27-03-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow DÜN, BUGÜN, YARIN
DÜN, BUGÜN, YARIN PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 33
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami Çekmegil   
19-11-2006
DÜN, BUGÜN, YARIN


                                                       M. Selami  Çekmegil

          ImageDün yemeklerimizi "su damı"nda saklamaya çalışırdık, bugün buzdolabı kullanıyoruz. Dün çamaşırı elde; soda, sabun ve kül kullanarak yıkardık, bugün çamaşır makinelerimizde  deterjan yıkıyor onları. Dün yatsı olunca namazı kılar yatağa girerdik, bugün gece namazı kılanlarımız bile gece yarılarına kadar televizyonda canlı yayın izleyerek dünyanın ahvalini anında öğrenmek sevdasında yaşıyor. Dün elde süpürge, evleri süpürerek temizlerken bugün elektrikle "Hover"liyoruz. Bütün bu değişiklikler içinde güzel olanları da yok değil.

            Ama şunu da görelim: dün insanlar arasında kardeşlik vardı, mü'minler birbirini sever, iyilik yolunda işbirliği yapardı. Bugün insanlar adeta birbirine düşman, birbirleri ile boğuşuyorlar, yedi milyon işsizin kol gezdiği ülkede insanlar nerede ise Türk-Kürt diye birbirlerini kırmaya yönlendiriliyorlar. Dün kullandığımız sabun, kül ve soda çevreyi kirletmezdi. Bugün plastik torbalar ve sentetik deterjanlar tabiat katlediliyor. Dün iyi- kötü , namuslu- namussuz , dürüst- hırsız , çalışkan- tenbel, hayalı-utanmaz farkı vardı; bugün herşey birbirine karıştı, namusun ölçüsü kalktı. Dün ülkemize ülkeler katar, adaletimizi ve güzelliklerimizi başka ülkelere ihraç ederdik.; bugün ülkemizde yeni bölünmeler olmasın diye cehdimiz bile yok., adeta başka ülkelerin pisliklerini ithal ediyoruz. Dün insanlığa yardım elini uzatır, cihanı ihya ederdik; bugün elin gavurundan, günümüzü kurtarmak için yardım ve borç dileniyoruz, çocuklarımızın yarınlarını ipotek altına koyuyoruz. Dün içimizde iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir grup bulunurdu.; bugün ,iyiliği- çalışmayı engelleyip, kötülüğe, çalışmadan kazanmaya teşvik veren mekanizmalar çalışıyor. Dünkü "efendilerimiz"(!) "kölelerine" (!) yediğinden yedirir, giydiğinden giydirirdi, ücretlerini alınlarının teri kurumadan hakkıyla öderdi; bugün işçilerimiz hakkını alabilmek için, periyodik fasılalarla, adeta toplumsal savaş veriyorlar.

            Bu manzara hoş değil. Bugünümüz, dünün İspanyası'ndaki Endülüs'ü hatırlatıyor. Tarihin bir eşini görmediği ö muazzam medeniyeti kuran Müslümanların çocuk ve torunları bir dönem gelmiş, çok kötü ruhlu, zalim ve gaddar ama dinamik ve çalışkan Katolik Avrupalılar'ın baskınlarına uğrayarak ülkelerini, medeniyetlerini, camilerini, şereflerini ve hayatlarını kaybetmişlerdi. Bunun sebebi Endülüs halkının, içinde bulundukları refah sebebiyle , gayretsiz, tembel ve umursamaz bir hava içinde yanlış politikalar sonucu (çeşitli grupların) birbirine düşmeleriydi. Bugün Endülüs'ten bize fazla bir hatıra kalmamış, Endülüs barbar Katolikler tarafından hak ile yeksan   edilmiştir. 

                Şimdi yine, bu sefer de Anadolu'da, yüzelli yıldır taarruz altındayız. Ülkelerimizi; Bosna-Hersek'i, Makedonya'yı Yunanistan'ı, Azerbeycan'ı, Türkistan'ı, kısaca dünyamızı kaybettik. Anadolu'muzda, Trakya'mızda, ahlakı, dayanışmayı, adaleti, sevgiyi, kardeşliğimizi, bilincimizi, onurumuzu, kaybettik; kaybettirdiler. Hırsızları bile tahkir edemiyoruz. Bir simit çalan aç ve bi-ilaç yavrunun üstüne hışımla saldırabiliyoruz, ama o çocuğun kanını emen yakışıklı vampirlere ses çıkarmayan politikaları eleştirmiyoruz, o politikaların sistemleştirdiği uygulamaları analiz edemiyoruz. Ya sövüyoruz, ya alkışlıyoruz.

            Tarihte bir bütün olan milletimizi on parçaya böldüler; bir milletimizden on çeşit millet ürettiler. Bunu bile fark edemiyoruz.

            Sanırım bu durum hayra alamet değil. Bu durum "Artık sona mı yaklaştık ne?" diye düşündürmüyor bile. Bu durum ister istemez bana İstiklal Şairimiz, Safahat adlı eseri her evde ilmihal gibi saklanıp devamlı okunası Mehmet Akif'in şu mısralarını çağrıştırıyor:

            "Endülüs tacı elinden alınan bahtı kara,

             Savuşurken o güzel mülkü verip ağyara,

             Tırmanır bir tepenin üstüne etrafa bakar,

             Bırakıp çıktığı cennet gibi zümrüt ovalar,

             Başlar ağlatmaya biçareyi hüngür hüngür,

             Karşıdan valide sultan bunu pek haklı görür,

             Der ki, çarpışmadın erkek gibi düşmanlarla,

             Bari hiç yoksa kadınlar gibi olsun ağla!..."


            Dünden devraldıkları yanlış politikaları bugün düzeltmeye uğraşmayan toplumların yarın ağlamaları kaçınılmazdır demek istiyorum.

            Bize gelince, biz ahiret hesabımızın temiz çıkması için sadece iyi kimselere sahip çıkıp, iyi politikaları alkışlayalım; kötüye çanak tutmayalım. Başkasına zaten gücümüz yetmez ki..

Yorum
Acaba
Yazar Misafir açık 2006-11-24 11:58:08
Düşünüyorum da sayın yazar beş sene önce gidişin daha kötü olduğunu neden hatırlamak istemiyor. sanırım beş sene önceden daha kötü durumda değiliz
Geçmişe özlem
Yazar Misafir açık 2006-11-25 15:37:14
Geçmişe özlem yani nostalji, tahlil edilmesi gereken bir duygudur. İnsan beğendiği herşeyi geçmişe yakıştırmayı seviyor. Belki geleceğin belirsiz, bugününse yarın özlemiyle dolu olmasındandır. Herşey bugünde yaşanıyor olmasına rağmen kimse benimsemiyor. Yarın belirsizdir, geçmiş ise geçmiştir. O halde 'tad' ı bugünde arayalım. Belki hayat daha güzelleşir... 
Raci D.
İŞİMİZ ZOR
Yazar Misafir açık 2006-11-25 21:23:52
Abi sen ne anlatıyorsun,misafir yorumcu ne anlıyor.İşimiz çok zor,ALLAH yar ve yardımcın olsun.M.Nedim Şahingil
İŞİMİZ ZOR
Yazar Misafir açık 2006-11-25 21:24:56
Abi sen ne anlatıyorsun,misafir yorumcu ne anlıyor.İşimiz çok zor,ALLAH yar ve yardımcın olsun.M.Nedim Şahingil
fazla söze ne gerek....
Yazar Misafir açık 2006-11-25 23:32:22
SENE 1967  
 
 
 
 
 
 
Yıllar var ki 
 
Ne kral yurduna hakim  
 
Ne kumandan führer 
 
Ne meclis milletine tercüman 
 
Ne nazır hükumet eder...  
 
Gördüm ki müminler saf saf, 
 
Ama namazda birer birer, 
 
Ne cami toplayıcı artık  
 
Ne imam lider  
 
Böyle olunca manzara  
 
Her ferde teker teker 
 
Farz-ı ayn olur emri bil maruf  
 
Ve nehyi anil münker....  
 
M. Said Çekmegil  
 
(Yarabbi Rahmetini esirgeme ondan)M N Şahingil  
 
 
Teşekkür.
Yazar Misafir açık 2006-11-27 20:37:28
Nedim kardeşimi burada ve beni sahiplenen bir uslupla görmek müthiş sevindirici. Katkısı için yürekten teşekkür sunuyorum. 
M. Selami Çekmegil
Raci beye
Yazar Misafir açık 2006-11-27 20:46:51
Raci Kardeşimizin mülahaları tahlilci ve açıklayıcı; ruhumuzdaki bir gizemi ortaya koyuyor gibi. 
İlk eleştirici misafir kardeşimiz meseleyi güncellemek istiyor ve başka bir perspektifden meseleyi ele alıyor, irdeleyici... Ancak gerçekten sıradan geçici politikaya inmek değil amacım benim; genele yönelmek istiyorum. 
Bana katkıda bulunan bütün dostlara yürekten teşekkürler...
Yazar Misafir açık 2006-11-28 09:43:29
Merhabalar Selami by Ben NURAN yazınızı tekrar tekrar okudum dünden bu güne ne çok şeyler değişimiş değişmeyen bazı şeyler ters etmiş iyilik azanmış kötülük günden güne artıyor tıpkı yüreğimizdeki sevgi duygılarının azandığı gibi üzücü ama gerçek ama sizin gibi insanların varlığı tesenli oluyor inan tüm içtenliğimle söylüyorum yazılarınızı severek okuyorum HOŞÇAKALIN
Yazar Misafir açık 2006-11-28 19:12:04
Sağolun Nuran hanım, takdiriniz bana teşvik oluyor. Eminim Milletimiz kendini kuşatan batıl zincirleri bir şekilde kıracak; boynuna atılı kementlerden kurtulacaktır. Yeniden dünyaya adaletin ne olduğunu tanıtacağız. O zaman "insanlık teslim olacak teslim olduğumuza"  
Selam ve saygı size...  
Selami Çekmegil.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
96096464 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net