18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow İSLAMİ BEYLER ÇİFTLİĞİ!
İSLAMİ BEYLER ÇİFTLİĞİ! PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 20
KötüÇok iyi 
Yazar Ebu Welid bin Abba Vite   
11-05-2007
Ebu Welid bin Abba Vite'den      

Çağımızın Bilim Kurgu Romanı: “Konuş ZAKO”      

YENİ BÖLÜM  

     OTOBÜS DURAĞININ YENİ, TUHAF ADI: 

     İSLAMİ BEYLER ÇİFTLİĞİ!                                     

      Türkçe'ye Uyarlayan: Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat                             

     Baba oğul Uryel'ler yenilenen ve globalleşen yani topyekun hale gelen bir dünyada taşındıkları son evin havasından sıkılıp, delikanlının bir zamanlar hapsolduğu SANAL DÜNYA'yı yeniden görmek hevesine kapılmışlardı. Genç Uryel kendisiyle kişiliğini paylaşan Kurbağa Alfred beyden, Alfred Öztürk'ten habersizdi kuşkusuz. Aksi takdirde onu Sanal Dünya macerasına ikinci kez bulaştırmak istemezdi. Bu konuda, otobüs duraklarında bekleyenlerin sıkılmamaları için sağa sola yerleştirilmiş rüya makinelerinin sunduğu abartılı olanaklar, bay Uryel'in oğulcağızı için bir umut kaynağı olmuştu. Zaman zaman duraklarda tüm varlığını elektro düşlere bırakıyordu. İşte bu düşlerden birinden, kendi isteği ile biraz da erken uyandığında tuhaf bir durumla karşılaştı. Her zamanki duraklarının plakası yahut tabelası, ne derseniz deyin, değişmiş, silik yazılı “Kent Merkezi” ibaresi kaldırılarak yerine kocaman, düşsel bir menzilin adı yazılmıştı: “İslami Beyler Çiftliği…”

     Genç Uryel'in yaşadığı şehir, sadece, Türkiyelilerin Anadolu isimli küçük Asya'larındaki cumhuriyet kurmuş  kongrenin merkezi, yani “Kongre Kenti Erzurum” olsaydı, Obsburg'la ilgilenmeyi yalnızca hortumcuların emir-kumandasında çalışan yazarlara bırakmak gerekirdi. Zira, herkes, nemalandığı, yani yararlandığı kurumları över. Övmekle kalmaz, tasvir eder, kurbağa diliyle betimler, yıkar, yağlar; dualarından eksik eylemez; vraklama lisanıyla, yakarışlarından düşürmez. Fakat Obsburg, Erzurum tarzında, aynı zamanda, Puşkin misali namuslu kalem efendileri için bitmez tükenmez bir kültür pınarıydı. Evrensel kudreti bulunan edebiyatçılar biliyorlar ki, Obsburg olmasaydı, ne Amerikalı silahşörlerin, galat İngilizcesiyle kovboyların yiğitlik tarihi yazılabilirdi; ne de bugünkü Ortadoğu haritaları ortaya çıkardı.  Obsburg'u, uzaktan kumanda eden bir beyin misali başına taç  eylemiş  Umeyye (Emevi) İmparatorluğu, yurttaşlarının iskanına yalnızca doğuyu değil, Avrupa topraklarını da açmıştı. Ancak bütün bu tarihsel gerçekler, sizi şehir merkezine götürecek otobüslerin durağına “İslami Beyler Çiftliği” diye tabela konulmasını açıklayabilir miydi?…Çok şüpheli doğrusu! Arthur Koestler, ünlü, THE THIRTEENTH TRIBE  adlı yapıtında, Amerika'ya göç etmiş korkak yahudi zannedilmiş, hak için hızlı silah çekmeyi meslek edinmiş vahşi batı -yani western- kahramanlarının aslında eski dadaşların torunları olduğunu, zorunlu biçimde ispatlar. Eyyubi İmparatorluğu'nun ünlü, savaş kahramanlarından bir kısmı Türkçe, bir kısmı da, Kürtçe konuşan bölge yiğitleri idi; bunların hepsi doğru. Gelgelelim, hiç tanımadığınız bir semtin, ya da merkezin toplu taşıtına, sırf yakın tarihin cilveleri yüzünden sizi kim bindirebilirdi ki? Yine de, kent merkezi niyetiyle gündelik duraklarına gelmiş bu yolcuların tamamı, çoktan belediye renkli, kirli koltuklarına yerleşmişlerdi bile. Gerçek şu ki, genç Uryel, babasının rahmetli arkadaşlarının neredeyse tamamı, kayıp siyahi kedilerini kucağında ihtimamla tutan bir postacı ve minyatür piyanosunu sırtına bağlamış ünlü bir Obsbug piyanisti, hepsi hepsi otobüsteydiler şimdi. Uryel ayrıca, biniş sırasında, pantolon kemerinden, kara kedinin kuyruğuna eklemlenmiş olduğunu fark etti. Bunun nedeni, iki farklı karaciğere sahip Uryel ile kedicik arasından kainat ipliği geçirerek, taşıtı bin ışık versti (ışık verstinin birkaç trilyon ışık yılına denk olduğu hatırlanacak olursa) kaldır-kondur yapabilmek idi. Nitekim binmiş bulundukları otobüs duraktan havalanıp, artık soğumaya başlamış, sıvılaşmış bir yıldıza konuverdi. Yıldız yüzeyinden yoksul semt parklarının havuz fıskiyelerini andıran sayısız aygıtlar yardımıyla  çevreye sürekli, dünyadakine benzer bir atmosfer yayılıyordu. Her yanları solunuma uygun bir esintiyle dopdoluydu. Kediyi taşıyan PTT memuru, yıldıza konuş sırasında ayağa kalkarak, taşıttaki kader arkadaşlarına, “Hepiniz mezun olduğunuz dünya okulundan ana iş yerinize ve ana yerleşkenize hoş geldiniz”diye sertçe bir açıklama yaptı.
     Irak Savaşı sırasında Genç Uryel'in yaşadığı çeteleşmiş ülkenin yerli, renkli ve büyük basın organları, Musul ve Kerkük havzasındaki Kürt kökenli köylülerin tamamının Yahudi olduğunu abartılı biçimde yazıp durmuştu.  Şimdi insanın aklına şu geliyordu: Sakın Musul'un Kürt Yahudileri şeklinde iftiraya maruz kalmış, Hazreti Musa(as) ve Hazreti İsa(as) şeratlarından sonra İslamın kılıcı olmuş, Selahaddin Eyyubi torunları, bazı aşırı laik dünya sakinlerini uzayın ücra köşelerine sürüyor olmasınlardı? Oysa ki aynı basın organları, Uzay Tilkilerini Tüysüzleştirme Ve Solungaçlandırma Vakfı, UTTÜSOV'un zorunlu sanat gezileri vesilesiyle,“Ortadoğu ve Mezopotamya'da dünyanın en eski mücahitlerinden sayılacak Kürt Sabi'ler yaşıyorsa bu durum onların Medine'yle birlikte sahabeleşmiş köklerinden kopuk olduklarını göstermez” saptayışından dolayı Baba Uryel'i “aşırı hayalci ve gerçek dışı beyancı” diye nitelemiş idiler. Ne tuhaf: çağımızda hala gerçekler, on yıldan aşağı bir sürede anlatılamıyor ve gerçeği anlatana hala, en az on yıl, yalancı muamelesi yapılıp eziyet ediliyor; insanın bu durum karşısında,”ooh, my God!” demesi için azıcık İngilizce bilmesi de gerekmiyor ayrıca. Baba Uryel'in, Vakfın felsefesi icabı katıldığı gezilere gelince, onlar aynı tempoyla sürüp gitmedeydi...Demek ki bu genel çerçevede gündelik otobüsleri öylesine en son bir durağa vasıl olmuştu ki, adını duyan, dost ya da karşıt herkesin, ”Aman yarabbim!” dememesi  imkansızdı: “İslami Beyler Çiftliği”!  Geldikleri sönmüş yıldızın üçüncü dış uzayının ters kutbundan komşuluk ettiği belde ise, isminden daha da ilginçti: Bu yer, Doğu Anadolu'nun'un subarktik yani kutup altı iklimindeki kapalı küçük cenneti, havası Yeruşşalaim'le hemen hemen aynı özellikleri taşıyan, pamuğun bile yetişebildiği kuzey ilçeleri arasında bir cep içindeydi. Şimdi izninizle, hep birlikte, devletin resmi radyosuna sanatçı olarak kabul edilmiş, yörenin büyük aşıklarından, Aşık Çıraği'nin anlatımıyla İslami Beyler Çiftliği 'nin coğrafi özelliklerini öğrenelim.(Ara not: Aşık Çıraği'nin Türkiye nüfus kayıtlarındaki adı: Nuri Cihan Karataş'tır.)

      Evet, Çıraği anlatıyor:

      -“Benim Emevi kültürüyle tanışmam, zamanında plak yapmak için İstanbul'da sık sık kapısını çalmak zorunda kaldığımız 'Ediphone' şirketi vesilesiyle olmuştur. Kurumun sahibi ve kurucusu A… M… bey diye tanıdığımız bir zat idi. Emevi kültürü ile temasım sonrasında, kendi öz memleketimde, doğduğum topraklarda sık uğradığım fakat namını hiç merak etmediğim bir mekanın gerçeği bende sorular uyandırdı. Herkesin ilgisini çekebilecek bu yerden bahsetmeden önce konumuzun kapsamına giren önemli  coğrafi alanların hatırlatılmasında faydalar var: Erzurum kutupsal bir kış memleketi olsa da kuzey ilçelerinde bazı noktaların iklimi neredeyse Mersin kadar ılıman hatta sıcaktır. Balkaya-Penek hattında yer alan İslami Beyler Çiftliği buna en güzel örnektir. Yöre halkı bu ismin Osmanlı hatta Selçuklu medeniyetlerinden daha eski olduğunda hem fikirdir. Söz konusu yer gerçekte bir çiftlik büyüklüğü ile tavsif eylenemez. Çünkü burası bir nahiyeyi kapsayacak kadar geniş bir havzadır. (Ara not: Erzurum şehir merkezindeki Şabat-hane çeşmesi ve üzerindeki Süleyman Mührü'nün anlamı bu tür küçük coğrafi keşiflerden sonra daha bir anlam kazanmıyor mu?)

      Aşık Çıraği, sayın Nuri Cihan Karataş'ın eklediği bilgiye göre, havzayı içine alan geniş alanda vadi, diğer bir deyişle Oltu Çayı vadisi ana güzergah olup, sözkonusu akarsu, kaynağını tarihi Allahuekber dağlarından almaktadır. Hatırlanacağı üzere sözkonusu dağlarda, İttihatçı Enver Paşa'nın emriyle başlatılan harekatta seksen bin Osmanlı askeri donarak yaşamlarını yitirmişlerdi. Oltu Çayı, Çoruh Nehrine dökülmektedir. Vadisiyle bağlantılı bazı yerleşim birimlerinde, Pamuk dahil, pirinç ve zeytin yetişebilmektedir. (Ara not: Özellikle Yusufeli'ne doğru, üzümün şahı da burada.) Eski ilçe adlarından Penek, hala kullanılmaktadır. Yöredeki Balkaya Kömür İşletmeleri açısından bu havzanın ekonomik özellikleri de kayda değer.

      Aşığın eklediği bilgilere göre, yörenin özellikle dut pestili, Erzurum' luların soğuk kış günlerinde bireysel beslenme açısından enerji kaynağı olmaktadır. Ortadoğu halklarını temsil edecek Müslüman yahut, İsevi-Musevi turistlerin ise, özellikle yaz mevsiminde bu yörenin doyulmaz lezzetteki üzümlerinden tatmaması, Tortum'a kadar uzanıp muhteşem bir şellalenin orkestrasını dinlememesi için hiçbir neden yoktur.

      Uzay Ajanslarından birisinin özel notu ise şöyleydi: Tortum Şellalesi sesiyle, görüntüsüyle yalnız Türkiye'de değil, Ortadoğu'da tektir. Haydi kampanyamızı açalım, Müslüman Samilere Arap, Selahaddin Eyyubi'nin kahraman torunlarına Kürt dendiğini hatırlayalım. Sami ırkının kavgalı-barışık tüm torunlarını, Körfezden, Mısırdan, Medine'den, Kudüs'ten, Hayfa'dan, Büyük-Mekke, yani Mekke-i Mükerreme'den, Erzurum'a çağıralım, haydi!

      Sönmüş yıldızın ters kutuptan bitişik durduğu şelalenin sularına binen Obsburg Şehir Merkezi otobüs yolcuları, hidrojen ve oksijenin muhteşem kompozisyonlu yüzeyinden kayarak, yağmurlu bir Ağustos, kuşluk vakti Yoncalık Ülya şeklinden adlandırılan bir mahalleye indiler. Mezkur mahallin evrensel eğitim için gerekli tüm görsel ögeleri taşıyan “Shadıllı” sokağında, beş numaralı, kafes kapılı, iki katlı bir konağın bekleme taşına oturmuş saçları tepeden kurdeleli küçük bir kız, harıl harıl -herhalde- minik fakat olgun anılarını yazmaktaydı. Kızcağızın yağan yağmura aldırdığı yoktu; zaten ne zaman ıslanıp yazmaya ara verse, bulutlar yarılarak, gökyüzü açılıyor ve de neredeyse azgın bir çöl güneşi her tarafı kurutuveriyordu.

      Sokağın dört köşesine monte edilmiş dört adet, havada asılı toz ekran, herhangi bir kişiden öğrenmek istediğiniz bir hususu, sesli, anında görüntülü ve fon ezgili biçimde hizmete sunuyordu. Bu düzenlemeler nedeniyle küçük kızın yazdıklarına göz atmadan önce, sokağın üç ana Ramazan hikayesini sırasıyla özetlemek zorunluluğu söz konusu oldu. İşte bu hikayelerdi ki, Kurbağa Alfred'in kimliğini ve bedenini paylaştığı Uryel'e “Allahaısmarladık” deyip Trabzon'a, ailesinin kıyısında yaşadığı göle, asli hayatına, göl yaşamına geri dönmesini sağlayacaktı. 

(SİRÜS GERÇEKLER KURUMUNCA ONAYLANMIŞ, KURBAĞA ALFRED’İN KENDİ ÖZ HAYATINI YENİDEN YAŞAMASI, KENDİ HAKİKATİYLE BULUŞMASI AÇISINDAN YAŞAMSAL ÖNEM TAŞIYACAK  ŞİFRELERİN GİZLENDİĞİ TERAVİH SONU KAHVE ÖYKÜLERİ-VAROLUŞ HİKAYELERİ ARA BÖLÜMÜDÜR):

(Daha  Sonra):

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 11-05-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116192047 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net