18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow YAŞLANAN FAKAT ESKİMEYEN MUHAYYER KÜRDİ
YAŞLANAN FAKAT ESKİMEYEN MUHAYYER KÜRDİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 19
KötüÇok iyi 
Yazar Ebu Welid bin Abba Vite   
22-03-2007
Ebu Welid bin Abba Vite'den   

Çağımızın Bilim Kurgu Romanı   

ANA BÖLÜM IV:

Gezi Notlarına Devam:

YAŞLANAN FAKAT ESKİMEYEN MUHAYYER KÜRDİ                          


Türkçe'ye Uyarlayan: Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat  

         (Bozkırın, küskün çiğdemlerin, hikmet dolu asker günlüklerinin, doğu-batı buluşmasının kurak, yakıcı cennetinden geçiş.)

         9 Haziran 2002, Pazar: Başkent'den güneydeki sıra dağlara doğru tam gaz gidiş..Susuz toprakların denizi..Fakat buralarda, özellikle Konya-Alanya arasında armağan ormanlar da çoktur. Örnek: Kebap 103 Hatıra Ormanı. Etli ekmek ustası K.bey dedi ki:

         -“Ağaçlardan birine, ince bir çakıyla TOASİAÜK diye yazılıydı.Ve birçok kişi, bunun ne anlama geldiğini araştırdı durdu.”

            Soruldu;

            -“Peki sen bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?”

      -“Evet.Harfler açıldığı zaman karşımıza şu cümle çıkıyor: Türkiye'de okuduğunu anlayan insanların sayısı arttıkça ülke kalkınır.”
            Sorular ve yanıtlar böylece sürüp gitti:

            -“Kimleri okumak ve anlamak zorundayız?”

          -“Öncelikle Nazım Hikmet'i. Sonra sırasıyla, Necip Fazıl, “Peyami Safa, Behçet Necatigil, Can Yücel, İlhan Berk, Ataol Behramoğlu ve askere alma memuru kesilmeden önceki Atilla İlhan'ı. Nimet Arzık'ın ise, duyulmamış olmasına aldanmayın ha! Çok iyi bir kalemi vardır.”

         Arzık'tan birkaç sayfalık kopyayı etli ekmek ustası K'ya gönderen Körfez'li bir dostu imiş. Tartışa tartışa yolumuz, yakındaki bir çay ocağına kadar uzadı. Hasır sandalyeler, dikkatle ıslatılmış serin köşelerde sıra sıra müşteri bekliyorlar. Zemini kaplayan tahin renkli çimento, yeni sulanmış olmalıydı ki, giderek grileşip küllü bir serinlik yaydı yüzümüze. Dışarıda hem çöl sıcağı, hem de iri buzlu doluya çevirmeye hazır sinsi, güvenilmez bir rutubet vardı.

         Yanyana oturduğumuz çelebi görünüşlü kişilerden birisi, Mevlevi imiş. Ağaca yazılı yazı misali söylentilerin, Dünyanın eski İbrahimi söylence mirası içerisinde ele alınması gerektiğini belirtti. Harfler sayılara tekabül eder, sayılar ise geleceğimizi okuyabilirmiş. Bunları açıklayan çay yoldaşımız, Hatıra Ormanı'ndaki yazı için, üç-bir; dört-bir oniki-bir rakamlarına gönderide bulunan Mevlevi şunları söyledi:

         -“Önce ağırdan bir yükseliş. Sonra hızla devleşme...Bu ağaçların ve onları dikenlerin kaderinde hep başarı bulunacak. Bıkkınlık verecek ölçüde başarı.”

         Bu Mevlevi'ye kısmen hak verdim. Semavi din dillerini bilmediği için bazı harflerin alfabe sırasını bana sordu, söylemedim. Gezi Notları tutan kişiler kimseyi yönlendirmemeliyiz! 

            Sonra….? Sonra kayda değmeyen binlerce ufak hacet…yani yaşam! 

         O gün akşama kadar Mevlana'nın konuğu saydık kendimizi, ancak gecelemek için  güneydeki tipik Toros yaylalarından birisine kapağı atacaktık çaresiz. Aradığımız sadece serin bir gece değildi.Tahtacıların türkülerindeki Kürdi perdelerde, Selahaddin Eyyubi seslerini arayacaktık.

         10 Haziran 2002 Pazartesi: Mersin il sınırları içerisinde yer alan dağ obalarındaki incelerimiz öğleye kadar bitti.

         İncelediğimiz sesler, yörenin balından, çiçeğinden,dağ suyundan çok çok farklı bir kökten gelmedeydi: Düpedüz Kürtsel, yani, düpedüz Kürdi.Bu terim radyolarda on yıllardır Kürdi diye telaffuz edilmektedir; aslı Kürtsel olduğu gibi temeli de Büyük Kürt komutanı, Eyyubi tipi Umeyye (Emevi) uygarlığından bile eskidir. Said- Nursi bu nedenle Müslüman, Hıristiyan ve Musevi Türklerin hepsine nur yayabilmek için Kürtçe yerine Türkçe yazmıştır. Ulustaki Lise'mizde verdiğim resitali bir anımsayın. Emevi'nin Kürdi dizisinde birçok güzel bölümden oluşan bir SONAT'ını çalmıştım. Bu Kürdi sonatta bir “annem” bölümü vardı ki, dinleyenler farkında olmadan otuz yaş gençleştiler. Eyyubi'nin dağdaki tahtacılar arasında yaşayan parolası şöyle:

         -“ Yaşın küçülsün istersen, ananı babanı hoş tut, onların yaşamasına duacı ol!”

         Yörede Tahtacılar için sesin keşfedilmemiş cambazları denilebilir. Hazreti İbrahim'in toprağı Harran'dan gelen büyük sesler, “Memlekette Oxford vardı da okumadık mı?”diye böbürlenirler. İş öğünmeye kalırsa kimse tahtacıların yanında konuşamaz. Çünkü onların seslerinde en saf, en temiz Orta-Asya yaşıyor ve o sesleri dinleyen iyi dinleyiciler, işin kaynağını uzayda aramaya kalkıyorlar.

         Gerçi ABU(Asya Yayın Birliği, Asian Broadcasting Union) dışında hiçbir kuruluş tahtacılardan ses kaydedip incelememiştir. Ne yazık ki, savaş malzemelerine harcanan paraların milyonda biri eski Kürdi makamların birleştirici kültürüne harcanamıyor. Evet, Muhayyer Kürdi birleştiricidir; çünkü, onda Avrupa kanı var var, İslamiyet var, Asyalılık var ve onüçüncü kabile yüzünden Doğu Avrupa var. Yaşayan Muhayyer Kürdi'nin büyük kültür varisleri Bakü, Kars ve Sarıkamış'ın, toplama kamplarında yanan sesleri için Dünyanın Saddam misali yeni faşistleri aleyhine tazminat davaları açma hakları bulunmaktadır ki, bu bile ırkçılığa karşı çıkan zencisinden beyazına, Saudi'sinden Kahan'ına herkesi aynı dava etrafında birleştirmeye yeter!  
     

      Alfred yeniden aynı korkuyla uyanmıştı.Korsanların, Muus'un ölüsünden imal edecekleri tahrip edilemez robotla dünyada karşılaşmaları mukadderdi ve bunun farkında olmak, uykularının korkuyla bölünmesine neden oluyordu. Pek bunaltıcı bir hal vardı bu uyanmalarda ve bunların sona ermesini can-u gönülden dilemekteydi. Fakat her şeyi Rabbinden istemek yerine, onun beşeriyetten istediklerinin yerine getirilmesi yolunda, bir tür Tanrı halifesi sıfatında davranmaya, çelik bilek-demir yumruk olmaya karar vererek, yeniden yeniden huzurla daldı gitti. 

      Kabustan kurtuluşa çağıran seslerde mana hep aynı noktaya odaklanıyordu:

      Oku! Şifa niyetine oku. Tıpkı nurcular Nur Risalelerini okurcasına.

      Anlamasan da oku! Şifaya ulaşmak için anlamak zorunlu değil.

      Anti-biotik niyetine oku. İlaçları anlıyor musun?

      Evliyalar Beldesi Anadolu Notları, doğru ilaçtır halimize!

     Okudu Alfred:

(Devamı var inş.)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116192017 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net