18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Çağımızın Bilim Kurgu Romanı:
Çağımızın Bilim Kurgu Romanı: PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 25
KötüÇok iyi 
Yazar Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat   
13-02-2007
Ebu Welid bin Abba Vite'den

Çağımızın Bilim Kurgu Romanı:  
 

      ……..zavallı,  gezgin  bir kurbağacık, kainatlar-arası bir şöhrete seslenme cesaretini nereden alıyordu?…..

                                 

KONUŞ  ZACKO

                  
HAYAT MI YALAN, HAYAL Mİ?
Türkçe'ye Uyarlayan: Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat  

 ANA BÖLÜM:

Anti-Dünya'dan Mira ç Kokan Yönlere 

     Kurbağa Alfred, dünyamızda, lisan bilmez, pijamasız ve diplomasız sıradan bir kurbağa, anti-dünya'da ise çok yakışıklı ve ünlü bir bankacıydı. Askeri ve üst düzey bir yanlışlık sonucunda, nasıl işlediğini bilmediği, ultra lazerle hareket eden, yani hızlandırılmış ve de tek boyuta indirgenmiş ışık rüzgarıyla çalışan bir uzay yelkenlisine konulup anti-dünyaya postalanmıştı. Yolculuk sırasında, kozmik güvertenin küpeştesinden sağa sola bakınırken, içme suyu petiyle boşluğa bırakılmış bir pusula geçmişti eline.Muska şeklinde katlanmış pusulada yazılanları gözlüksüz okumak amacıyla uzaysal güvertenin binlerce uzak güneşe bakan sağ bölmesine geçti.

     Geçmesiyle birlikte de olanlar oldu. Kendisi gibi dünyada sıradan bir hayvan, ancak paniğe kapıldığında ölümcül saldırılar yapan dev bir geyik, yani Amerika kıtasına özgü, at suratlı, çok iri cüsseli Muus olan fakat anti-dünyada şampiyon bir boksörün hayatını yaşayan bir sarhoşla karşılaştı Alfred. Sarhoş boksör, herhangi bir neden ya da uyarı iması yapmadan Kurbağa Alfred bey'in burnuna korkunç bir yumruk patlatmıştı. Kurbağacık, belki dünyada hayli zavallı ve korumasız bir varlık, fakat anti dünyada saygın bir finans büyüğü idi. İkinci yumrukta yaşamını yitireceğinden kesinlikle emin olduğu için o da ruhsatlı silahına sarıldı. Boksör Muus'a doğrultarak tabancasını, haykırdı: “Hey,sakın yeniden vurmayı düşünme, tereddütsüz çekerim tetiği.” Gelgelelim Kurbağa Alfred daha sözünü tamamlayamadan ikinci yumruk, başının yanından zemine indi. Kahramanımız, artık şans eseri hayatta kaldığından emindi. Zira, hırsının büyüklüğünden bir an aslına, dev ve katil geyik, at suratlı korkunç hayvan Muus'a dönüşmüştü saldırgan ve de yumruğu küpeşteyi delmişti. Açılan yırtıktan, uzay yelkenlisinin güvertesi itibariyle alt evrenlere ait güneşler gözüküyordu. Bir salisede bu romantik gözlemini tamamlayıveren Alfred, silahını, son, öldürücü vuruşa geçen boksörün gözüne doğru sıktı. Kurşun, Muus boksörün tam gözbebeğinden girmiş, beynini dağıtarak, enseden çıkıvermişti. Ölmüştü saldırgan, fakat yere düşmemiş, kainatlar arası ani ölüm katılığı dolayısıyla, sanki hasmına bir şeyler söylemek amacıyla öne eğilmiş de beklercesine, dinelip kalmıştı. Gözbebeğinden, içerisinde beyin kıymasından oluşan düğül düğül taneciklerin yüzdüğü, pekmezimsi uzay kanı sızıyordu. Kafatasının arka bölümünden kopup sürüklenmiş sarımtırak kemik parçaları döşemeye dağılmıştı, ve bunlar çevreden koşup gelenlerin postallarının altında kırık cam kitleleri gibi, ıslığımsı sesler çıkarıyorlardı. Camla kemik arası kırıkların sürtünmesinden doğan sesler, Alfred'i adeta tahrip etmişti. Bir an baygınlık geçirip, bilincini yitiriverdi.

     Kendine geldiğinde revirdeydi. Uzay boşluğunda, bir su kabında bulduğu fakat bir türlü okumaya fırsat bulamadığı pusulacık hala elindeydi. Alfred kendisine gelirken, revir kapısından da sorgu görevlileri içeri girmekteydiler. Yeniden pusulacığı avucuna gizleyip, ifadesinin rahat alınabilmesi amacıyla yatağından hafifçe doğruldu. Tek bir soru sordu gelenler:

     -“Size saldıran ve burun kemiğinizi handiyse kıran boksör Muus'u öldürdüğünüzü kabul ediyor musunuz?”

    -“Evet”diye yanıtladı Alfred, “onu vurmasam beni öldürecekti!”

    -“Her şey otomatik feza kaydında mevcut” şeklinde yanıtladı

sorgucular Kurbağa Alfred'i ve eklediler,”hakkınızda soruşturma açılmıyor, revirden istediğiniz zaman ayrılabilirsiniz!” 

    İnanılmaz bir sevinçle birlikte, bir canlıyı kasten öldürmüş olmanın,

zorlu dayanılmaz acısını hissetti kurbağa. Fakat onu asıl sarsan mesele bununla kalmamış, sorgu heyeti başkanından tüyler ürperten bir de uyarı almıştı. Kendisine anlatılanlara göre sapık bir feza korsan kümesi, ölü boksör Muus'u yarım saat önce morgdan kaçırmıştı. Bunun tüyleri diken diken etmeye yetecek anlamıysa şuydu: Muus'un kadavrasından yararlanacaktı korsanlar, onun neredeyse tahrip edilmesi olanaksız robotunu imal ederek dünyaya göndereceklerdi. Açıkça şunu hedefleyip, kendilerine eğlence çıkaracaktı korsan küme: Robot Muus, dünyaya gönderilecek, belki bölgesindeki tüm  insanları katlettikten sonraysa, savunmasız Kurbağa Alfred'den ve ailesinden korkunç intikamını alacaktı.

    Bir an için kapıldığı dehşeti yenen kurbağacık, hemencecik elinde gizlediği, üstüne birtakım notlar yazılı kağıda göz atıverdi ; içerikte şunlar yazılıydı:

“O size, şov kadınının hayaliyle yaşamanız için bir fırsat tanımıştı. İçinizde, imgenizde buluştuğunuz kadın temiz kokuyordu, zevkliydi ve insandı; yani başkaları için yaşama ülkünüzü aynen paylaşırdı sizinle. İmgesel güzelle yetinmediniz, nice çabalara, başarılara ve harcamalara imza atıp, gösteri kadınıyla bir hayat kurmayı başardınız. Kadın sırtlanlar gibi pis kokuyor, sırtlanca yaşamak istiyordu: sadece kendisi için ve ne pahasına olursa olsun… Tiksinti tüm yaşamınıza hakim olmuştu artık. Onun nimetini hayal diye teptiniz, fakat, “kadının gerçeği” dediğiniz o yaratığa ulaştığınızda, hayal dahi kalmayıverdi elinizde. Eziyet yolunda nimeti itip, yaşatan hayali; tırmalayan, zayıflatan, çürüten, solucanımsı bir hayatla değişmiştiniz!” 

     

      Yolculuğu, bulduğu bu pusula üzerine kafa yormasına yetecek kadar uzun bir süreyi kapsamamış, handiyse göz açıp kapatıncaya dek yetmiş iki bin alemi aşıp geçmişlerdi. İndiği ilk istasyonda, uzay makasçısı Alfred'e, kainatlardan kurbağacığın memleketinin nasıl algılandığını anlatan bir turistik bildiri sundu: İşte Kurbağa Alfred'in kızgınlıkla okuduğu o bildiri: 

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 13-02-2007 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116191775 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net