20-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
BÜLENT ECEVİT/ ŞİİRLER PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 25
KötüÇok iyi 
Yazar Kriter   
09-11-2006
(Kriter, Şubat 77): 

        BÜLENT ECEVİT/ ŞİİRLER          

            Bir ay önce geçtiğimiz yılda (Aralık 1976) neşredilen bir kitap kapağında "Bülent Ecevit/ Şiirler" diye yeni bir isim görüyoruz. Bu 180 sayfalık kitapta Bülent Ecevit'in şiirleri, şiir çevirileri, ve "SİYASET, ŞİİR VE TASAVVUF" başlığı altında bir tartışma yer almış bulunuyor.

           Bizi bu  kitabın üzerine eğilmeye sevkeden de sayın ozanın – Tasavvuf ve Şiir – bölümü olmuştur. Tasavvufu şiirle işleyen sadece şair Ecevit midir? Şüphesiz ki değil.. Tarih boyunca düz yazı ve konuşmalarla söylenilemeyen deyişler; şiir, fıkra, nükte.. yollarıyla ortaya atılmış, dişe dokunur bir muhalefetle de karşılaşmadan günümüze kadar gelmiştir. Nitekim aktüel Türk ozanlarından Bülent Ecevit'in de bu konuda yazıp kitabında neşrettiği şiirlerden biri şöyledir ve kitaptan öğrendiğimize göre hayli reaksiyona sebep olmuştur :

      "SONRA
Burada bitsin mi hikaye 

Başlasam mı yeniden her şeye  

Yine tanrı mı olsam   

Yaratsam mı kendimi

Ateşle havayla suyla mı

Yalnız eniyle boyuyla mı  

Neyle kursam   

Boş mu versem tanrılığa  

Bir başıma otursam   

Ne ateş ne hava ne su 

Ne en ne boy 

Ne Habil ne Kabil  

Ne soy 

Ne ben ne tanrı " (s.45).

    Leh ve aleyhte yazışmalarla popülarize olan bu şiir, Bülent Ecevit' e göre "tasavvuf türünde…" dir( s.129). Ve diyor ki:  " Çocukluğumdan beri halk şiirimizi, özellikle Yunus Emre'yi, bir ölçüde de büyük ozan Mevlana'yı okuyarak yetiştiğimden, bir bakıma kafam, halkımızın kendi şiirinde oluşturduğu tasavvuf anlayışı içinde yoğrulmuştu." ( s.130) 'Sonra' şiirim de o tasavvuf anlayışı içinde yazılmıştı." (s.130) "(Sonra) şiirimin, Türk tasavvuf anlayışı içinde yazılmış bir şiir olduğunu belirttim. O bakımdan, bu şiiri açıklayabilmek için, Türk tasavvufu üzerinde düşüncülerimi anlatmam gerekir. İslamlığın Türk kafasında ve gönlünde yansıması tasavvuf yoluyla, özellikle tasavvuf şiiri yoluyla olmuştur. Türkün kafasındaki arayışa ve gönlündeki sevgiye İslâm'ın ışığı değince, Türk İslam tasavvufu doğmuştur." ( s.131) diyor ve hemen arkasından da, faziletini, kötü akıbetten sakınan, güzel neticeye koşmaktan alan Müslümanlığı unutarak, ifrat ve tefritlere işaret ederek, yalnız korkuyla beslenen din duygusunu, haklı fakat islamı tenzih etmeyi aklından getirmeden, yeriyor.

     Korkudan değil de sevgiden gücünü alan "Din"den yana olduğunu anlatmak isteyen Ecevit, tespitlerini yer yer gerçekleri de yanına alarak şöyle özetliyor : "Gerçi zaman içinde o 'yol'lar, 'tarikat'lar da korkuyu ve bağnazlığı körükleyip sömürenlerce yozlaştırılmıştır. Kurumlaşmanın kaçınılması zor bir sonucu olan tutuculuk ve bağnazlık, o 'yol'ları, 'tarikat'ları da zamanla köreltip çıkmaza düşürmüştür. 'Yol', 'tarikat' adı üstünde, amaç değildir, araçtır. Ama kurumlaştıkça, tarikatlar, neredeyse, araç olduklarını unutup, amaç görüntüsüne bürünmüşlerdir." 

       Bundan sonra sayın ozan tekrar kendi şiirine dönerek : "Benim 'Sonra' şiirim Türk halk şiirinin erişilmez yüceliği karşısında, iddialı bir şiir değildir, ama halkımızın tasavvuf şiirinin geleneği içindedir. İstismar konusu yapılmak istenen 'Sonra' şiirimdeki 'birlik' anlayışı da, yüzyıllar boyunca bütün halk şiirimizde, tasavvuf edebiyatımızda sürekli işlenen 'birlik'tir. Mevlana'dan ve Yunus'tan aldığım sözler ve dizeler, bunun sayısız örneklerinden ancak bir kaçı." ( s.135) diyor ve ilave ediyor: "Türk İslam tasavvufunu oluşturan nice büyük ozan, yüzyıllar boyunca, benden çok daha güzel dile getirmişler bu düşünceleri, bu iç tartışmayı.."  (s.141) diyor.

      Bu konudaki yazısını bitirirken Mevlana'dan şetçiği şöyleleştirilmiş bir dörtlük de veriyor:

                "Canım tende oldukça Kur'anın kölesiyim                

                "O seçkin Muhammed'in yolunda ölesiyim                

                "Her kim bu sözden başka bir söylerse benden                 

                "Hem ondan üzülürüm hem o sözü diyenden >> (s.141) 

         Bülent Bey bu özlü mısralardaki esas manayı paylaşıyorsa kendisini tebrik gerekir. Ancak ne var ki, yazısının havası Mevlana'nın derin ve güzel manalı bu mısralarıyla birden bire değişeceğini ummaya başlarken, yazık ki  hemen arkasından tekrar önceki temayı işlemeye başlıyor.
         Panteizm'e karşı çıkanlar için -tasavvuf  anlamazlar olduğu yolundaki haksız iddiaların beslediği zanların tutarlı olduğu kanısında olduğundan olacak- diyor ki : "Onun için ben kaygı duymuyorum. 'Görecek göz'ü olmayanlar, 'gemiye girip denize dalmayanlar', 'kapı'yı tutup duranlar' ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, Yunus'ları, Mevlana'ları, Hacı Bektaş'ları, Hacı Bayram'ları, Muhiddin Abdal'ları, Muhiddin Arabi'leri.." anlayanların ve daha nicelerinin  "Türk İslam tasavvufu geleneği içinde" yazmış olduğu bu şiirinin de, onları anladığını sandığı  halk tarafından anlaşılcağını iddia ediyor.( s.142)

   Burada, bilhassa dikkatimizi çeken husus, şairin : " Türk İslam tasavvufunun kabul edemeyeceği bir anlayış." (s.134) dediği anti panteist görüşleri yadırgarken Kur'an-ı Kerim'den de deliller getirmeye çalışmasıdır. Diğer şairlere atfen aldığı ve tezini teyid eder gördüğü parçalar bir tarafa, pagan ve mistik duygulanmalara Kur'an'dan deliller aramak boşuna zorlanmalardan başka ne olabilir ki ? Bülent beyin yanılgısı, olsa olsa pek çoklarının sandığı gibi, ana kaynağa değil de, meşru'ya giderken fıkhi işaretlere dikkatsizlikle yolu şaşıranların mırıldanmalarını doğru sanmasından olsa gerek… 

      Ne olursa olsun, yazar bu eserinde, vahyi esas alan yoldan, farkında olmadan azar azar uzaklaşmışların kolay kolay cevap veremeyeceği bir soru getiriyor ortaya ; anladığımız kadarıyla Sayın Bülent Ecevit  özetle demek istiyor ki : 

       Ey bana karşı çıkanlar! Benim bu şiirimde demek istediklerimi, yüzyılların ötesinden beri diğer birçok şairler de diye gelmiştir. Tasavvuf Edebiyatı tarihi böyleleri; benzerleriyle dolu doludur. Onlara neden sataşmıyorsunuz da bana yüklenip duruyorsunuz ? 

    Şüphesiz ki, sanatın da, ancak vahiy doğrultusunda faydalıya yönelebileceğini ve bilimselliğe ters düşen hiçbir şeyde değer görülmeyeceğini kabullenen bizler, bu sorunun muhatabı değiliz. Onun için biz sadece şu kadarını söyleyelim ki; yüce anlayışa ters düşen bütün zanların tümü de tenkide tabi tutulmalıdır .  Sayın Bülent Ecevit  istiyorsa bunu görüşelim. M.S.  


(kriter, C.1, s.10, Şubat, 1977 den alıntıdır) 

Yorum
İyi ki evliyayım dememiş
Yazar Misafir açık 2006-11-24 12:08:14
İyi ki evliyayım dememiş Bay Ecevit. 
Kriter de ilginç görüntüler veriyor. Eceviti mi övüyor, Mevlanayı mı kötülüyor belli değil... Raci Durcanın yazısı mı doğru Ecevit'in Mevlana alıntısı mı. 
Alara
Dr. Mustafa Erdoğan Sürat üstad'dan
Yazar selami çekmegil açık 2007-01-09 23:32:01
KARAOĞLANLIK DURUMU 
 
Hep genç kalınsa, oyları hiç düşmezdi sırf, 
 
Bizim karaoğlan diyenlerin nezdinde, 
 
Ömür bitene dek güvercinle gezdin de, 
 
Eylendi umuda yolculuk, ucuzuna sarf…  
 
 
Sağlık yerindeyken ak günlerin yetenekli oğlan çocuğu, 
 
Sayılmaya bir kasket bile yeterdi; 
 
Halklara özgürlük derken haşarıdan beterdi, 
 
Yaşlı ölülerin ise ihtiyar gözüküyor çoğu!  
 
 
Siz siz olun, hey özünden övünmeli siyasiler, 
 
Ölümünüzden sonra varlığınızı gülünç kılacak 
 
İsimler, sıfatlar edinmeyin; soğuk ya da sıcak, 
 
Kendinize layık gördüğünüzü, atsak yemez pisiler!  
 
 
açıklama...
Yazar selami çekmegil açık 2007-01-09 23:39:04
Yukarıdaki şiir Prof. Mustafa Erdoğan Sürat beyefendinin önce ingilizce yazıp sonra Türkçeye adapte ettiğini belirttiği M. SAİD' LİSANIYLA TÜRKÇE-İNGİLİZCE ŞİİRLER başlığı altında kitaplaştıracağı şiirler serisinden biridir. Mustafa bey hocamıza çalışmalarında kolaylık ve başarı diliyoruz.  
S.Ç. 
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 07-11-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29461291 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net