21-09-2018
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)





































 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Arama
İmdaaat! Öğrenciler namaz kılıyor PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 23
KötüÇok iyi 
Yazar Hasan Celal Güzel   
14-06-2007
İmdaaat! Öğrenciler namaz kılıyor


05/06/2007 (5670 kişi okudu)

ImageSevgili okuyucular, son ayların en 'korkunç' faciası, İstanbul-Bağcılar Lisesi'nde yaşandı. Tahmin ediniz bakalım öğrenciler ne yapmışlar?..  
- Toplu halde esrar çekerken mi yakalanmışlar?  
Hayır, bu da bir şey mi? Daha korkunç...  
- Toplu halde uygunsuz vaziyette mi bulunmuşlar?  
Yok canım, daha nesi? Hem onların çağdaş tercihlerine ne karışırız.  
- Tamam anladık; herhalde birbirlerini ya da öğretmenlerini öldürmüşlerdir. Yoksa okulu mu yakmışlar?  
Hayır, hayır, daha da kötü; âdeta bir felaket...  
- O halde sen söyle arkadaş, ben bilemedim.  
Ne yapmışlar biliyor musunuz? TOPLU HALDE NAMAZ KILMIŞLAR.  
- Vay be! Desene laiklik elden gitmiş; irtica gene hortlamış. Bu yeni bir Menemen Olayı. Sehpalar kurulmalı; öğrenciler ve öğretmenler asılmalı!..  


* * *  
Efendim, bendeniz çekirdekten yetişme 'irticacı'yım. 1958 yılında Malatya Lisesi'nin bodrumunda, değerli dostum Selami Çekmegil ile lise 1. sınıftayken bir mescit açmıştık. Teneffüslerde namazımızı kılmaya çalışıyorduk. Derken, o sıralarda ateşli bir devrimci olan sevgili Çetin Altan, Malatya Lisesi'nde irtica, laiklik elden gidiyor mealinde bir köşe yazısıyla canımıza okumuştu. Eminim ki, şimdi aynı yazıyı yazmazdı. Okulun en çalışkan öğrencileri olduğumuz için atılmaktan kurtulmuştuk.  
O günden bugüne tam 50 sene geçmiş. Lâkin heyhat! Gene aynı terane, aynı kepazelik devam ediyor...  
* * *  
Bakınız, Anayasa'nın 'Cumhuriyet'in nitelikleri'ni belirleyen 2. maddesinin gerekçesinde laiklik nasıl tarif ediliyor: 'Hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik ise, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, İBADETİNİ YAPABİLMESİ ve dinî inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi kılınmaması anlamına gelir'.  
Gene Anayasa'nın 'Din ve vicdan hürriyeti' başlıklı 24. maddesinde, herkesin vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu hükme bağlandıktan sonra, 'din ve ahlâk eğitim ve öğretimi' ile 'Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi' düzenlenmiş ve ilki zorunlu, ikincisi isteğe bağlı hâle getirilmiştir. Ancak, 1982 Anayasası'ndan bu yana 25 yıl geçmesine rağmen, hâlâ 'isteğe bağlı din eğitimi'ne geçilmemiştir.  
Bizce, din ve ahlâk öğretiminin zorunlu olmaktan çıkarılması gerekir. Buna karşılık isteğe bağlı din eğitimine geçilmesi, yani din eğitimi uygulamasına başlanması lâzımdır.  
Lisede namazın yasaklanması, Anayasa'nın 2. ve 24. maddelerine aykırıdır.  
Bağcılar Savcısı, lise yöneticileri hakkında, 'Tevhidi Tedrisat Kanunu' ve '30 Teşrinisâni 1341 (1925) tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun'a muhalefetten soruşturma açmış. Neden mi? 'Medya ilahları' kurban istedi diye... Yoksa, lisede namaz kılınmasının, 'Tevhidi Tedrisat' (Öğretimin Birliği) ile artık isminin bile devrimlere ve çağa aykırı olduğu, 'kanun-u metrûke' hâline gelmiş, fiilen uygulamadan kalkmış 677 Sayılı Kanun'la bu olayın hiç ilgisinin olmadığı bilinmez mi?...  
Bu namaz düşmanlığının laiklikle ne alakası var? Bayanlar, baylar, bir asırdır aynı saçmalıkları tekrarlayıp duruyorsunuz. İbadeti irtica sayan dogmatik gözlüklerinizi çıkarın artık...  
Bu mazlum, muti, munis, mümin milletin yakasını bırakın...  
Yoksa siz 'gerici' misiniz?

(5 Haziran 2007 tarihli Radikal’ gazetesinden alınmıştır)

Yorum
Yazar Melitenli açık 2007-07-03 11:36:30
"...Başkası anlatsa inanmazdım, kendisini anlattı: Hasan Celâl, henüz ortaokul öğrencisiyken arkadaşı Selami Çekmegil’le kafa kafaya verip Malatya Lisesi’nde bir mescid açmış ve teneffüslerde namaz kalmaya başlamış; bu akıllara seza eylem bir taraftan Sebilürreşad’a ve Pakistan’da bir dergiye kapak olurken, diğer taraftan Çetin Altan Akşam’daki köşesinde “Malatya Lisesi’nde irtica!” diye yırtınıyormuş..."  
Devamı:  
 
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=17888 
 
Hasan Celâl Güzel  
 
 
 
Hasan Celâl Güzel’i 1976 yılından beri tanıyorsam da dostluğumuz Milli Eğitim Bakanlığı sırasında öncülük ettiği ünlü Milli Eğitim ve Gençlik Şûraları sırasında başladı.  
 
 
-------------------------------------------------------------------------------- 
 
Benim neslim için Hasan Celâl adı başlıbaşına bir efsaneydi; Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Hür Düşünce Kulübü’nü kurarak verdiği mücadeleyi yakın dostlarından çok dinlemişimdir. Önceleri telefonla görüşürdük; yazılarımı okuduğunu ve bu şûralara katılmamı özellikle istediğini biliyordum. İlk defa Taha Akyol’un Tercüman’daki odasında yüzyüze görüştük. Bu ilk görüşmedeki duygularım doğrusu biraz karışıktır; ayağa kalkarken bir dağın yerinden kımıldadığı izlenimini veren iri gövdesiyle al al yanaklarının sevimlileştirdiği yüzü arasındaki tezat ilk anda insanı şaşırtıyor, fakat bu şaşkınlık birkaç saniye sonra yerini “kırk yıllık ahbaplık” duygusuna bırakıyordu. İşte eski dostunuz karşınızdaydı; o kadar samimi, o kadar canayakın. 
 
Bana katılır mısınız, bilmiyorum ama, Hasan Celâl’i sevimli kılan sadece yüzü değil, aynı zamanda telaffuzunda hissedilen çocuksu tınıdır. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra, bu sevimliliğin ve son derece rahat, samimi tavırların arkasında gizlenmiş, karşısındakini yakalarını iliklemeye zorlayan umur görmüş bir devlet adamının ağırlığı hissedilir. Çileli olduğu söylenemezse de, uzun ve saygıya değer bir mücadelenin içinden gelmiş bir siyaset adamı, devlet dediğimiz karmaşık mekanizmanın en hassas birimlerinde görev alarak herkesin kolay kolay ulaşamayacağı bilgilerin, yani devlet sırlarının sahibi olmuş bir devletlu. Kısacası hem ismiyle, hem soy ismiyle müsemma bir adam; sevimliliği ve canayakınlığı Hasan ve Güzel’de, devletluluğu ise Celâl’de ifadesini bulan “nev’i şahsına münhasır” bir şahsiyet. 
 
İtiraf ederim, önceleri Hasan Celâl’in demokrasiyi ısrarla vurgulamasını yadırgardım. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, her türlü devlet mekanizmasının özünde antidemokratik olduğunu düşünüyordum; hâlâ da aynı kanaatteyim. Özellikle bizde Tek Parti alışkanlıklarını ısrarla devam ettiren ve ne hikmetse seslerini daha çok ara dönemlerde yükselten ceberut bürokratların samimi demokrat olabileceklerine hiç bir zaman inanamamışımdır. Şu günlerde gazetelerin birinci sayfalarında sık sık arz—ı endam ederek seçilmişlere kafa tutan kellifellileri düşünün, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız! 
 
İşte bu yüzden, devletin en önemli bürokratik kademelerinde görev almış Hasan Celâl’in demokratlığı hakkında bir ara ciddi şüpheler besliyordum. Ancak son yıllarda gösterdiği performans, özellikle muhtemel bir askerî darbeye ve Batı Çalışma Grubu’na karşı verdiği ‘kelle koltukta’ mücadele şüphelerimi giderdi. Neler yapabileceklerini bile bile devlet içindeki birtakım güçlere meydan okuyan bir adamın demokratlığından şüphe edilemezdi. Evet, o Tank Hasan’dı ama tanklara karşıydı; Sincan’da yürüyen tanklara ilk itiraz eden o oldu. 
 
Demokrasiyi kimselere bırakmayan, fakat ona en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda son derece kıvrak manevralarla antidemokratik güçlerin yanında mevzilenen aydın ve demokrat müsveddelerinin Hasan Celâl’i demokratlık rolüne soyunarak “en kahraman Hasan” olmaya çalışmakla suçlamaları bile, onun samimiyetine ve doğru yolda olduğuna inanmak için yeterlidir. 
 
Türkiye’de bugün azçok demokrasiden söz edilebiliyorsa, bunu hiç şüphesiz Hasan Celâl’in temsil ettiği zihniyetin mensuplarına borçluyuz. Çağdaşlık ve demokratlık adına baskıcı Tek Parti devrini hortlatmaya çalışanların demokrasi yolunda atılan adımları yavaşlatmaktan başka hiç bir çabaları olmamıştır. Şunu unutmamak gerekir ki, Hasan Celâl, zorba Tek Parti devri valisi Malatya’da Millî Şef heykeli dikmek için halktan zorla para toplamaya kalkışınca karşısına dikilen Kâmil Efendi’nin oğludur; onun demokratlığını ciddiye almayan demokrasi maskesi takmış cuntacıların çoğu ise, o tipte valilerin malilerin oğulları. 
 
Henüz beş yaşındayken babasının Malatya’da kurucusu olduğu Demokrat Parti’nin zaferi için çalışmaya başlayan Hasan Celâl, Gazi İlkokulu’nda okurken Halk Partili ailelerin çocukları tarafından “İsmet Paşa çok yaşa!” diye bağırmaya zorlandığını, fakat asla bağırmadığını anlatmıştı. Demokrat Parti kurucusu olarak kalmayıp İmam—Hatip Okulu’nun ve birçok camiin yapılmasına ön ayak olduğu için 27 Mayıs’tan sonra gözaltına alınan ve bütün Demokratlar gibi büyük acılar çeken Kâmil Efendi’nin halkın çıkarlarını ve taleplerini her zaman kendi çıkarlarından üstün tutması ve asla darbecilerin yanında yer almaması yolundaki vasiyetine harfiyyen uyan Hasan Celâl, bana sorarsanız, gerçek demokrasinin ancak İngiliz toplumu gibi muhafazakâr toplumlarda muhafazakâr fertlerle kaim olabileceğini gösteren örnek bir şahsiyettir. Hem devrimci, hem demokrat olunamaz; çünkü devrimcilik, tabiatı icabı baskıcı, dayatmacı yıkıcıdır. Türkiye’de demokrasiyi adım adım gerçekleştiren liderler dizisine bakınız: Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve kadroları... Hepsi de adamakıllı muhafazakâr! 
 
Başkası anlatsa inanmazdım, kendisini anlattı: Hasan Celâl, henüz ortaokul öğrencisiyken arkadaşı Selami Çekmegil’le kafa kafaya verip Malatya Lisesi’nde bir mescid açmış ve teneffüslerde namaz kalmaya başlamış; bu akıllara seza eylem bir taraftan Sebilürreşad’a ve Pakistan’da bir dergiye kapak olurken, diğer taraftan Çetin Altan Akşam’daki köşesinde “Malatya Lisesi’nde irtica!” diye yırtınıyormuş. Demokrat Partili babanın tatlı uykularını tam ortasından bölüp sabah namazlarına kaldırdığı, Sebilürreşad, Büyük Doğu, Yeni İstiklal gibi İslamcı, Orkun gibi Türkçü dergileri okuyan, Atsız’ın Bozkurtların Ölümü’nü okuduktan sonra kırk yoldaşıyla Çin sarayını basan Kürşad’a hayran olmuş bir genç düşünün, o Hasan Celâl’dir işte; üniversiteye aile çevresinde kazandığı bu muhafazakâr kimlikle gider. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Malatya’dan sınıf arkadaşı Hüsnü Doğan’la birlikte hazırlık okuduktan sonra, yatay geçişle soluğu sol akımların cirit attığı Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde alır; öylesine enerji doludur ki, birşeyler yapmak için tutar, Fikir Kulübü’ne girer. Fakat kısa bir süre sonra onunla Aydın Yalçın’ı Marksist olmadıkları için atarlar. Bunun üzerine Ali Fuat Başgil’in Hür Fikir Cemiyeti’nden aldığı ilhamla Hür Düşünce Kulübü’nü kurar. Fahir Armaoğlu, İsmail Türk ve Aydın Yalçın gibi hocaların da üye olduğu bu kulüp kısa sürede fakülte sınırlarını aşarak diğer fakülte ve şehirlerde de şubeler açar. Başta Hasan Celâl Güzel olmak üzere, Hür Düşünce Kulübü’nün kurucuları ve üyelerinden çoğu, daha sonra, Türk ilim, fikir ve siyaset hayatında önemli roller üstlenecek, ciddi başarılara imza atacaklardır. 
 
Üniversitede okurken karizmatik bir öğrenci lideri olan, bir yandan kulüple uğraşırken diğer yandan Adalet Partisi Gençlik kollarına el atıp dinamizm kazandıran Hasan Celâl, belki inanmayacaksınız, 1967 yılında bir çeşit vazife ve “dâvâ” şuuruyla, isteyerek sınıfta kalmıştır. 
 
Hasan Celâl Güzel’in bütün başarılarının ardında bilgisi, cesareti ve karizması, başarısızlıklarının ardında ise dürüstlüğü yatar. Devlet Planlama Teşkilatı’ndan başlayıp Başbakanlık Müşteşarlığı’na, hatta Devlet Güvenlik Koordinatörlüğü’ne kadar uzanan heyecan verici bürokrasi macerasında dürüstlüğüyle temayüz etmiş, politika macerasında ise, oyunu kurallarına göre oyna(ya)madığı için, Anavatan Partisi Genel Başkanlığı’na ve başbakanlığa en yakın yerde durduğu halde, ustaca tezgâhlanmış bir komploya kurban gitmiştir. Fakat o yenilgiyi hemen kabul edip köşesine çekilenlerden değil, tek başına da kalsa mücadeleden vazgeçmeyen “deli”lerdendir. Nitekim partisinden istifa eder ve Yeniden Doğuş Partisi’ni kurar. 
 
Bir süre sonra karşımıza Yeni Türkiye dergisinin editörü olarak çıkan ve her sayısını tuğla kalınlığında hazırladığı dergisinde Türkiye’nin en hayatî meselelerini işleyen Hasan Celâl, asla ümidini kesmediği iktidara en üst seviyede hazırlanıyor gibidir. Yabana atılmaz bir zevk inceliğini de yansıtan Yeni Türkiye dergisi, Hasan Celâl’in bir fikir ve kültür adamı olarak sahip olduğu kaliteleri görünür kılması bakımından ayrıca dikkate değer. Esasen Milli Eğitim Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, 1940’larda yayımlanmış klasiklerin yeniden basılmasını sağlamış, ayrıca yeni diziler ihdas ederek Hasan—Âli Yücel’in gerçekleştirdiği kültür hamlesine benzer bir faaliyete imza atmak istemiştir. Bir ölçüde başarmıştır da. 
 
Ve Hasan Celâl, bütün büyük politikacıların alâmet—i fârikası olan, ancak Türkiye’de çok az politikacının sahip olduğu hümor hissine ve ince bir mizah anlayışına sahiptir. Onun imzasını taşıyan Hırsızistan Anayasası’nın bir mizah şaheseri olduğunu söylersem, inanın. Ele geçirebilirseniz mutlaka okumalısınız aziz okuyucularım. 
 
Benden söylemesi. 
 
Ek Bilgi
Yazar Melitenli açık 2007-07-03 11:42:59
Yukarıdaki yazı:  
Beşir Ayvazoğlu imzasıyla "Aksiyon dergisinin - Sayı: 146 - 20.09.1997 tarihli nüshasından alıntılanmıştır. 
 
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=17888

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 14-06-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
35319349 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net