18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ORTAÇAĞIN DÖNÜŞÜ
ORTAÇAĞIN DÖNÜŞÜ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 16
KötüÇok iyi 
Yazar RACİ DURCAN   
04-07-2007
ORTAÇAĞIN DÖNÜŞÜ 
RACİ DURCAN

                                                   20/06/2007  Ankara

    Image Son 3-4 yıldır unutmaya çalıştığımız terör şiddetini artırarak gündemin birinci sırasına yerleşti. Gün geçmiyor ki yeni bir çatışma haberiyle ülke çalkalanmasın, cenaze merasimlerinde yürekler dağlanmasın. Yüz binlerce askerin sınıra aylardır yığınak yapması ve meclisteki tartışmalar bir savaşın eşiğinde olduğumuz endişesine yol açtı. Neyse ki yukarılarda bir yerde aklı selimin devrede olduğunu gördük. Hazırlıkların düşmana gözdağı vermek amacı taşıdığı anlaşıldı. Bu aynı zamanda çaresizliğin ifadesi anlamına  geliyordu. Sayısı beş bini bulmadığı söylenen küçük bir grubun, bir milyonluk dev bir orduyla 70 milyonluk halkı huzursuz ve çözümsüz bırakabileceği gerçeğini kavramış olduk. Yeni çağ, yakın çağ, internet çağı gibi isimler sayarak ne kadar ilerlediğimiz anlatılırken bütün haşmetiyle ortaçağın geri döndüğünü anlıyorduk.
Ortaçağ kaleler ve derebeyleri çağıdır. Kendine müstahkem bir kale yapabilen her derebeyinin söz sahibi olduğu bir dönemdir bu. Ta ki Fatih’in döktürdüğü devasa toplar, İstanbul’un yıkılmaz sanılan surlarını delene kadar. Ondan sonradır ki kaleler çağı sona ermiş, insanlığın yolunu kesen feodal beylerin saltanatı bitmiştir. Kale fethetmekte ustalaşmış Türkler bin yıllık bu süreçte fitne ve fesadın son kalesini fethedip Ortaçağı sona erdirmişlerdi. Bundan sonrası büyük imparatorluklar çağıydı.
    Artık küçük derebeyleri insanlığın önünü kesemeyeceklerdi. İslam uygarlığı Avrupa içlerine kadar ilerleyecek, buraya tutuğu meşalenin ışığında gözleri açılanlar Ortaçağ hurafelerini terk edip bilime yöneleceklerdi. Batı bundan sonra dahi uzun bir süre, Türklerden gördüğü üzere; ateşli silahları(top) sadece kale yıkmada kullanacaktır. Ta ki insan öldürme aracı olarak tüfeğin kulanılışına kadar. Bundan sonra ateşli silahların geliştirilmesindeki temel nokta mümkün olduğunca daha fazla insan imha etmeye yönelecektir. Modern savaşlardaki en büyük silah makinalı tüfeklerdir ve onların temel özelliği saniyede attığı mermi miktarıyla belirlenmektedir. Burada şövalyelik, kahramanlık gibi hiçbir eski kavramın yeri olmadığı açıktır.

     Uçağın icadı ve silah olarak ordulardaki yerini alışı tarihin akışını bir defa daha değiştirdi. Şimdi büyük ve uzun menzilli uçuşlar yapabilenler Dünya’yı küçültüyor, hükümlerini ulaşabildikleri her yere geçiriyorlardı. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının galibi Amerika, bu kadar kısa bir geçmiş ve askeri deneyimsizliğe rağmen, bu silahla gerçekleştiriyordu bunu. Koca kıtayı tek bir siyasal rejim altında birleştirmeyi başarmış ve adeta kale durumuna getirmişti. Uçakları, büyük uçak gemileri ve çıkarma gemileriyle Dünyanın her tarafına asker gönderebilirken kendi kıtasında bir saldırı görme, o topraklarda bir çatışma çıkma ihtimali yoktu. Amerikan özgürlük savaşının İngilizler karşısında kazanılmasının en önemli sebebi, Atlantik ötesinden buraya lojistik desteğin imkansızlığıydı. Kıta içinde siyasal bütünlüğün sağlanmış olması ve Atlantiği geçişin fiziksel zorluğu Amerika’yı müstahkem bir kale haline getirmişti. Avrupa ve Dünyanın geri kalan kısmında bitmiş olan kale çağı Amerika’da devam etmiş oluyor, rakiplerinde bulunmayan bir avanataj yakalamış oluyorlardı.. I. Ve II. Dünya savaşlarında İngiltere dahi aynı avantajdan yararlanıyordu. Birinci Dünya savaşının 7 büyük devletinden üçü ada devletidir. Almanya, herkesten daha üstün silah ve kazanma hırsına rağmen kaybetmişse bunun sebebi İngiltere ve ABD gibi bir ada devleti olmayışındandır. II. Dünya savaşında Hitler, İngiltere’yi işgal etmeyi başarabilseydi şimdi muhtemelen Dünyada Amerika yerine Alman egemenliği söz konusu olacaktı. O dönemin büyük gücü olan Rusya’nın dahi savaşı ilk etapta kaybetmesinin tek nedeni, bir ada devleti olmamasından geliyordu. Avrupa ve Asya için bitmiş olan ortaçağ usulü savaş yöntemi, Amerika’yı yeni dünya düzeninin efendisi yapmıştı.

     Günümüzde de hiç şüphesiz Amerika’nın güçlü konumunu koruyabilmesinin başlıca sebebi budur. Dünyanın her bölgesinde bulundurduğu üsler ve uçak gemileriyle istediği yeri vurma imkanına sahipken, kendi sınırları içine tek bir düşman askeriyle karşılaşma ihtimali yoktur. Amerika içinde vuku bulan terör eylemleri bireyseldir ve yine sıra dışı Amerikan vatandaşlarınca gerçekleşmektedir. Siyasal sistemi oturmuştur. Kendisi hemen her ülkede demokrasileri etkileyerek, sivil kuruluşları bir silah gibi kullanarak istemediği yönetimleri alaşağı edebilirken; Amerikan kamuoyunu aleyhte etkileyecek bir mekanizma mevcut değildir. Güçlü amerikan şirketleri istedikleri ülkede ticari faaliyette bulunabilmekte, bu ülkelerin en stratejik kuruluşlarını satın alabilmekteler. Bütün bu avantajlarıyla ABD ortaçağın fethedilmesi mümkün olmayan, müstahkem kalesi görünümündedir. Bir derebeyi edasıyla kalenin kapısını açarak ordularını talana gönderebilmekte, tehlike sezdiğinde kalesinin kapılarını kapatarak korunabilmektedir. Uzay savunma sistemleriyle kendisine yöneltilecek her türlü silahı kendisine ulaşmadan imha etme imkanına sahiptir. Üzerine yönelmesi muhtemel her orduyu daha çıkış yerinde karşılamaya, vurmaya hazırdır.

   

     20. Yüzyılın üzerinde konuşulmaya değer olaylarında biri, Sovyetlerin Afganistan yenilgisidir. Dünyanın en büyük iki gücünden biri, hayranlık uyandıran bir teknolojiye rağmen Afganistan’ın silah kullanmaktan başka bir şey bilmeyen insanlarına yenilmiştir. Bu; silahın kültüre galibiyetidir. İlk defa olmuyor, fakat savaş konsepti değişiyordu. Sovyet yönetimi bunu hemen fark ederek tedbir almasını bildi, Afganistan’dan çekildi rejimi, tasfiye etti. Sovyetler elbet günümüz dünyasının kenara çekilmiş münzevisi değildir. Bütün büyük hesaplara müdahildir; çatışmaların içindedir. Fakat kimse adını duymamaktadır. Çünkü  savaş stratejisini değiştirmiş, yeniden yapılandırmıştır. Teknolojinin sunduğu iletişim imkanları ve ateşli silahlardaki değişim, adeta ortaçağın derebeylik sistemini hortlamış, insanlığın önü yeniden kesilir olmuştur. Silahlı küçük gruplar büyük orduları ve onlar tarafından korunan milletleri çaresiz bırakmaktadır. Yeni yüzyılın savaş konseptinin bu şekilde gelişeceğini, terörün günlük hayatın bir parçası olarak sürüp gideceğini anlamak zor değildir.

    İslam yayılmaya başladığında İstanbul’un fethini çok önemsemişti. Fatih’ten önce birkaç defa kuşatılan bu kaleyi fethetmek mümkün olmamıştır. Osmanlının yayılma döneminde şehzadeler arası mücadelede İstanbul taraf oluyorlar, zayıf tarfı destekleme siyaseti güdüyordu. Böylece eşit iki güç arasındaki iktidar savaşı halkı zayıflatarak Bizans’ın güvenliğini sağlamış oluyordu. İstanbul fethedildikten sonra Osmanlı’da derin bir karmaşa  (fetret) yaşanmamıştır. Böylece tüm güçlerini Avrupa’nın İslamlaşmasına yöneltebilmişlerdi. Bir bölgede siyasal birliğin tesisinin en belli başlı nedeni, rakip güçlerin olmaması değil, güçler arasındaki dengedir. Taraflar arasında bölünen halk biri birini kırarken düşman rahat eder. Bu gerçeği bilenler fitne ve fesadın kalesini fethetmeyi önemsemiş ve Fatih nezdinde başarmışlardır.

     Yeni bir uygarlık kurulacaksa, Ortaçağ kalıntısı kaleleri fethetmenin bir yolunu bulmak zorundadır. Aksi taktirde bu fethedilmez kalelerde kurulan sinsi planlarla rol biçilen derebeyleri, insanlığın önünü kesmeye devam edeceklerdir. Hiç kimse bunun, onlardan daha öldürücü silahlarla olacağını sanmasın. Çağımızın silahları, daha fazla insan imha etmeye yöneliktir. Fakat İslam asla böyle bir yarışta yer alamaz. Onların bu silahını etkisiz kılmayı başarmak gerekmektedir. İmkansız bir şeyi söylediğim sanılmasın. Bu çok basit, kimsenin farkında olmadığı bir şey olabilir.

       Düşünmekle hayal kurmak arasındaki yakın ilişkinin henüz kavranmadığı bir ortamda yaşadığımızı gözardı edemeyiz. En iyisi bunu hep birlikte düşünelim. Elbet bu zorlu sorunun basit bir cevabını bulabilecekler olacaktır. Bu sorunun cevabı verilmedikçe ortaçağ sürüp gidecek, derebeyleri yolunuzu kesip haraçlarını alacaktır.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 06-07-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116192152 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net