18-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow BAYRAKLAŞMAK...
BAYRAKLAŞMAK... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 34
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
10-01-2007
BAYRAKLAŞMAK

                                                                                            M. Selami ÇEKMEGİL 
      Image   Sayın Başbakan Tayyip bey'in panolarla, Bayrak posterli (yaklaşık sekiz-dokuz yıl önceye varan) çıkışları eski bir yazımı aktüel hale getirmişti. Sayın Başbakan bu bilboardlarda fondaki bayrak motifi önünde "…ayına yıldızına kurban olam…" diyordu izleyen kamuoyuna... Sayın Başbakanın bayrağımızın resimlendirdiği manaya yönelik bu tavrı önemli bir hatırlatmaydı...
      Ne var ki, o tarihlerde güneydoğu'da vaki  müessif örgütsel saldırıyı takib eden günlerde  bayrağımızın küçücük çocukların elinde, sokaklarda, günübirlik ve ayrımcı hissi veren siyasi amaçlar için kulllandırıldığına tanık olmak bize, Bayrağımızın -Milletimizi bütünleştirici- ideal misyonuna yeniden yönelmek ihtiyacını da hissettirmişti...        
***
    
Vaktiyle bu konuya dolaylı olarak temas eden, "Kur'an Mealleri Konusunda Bazı Eleşiriler" başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıma çeşitli çevrelerden pek çok eleştiri gelmişti geçmişte. Gelen o tenkidlerden biri de bu yazının  millet kavramını İslam perspektifinden tanımlarken  bayrağın rolünü fazlaca mübalağa etmişliğimdi. Eleştirmenlerim, bilen bir eda ile, Kur'an'da bayrak kavramının yer almadığını,  bu nedenle İslami fikriyatla meseleye yaklaşırken tanımı bu kelime ile yapmanın yanılgılı olacağını ileri sürmüşlerdi. 
     
      Kanımca, bu bakış tarzı kendisi yanılgılı ve noksanlıkla malul bir üslup taşıyor. Eğer yanılmıyorsam İslam tarihindeki “zahiri ekolü”nün lafızlara (kelimelere) saplantısını anımsatan, ruha ve öze inmeyen noksanlığının zaaf çizgisini yansıtıyordu bu yaklaşım. Ben  o yazımda, -siyaset bilimcilerin ve filozofların, varmak istedikleri hedefe göre millet kavramını eğip bükerek tanımlarını farklılaştırdıklarını ifade ettikten sonra- insanlar arasındaki gönül ve ülkü birliğinin vücut verdiği bu sosyal olguyu, sosyoloji platformunda geçerli hukuki bir espri ile: “bir bayrak ve bir buyruğa tabi olma” bilincindeki insanların oluşturduğu birlik, camia, entite ve vakıa olarak tanımlamıştım, rahmetli Ord.Prof.Dr. Ali Fuat Başgil’e atfen... Tanımlarda herkes için geçerlilik lüzumundan yola çıkarak vardığım bu genel tanımdan sonra Kur’anda da bu kavramın -bu espri içinde- fikren kardeşliklerini ve birlikteliklerini sembol ve irade yönünden tek’e irca etmiş bir camiayı belirlemek için kullandığını ilave etmiştim...

      İşte tam da bu noktada bir kısım eleştirmenlerim bayrak kelimesinin Kur’an’ın neresinde geçtiğini soruyor ve simgelerin sembol olma misyonunu gözden kaçırarak tanımımızın Kur’an’la tutarlı düşmediğini söylemek istiyorlar. Bu, doğru olmayan bir algılama, yanılgılı bir yaklaşımdır:

      Dikkat edilirse Kur’an, Bakara Suresi’nin 135’nci ayetinde: doğru yolda (hanif) olan, müşriklerden oluşmayan milleti tanımlarken Hz. İbrahim’i zikrediyor. Bu çok ilginçtir. Burada Kur’an Hatem-ül Enbiya Resulullah Efendimizi, diğer ulül azim peygamberler Hz.İsa ve Musa’yı değil de Hz.İbrahim’i anıyor. Bu niçin böyledir? Niçin Kur’an Hz.Nuh’un, Hz.İshak’ın, Hz.Hud’un kavminden sözedip, onları, acıklı bir azaptan bahsederek, doğruya gelmeye davet ediyor da, bu peygamber ve ümmetlerinin de mensup olduğu kutlu millet bütünlüğünü Hz.İbrahim’le tarif ediyor?
 
       İşte eleştirilere egemen sorunun can alıcı noktası budur. Bu nokta Hz.İbrahim’in Kur’andaki konumu ve onun tevhidin simgesi, remzi, bayrağı  oluşu ile ilgilidir.. Kur’an, İslam’ın esas karakteristiği olan “tevhid”i (birlemeyi) en fazla Hz. İbrahim kıssalarıyla vermiş; ırk, dil, gelenek gibi tabii olguların dışında –bunları da kuşatmasını murat ettiği– tevhid ülküsünün oluşturduğu millet’in bayrağı olarak da Hz. İbrahim’i sembolleştirmiştir. Bu manada Kur’an, Müslümanlara bir direktif vererek, iradi bir tercihle oluşturulabilecek mensubiyet bilinci içinde, millet birliğinin tevhid ülküsü mihverinde (ekseninde)  oluşturulmasını dercediyor.

      Tabii bu, salt silah zoruyla olacak bir şey değil. Millet silah zoruyla oluşmaz ve oluşturulamaz. Bu iradi bir tercih ve gönül birliği meselesidir. Onun için Kur’an, bu konuda mü’minin gönlüne, aklına ve fikrine hitap ederek “Sen böyle söyle” anlamında bir emir sigasıyla yönlendiriyor ve onları, başkalarının tevhide (birliğe) aykırı farklı millet oluşturma temayüllerinin dışında tutuyor. Ona sembol olarak da tevhid’in (birlemenin) simgesi Hz.İbrahim’i anıyor; milletin tanımında adeta sembole, yani bayrağa yer veriyor.

      Şu halde millet oluşun önemli göstergelerinden biri bayraktır. Bayrak, üzerinde resimlendirdiği mana ile o milletin ruh yapısını ve ülküsel hüviyetini deklare eder. Şayet bu mana tarih boyunca haç (salip) karşısında Müslümanlar’ın alemi olmuş olan hilalle resimlendiriliyorsa İslamsız olarak algılanamaz. Müfrit (aşırı) muterizleri bir yana bırakırsak bu, genel kabul olarak böyledir. Kişilerin indi (herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp,yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan), enfüsi (nesnelerin gerçeğine değil ferdin düşünce ve duygularına dayanan öznel), ifrat ve tefrit  algılamalarını bir yana koyarsak bugün de  bir vakıa olarak hilal, salip’e karşı İslam’ı ve Müslümanlar’ı temsil etmektedir. Tarihi orijini, değişik tatbiklerini ele almaksızın, detaya inen yorumlara önem vermeksizin bunu böyle algılıyoruz. Bu, bugün bir vakıadır. Bugün parça bölük edilmek istenen ve edilmiş ülkelerimizin, her bölgede tezahür eden bayraklarının geneline baksak bile bunun böyleliğini anlarız. Nitekim bugün olduğu gibi  yakın geçmişte de bayraklarımızın müşterek motifi hilal olmuştur.

      Bayrağımızın, zaman zaman içimize dahleden İslam dışı fikirlilerin saldırısına maruz kalması da nitekim bundandır. Bunlar uygun buldukları ortamlarda bayrağımıza yönelik sinsi değişiklik öneriyle Hilal’e karşı tavır koymaktadırlar. Yegane gerekçeleri de “hilal”in taşımış olduğu ve fiilen haiz bulunduğu mana ve espridir. Mithat Paşa ‘nın bayrağımıza haç ekleme düşüncesinde de, eski yıllarda “bilimsel sosyalist” lerin bayrağımızdan hilal’i çıkartma kampanyalarında da hedef, milletimizin hilalin resimlendirdiği İslam’dan başka bir manaya teslimiyetini deklare etme arzularıdır. Bugün buna muvaffak olamayınca müsameremsi tertiplerle bayrağımızın süslediği sahnelerde, İslam’a saldıran palyaçoların hedefi de budur. Onların da sisli hedefleri ”Hilal”in anlamını perdeleyerek, Türk’ü  İslam şerefinden yoksun kılmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

      Ancak umuyor ve sanıyorum ki, bu içgüdü benim milletim için sökmeyecektir. Benim milletim Müslüman olduğu için, gayri İslami hiçbir göstergeyi kendini temsilen bayraklaştırmayacaktır. Aksine, Dünya’ya adalet meşalesi yeniden taşıma yolunda bayraklaşacak ve belki de insanlığa yeni bir umut da oluşturacaktır.

      İşte bu noktada bana eleştiri yöneltenlere dönüyor ve bu anlamı taşıyan bayrağımı çok sevdiğimi belirttikten sonra cevaben şöyle dua ediyorum: Allah hiçbir Müslüman’ı bayraksız bırakmasın, ve bizi de -her zaman  adalet yolunda- insanlık için yeniden bayraklaştırsın.

Yorum
Atıfta bulunduğum yazı:
Yazar selami çekmegil açık 2007-01-10 20:04:15
Yazımın girişinde Eleştiriye maruz kaldığını ifade ettiğim yazı şu idi: 
KAVRAMLARLA OYNAMAK YAHUT KUR'AN MEALLERİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ  
 
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=255&Itemid=52
Bayrak-Arif Nihat Asya
Yazar Melitenli açık 2012-01-07 04:38:35
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,  
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!  
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,  
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.  
 
Sana benim gözümle bakmayanın  
mezarını kazacağım.  
Seni selamlamadan uçan kuşun  
yuvasını bozacağım.  
 
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...  
Gölgende bana da, bana da yer ver !  
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.  
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.  
 
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.  
Kızıllığında ısındık,  
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.  
Gölgene sığındık.  
 
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;  
Barışın güvercini, savaşın kartalı...  
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;  
Senin altında doğdum,  
Senin dibinde öleceğim. 
 
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: 
Yer yüzünde yer beğen ! 
Nereye dikilmek istersen, 
Söyle, seni oraya dikeyim !
Gaga possessed Funny donkey hoof shoes t
Yazar Meekenvetuelt açık 2013-02-23 12:58:43
good !

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-11-2013 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116190946 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net