir yenilgiden bahsetmek nasıl mümkün olabiliyor? Öte yandan Irak’ın kuzey ve güney bölgelerinin sakin olduğu söyleniyor. Bir ülkenin sadece bir bölgesinin kontrol edilemiyor görünmesi düşündürücü değil midir? Belki öyle olmasını kendileri istiyorlardır.

   ABD’nin bölgeye geliş amacını bilmeden, istediğini elde edip etmediğini de anlamak mümkün değildir. İşgal gerekçesi olan nükleer silah üretiminin bir aldatmaca olduğunu herkes biliyor. Fakat bu aldatmacanın petrol kaynağına el koymak amacıyla yapıldığı zannediliyor. ABD’nin Irak petrolünden pay alması için orayı işgal etmesi gerektiğini ancak sokaktaki insan söyleyebilir. ABD bölgeye petrol için gelmiştir fakat petrole el koyup kullanmak amacıyla değil. Tam tersine kullanımını kısıtlamak amacıyla. Enerji tüketicisi batılı devletler için hayati önem taşıyan bu maddenin, Irak’ın işgalinden sonra ucuzlaması gerekirken daha da pahalanması anlamlı değil midir? Pek yakında daha da pahalanacağına dair birçok işaret vardır. Kısa zamanda 100 doları, sonra kritik nokta olan 200 doları aşacaktır. Böylece gelecek 50 yıl içinde enerji dönüşümü sağlanacak, petrol dünya için kritik bir enerji kaynağı olmaktan çıkarılacaktır. Batılı devletler bunun kararını vermiş görünmekteler. Bunu, kurdukları ittifaktan anlıyoruz. Gerçi aralarında anlaşmazlıklar çıkmaktadır. Fakat bunlar ittifakı zedeleyici boyutta değildir. Her avın başına toplanmış yiyiciler arasında olur bu kadar hırlaşma. Dikkat edrseniz hiçbiri avın parçalanmasına itiraz eder görünmemektedir. Kavga, kimin hangi parçayı koparacağı noktasındadır. Eğer buna kavga denirse…

   Dünyanın geleceğinden petrolü çıkartmak basit bir mesele değildir. Yüz yıldır sadece bu bölgede değil; dünyanın tümünde ona dayalı bir sanayi ve işgücü oluştu. Yüz milyonlarca insanın geleceğinin etkilenmesi söz konusudur. Milyonlarca insan işsiz kalacak, kimileri değişen ekonomik şartlar nedeniyle mülteci konumuna düşecektir. Olağanüstü bir kargaşa meydana gelecektir. Batılı insan hesap adamıdır. Elinde bir imkân varsa onu kullanmak ister. Bir yerde patlama olacaksa onu kendi haline bırakmaz, tedbir almayı düşünür. Yeraltındaki depremleri bile suni patlamalarla hafifletme projelerini duymuş olmalısınız. Böylesine büyük bir sosyal patlamanın dünyada nasıl bir etki yaratacağını kimse öngöremez. Şimdiden işi sağlama almayı amaçlıyorlar. Toplumların sosyal dokusunu test ediyor, zayıf noktalarını tespit ediyorlar. Küçük kıyametler kopartıp büyük güne hazırlanmakla meşguller.

     Karar verme merciindekilerin, ülkemizi bu badireden atlatmak için olağanüstü çaba sarf ettiklerine şahitlik ediyoruz. Bu çabaların sonuç vermesi, olayın ne olduğuna ilişkin fotoğrafın okunmasına ve karşı çözümün bunmasına bağlıdır. Oyunu okumadığınızda, oyunun figüranı olursunuz. Oyunu okuyabilirseniz, oyun kurucularla birlikte hareket etme şansınız olur. Oyun kurulmuştur ve oynanacaktır. Oyunu yeniden yazmaya gücünüz yetmiyorsa, senaryoda değişiklik yapma şansını denemelisiniz. Bunlar karar alıcıların bir araya geldiklerinde alenen konuştukları, açıklayabildikleri şeyler de değildir. Sadece ilgilisinin anladığı farklı bir lisan söz konusudur.

    Her gün petrolün devre dışı kalarak yeni bir enerji kaynağının devreye gireceği tezini destekler daha çok kanıtlara ulaşılmaktadır. Yeni enerji kaynağının sahibi, dünyanın yeni efendisi olacaktır. Oyunun birinci kuralı buna itiraz etmemektir. Kolay kavranabilen bu hususa kimsenin itiraz etmediği anlaşılıyor. Gerçi böyle bir teşebbüs oldu ülkemizde. Birileri çıkıp ‘Erke dönengeci’ adlı makineyi sürdüler gündeme. Bedava enerji üreteceği söylenen bu makine üzerinde tartışma dahi olmadı. Saman alevi gibi yanıp sönen bazı haberler gördük. Teknik bir mevzuda paşaları karşısında gören kamuoyu şaşkındı. Belki eldeki bu müthiş silahla (eğer varsa) oyunun senarist kadrosuna dâhil olmayı amaçladılar, başarılamadı. Muhtemelen karar alma merciindekiler, bu tehditle senaryoyu değiştirmeyeceklerini anladılar.

    Bu tür hadiseler sadece bizde olmuyor. Mesela petrol zengini İran, suni sebepler yaratarak petrol kullanımına sınırlama getiriyor. İran’da benzin uzun süredir karneyle satılıyor. Ülkede benzini işleyecek rafineri yokmuş ve dışarıdan satın alıyorlarmış. Dışa bağımlılığı azaltmak için başvurmuşlar bu tedbire. Herhangi bir ilkokul çocuğuna şu soruyu sorsanız doğru cevabı alırsınız: ‘Rafinerimiz yok, benzini dışarıdan alıyoruz. Bu durumda önceliği nükleer enerjiye mi, petrol rafinerisi kurmaya mı vermeliyiz?’. Fakat soru ilkokul çocuklarına değil, ülke yöneticilerine soruluyor. Onların bu sorunun ne anlama geldiğini kavradıkları anlaşılıyor. Muhtemelen soruyu şu şekilde sorulmuş kabul ettiler: Biz petrol kullanımını peyderpey yasaklayacağız, problem çıkaracak mısınız yoksa bu kararımıza uyacak mısınız? Buldukları ‘benzini karneye bağlama’ cevabının doğru kabul edildiğini, bölgede gelişen olaylardan anlıyoruz. Burunlarından kıl aldırmayan İngilizlerin, körfezde görevli askerlerinin İran tarafından esir alınmasına rağmen aralarında ciddi bir savaş durumu doğmadı. Bu bir yana; kahraman payesini aldılar. Kurt süründe yer almak hayatınızı garanti altına almaya yetmez. Av esnasında aldığınız küçük bir yara sizi birden diğerlerinin gözlerini üzerinize diktiği bir av konumuna getirebilir. İran bu noktayı iyi anlamış görünmektedir.

    Ülke olarak bulacağımız çözüm ne olabilir? Petrole bağlı milyonlarca insanı, batıya göçmek için can atan zapt edilmez mülteciler haline getirmeden yaşatma şansımız var mı? Batıyı bir göç dalgasının altında ezilmekten kurtaracak bir çözüm; petrole bağlı yaşayan bu coğrafya için de çözüm olacaktır. Konunun ilgilileri bu soruyu anlamış ve onu çözmeye çalışıyor olmalıdırlar. Eğer halen sorunu anlamamış görünürseniz terör bitse bile bunu size anlatacak farklı bir yöntem bulacaklardır. Unutmayınız ki savaşta bir tek cephe yoktur. Akıllı komutan bir cephede güçlü bir dirençle karşılaşmışsa, atını zayıf bulduğu diğer cepheye sürer.

     Ben olsam paketlenen teröristlere bakıp hemen umutlanmaz, yukarıdaki çetrefil soruya cevap arardım. Barış ve huzurun bu soruya doğru cevap vermekten geçtiğini düşünürdüm. Eğer bunu çözememişsem bir sonraki saldırıyı hangi cephede beklemem gerektiğini anlamaya çalışırdım.

Yorum
Yazar semazen açık 2007-12-02 23:44:12
Petrol kaynakları bitti mi? Kaynaklar bittiği için mi petrolun kullanılmamasına karar verilmiş? Kaynaklar tükenmediyse neden? 
 
Cevap
Yazar girisim açık 2007-12-03 13:16:32
Petrol kaynakları bitmedi hatta sürekli yeni kaynaklar bulunuyor. Fakat Amerikan ekonomisi çökmek üzere. Yeni enerji kaynağının sahibi olarak hükümranlığını önümüzdeki asra taşımak istiyor. 
Batıda nüfus artmıyor. Nufus artışı olmayınca tüketim de artmıyor hatta geriliyor. Tüketilen ve tüketilmeyi zarurı tekşey enerjidir. Ekonomi, enerji tüketimi üzerinde dönüyor. Enerjide bir değişim yapma gereği duydular. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Tabii ana nedeni, Batının geleceğini teminat altına almak istemesidir. 
Raci D.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 01-12-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85635689 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net