18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow DÜŞÜNCELER DÜŞLEDİM
DÜŞÜNCELER DÜŞLEDİM PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 22
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
30-01-2007
DÜŞÜNCELER DÜŞLEDİM

                                                                                                                                    Bilal SÜRGEÇ

      Sait Abi kendisini nasıl tanıtırdı. “Talebeyim” derdi. Bir de anlatmaktan zevk aldığı bir hatırasını naklederdi: Bir toplantıda kendini tanıtan biri “ Ben genel müdür…” bir diğeri “Ben müsteşar…” Tanıtma sırası kendisine gelince “Ben Terzi Sait Çekmegil” toplantıda hazır bulunanla “Estagfirullah!  Estagfirullah!” diye bu tanıtım şekline itiraz ederlermiş. O “terziliğin parası bereketli olur işi 22 yıldır bırakmış durumdayım. Fakat hala terzihaneler kadar arayıcı fikir alışverişi yapabilecek hiçbir sanat yuvası bile düşünemiyorum. ” derdi. O’nun asıl uğraşı alanı düşünceler düşlemekti. Bunu eserinde çok güzel ifade ediyor: 

      “Yorganımın altında, çatı katında… Hyde Park’ta, sokakta Nurnbberg’te Hitleri telin eden parkta, Paris’te Paris camiinde, Mekke-i Mükeremme’de ve Medine-i Münevvere’de… İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da, en çok da Malatya’da… Kimsenin olmadığı küçük hücre mücre gibi yerlerde… Bir de Allah bağışlasın Huzur-ı İlahide. Nerede kendi başıma kaldımsa orada düşündüm düşündüm zikrettim. Bu uğurda ne yoruldum ne de usanç duydum 

 Düşünebilmek için yalnızlığı, düşünebildiklerimi arz etmek ve tenkite açmak için toplumu seçtim.” (Düşünceler Düşledim s.5)   
       Sait Abinin hayatının son yıllarında yazdığı “Düşünceler Düşledim” isimli kitabı, (Agustos 1997) küçük hacimli ancak mana ve fikir bakımından çok değerli baştan sona vecizeleriyle, çarpıcı tespitleriyle dolu bir eserdir.

       O, özellikle Osmanlıların son zamanında başlayan taklitçi, düşünce üretmeyen âlimlerin acıklı hallerini yazdı:”Harp ve Sulh adlı eserin yazarı Tolstoy İslamiyeti öğrenmek için günün hilafet merkezine mektup yazdığı halde cevap alamamışsa, Japon İmparatoru Mikado, milletine İslamiyeti öğretecek âlimleri temin etmek için dönemin halifesine mürecaat ettiği halde koca İstanbul’da tebliğ ferasetini taşıyacak mütefekkir bir bir ilim ehlinin bulunmaması ne acı…”(s 10)  

      “İzim”ler çare mi? “Panislamizm ve panturanizm gibi reçetelerde de. Çünkü İnsanların çoğu ebedi saadeti öne alma ferasetini anlayacak halde değillerdi. Böyle bir hengâmede Bediüzzeman “Dünya için din feda edilemez” diye haykırmıştı.(s11) 

      Karanlığın insanlarının “Aydınlanma Çağı” dediği, Rönesans entellerinin batıl bir dini Allah’ın dini sanarak, dine arka dönüşü, batıyı iyice batırmış, doğunun da aklını karıştırmış bulunuyor.(s 21)

      Düşünmeyen insanın hali nicedir? “Düşünmeyen adm sloganlarla güdülür, düşünen insan yolunu seçmekte hürdür. Düşünen insan muhakkik olur, düşünmeyen mukallit olur.  

      Okumak gözleri satır üzerinde gezdirip durmak değildir. Gazel okumak hiç değildir. Okumak anlamak, anlatmak; duyurmak gibi manalar taşıyor olsa gerek.(s 22) 

      Arnıold Toynbee: “Bir millet için en büyük felaket tarihinin düşmanlar tarafından yazılmasıdır.” Dermiş, doğru. Toynbee bu doğruyu hatırlatıyor. Ya bu tarih tahkiksiz , muhakemesiz; nakilcilikten başka bir şey düşünmeyen dostları tarafından yazılmışsa?...(s 23)  
 

      Hz İsa’ya atfedilen bir söz naklediliyor “Ben ölüleri diriltmekten aciz kalmadım; fakat ahmakları adam etmekten aciz kaldım.”(s 26) 

      Avamın kınaması, havasın susması kalabalıkları ne hale getirmiştir; görülüp üzerinde düşünülmeye değmez mi? Kandil günlerinden, mevlit şenliklerinden başka bir şey bilmeyen dedeler, nineler ve benzerleri çoğunlukla fikir edinmekten kaçan tembellerdir. Prof Dr Hilmi Ziya Ülken “Tenbellik can sıkıntısından ölmektir.”demiş. ya zihin tenbelliği nedir? Ebeden ölüp gitme değil de nedir?  

     Aklını (güzel) kullanmayana yanaşmayanın pislik içerisinde kalacağını Kitab-ı Mübin haber veriyor.(10/100) Hem bu ceza daha dünyada iken veriliyor.( s 29) 

      Sait Abi, müminleri akıllarını kullanmaya, düşünmeye teşvik etmekle geçti. Müslümanları ölçülü olmaya çağırdı. 

  Fıkıhsızlık bir felaketti. Fıkıh konusundaki yazılarında mezhep imamlarının düşüncelerini de sundu “ Mezhep sahibi büyük İmam Ebu Hanife (r.a.) fıkhı şöyle tarif etmiş “Fıkıh ümmetin ittifak ve ihtilaflarını bilmektir.( s43) 

     Medine-i Münevvere’nin büyük fakihi Resulün mescidinde vermiş olduğu bir nutkunda “Resullah’tan başka hiç kimse yok ki, sözü alınır veya reddolunur olmasın”demiş.doğru söylemiş (s 44) 

      “Hz isa’nın doğumundan önce, 485–410 yılları arasında yaşamış protageras “Bir yerde yangın ve ölçüsüzlük varsa, yangını bırakın, ölçüsüzlüğü söndürün” demiş. 

      Terazisi olmayan bakkal, mezrosu olmayan terzi, miyarı olmayan kuyumcu, metresi olmayan tüccar ve kanunnamesi olmayan hâkim nasıl bocalar kalırsa, ölçüsü olmayan insan da zırvalar durur.  

      Çok yaygın, onun bunun kerametine mal edilerek anlatılan bir menkıbe var: Namaz kıllan insanın aklından geçeni bilmek!  Sait Abi Düşünceleri düşledim isimli eserinde, buna benzer birinin nefis bir kritiğini yapmış ”Bir de şunları düşünelim; adam ölçüsünün vahyi ilahi olduğunu söylerken onu anlamaya çalışarak fakih olmaya çalışmışsa kişioğlu ne yapar? Ne yapacak, yer yer saçmalar durur. 

      Mesela vahyen tebliğ edilmiştir: “gaybı Allah’tan başka kimse bilmez.”(27/65) Güya vahye bağlı sığ adam, beğendiği kimseyi büyütmek için bir hikâye uydurarak diyor ki Yavuz Selim, namaz kılarken kendisine selam veren bir zata öfkelenir. Ancak kızılan o zat Yavuz’a mukabil karşı çıkarak:“Siz namaz kılmıyordunuz ki,”Şu duvara bir pencere açtırsam diye düşünüyordunuz.” dedirtiliyor takvim arkalarında. Ancak kritersiz yazar, adamı büyüteyim derken nasıl küçülttüğünün farkına bile varmıyor. Çünkü yukarıdaki ayetten, yani gaybı kalpte geçenleri Allah’tan başka kimsenin bilmeyeceği esas ölçüden gafildir.” (s 63-64) 

      Düşüncenin yolunu saptıran panteist “ Vahdet-i Vücutçular” nerede, fikrin ufkunu daima açık tutan Rabbaniler nerede? Bir enel Hak” diyen Hallaçlara bir de “Enel Abd” diyen Ebu Hanifelere bak.” (s 69)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116192368 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net