16-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow YIL 2019 PETROL 425 DOLAR
YIL 2019 PETROL 425 DOLAR PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 19
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
28-09-2007
YIL 2019 PETROL 425 DOLAR

                                                                                       

                                            Raci DURCAN

                                               27/09/2007

Petrol fiyatları tarihi bir rekor kırarak varil başına 83 dolara ulaştı. Enerji üretimindeki en büyük paya sahip olan petrol fiyatlarında artış, hayatın daha pahalı yaşanması anlamına geliyor. Fiyatlar niçin artmaktadır? Çoğunlukla sanayileşmiş ülkelerin kullandığı bu ürün şimdi daha çok ABD kontrolünde olduğu halde fiyatı her geçen gün yükselmektedir? Bu artışlar devam edecek midir? Alternatif enerji kaynaklarıyla ilgili yeni haberlerin duyulduğu bir ortamda petrolün, rakipleriyle başa çıkmak için aksine ucuzlaması gerekmiyor mu?

Hemen söyleyelim gerekmiyor. Çünkü fiyatını belirleyen şey ekonomik değil, siyasidir. Hatta yazının başında, bir TV belgeselinde telaffuz edilen rakama kadar yükselmesi kuvvetle muhtemeldir. Önümüzdeki yılların kriz yılları olacağı, büyük güçlerin enerjiyi dışarıdan ithal eden devletleri mengenede iyice sıkacakları anlaşılmaktadır. Üstelik petrol üreticisi ülkelerin bu işten çok kazanmasının finansal ve siyasi oyunlarla önüne geçilmektedir. Örneğin Suudi Arabistan, güvensiz hale gelen sınırları nedeniyle büyük askeri harcamalar yapmak zorundadır. Petrol fiyatlarındaki artış sadece büyük devletler işine yaramaktadır. Yüz yıldır sanayi mamulü satarak yüksek ekonomik kazanç elde eden ülkeler için şimdi bu alan daralmıştır. Teknolojinin taklid edilebilir hale gelmesi onları yeni arayışlara itmektedir.


 
Bu rakam geçen gün seyrettiğim ‘’Tarih’’ kanalında karşıma çıktı. Senaristler geleceğe ilişkin tahminlerinde 2019 yılında petrolün varilinin 425 dolara çıkmasının muhtemel olduğunu söylüyorlardı. Sınırlı petrol kaynakları tükenmek üzereyken eğer yeni enerji kaynağı bulunmazsa fiyatların bu seviyeye çıkacağı öngörülmekteydi. Petrolün aktör olduğu küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliği felaketleri de sahneyi tamamlıyor; önümüze karanlık bir tablo sunuluyordu. Programı seyreden benim gibi birçok kişi gelecekle ilgili derin endişelere dalmış olsalar gerek. Ancak bu tür programların ne anlatmak istediklerini değişik bir teknikle okumak gerekiyor.


Programı basit bir TV belgeseli, yahut önemsiz bir yanılgı olarak görmek bizi sonuçtan uzaklaştırır. Medya sahiplerinin amaçsız parmak bile oynatmadıklarını siz de gözlemliyor musunuz? Böyle programlar belirli merkezlerde bir senaryonun parçası olarak hazırlanırlar. İki yıl öncesine kadar kimsenin farkına varmadığı küresel ısınma nasıl şimdi herkes tarafından endişeyle takip edilen bir konu haline geldiyse, bu da böyle olacaktır. ABD petrol kaynaklarını ele geçirdikçe fiyatlar yükselecek, çeşitli nedenlerle petrol üretimi kısılacaktır. Irak işgalini hatırlayınız. Yanan petrol kuyularının görüntüleri ben net olarak hatırlayabiliyorum. Bu koca savaştan benim zihnimde kalan iki şeyden biri yanan petrol kuyularıdır. Saddam’ın sarayı duvarlarında mermi isabeti almadan ele geçirilmiş; fakat petrol kuyuları sabote edilmeden ele geçirilememiştir(!). Düşen üretim kapasitesi fiyatlardaki artış olarak bizlere yansıdı. Varil başına petrole ödediğimiz ücret bu savaştan beri hiç aşağı inmedi. Üstelik bunlar, Kanada ve Rusya’da bulunduğu söylenen yeni petrol yataklarına rağmen olmaktadır.


 
Seyrettiğim program, petrol alternatifi enerji kaynaklarını da inceliyordu. Kömür, rüzgâr, güneş ve hidrojen gibi bu alternatif kaynakların petrole rakip olmaktan çok uzakta olduklarının altını çiziyordu. Avrupa şu an tüm enerji tüketiminin %25’ini petrol dışı kaynaklardan sağlıyormuş. 25 yıl içerisinde bunu iki katına çıkarması planlıyorlar. Hidrojen, temiz bir yakıt kaynağı olarak gözde bir teknolojidir. Bildiğimiz suya basitçe elektrik vererek elementlerine ayrıştırılmasıyla elde ediliyor. Ortaya çıkan Oksijeni tabiatta serbest bırakılıp Hidrojenin depoluyor ve yakıyorsunuz. Pahalı üretim yönteminden dolayı henüz petrolün rakibi değildir. Üretimindeki maliyet düşüşü, kendisini geleceğin enerji kaynağı yapmaya yeterlidir. Günümüzde ancak zenginlerin kullanabileceği bir oyuncak hükmündedir (otomobilin ilk icadında olduğu gibi). Hidrojenin yaygın olarak kullanılabilmesi için petrol fiyatlarının 200 doları geçmesi gerekmektedir. Hidrojenin daha düşük maliyetle üretilmesi için gerekli Arge çalışmaları ancak bu yakıtın petrolün yerini almasından sonra mümkündür. Şimdilik bu kadar büyük yatırımı kimse göze almamaktadır ve gerek yoktur. Uluslararası çevrelerin enerji dönüşümü konusunda nihai kararlarını verdikleri, petrol yerine mutlaka yeni bir enerjiyi devreye sokacakları anlaşılmaktadır. Bu kararın üzeri ‘Küresel Isınma’ yaygarasıyla örtülmektedir. Bu arada küresel ısınmaya en çok karşı çıkan ülkenin Kanada ve Kanadalı bilim adamlarının olmasını anlayabilmekteyiz. Çünkü Kanada Dünyadaki en uzun süreli (80 yıldan fazla) petrol rezervlerine sahip ülkedir.


 T.V Programından okuduklarımız böyleyken verilen bilgiler bu kadarla sınırlı değildi. Gelecekte Dünya’nın karşı karşıya olduğu en büyük felaket olarak mülteciler sorununa işaret etmesini ben çok anlamlı buldum. Güya küresel ısınma sonucu Kuzey Avrupa buzlarla örtülüyor, Bangladeş sular altında kalıyor ve Afrika’da tarım alanları yükselen deniz altında kalarak küresel kıtlık meydana geliyordu. Böylece yüz milyonlarca insan mülteci konumuna düşüyordu. Küresel ısınmanın batı kaynaklı bir sömürü tezgâhı olduğunu artık biliyoruz (Kriter’de yapılan ankete göre, onca propagandaya rağmen halkın sadece yarısı buna inanıyor). Dolayısıyla bu noktayı farklı okumak gerekmektedir. Gelecekte, programda belirtildiği gibi mülteci sorunu olacaktır fakat bu, küresel ısınmanın etkilerinden dolayı değil. Petrolün kademeli olarak piyasadan çekilmesi neticesi ekonomik durumu bozulan petrol üreticisi ülkelerde ortaya çıkacak çalkantı nedeniyle olacaktır. Petrole bağımlı ekonominin hüküm sürdüğü bu ülkelerde yaşayan büyük kitleler mülteci olarak ülkelerini terk etmeye çabası içinde olacaklardır. Bu tezimizi destekler nitelikte diğer bilgileri gazetelerin satır aralarından yakalamak mümkündür. Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından İ. Karagül Bey, Suudi Arabistan’ın Irak sınırına büyük duvar inşa ettiğini çoktan beri yazmaktadır. Aynı duvarlar Iraktaki Şii ve Sünni bölgelerini de ayırmak üzere planlanmaktaymış. Mezhep savaşı ve terör yükseldikçe tüm Ortadoğu’nun labirentler gibi çevrilmesi muhtemeldir. Bugün Irak’taki işgal güçlerinin en affedemeyeceği şey; mezhep savaşını önleyecek girişimlerdir. 26 Eylül tarihli gazeteler, böyle bir girişimde bulunanların iftar yemeğinde topluca havaya uçuruldukları haberini vermektedirler. Terörle mücadele amacıyla duvar inşa edenler, yarın yönetim değişikliklerinden sonra bu duvarların mülteci olarak ülkeden kaçmak isteyenlerin önüne hapishane duvarı olarak gördüklerinde şaşıracaklardır.
Soğuk savaşın bitimiyle NATO düşman rengini kırmızıdan yeşile çevireli 10 yılı geçti. Ülkemizi ziyaret eden Papa’nın birincil amacı doğu ve batı kiliseleri arasındaki tarihi anlaşmazlığı ortadan kaldırmaktı. Bu tarihsel konunun günümüzde yeniden önemli hale gelmesi anlamlıdır. Sahnedeki oyunu sadece Rusya’nın itirazı bozabilir. Rusya’nın da plan içinde yer alması; en azından oyun bozanlık yapmaması için görev Katolik kilisesi papazına düşmüştür. Ülkemizde de böylesine vahim bir olayı anlamazlıktan gelip, kendinden geçecek kadar sevinçle alkışlayanlar mevcuttur. Bu düşüncenin ışığında Papanın Sultanahmet camiinde sürpriz şekilde ellerini açarak dua etmesini tekrar okumayı deneyiniz. Batı dünyası 20. yüzyıldan sarkmış göçler meselesini ve asırlardır en asli sorunu olan İslam tehdidi sorununu kökten ve kesin şekilde halletmek için hareket halindedir.


 
Batı’yı buna sevk eden şeyin salt İslam düşmanlığı olduğunu söylersek haksızlık yapmış oluruz. Bu kadar gözü kara düşmanlıkları olsaydı, çok güçlü oldukları II. Dünya savaşı ve sonrasında bunu yapabilirlerdi. Onları buna sevk eden en önemli gerçek, enerjinin yakında bedava hale geleceğidir. Enerjinin bedava olması sanılanın aksine Dünyayı cennet değil, bir cehenneme çevireceğini düşünmekteler. Enerji günümüzün vazgeçilmezidir. Onsuz bir dünya mümkün değildir. Fakat enerjinin bedava olduğu bir dünya daha da mümkünsüzdür. Enerjinin bedava olduğu dünyada devlet sistemlerinin, fabrikaların çökeceği yani günümüzdeki yaşam şeklinden eser kalmayacağı öngörülmektedir. Devletler ve dolayısıyla büyük şirketler; oralarda çalışan milyarlarca insan enerji kullanımından elde edilen vergilerle nemalanmaktadır. İnternette yapacağınız kısa bir araştırma sonucu sizi, enerjinin bedava olabileceği konusunda ikna etmeye yetecektir. Bu konuda o kadar çok iddia vardır. Ve hatta video sitelerinde yapmış oldukları makineleri çalışırken izlemeniz mümkündür.


 Zaten program kapanışında bu noktaya da değinildi. ‘Enerjinin tükenmesinden daha tehlikeli şey, enerjinin bedava olmasıdır’’ sözü bir vecize gibi kulaklarımda kaldı.
Bu, asıl olarak neden korktuklarına işaret ediyordu. Yüzyıldır durdurmaya çalıştıkları bir gerçeğin artık görünür hale gelmesinden ürkmüşlerdir. Fizik kanunlarına (Termodinamiğin III. Kanunu) tanrı buyruğu gibi yerleştirdikleri ilkelerle dahi araştırmacıların önünü kesememişlerdir. Bedava enerjinin mümkün olduğunu söyleyenler gün geçtikçe artmakta, hatta prototip makinelerini internet sitelerinde sergilemekteler. Öte yandan basit bir sırt çantası mekanizmasıyla başarılı uçuş denemeleri yapılmaktadır. İkisini bir araya getirdiğinizde Batı’nın kendini ne denli büyük bir göç tehdidi altında hissettiğini anlamak zor olmayacaktır. Sırt çantasını alan, daha iyi bir yaşam için havadan, sınırları delik deşik edebilecektir.
Bu batının gelecek savaşıdır. Onlar için ölüm-kalım niteliğindedir. Bush’un ifadesine göre 50 yıl sürecek bir savaştır (9/11 saldırından hemen sonraki açıklaması). Kazanırsa batı uygarlığı İslam istilasına uğramadan devam edecektir. Milyarlarca müslümanın hayatı pahasına kazanmak zorunda oldukları bir savaş bu.


 Petrol fiyatlarında düşüş ve ABD’nin Irak’tan çekilmesini bekleyenler yanılıyorlar. İşgaller ve yeni savaşlarla yok edilmesi gereken bir coğrafya duruyor önlerinde.
Ülkemizdeki karar verme merciinde bulunanların, kazanan tarafta yer alma gayretleri bizi bu felaketten uzak tutmaya yetecek mi? Ben sanmıyorum. Sonunda sıranın size geleceğini bilerek oynanması gereken bir oyun bu.


 
    Oyunun adını başta söylemenin bir yararı olur mu acaba?

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 28-09-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85776121 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net