18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow BÜYÜK AĞABEY SİZİ GÖZETLİYOR
BÜYÜK AĞABEY SİZİ GÖZETLİYOR PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 15
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
11-05-2007
BÜYÜK AĞABEY SİZİ GÖZETLİYOR
                                                                                          
Raci Durcan

                       

   ImageGeorge Orwel’in ‘Bindokuzyüz seksendört’ adlı trajik romanını okumamışsanız bile içeriğiyle ilgili bilginiz olmuştur. Fırsat bulduğunda diktatörlüklerin nasıl bir paranoyaya dönüşerek insanın her anını gözlem ve kontrol altında tutmaya yönelebilecekleri konusunda dehşete düşüren bir tabloyu resmediyordu. Yayınlandığında değil fakat soğuk savaşın kızıştığı, Komünizmin Avrupa için tehdit olarak algılandığı 1950’lerden sonra ilgi odağı oldu. Başkaları tarafından izlenmeyen, kendine ait bir dakikası bile olmayan insanın içinde bulunduğu durumun tasviri, bu tehditi hisseden herkesi derin bir şekilde kaygılandırmıştı. Yanlış birşey yapmıyor olsak dahi her anımızın başkaları tarafından izlenmesi, hatta izleniyor olduğu düşüncesi bize korkunç gelir. Genelde ayrım gözetmeksizin diktatörlüklere, özelde Sovyet-Komunist rejimine eleştiri olduğu düşünülerek revaç bulan kitap güncelliğini yitirerek raflara kaldırıldı. İnsanımız böyle bir dönemin gelebileceği endişesini taşıyarak tedirginlik yaşadı, savaşa hazırlandı. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte gündemden düşerek unutulmaya yüz tuttu. Soğuk savaşın ‘Büyük Ağabey’i, varmak istediği şeyin olmazlığını görerek kendi kendini tasfiye etmişti.

  Kitaptaki söylemin tersine bugün Dünya’nın ne kadar özgürleştiğinden söz edilmektedir. İletişim teknolojisindeki inanılmaz gelişmeler insanın önündeki engelleri yıkmıştır. İnternetin yaygınlaşmasıyla bilgiye ulaşım kolaylaşmıştır. Bir fikriniz varsa onu yaymanız basittir. İnternette gazete, dergi çıkarabilir; T.V kanalı dahi açabilirsiniz. İzleyici kitlesi de bulabilirsiniz. İnternette sınır kavramı da ortadan kalkmıştır. Bu hem fiziksel, hem de manevi anlamdadır. Mal ve hizmetler sınır tanımadan bir tıklamayla kapınıza kadar gelmektedir. Sanal kimliğinizle ahlaki yahut legal hiçbir endişe duymaksızın düşüncelerinizi ifade edebilirisiniz. Yurtdışından satınaldığınız bir malın şu anda hangi ülke gümrüğünde olduğunu, ilgili kargo şirketinin web sayfasından öğrenebilirsiniz. Bunların şimdiye kadar hiç olmadığı kadar insanı özgürleştirdiği iddia edilmektedir. Her davranışımızı izlemek ve kontrol altında tutmak isteyen dikatatörlükler çok geride kalmışlardır. Internetteki bu sınırsız özgürlüğe getirilmesi mümkün her engel büyük tepkiyle karşılanmaktadır. Günümüzde internet özgürlüğü adeta kutsanmış bir kavram niteliğine bürünmüştür.

    İnternet kullanımının gün geçtikçe yaygınlaşacağı anlaşılmaktadır. Özel sektörün dışında birçok resmi kuruluş da halkı ilgilendiren konularda internete başvurulması için gerekli düzenlemeleri yapmaktadır. Bankalar, YÖK sınav sonuçlarını öğrenmek, askerlik başvuruları, vatandaşlık işlemleri v.s gibi şeyler internetten yapılabilmekteler. Bu hem vatandaş için kolaydır; hem de ilgili kurum... Vatandaş için kolaydır çünkü hiçbir fiziksel çaba harcaması gerekmeden klavye ile işlemini yürütebilmektedir. İlgili kurum için kolaydır çünkü bu iş için bir eleman istihdam etmek, ona bir mekan sağlamak, vergi, sigorta ödemek gibi yükümlülüklerden kurtulmaktadır. İnternetle ticaret, çok az emek harcayarak çok büyük bir hacim yakalamayı mümkün kılmaktadır. Yahoo.Com, amazon.com, ebay.com gibi uluslararası şöhret sahibi siteler, normalde binlerce işçi çalıştırarak yakalayabilecekleri ticaret hacmini basit bir web sayfası dizaynıyla sağlayabilmektedir. Rekabet edebilmenizin tek yolu, aynı şeyi sizin de yapmanızdır. İnternet ile içli dışlı olmak artık kaçınılmaz bir yol olarak önümüzde durmaktadır. Birçok yıkıma malolmasına rağmen...

     İnternet aleyhine mümkün ki birşey duymuyorsunuzdur. Dünya’da onu yaygınlaştırmak için adeta bir konsensüs oluşmuştur. Elinin altındakilerin ne yaptıklarından, ne ile meşgul olduklarından kim haberdar olmak istemez? Bu, bir devlet yöneticisi olsanız da böyledir, bir aile reisi olsanız da.  İnternetin asıl kazandırdıkları büyük devletlerdir. Onlar her anlamda büyük kazançlar elde ederken diğerlerinin aleyhine gelişen bir durum söz konusudur. Kendi kültürlerini ve ürettikleri malları kolayca Dünya’ya ulaştırabilmekteler. Karşı çıkanların yapabilecekleri çok şey kalmamış, geri dönülemez noktaya çoktan gelinmiştir.

      İnternetin yerel üreticiye zararı büyüktür. İnternette satılan ürünler, maliyeti dolayısıyla hem ucuz ve hem de son teknoloji nedeniyle kalitelidir. Kaliteli ve ucuz üretim için gerekli altyapıyı oluşturamamış ülkelerin tüccarları rekabet edemediklerinden zarar görmektedirler. Bu ülkelerde tüketicler gün geçtikçe ithal mala yöneldiklerinden işsizlik oranı artar. İnternetten yapılan her alışveriş; ürün iç piyasa malı olsa da işsizliğin artışını getirir. Şimdi kimse bunun farkında değildir ancak; yakın zamanda çağımızın büyük sorunu işsizliğin daha da başa çıkılmaz hale geleceğini görmek için fazla uzak görüşlü olmaya gerek yoktur.

      İnternet siteleri o kadar gelişiyorlar ki; hangi maldan, hangi satış noktasında ne kadar bulunduğunu bilmek, sayım yapmaya gerek kalmadan mümkün oluyor. Gün bitiminde nerede kaç tane satılmış olduğunu da. Bilgileri alan ilgili fabrikanın imalat şefi buna göre üretim planlaması yapabiliyor. Ertesi gün ne kadar mal imal etmesi gerektiğini tespit edebiliyor. Böylece gereksiz stok nedeniyle artan maliyet yükünden kurtuluyor, rekabette avantaj elde ediyor. Bu nimetlerin külfeti, işsizlik oranındaki artışla topluma geri dönecektir. İnsan eksenli olmayan, daha fazla kar hedefleyen bir yaşam anlayışının varacağı nokta burası olabilirdi.

     Dünyanın global üreticileri her ülkedeki satış mağazaları zincirine bağlı kalmaktan; onları ikna etme zorluklarından da kurtulmuş oluyorlar. Normal bir alışverişte ancak vitrinde olan mallar arasında bir tercih yapmanız söz konusudur. Bir mağazanın yetkilisi, ürünler arasında tercih yapıp tüketiciyi belirli bir ürüne yönlendirebilir. Fakat şimdi bu mümkün değildir. Fabrikanın web sayfasına girip aradığınız ürünün özelliklerini görerek, satış mağazasına bağımlı kalmadan istediğinizi fabrikaya doğrudan sipariş edebilirsiniz. Bu tarz satışlar dağıtım ağına olan ihtiyacı peyderpey azaltacak, belki ortadan kaldıracaktır. Daha az personel; daha çok sanal mağaza derken ticaret sadece internette yapılıyor olacaktır. Böylece nerede olduğu bilinmeyen bir kutunun insafına terk olacaksınız. Özgürlük zannettiğiniz şey sizi bir kutunun insafına hapsedecek.

     Bu sadece ticarette mi böyledir? Ya düşünce planında?

     Bugün kullanılmakta olan kişisel bilgisayarların güvenliğinin ne kadar zayıf olduğu bilinmektedir. Bunun kasıtlı olarak böyle yapıldığına dair iddialar vardır. Bill Gates’in biyografisini ve iş ortağıyla anlaşmazlığının anlatıldığı bir T.V programından sonra ben de bu düşünceye hak verdim. İsteyen birisi sizin bilgisayarınızda sakladığınız her bilgiye ulaşabilir. Banka  hesabınızda ne kadar paranız olduğunu, kimlere ne miktarda havale yapmış olduğunuzu bilebilir. Satın alırken hangi markaları ve hangi satış merkezlerini tercih ettiğinizi de... Sonra hangi yazarları okuduğunuzu, hangi yazıya hangi tepkiyi verdiğinizi öğrenmesi zor değildir. Ziyaret ettiğiniz siteleri ve nelerle ilgili olduğunuzu. E-mail mektupaların kopyalarının saklandığı artık biliniyor. Casus programlarla herbir klavye hareketiniz takip edilebiliyor. Kullanmadan duramadığınız cep telefonunuzun her 5-10 saniyede bir gönderdiği sinyal nerede olduğunuzu bilmek isteyenleri haberdar etmeye yeterli. Kredi kartlarınızla hangi satış yerlerine müptela olduğunuz ve neler aldığınız saklı kalamıyor. Bütün bunların ulaşılması zor olamayan şeyler olması sizi endişelendirmiyor mu?

     George Orwel’in romanında bahsi geçen ve insanın düşüncelerini takip eden düşünce polisini, bir sovyet diktatörlüğünde göreceklerini sananlar onu şimdi hiç beklemezken karşılarında görmenin şaşkınlığını yaşayacaklar mı?

     ‘La Fontain masalları’ batı insanını besleyen önemli kültürel öğelerden biridir. Onlardan Güneşle Rüzgarın yarışını anlatan biri, belki içinde bulunduğumuz durumu özetlemeye yeterlidir. Güneş ile rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğuna dair aralarında tartışmışlar. Sonra güçlerini paltolu bir adamın üzerinde denemeye karar vermişler.. Paltoyu çıkarmayı kim başarırsa iddiayı o kazancakmış. Önce rüzgar başlamış. Esip gürlemiş. Fakat adam gittikçe şiddeti artan rüzgar karşısında paltosuna iyice sarılmış. Sonunda pes etmiş. Sıra kendisine gelince Güneş, parlak ışıklarıyla ısıtmış yeryüzünü. Hava o kadar sıcak olmuş ki, terlemeye başlayan adam paltosunu kendiliğinden çıkarmış. Masal, insanın zihnine adeta kazınan şu sözlerle biter: ‘ikna etmek zorlamaktan daha iyidir.’

      Rüzgar gibi esip gürleyen diktatörlükler insanın direnci karşısında tutunamayarak dağıldı. Güneş gibi davranmaya çalışan batı, bizleri bir kutunun içine tıkmak için çok çaba sarfetmiyor.

      Ne kadar da çok gönüllüsü var!

Yorum
Internetin şefi kim
Yazar girisim açık 2007-06-07 14:58:03
İktibasın bu ayki sayısından alıntılanmış aşağıdaki yazı, konuyla bütünleştirilerek üzerinde düşünülebilir. 
Raci D. 
 
İnternet’in Gerçek Şefi Kimdir? 
İktibas Dergisi 
 
 
 
Çev: Kamil Cengiz  
chip.de, Ocak 2006  
 
İnternetin gerçek şefi George Bush'tur. Fakat Tunus'taki Dünya Enformasyon Zirvesi'nde başka bir şey kararlaştırılmamış mıydı? Orada, bundan sonra bütün dünya interneti yönetecek (daha somut ifadeyle ABD uluslararası bir forum ile birlikte yönetecek) denmemiş miydi? Doğru. Ancak yakından bir bakış bunun çürük bir uzlaşı olduğunu ortaya koymaktadır.  
Geçmişe bakış: Şimdiye kadar ABD söz sahibiydi. Amerikalılar internetin kaşifleridirler, onu önce kamusal, sonra özel araçlarla ilerlettiler. Çok hızlı yayılması ve ağın ticarileşmesinden sonra şef sorunu da gündeme geldi: Kim yönetiyor? Clinton hükümetinin cevabı İCANN, (İnternet Corporation for Assigned Names and Numbers) oldu. 1998 yılında kurulan ve Kaliforniya'da yerleşik bulunan bu vakıf, her ne kadar bütün internet üzerinde kontrole sahip olmasa da, onun kritik noktaları üzerinde kontrole sahiptir. Sadece İCANN, 'eu' gibi, yeni üst düzey domain'leri belirleyebilir. Sadece İCANN teknik olarak bütün bir devletin internetten bağlantısını kesebilir. (Libya, devlet kısaltısı 'ly' yanlışlıkla 5 gün boyunca offline olduğundan ABD'ye başvurmak zorunda kalmıştı). İCANN arkasındaki ipleri kendisiyle sıkı bir şekilde bağlantılı olduğu Amerikan Ticaret Bakanlığı çekmektedir.  
Geleceğe bakış: Bundan sonra da ABD söz sahibi olacak. Amerikan ağırlıklı ağ idaresinin yanına gelecekte uluslararası, hükümetlerden bağımsız bir forum verilecek. Peki, bu kurul ne yapacak? O ağ politikasının temel sorunlarını (yani spam, fikir hürriyeti, zihinsel mülkiyet gibi konuları) tartışacak. Bu, her şeye rağmen ağ idaresinin uluslararası bir hale getirilmesi için bir adımdır. Fakat bundan ötesi de yok. Ekonomik kararlar eskisi gibi Washington'da verilecek. Kurulun bir iktidarı yok. O konferanslarda tartışsa, uyarsa, eleştirse, tavsiyede bulunsa bile, İCANN şimdiye kadar nasıl olduysa öyle devam edebilir ve internet ticaret bölgesinin gelişmesi için Amerika'ya uygun kararlar alabilir. Tarihin en hızlı ilerleyen iletişim aracı üzerindeki güç bundan böyle de sımsıkı bir şekilde ABD'nin elinde. O noktada kendimizi kandırmayalım. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 11-05-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116191663 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net