18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow BU SABAH
BU SABAH PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 42
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
01-09-2007
O Sabah işte

                                                  BU SABAH(*)                                    

                                                          M. Selami ÇEKMEGİL
         Dale Carnegie’nin “Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” diye Türkçeye çevrilen kitabında, mutluluk reçetesi olarak,  geçmiş  ve  gelecekle  hal  arasına  labirentler konularak   o   günü -hali- yaşamayı önerdiği nakledilir. Bunun doğru ifadesi bizdedir: Riyazüssalihin isimli kitapta Hz. Resulullah efendimizin, “Geçmişe gam ve tasa çekmekten, gelecek için endişe etmekten sana sığınırım Allah’ım!” diye, bu tip geçmişe çakılmaların ve gelecek endişesine kapılmaların ölümcül felaketine işaret buyurduğu belirtilir.(**)

          Bahattin Bilhan Hocamız da yeni çıkardığı şiirsel kitabında sanki bunu dillendiriyor:
         “Sabah, ancak bu sabah!
         “Çünkü geçti dünkü sabah…
“Bilinmez yarın ki sabah,
“Sabah ancak bu gün, bu sabah!..” 
         ***
         Babam M. Said Çekmegil’in  yakın dostu, fikir arkadaşı, gönüldaşı emekli Mersin müftümüz, Malatya’mızın mümtaz siması muhterem Bahattin Bilhan yeni bir kitap yayınladı; adı: BU SABAH…
         Bu Sabah’a muhterem hocamız,
         “Sığınırım yüce Rabbim Allah’a,
         “Rahmeti sınırsız olan ilaha..
         “Taşlanmış, kovulmuş merdut Şeytandan
         “Misyonu şeytanlık olan insandan..” Diye başlıyor ve şöyle diliyor:

         “Bir hayırlı sabah olsun,
         “Dünya alem ferah bulsun!..”

         Hocamıza göre:
“... akıl denen nimet, hem de en büyük nimet,
“Yaratıcıdan bir rahmet, çok büyük rahmet!,,” 
         Zira: “Onun bulunmadığı yerler hep çamur çirkef / Ona yar olmayanlar bahtsızlar maalesef…”
         Unutulmasın ki,  “despotizm aklın olmadığı yerde gezer..”
         İşlerin bir plan dahilinde başlamasını öngören hocamız, “her plan içinde vicdan olmalı” diyor. Çünkü, “vicdan kıstas, vicdan sağlam bir Furkan..” diye düşünüyor. Oysa ki Mehmet Akif farklı görüşte: O,  “Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır/ Fazilet hissi insanlarda Allah Korkusundandır..” deyip kestirip atıyor…
         “İyyake” diye başlayan dualarını Allah’a tahsisle en soylu dereceye eren insanın yardımı gayrıdan beklemesini husranla tarif ediyor muhterem Bilhan: “Evliya, ülema, ululazm resul/ Hepsi de Allah’a kuldur; kul..” diyor ve ekliyor: “Dileğini arzet yüce Mevla’ya/ Ne ülema, ne de bir evliyaya..”
         Ehli tevhid olan hocamız, “.. Bak şu taştan, ağaçtan medet bekleyen insanların komik haline!..” diye başladığı sözünü biraz da tafsil ediyor ve: “Ölmemişler yardım ister ölmüşten..” şeklinde sürdürüp soruyor: “Şu gerçeği asla unutmayınız/ Taş ağaç, toprak, dağ, ova, deniz/ Sadece insana bir hizmet için..” O halde, “İnsanın ona tapması niçin?/ Gafil o taşları niçin öpersin?..”
         Cevabını da kendisi veriyor: “Bunlar dalalettir, kardeş; dalalet!/ Elde Kur’an varken bu ne cehalet!..”
        
Malatya deyince bir ekol akla gelir, ve kibarlıktan dolayı adına “Malatya Ekolü” denir. O ekolün içinde kimlerin ismi sayılır, erbabı bilir: Muhterem ve merhum şöhretli müftü İsmail Hatip Erzen, vaiz-Kur'an öğretmeni Şeyho Duman, mülkiyeli  şair işadamı Bayram Karaçor, Ressam Sacit Duman,  üstad şair  Metin Önal Mengüşoğlu,  yazar düşünür bankacı Hasan Hüseyin Kalaycı... daha kimler de kimler… İşte bu müthiş işlek ekibin müthiş hoca efendisi Bahattin Bilhan bir alanda durmuyor. Kur’anın ışığını adesesinden geçirerek hayatın her alanını şiirsel anlatımlarla aydınlatmak istiyor. Malatya’lı büyük divan şairi Seyit Ali Sanih, “Dizimde kalmadı takat nasip arayı arayı/ Dolandırdı bizi kısmet semerkandı Buharayı...” diyen gayrete biraz da yanıltıcı denilebilecek bir tavırla: “Ne lazımdır sana gezmek Semerkand'ı Buharay'ı/ Sana taksim olan kısmet gelir arayı arayı…” derken Bahattin hoca bu görüşü doğruya oturtan bir uslupla, “Destur ki geldi Hak’tan/ hiçbir zorluk olamaz/ Olmaz mı ki bir toprak dönüşsün sim-u zer’re …” şekline dönüştürüyor.
         Bahattin hoca, “Bastığımız yeşil çimenler"i ve "Nur çehreli yaseminler”i, “Belki bunlar bir güzelin/ Ahu bakışlı dilberin/ Bitivermiş yanağından, Bitivermiş dudağından..” diye kutsuyor adeta…
         Şaka bir yana, hocamız tabiat aşığı çevrecidir adeta. Milletten topladıkları palamutları "kargalara yediren" TEMAcıların çevreciliği, bu hasbi hoca efendinin tabiat hayranlığı ve çevreciliği yanında çok yaya kalır gibime geliyor. Diyor ki hocam: “Akabe’de canlı yeşil bir ağaç/ Çobanlar, yolcular gölgeye muhtaç/ Serin gölge sanki konana ilaç…”
         Akabe’deki ağacın bir rüçhaniyeti de var: “Resul Beyat günü buraya kondu,/ Fethin müjdesi de burada indi..”
        
Bu ağaca bu haliyle kimseler kıyamazdı elbette. Ama mesele akide olunca, akide düzgünlüğünü tehdit ediyorsa, adeta tapınılmaya başlanan  o ağaç dahi olsa önemi yoktu; keserdi Hz. Ömer onu: “Halifeden kesin ve kutlu emir/ Güzel ağaç derhal kesilecektir…”
         Hocamız bu olay üzerine yorum yapıyor; diyor ki: “Ömer’in pek yüce o himmetine/ Erişilmesi güç kerametine/ Kurban olayım isabetine/ O izzete bütün insanlık muhtaç..:”
         Hocamız belli ki kirlenmişlik ihtimali olan sulara karşı çok müteyakkız. Halbu ki, Ankara’da çok ta bulunmadı. Eğitim fakültesinde öğretim üyesi bir prof. Yakınını ziyarete geldiğinde görürdük onu Ankara sokaklarında. Bir de Bakanlıklar semtinde bir parkın ağacının altında, yanındaki iki üç kişilik cemaatla kıldığı akşam namazında varırdık sıradan insanlara nazaran farkına… Onun için kirlenmiş sulara karşı geliştirdiği teyakkuzlu duruşun ardındaki saiki anlamak zor yabancı olanlara. Diyor ki: “Kaynağından iç sen ab-ı zülali/ “La Yuhti”den öğren haram helali/ Yönel hep “La raybe fihi” olana/ Bırak sen o çıkmaz kıyl-ü kali…”
         Şiirsel kitabın ana teması şu: “Tek ümid yalnız Allah, ne bir beşer, ne bir put/ Sapıtanların hali ‘İnne ehvenel büyut’”
         Kızıyor aksi yaklaşıma üstad tanınsa bile: “Bir bağlı bağlandı Bağlumluya/ ‘Üç ayakla seken köpeğim’ diye/ Haşa derim, sen ey sevgili üstad/ Dostlar arasında ‘üstad’ sana ad/ Fıtratın izzetli reddedilir mi hiç/ Yerine köpeklik konulur mu hiç/ Ölçüye sığar mı bu mübadele/ Sonra güzel fıtrat erer zevale…”
         Şiirce sürüyor ve şöyle bitiyor: “Bağlumluya değil, sen Hak’ka yönel!...”...
         Bahattin hoca, zikri de öğretiyor uzunca bir manzume de: “Hay huyları zikir sanma/ Sakın aldatma aldanma/ Vesveselere sakın ki kanma/ Zikir Hak’ka dayanmaktır…”
         Hocamıza göre: “... rabıta yalnız Allah'a yöneliştir/ Masivaya teveccüh ise büyük yanlıştır…”
         Hülasa muhterem Bahattin Bilhan demek istiyor ki: “La ilahe İllellah/ Bir din, bir yol, bir ilah/ İnkar en büyük günah/ La ilahe illallah!..”
         Çünkü ölçü şu: 
         “Yanılmayan ne şah ne padişahtır/ Hiç yanılmaz olan yalnız Allah’tır!..”
         Kitap 424 sayfa hangi bir yerini bu yazıya sığdırayım ki? En iyisi sözü burada bitirip, içine girdiğim imkanı zor bu tanıtma yazıma son vereyim ve sizi şiirsel doğruları terennüm etmeniz için bu  Kitaptan bir tane edinmeye davet edeyim…
                                                                                    M. Selami ÇEKMEGİL

(*) İletişim:
Mesidiye Mh. 110. Cd.No.99/5
Tel: 0.324.336 52 82   MERSİN
(**) bkz. Altın Anahtarlar, (Kırk Hadis), 3. baskı,  Erdem Şentürk, 3. Baskı, Malatya, s.29

Yorum
teşekkür
Yazar dilhan açık 2007-09-12 23:26:26
güzel ve yararlı bir yazı. böyle arı duru bir müftüyü daha yakından tanımak ve kitabından yararlanmak isteyeceğim. teşekkürler. 
 
tebrik
Yazar kubha açık 2007-09-20 23:12:12
Yeni bir kitapla karşılaşıldığında yaprakları şöyle bir dalgalandırılır: Var mı ışıldayan bir fikir diye. Yeni yayınların kahir ekseriyetinde ışıldayan bir şey olmadığı görülür, layık olduğu yerde tozlanması için kütüphanenin bir köşesine konulur.  
 
Bahaeddin Bilhan Hoca mütefekkir olarak rol modeli insanlardan biridir. Onun hanif düşünce yapısı malumumdu, ama şairlik yönünü bilmiyordum. Şiir kitabı yayınladığını ilk olarak İsmail Nacar abiden duydum. Babamın evinde de kitabı gördüm. Okudum. Şu sonuca ulaştım: Bu özel vakit ayırmaya değer bir kitap. Bırakın her sayfasını, her dizesi şiir güzelliğiyle fikirler, bilgiler ve tespitler içeriyor. 
 
Bahaeddin Hocanın “Bu Sabah”ını, Mehmet Akif’in “Safahat”ının, Necip Fazıl’ın “Çile”sinin, Sait Çekmegil’in “Limon Ağacım”ının ve Metin Mengüşoğlu’nun Kriter’deki “Osman Bey”inin yanına yerleştirebilirsiniz. Kalemine sağlık Bahattin Bilhan Hoca. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-08-2015 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116192212 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net