18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow FENALIĞI SEVMEYE RUHSAT YOKTUR
FENALIĞI SEVMEYE RUHSAT YOKTUR PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 25
KötüÇok iyi 
Yazar Bahaeddin BİLHAN   
22-07-2007
FENALIĞI   SEVMEYE   RUHSAT   YOKTUR

                      Bahaeddin BİLHAN(*)

     İyiliği sevmek, iyi insan olmanın, fenalığa heveslenmek de fena insan olmanın delilidir. Döner, dolaşır iyilikte karar kılar iyi olan insan. Fena olanı da kendisine fenalıkla kurulu bir dünya oluşturmaya çalışır. Yılan eğilir, bükülür, deliğine girer; su, döner, dolaşır, bahirde karar kılar. Güvercin kartal sürüsüne karışmaz, şap şeker olmaz.

         Bize, her şeyi ve herkesi sevmenin gerektiğini öğütleyenler olur. Acaba bize böyle diyenler, dediklerini kendileri yaparlar mı? İnsanın herkesi veya her şeyi sevmesi mümkün mü? însanın gönlü iki zıt hamuleyi taşımaya el. verişli mi? Sevmek çok güzel şey amma, gel gör ki, birbirine zıt olan iki şey bir gönülde komşuluk yaparlar mı?

     Sevme duygusu ve de sevilme meyli var insanın fıtratında. Bu, yaratanımdan ona bir değerli vergi...' Sevme duygusunda hayır ve bereket, aynı zamanda güç ve kuvvet vardır. Aksiyona dönüşür bu duygu, insana yön verir, insanı sürükler bile arkasında. Bu durumda kötü şeyi sevenin vay haline...

   Müslüman kişi, Allah için yapar her işi... Sevdiğini de Allah için sever. Çünkü herkesten ziyade Allah'ı sever (1). Gerçekten Allah'ı seven, O'nun sevmediğini nasıl sevecek?.. Çok sevdiğini, yani en çok sevdiğini sevmeyeni nasıl sevecek?., Allah'ı sevmemek mümkün mü? Tespiti kolay : Allah'ın emir ve hükümlerini sevmeyen «Zatı Celilini» sevme iddiasında realist olabilir mi?

   Herkesi sevmeyi öğütleyenler derler ki:

   *Hiç kimseyi hor görmeyeceksin.

   *Her yaratılanı «Yaratandan ötürü» hoş göreceksin.

       *Herkesi nefsinden üstün göreceksin.

   *Hiç kimseye kafir denmez.

Nefsimden ednası yoktur. 
'Daha neler, neler...

     Çoğunlukla bu sözlerin iyi niyet ve iyi duygularla söylenmiş olduğu söylenebilirse de gerçek olduğu veya faydalı neticelere sebep olduğu da söylenebilir mi?.. Bu çıkışların hoşgörü olduğu da .söylenebilir mi?.. Akıl ve izan sahibi bir insanın herkesi veya her olayı hoş görmesi mümkün mü? Bazıları büyük gaflet eseri olarak Yüce Peygamberimizi (A.S.) bu tavsiyelerine örnek gösterirler :

    -Allah'ın Resulü herkesi hoş görürdü. Hiç kimseye öfkelenmedi.

    - Hayatı boyunca hiç kimsenin kalbini kırmadı.

    - Hiç kimseye lanet etmedi, aleyhte dua etmedi.

    - Kimseye kafir demedi. îddia sahiplerine sormalı :

   Allah'ın Aziz Peygamberi Bedir'de, Uhut'da, Beni Kureyza'da, Huneyn'de nice kafirleri öldürdü. Bunlara «Kafir» demedi ise Müslüman demiş olması lazım. Müslüman dediyse nasıl bu kadar Müslüman öldürdü?.. Hiç kimsenin kalbini kırmadı ise, bunlarla savaşıp bunları öldürürken nasıl oldu da bunların kalbi kırılmadı?.. Bunları hoş gördü, bunlara öfkelenmedi ise, insan hoş gördüğü kimse ile nasıl savaşır?..

   Evet Allah'ın Resul âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Nefsi için, -haddi bir garaz için öfkelenmediğini tarihler kaydetmekteler. Ancak Yüce

Kitap'ta «Neces» diye vasıflandırılan(2) müşrikleri. hoş görmüş olması, on_ 
ları sevmiş olması mümkün mü?.. Yüce nefsine karşı saygısızlık edeni, hatta 
hakarette bulunan nice insanı hoşgörü ile karşıladığı olmuştu. Ancak hatıla 
karşı en ufak bir yakınlaşma vakıası sabit değildir. Nasıl olur ki, güneşi sağ 
eline, ayı sol eline koyacak olsalar, yine batıl ile barışmayacağını ifade etmemiş mi idi?.. (3) 

   Müslüman olan nefis şerefli nefistir., inanan her nefis- inanmayan her nefisten çok üstündür. Gerçek bu iken, Müslüman nefsi en «ednası» olarak görmeyi tavsiye etmek makul bir tavsiye değildir. Aslında bu çıkış, realite de değildir. Nicelerini görürüz, «nefsimden ednası yoktur» derler amma, nefislerine dokunan, gururlarını okşamayan bir davranış karşısında, firavnvari bir «enaniyet» izhar etmekten geri kalmazlar. Bunlar «nefsimden ednası yoktur» sözünü, «nefsim kadar mütevazı kimse yoktur» anlamında kullanmış olsalar gerek. Çünkü «nefsi ednalar» önünde kıyam etmeyenleri, ellerini öp-nıeyenleri hiç de hoşgörü ile karşılamazlar, hele bir hatalarını dile getirenleri rahatlıkla lanetlerler, ancak sarhoş ve ayyaş zenginleri, namazsız, ibadetsiz materyalistleri gerçekten hoş görürler. Demek ki, bunlar, «Nefsim çok ednadır» derken bunları tekzip etmeye mahal yokmuş!

  Bunun gibi, herkesi sevmenin. öneminden dem vuranların kendileri her. keşi nasıl sevdikleri meraka şayandır. Acaba herkesi seviyorlar mı?... Hatta diyebiliriz ki, herkesi seven biri var mı? Açıktan orucunu yiyenleri hoşgörü 'ile karşılamanın gerektiğini uzun uzun anlatanlar, oruç tutanları özellikle' hacca gidenleri hiç de hoşgörü ile karşılamamaktalar. Sokağa üpüryan çıkmış bayanı hoşgörü ile karşılama dersi verenlerin çoğunu görürüz, örtünerek çıkanlara karşı hoşgörü sahibi değiller, hatta bunları görünce nerede ise çileden çıkacak olurlar. Hani hoşgörü dedikleri bu mu?... Hoşgörü havarilerinin bu halını anlamak kolay değildir. Neden çıplak gezene karşı hoşgörü ve neden örtünene karşı taassup ve şiddet?... Gerçek şu ki, sokaktaki çıplak, aşüfteliği, kapalı olan ise kurtuluş savaşında cepheye sırtıyla mermi taşıyan gazi bacıları hatırlatır insana. Bir vatansever insan, haydi bunlardan ilkine. hoşgörüyü layık gördü, ikincisi neden bu hoşgörüden mahrum kalsın?... Herkesi hoş görmek bu mu?... Sünnete uymak için, gazi dedesine benzemek için sakal bırakanlara az mı hakaret edildi, bunlara karşı hoşgörüden bir eser görülmedi amma, hippilik özentisi ile sakal bırakanlar nasıl hoşgörüye mazhar oldular?...

Hoşgörü fazilettir, ancak yerinde olmalıdır. Zaten yerinde olmayan hiç bir iyilik «iyi» vasfını taşıyamaz. Göze çekilen sürme çehreye güzellik katar, yanağa sürülen sürme ise yüzde kara leke olur.    Gözde güzel olan yüzde maskaralıktan başka bir şey değildir. "Hz. Mevlana'nm tabiriyle geminin altındaki su, gemiye kuvvet verir, su geminin içinde olursa ona felaket getirir. Zulmü sevmenin zulüm, küfrü sevmenin de küfür olduğunu fakihler söylerler. Kafirliğini kamufle etmek isteyenin kalkıp «hiç kimseye kafir den- mez» iddiasında bulunması normal ise de, Müslüman insanın böyle bir iddiaya katılması ancak gaflet olur. Çünkü «Müslüman»,  İslam Dinini kabul eden insan anlamına geldiği gibi, Kafir de İslamı reddeden anlamına gelir. Bilindiği gibi Îslam, bir bütün olduğuna göre, bir cüz'ünü reddetmek, hepsini reddetmek gibidir. İslam’ı kabul etmeyen insanlar olduğuna ve bunlara, Müslüman denmeyeceğine göre ne demek lazım?... Hiç kimseye kafir denmeyeceğini fetva verenlerin isabet 'kaydetmediklerini biliyoruz.   Hele bunlar Îslam adına böyle fetva veriyorlarsa çok yanılıyorlar. Nasıl hiç kimse kafir  


 


denmeyecek?... İslam’ı kabul etmeyene kafir demek neden caiz değilmiş. Halbuki Yüce Allah Kur'an'ında bazı kimselere kafir demiştir. Biz bu ayetleri okurken biz de bunlara kafir demiş olmuyor muyuz?... Kaldı ki, Kur'anda ifadesini bulan bir hususa «caiz değil» hükmünü vermek, sakıncalı değil mi?... (4)

   iki zıt şeyin birleşmesi, kanunu fıtrata aykırıdır. Karanlığın barınması, ışığın gelişine kadardır, ikisinin barışıp beraber yaşaması mümkün mü? îman ile küfrün bir gönülde birleşmesi de düşünülemez. İman varsa küfür, küfür varsa iman karar kılmaz.

   Bunun gibi, birbirine zıt iki sevginin bir gönülde barınması düşünülemez. insanda zaaf vardır, herkese acımış olabilir amma, herkesi sevmesi, her şeyi hoş görmesi, nefsini herkesten edna tutması ruhsatı yoktur.

Yüce Allah (C.C.) Kur'anda buyuruyor : «Sakın zalimlere asla meyletmeyin, sonra ateş sizi çarpar» (5).

(Kriter Dergisi. C.4 s.48’den alıntıdır.)

KAYNAKLAR :

  1. Müminlerin Allah'ı sevmesi hepsinden kuvvetlidir (Bakara : 165).
  2. Ey Müminler! Doğrusu müşrikler necestir. Bu yıldan sonra artık Mes- 
    cid-iHaram'a yaklaşmasınlar... (Tevme : 28)
  3. Hatem'ül Enbiya : 86
  4. And olsun ki, «Allah Meryem oğlu İsa'dır» diyenler kafir oldular (Mai 
    de: 72). “And olsun ki, ‘Allah üçün üçüncüsüdür’ diyenler kafir oldu. 
    lar (Maide: 73). «İşte bunlar kafirler ve facirlerdir» (Abese: 42). İnan- 
    mayanların kafir olduklarını ifade eden o kadar çok ayet vardır ki, sa- 
    dece Bakara suresinde 11, Ali İmran'da 17 ayet vardır. Diğer surelerde 
    de çok yerde ifadesini bulmaktadır.
(5) (Hud : 113) 

Yorum
teşekkür
Yazar nihat açık 2007-07-30 12:00:27
Sevgili hocam 
 
Yazınızı okudum. İstifade ettim. Teşekkür ederim. 
 
Emrolunduğu gibi dosdoğru olmamız gerektiğini biliyorum. 
 
Allah sizleri başımızdan eksik etmesin 
 
Selam ve muhabbetlerimle

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-05-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116191079 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net