18-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)

Bülent ECEVİT'e dair


How Nice to be 
                  remembered...
        (Sesi de açınız lütfen)
Murat Bardakçı'dan: 

Değerli yazar 
Soner YALÇIN sorup: 
Hangi Gerçek diyor!... 











 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow BEŞER ŞAŞAR: ALTAN, DEMİRKENT, TURAN ve...
BEŞER ŞAŞAR: ALTAN, DEMİRKENT, TURAN ve... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Ramazan TOPRAKLI   
11-02-2016
BEŞER ŞAŞAR: ALTAN, DEMİRKENT, TURAN ve ...

                                                                                 Ramazan TOPRAKLI
1   Giriş: 2011 yılı Nisan ayında İkinci Haçlı Seferi; Yalvaç Meydan Muharebesi ve Kaşıkçıbeli Zaferi, Semih Ofset-Ankara adlı kitabı neşrin akabinde Miryokefalon Zaferi’nin kutlamaları münasebetiyle 16-17-18 Eylül (2011) günlerinde üç günlük Hamideli Seyahati (Göller Bölgesi Tarih ve Kültür Varlıkları Bilgi Şöleni) adlı bir faaliyet yaptık. Bilimadamları tarafından Eğirdir, Gelendost, Yalvaç ve Derebucak ilçelerinde yapı- lan dört ayrı oturumda bildiriler sunuldu. Bu seyahate Prof. Dr. Refik Turan, Prof. Dr. Tuncer Baykara, Prof. Dr. Abdülhalûk Çay başta olmak üzere onlarca bilimadamı katıldı.  Isparta Valisi Memduh Oğuz Eğirdir Oturumuna bizzat iştirak ettiler. Pek çok belediye başkanı, yönetici, siyasetçi,
tarihçi, tarih öğretmeni, araştırma görevlisi, üniversiteli bu seyahate katıldı ve görev aldı. Isparta Valiliği, Gazi ve Süleyman Demirel Üniversiteleri ve belediyelerimizin destekleriyle gerçekleştirilen, Hamideli Derneği’nin tertip ettiği bu faaliyette; ilk defa Göller Bölgesi’nde vukûbulan coğrafi değişim gündeme getirildi. Tarihi ticarî ve askerî yol (Kıral Yolu, Kir Yolu, Anayol, Tarik-i Cadde), katılımcılara gösterildi.

Bugünkü Eğridir Gölü, 500 yıl önce Eğridir ve Hoyran olmak üzere iki ayrı göl ve iki göl arasında 15-16 bm uzunluğunda Menderes veya el-Battal adında büyük ve derin bir ırmak vardı. Tarihî anayol, bu ırmağı, iki gölün arasında bulunan Kemer Boğazı’nda; Yenice Köyü Köprüsüyle geçiyordu (438 Nu. MVADI, 1993: 68 ve 314, Yenice Köyü Köprüsü). Yaklaşık 500 sene önce iki göl birleşmiş ve bu ünlü ırmak ve tarihî yol, göl altında kalarak kaybolup gitmişti. Miryokefalon Savaşı da Kemer Boğazı ve devamındaki Yenice Sivrisi’nde vukûbulmuştu (Topraklı, 2010). Menderes’e karışan, ona eşdeğer büyüklükte Marsyas, Bigadiç veya Katarraktes adında suları coşkun bir çay ile ondan daha sonra Menderes’e karışan Orgas adında ikinci bir çay daha vardı (Strabon, 2009: 83 ve Topraklı, 2012: 23 ve 129 Ha. 2).
 
(Likonya’da) büyüğü Koralis, küçüğü Trogitis Gölü olmak üzere iki göl bulunur (Strabon, 2009: 65). “Buheyre-i Kıreli: Beyşehri gölünün şimalinde ol kadar bir gadîrdir. Bir tarafı Karaağaç tarafına vasıl olur” (M. Akif Erdoğru, Beyşehir Sancağı İcmal Defteri, 1988-TTK Belgeler). Bugünkü Beyşehir Gölü de, geçmişte Beyşehir (Trogitis, Miskinin) ve Kıreli (Koralis) olmak üzere iki ayrı göldü. Bu hususu; “Veliy’e (bir ilçeye) gelinir. Burası el-Miskinin Gölü’dür, sonra Hutadi’l-Rakim’e gelinir. Orası 200x200 zira ebadında çukur bir yerdir. Ortasında bir göl vardır” şeklinde İbn Hordazbih (820?-912) de kaydeder (Topraklı, 2013: 165). Burada söz konusu olan el-Miskinin Gölü Beyşehir, ortasında bir göl vardır şeklinde tarif edilen göl ise Kıreli Gölü idi. Eğirdir ve Beyşehir Göllerinin geçmişteki halleri maalesef bugüne kadar bilinemediği için Göller Bölgesi’ndeki tarihi olaylar, doğru olarak yorumlanamamıştı.

Ekteki haritalarda görüleceği gibi Hoyran ve Eğirdir Gölleri, 913 ile 914, Kıreli ve Beyşehir Gölleri ise 1116 ile 1117 rakımları arasında birbirlerinden ayrılmakta veya birleşmektedirler. Haçlıların yürüdüğü yolu iyi takip edilebilmek için, Odon dö Duil’i ve Arundel’in 1834 de Discoveries in Asia Minor adıyla basılmış olan eserini 2013’de Anadolu’da Keşifler adıyla ilk defa kendi imkânlarımızla Türkçeye çevirttik.

Haçlıların Denizli-Acıpayam-Korkuteli-Antalya şeklinde değil, Denizli-Dinar-Uluborlu-Kemer Boğazı-Eğirdir-Karaağaç-Beyşehir-Derebucak-Side şeklinde yürümüş olduklarını iddia ettik. Bu konuda: İkinci Haçlı Seferi; Yalvaç Meydan Muharebesi ve Kaşıkçıbeli Zaferi adlı bir yayın yaptık ve 16-18 Eylül’de yapılan faaliyeti de Hamideli Seyahati adıyla kitaplaştırdık.
 
2   Prof. Dr. Tuncer Baykara Hoca, Yalvaç oturumunda; Odon dö Duil, Koniates, Ransımın, M. Halil Yinanç ve Yılmaz Öztuna’nın eserlerini görmemiş olacak ki, “Böyle bir iddiayı ilk defa duyuyoruz, Haçlılar, Acıpayam-Korkuteli şeklinde yürüdüler” diyerek; naçizin görüşlerine itiraz etti ve Derebucak oturumuna katılmadı. Derebucak-Kaşıkçıbeli Zaferi’nin kazanıldığı yerleri görmeden heyetten ayrıldı ve Yalvaç’tan İzmir’e döndü. O günden beri, tam dört yıldır da aleyhte veya lehte bir makale yazmadı ve sözlü olarak itiraz etmenin dışında bir iş yapmadı. Haber Ajanda’nın Ekim-2010 sayısında Prof. Dr. Refik Turan Hocanın “Anadolu’yu vatan yapan bir savaş: Miryokefalon” makalesi dışında bizim bu çalışmalarımızla ilgili kalem oynatan, bizi tenkit eden bir bilim insanı da çıkmadı. Beşer Şaşar; ilim insanı da hata yapar, yapacaktır da, hata yapmayayım dersen ilim yapamazsın. Ülkemizde batılı bilim insanları da çok hata yaptı. Onların izinden yürüyen birçok bilim insanı Laodikya, Apameya, Alaşehir (Filâdelfiya), Ammûriyye, Keleneus, Yahudi Kalesi, Santabaris, Ankara, Semalu, Brakena (Prakana), Miskinin, Antalya, Tuvena vs. gibi daha onlarca şehrin yerini hatalı yerleştirdi. Biz başkalarını tenkit ederken, daha ziyade kendimizi tenkit ediyoruz. Bizim de birçok hatamız oldu, ama hatamızı fark edince düzeltme yoluna gittik. İkinci Haçlı Seferinde (ilk çalışmamızda) Haçlı- ları, Eğirdir (Laodikya)’e uğratmamak ve Side’den sonra bugünkü Antalya şehrine götürmek gibi iki hata yaptık. Kemer Boğazı’nda vukûbulan (Ransimın’ın -s. 225- Pisidya Antakyası yanındaki nehrin üzerinde bulunan köprüde olduğunu söylediği) savaştan sonra Haçlıların, Eğirdir’e uğradıklarını ve Satalie (Antalya) denilen şehrin Side veya Eski Antalya olduğunu bilâhare fark ettik. 438 Nu. MVADI’de de birçok yer adının yanlış okunduğuna şahit olduk. Firigos mezrası hatalı olarak Frenkeş, Limen-gömü veya Limenkome karyesi Melen-gömü olarak okunmuştu. Bir Hoca, Firigos Boğazı adını Karbekos (?) Boğazı okumuştu. Kısaca herkes hata yapabiliyor. Hata yapma korkusuyla çalışmalar durdurulmamalıydı. Esengazi belini, Derebucak Gencek yerine Sütçüler Kesme yakınında göstermiş, Marsyas suyunu doğrudan Menderes’e bağlayacakken önce Orgas’a, onu da Menderes’e bağlamış, Strabon’u okuyunca hatamızı fark etmiştik. İskender’i Uluborlu-Şarkikaraağaç istikametinde yürütecekken tersini yapmıştık (Topraklı, 2011:Hamideli Seyahati 15-27, 119-148). Bazı arkadaşlar, “Kelâmın i’mâli ihmalinden evlâdır” diyerek bizi yazmaya teşvik ettiler. Çalışmalarımız esnasında; bin metre şeklindeki uzunluk ölçüsünü, (km) yerine (bm) olarak ifade ediyoruz. Biz, uzunluk ölçüsü olarak metreyi batıdan aldık, ama bin manasına gelen kiloyu almadık. Türkçe olan bin, üç harfli ve tek heceli olduğu halde yabancı bir kelime olan kilo, dört harfli ve iki hecelidir. Yabancı isimleri de Türkçe telâffuz edildiği gibi yazmalıyız. Kısaltmalarda ve bir defaya mahsus olmak üzere tırnak içerisinde kendi dilinde vererek işi halletmeliyiz. Bu girişten sonra İkinci Haçlı Seferi’nde Haçlı heyetinin hangi yollardan yürüdüğü konusuna geçebiliriz. İkinci Haçlı Seferi Bizi İkinci Haçlı Seferi konusunda çalışmaya sevk eden husus, Rahmetli Öztuna’nın söz konusu ettiği “Yalvaç Meydan Muharebesi” ifadeleridir (Öztuna, 1977: 444). Hâlbuki Öztuna’nın dışındaki bütün tarihçiler; Turan, Demirkent, Altan ve diğerleri Haçlı heyetini, Denizli-Acıpayam-Korkuteli üzerinden Antalya’ya götürürler. Haçlı heyetinin Şubat başında Antalya’ya vardığı (Ransimın, 1987: 226) ifade edilmesine rağmen Ebru Altan, 20 Ocak’ta vardı şeklinde bir düzeltme yaparak (Altan, 2003: 93, açık. 266), “Haçlıların 20 Ocak’ta Antalya’ya vardığı hesap edilir” diye 20 Ocak tarihini herkese şamil kılar. Altan, kitabında Odon’dan nakille; kaçmayı başarabilen Türklerin Roma’ya ait küçük bir şehir olan Antakya kalesine sığındıklarını (Altan, 2003: 85), Ransimın ve diğerlerinden nakille de; 1 Ocak 1148 tarihinde Pisidia Antakyası yakınında nehri geçmeye çalışan Haçlılar ile Türkler arasında bir savaş meydana geldiğini söyler (Altan, 2003: 83). Fakat Antakya’nın Yalvaç olabileceğine hiç ihtimal vermez. Hâlbuki bu şehri Odon, yakınımızda imparatora ait küçük bir şehir vardı, adı Küçük Antakya (Antióchette) idi (Topraklı, 2011: 79, 100) şeklinde verir. Altan, Haçlı heyetinin Denizli-Korkuteli-Antalya şeklinde yürüdüğünden o kadar emindir ki, bir an bile, Haçlı heyetinin Yalvaç yakınlarından geçmiş olabileceğini düşünmez. Altan’ı böyle düşünmeye sevk eden husus, Turan ve Demirkent gibi tarihçiler olmalıdır (Turan, 1998: 185, 3 Kinnamos, 2001: Harita)
 
3).   Sayın Altan, Acıpayam-Denizli arasında; Honaz dağı, Kazıkbeli mevkiinde Türklerle Haçlıların bir savaş yaptığını söyler (Altan, 2003: 86, 93, açık. 226). Demirkent, Uluborlu’nun Roma’da kaldığı düşüncesiyle Türk-Roma hududunu Harita 3’de görüldüğü gibi Eğirdir Gölü’nden geçirirken Altan ise Odon’un “Bizim gittiğimiz yol, Türklerle Romalılar arasında sınırı oluşturuyordu” ifadesine dayanmış olmalı ki; Türk-Roma hududunu Denizli-Honaz’dan geçirir (Altan, 2003: Harita 1, 2, 3). Hâlbuki 1120 yılında Uluborlu Türklerin elinden çıkmıştı. 1146 Antlaşmasından sonra da, ta 1182 yılına kadar Kemer Boğazı ile Hoyran ve Eğirdir Gölleri arasındaki el-Battal nehri, Türk-Roma hududu olarak kalmıştı. Küçük Antakya denilen şehir Yalvaç idi. Yalvaç, Küçük Firikya bölgesinde bulunduğu için Küçük Antakya olarak anılıyordu. Eğirdir (Deguignes, 1976: 1115, Süleyman Şükrü, 2013: 11, 13)’de Firikya’da, (Süleyman Şükrü, 2013: 33)’de Fricyatü’s-sagîr’de gösterilir. Pisidia şeklindeki adlandırma yanlış idi. Strabon, Yalvaç’ın Pisidia hududunda fakat Firikya’da olduğunu kaydeder (Strabon, 2009: 82). Haçlılar, Kemer Boğazı’nda vukûbulan savaştan sonra Türk-Roma hududu üzerinde yürüyerek üç günde Eğirdir (Laodikya)’e vardılar (Topraklı, Tem. 2015: 56-71). Önlerinde, kıyıları çok çamurlu olduğu için güçlükle geçilebilen ve birbirlerinden pek uzak olmayan iki nehir vardı (Altan, 2003: 92) ifadesi Odon’da; “Yolumuz üzerinde aralarında bir millik mesafe bulunan iki ırmakla karşılaştık. Etrafındaki bataklık nedeniyle ırmakları geçmek zordu. Birinci ırmağı geçtikten sonra, kıyıda ordunun son saflarının gelmesini bekledik ve bu zaman zarfında çamura batan yük hayvanlarını kurtarmaya çalışıyorduk. Nihayet son şövalyeler ve piyadeler birbirlerini cesurca savunarak neredeyse düşmanlarla karışık bir vaziyette ırmağı geçtiler. Daha sonra ikinci ırmağa doğru yöneldik, iki kayanın arasından geçmek zorundaydık. (…) Türkler diğerine tırmandılar ve başlıklarını başlarından çıkarıp ayaklarının altına aldılar” (Topraklı, 2011: 84) şeklinde verilmektedir. İşte biz bu ifadeleri görünce; Öztuna’nın haklı olduğuna hükmetmiştik. Söz konusu iki ırmaktan birisi, iki göl arasında akan ve Türklerle-Rumlar arasında sınır teşkil eden Menderes veya el-Battal, diğeri ise Menderes’e eşdeğer büyüklükte Herodotos’da Katarraktes, Ksenofon’da Marsyas geçen ve Çirişli dağının güney eteklerinden doğarak Menderes’e karışan ırmaktı. Koniates’te Marsyas ve suları coşkun çay, Osmanlı Şer’iye sicilinde Bigadiç çayı olarak geçen ve hâlâ bugün görülebilen su, işte bu sudur. (Topraklı, 2011: 132, Ha. 6 ve Topraklı, Tem. 2015: 22, Har. 1). Böylesine savaşlarla çelikleşmiş olarak İtalya'nın çocukları Kudüs yolunda yürüdüler; Bizans devletinin sınırlarını aşarak Yukarı Firikya'ya ve oradan Likonya ve Pisidya yoluyla Colesuriye (Çukurova)'ye gelip burasını işgal ettiler (Koniates, 1995: 49). Yukarı Firikya’nın Eğirdir, Yalvaç, Gelendost ve Şarkikaraağaç civarı olduğu çok açıktır. Sultan dağları, Gölcük Dağları ve Anamas Dağları ile çevrili bu bölge, Denizli istikâmetinden gelen birisi için Yukarı Firikya, Eskişehir ve Afyon tarafından gelen birisi için de Küçük Firikya idi. 1097 Temmuz’unda Türklerin mağlubiyeti üzerine Haçlıların zaptettiği Yalvaç, Lesser (daha küçük) Firikya veya Küçük Firikya’da gösterilir (Topraklı, 2011: 1). Likonya ise Beyşehir Gölü civarıdır. Kemer Boğazı’nda vukûbulan savaşı Koniates, çok teferruatlı verir. Kemer Boğazı coğrafyasını tarif eder ve Menderes üzerinde bir gemi (kayık) de görülmüyordu der (Koniates, 1995: 45). Büyük Menderes üzerinde gemi çalışmadığı halde Hoyran ve Eğirdir Gölleri arasındaki Menderes üzerinde gemiler çalışmış olduğundan 994 Nu. 1501 tarihli TTD’nde Afşar kazasına tâbi Maziye köyünde; Frigos Boğazı’nda gemi hâsılından 500 akçe gelir elde edilmiştir. Lui (Louis), birkaç gün nehir sahilini takip ettikten sonra ordusunu karşı yakaya geçirmeye karar verdi (Yinanç, 2013: 269). Uluborlu üzerinden Kemer Boğazı’na gelen kıral, karşı kıyıyı, Türklerin tuttuğunu görünce başka bir geçit arar. Boğazın yaklaşık 12 bm Eğirdir tarafında; Menderes üzerinde; Barla ve Limenopolis şehirlerini Gelendost’a bağlayan; savaş zamanlarında kaldırılan, barış zamanlarında konulan bir köprü vardır (Vittek, 1944: 2). Bu köprünün kaldırıldığını gören kıral, iki gün kaybederek Kemer Boğazı’na dö- ner ve Yenice Köyü Köprüsünden geçmeye karar verir. Söz konusu kaldırılıp-konulan köprü Koniates’te; “Leimmokheir üzerine yürüdüler. Eskiden burada Menderes bir köprüden geçilirdi” (Koniates, 1995: 134) şeklinde verilir. Leimmokheir, göl altında kalan ve hâlâ adı, İlama (Bağören) olarak yaşayan Limenopolis idi. 4 Kıral, tekrar onların geri dönerek hücum etmelerinden telâş ettiğinden ordusunun bir kısmıyla nehrin beriki sahilinde müdafaaya memur kılarak kuva-yı külliyesiyle nehri mürur etti. Karşı taraftaki Türk ordusu nehrin sahilini tutarak Fransızları karaya bırakmamaya çalışıyorlardı (Yinanç, 2013: 270). Bu ifadede iki nehir söz konusudur. Mürur edilen nehir Menderes, Türk ordusunun tuttuğu nehir ise Marsyas veya Bigadiç çayıdır. Art arda iki nehir olmaz ise Yinanç’ın Löbo (Lebeau)’dan aldığı ifadeyi anlamak kabil olmaz. İşte bu iki nehir, Odon’un söz ettiği aralarında bir mil kadar mesafe olan iki nehir olup Kemer Boğazı’nın 1148 yılının Ocak ayındaki hâlini tasvir etmektedir. (Marsyas veya Bigadiç çayı üzerinde) iki ordu arasında şiddetli bir muharebe vukua geldi. Fransızlar Türklere kati bir taarruz icra ederek ric’ate mecbur eylediler. Lui bunun üzerine Denizli üzerine yürüdü. (…) Kıral buradan (Lâdik, Laodikya) hareket ederek Konya yolunu tutturdu (Yinanç, 2013: 270). Lui, halkın bugün için Kir veya Kira Yolu dediği Türk-Roma sınırındaki Anayolu ve Eğirdir Gölü’nün doğu sahillerini takip ederek Eğirdir’e gelmiştir. Çünkü burada söz konusu olan Lâdik Denizli değil, Eğirdir’dir. Türklerle anlaşan Lâdik (Eğirdir) halkının dağlara kaçtığını gören kıral, iki gün kaybetmiş olarak Konya’ya doğru yola çıktı. Haçlılar İzmir, Efes, Denizli (Lâdik), Dinar, Uluborlu, Kemer Boğazı, Eğirdir (Lâdik), Gelendost, Şarkikaraağaç, Beyşehir üzeri Derebucak’a geldi. Kaşıkçıbeli’nde büyük bir darbe yiyen Haçlılar, İbradı üzerinden Şubat başında Side (Satalie)’ye vardılar (Topraklı, 2011: 60). Sonuç Denizli-Korkuteli şeklinde yürüyen Haçlı heyeti, hiçbir zaman Bizans devletinin sınırlarını aşmaz. Hâlbuki Denizli-Uluborlu-Gelendost şeklinde yürüyen bir Haçlı heyeti, Kemer Boğazı; Menderes nehri üzerinde bulunan köprüden itibaren Roma sınırlarını aşarak Türk topraklarına girer. Buna göre Haçlı heyeti, Acıpayam-Korkuteli-Antalya şeklinde değil, Uluborlu-Kemer Boğazı Gelendost yakınından Eğirdir'e, oradan da Konya yolunu tutturarak (Yinanç: 2013: 270) Gelendost-Şarkikaraağaç (Yukarı Firikya)- Beyşehir (Likonya)-Derebucak-İbradı (Pisidya) şeklinde yürüyerek Side (Satalie veya Eski Antalya)'ye gelmiş- lerdir. Prof. Dr. Tuncer Baykara’nın bu malûmattan hiç haberinin olmadığı anlaşılıyor. İkinci Haçlı Seferinde Kıral 7. Lui’nin uğradığı şehirleri ve şehirlere uğrama tarihlerini tekrar görelim. 1 Kasım 1147 İznik, 11 Kasım Balıkesir, Edremit, Bergama ve İzmir, 23-27 Aralık Efes (Selçuk), 4 Ocak 1148 Denizli, 13 Ocak Kemer Boğazı, 14-15 Ocak Barla önlerinde geçit arama. 16 Ocak Kemer Boğazı’nda Yalvaç Meydan Muharebesi, 19 Ocak Eğirdir (Lâdik)’e varış, 20 Ocak Eğirdir’de yiyecek arama ve Eğirdir’den Konya’ya doğru hareket, 27 Ocak Beyşehir, 29 Ocak Kaşıkçibeli Zaferi ve 1 Şubat 1148 Side (Satalie). Böylece Haçlıların Şubat başında Side (Eski Antalya)’ye vardıkları görülür. Kâzım Yaşar Kopraman Hoca, arkamızdan iteni, önümüzden çekeni görmediği için olacak, aceleci oluşumuzu hep tenkit eder. Ne yapalım; Tembel dilenci akşamüzeri dilenmeye başlarmış. 2005’ten beri, Göller Bölgesi’nin tarihî coğrafyası üzerinde çalışıyoruz. Her şehrimizde asgari bir üniversitenin bulunduğu şu günümüzde; eskiler göçüp gitmeden, canlı tarihler az da olsa henüz hayatta iken, yer adlarımızın, Üniversiteler tarafından hikâyeleriyle birlikte kayıt altına alınmasını rica ediyoruz.
_______________
1 Yüksek Mühendis, 2 Prof. Dr. Tuncer Baykara, Prof. Dr. Abdülhalûk Çay, Prof. Dr. Refik Turan, Prof. Dr. İlhan Erdem, Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Prof. Dr. Bayram Ürekli, Prof. Dr. Özbay Güven, Doç. Dr. Uğur Ünal, Doç. Dr. Güray Kırpık, Doç. Dr. Süleyman Seydi, Yrd. Doç. Dr. Muzeffer Ürekli, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Bakır, Yrd. Doç. Dr. Fatih Erkoçoğlu, Yrd. Doç. Dr. Tülay Metin, Yrd. Doç. Dr. Halil Göde, Yrd. Doç. Dr. Ümit Akça ve Dr. Ahmet Cebeci
______________
KAYNAKLAR Altan, Ebru (2003): İkinci Haçlı Seferi (1147-1148), Türk Tarih Kurumu (TTK)-Ankara Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü (1993): 438 Nu. Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri I-Ankara Deguignes, Josef (1976): Büyük Türkiye Tarihi, Cilt 4, Çev. Alpay, S., Komisyon, Türk Kültür Yay.-İstanbul Erdoğru, M. Akif (1988): Beyşehir Sancağı İcmal Defteri, Belgeler, Türk Tarih Kurumu-Ankara Khoniates, Niketas (1995): Historia, Çev.: Işıltan, Fikret, Türk Tarih Kurumu (TTK)-Ankara Kinnamos, Ioannes (2001): Ioannes Kinnamos’un Historia’sı, Yayına Haz.: Demirkent, Işın, TTK-Ankara Ksenofon (Ksenophon) (2011): Anabasis: Onbinlerin Dönüşü, Çev. Oğuz Yarlığaş, Kabalcı-İstanbul Ramsay, W. M. (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çev. Pektaş, Mihri, MEB-İstanbul Ransimın (Runciman), St. (1987): Haçlı Seferleri Tarihi 1100-1187, 2. Cilt, terc. Işıltan, F. TTK-Ankara Öztuna, Yılmaz (1977): Büyük Türkiye Tarihi I, Ötüken Yayını-İstanbul 5 Strabon (2009): Antik Anadolu Coğrafyası, Çev. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yay.-İstanbul Süleyman Şükrü (S.Ş) (2013): Seyahatü’l-Kübra, Yay. Haz. Hasan Mert, Türk Tarih Kurumu-Ankara Topraklı, Ramazan (2010): Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı, Semih Ofset-Ankara Topraklı, Ramazan (2011a): Yalvaç Meydan Muharebesi ve Kaşıkçıbeli Zaferi, Semih Ofset-Ankara Topraklı, Ramazan (2011b): Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı, 2. Bsk. Semih Ofset-Ankara Topraklı, Ramazan (2012): Yol ve Tarih, Semih Ofset-Ankara Topraklı, Ramazan (2013): Hicrî 541 / 1146 Sütkuyusu Baskını ve Ammûriye, Sistem Ofset-Ankara Turan, Osman (1998): Selçuklular Zamanında Türkiye, 6. Baskı, Boğaziçi Yayınları-İstanbul Vittek (Wittek), Pol (Paul) (1944): Menteşe Beyliği, Çev., Gökyay, O. Ş., Türk Tarih Kurumu (TTK)-Ankara Yinanç, M. Halil (2013): Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri, I. Cilt, Yay. Haz. Yinanç, Refet, TTK-Ankara Makaleler Topraklı, Ramazan (2011): Bugünlere Nasıl Gelindi, Hamideli Seyahati, s.15-28, Semih Ofset-Ankara Topraklı, Ramazan (Ara. 2013): Son Çalışmalar, Hamideli Tarih 01, s. 42-55, Sistem Ofset-Ankara Topraklı, Ramazan (Tem. 2015): Alaşehir ve Lâdik Neresi? Hamideli Tarih 02: 56-71, Sistem Ofset-Ankara Kısaltma: (bm): Bin metre demektir. Rakım 916 Rakım 913 Rakım 912 Rakım 911 Rakım 910 Rakım 916 Rakım 913 Rakım 911 Rakım 910 Rakım 909 1530-1614 tarihleri arası; Hoyran (Aurokran) ve Eğirdir (Pazgusi) Göllerinin nasıl birleştiğini gösterir haritadır. Beyşehir Gölü’nün rakımı 1121’den 1116’ya düşürülürse solda olduğu gibi gölün ikiye

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 11-02-2016 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29403791 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net