27-03-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow MIRILDANILMIŞ YAZI DENEMELERİ 1 (HAYALİMDEKİ İNSAN:BEN)
MIRILDANILMIŞ YAZI DENEMELERİ 1 (HAYALİMDEKİ İNSAN:BEN) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 18
KötüÇok iyi 
Yazar DEMİR BATU   
15-10-2006
    MIRILDANILMIŞ YAZI DENEMELERİ 1    (HAYALİMDEKİ İNSAN:BEN) 
 

    Image“Kim kendini bildi o Rabbini bildi çünkü insan kendini tanıdığı oranda Rabbini tanır.” 

      Bilinmezin çekiciliğinin ve merakının izini sürmek müthiş bir haz veriyor olmalı insana.Çünkü bilme arzusu insanoğlunun yeri geldiğinde uğruna canından vazgeçtiği bir uzun yolculuğun 5 boyutlu yansıması.Kimileri bu yaşadıklarına doğumdan ölüme kadar olan süreç içerisinde inşa edilen içselliğin fikir suretinde bilinç üstüne çıkması ve bu buudda kendini tanıma uğraşısı diyor.Kısmen de olsa doğru bir yaklaşım.Ancak kişinin sadece iç benliğine dönerek kısır bir döngüde hareketi, bilme ve sonuca ulaşma isteğinin önünde büyük bir set oluşturacaktır.İnsanın kendini tanıması hem iç hem de dış dünyasıyla yaptığı provalarının,kümilatif tecrübesine etkisiyle gerçekleşecektir. 

      Kimileri de iç benliğinin sıkıcı yolculuğunun dayanılmaz ağırlığına karşı durarak tamamen dışa dönük bir hayat çizgisinde ilerleme gayreti içerisindeler.Ama zahiri gözlerin kapalı olduğu, yerine göre bir çöplük ve yerine göre de bir derya olan bu derin diyarda batini gözleri açma uğraşısının hiç de kolay olmadığı gerçeğiyle elbet yüzyüze geleceklerdir.Çünkü için ve dışın ilk bakışta belli olmayan görünmez bağlarının sağlamlığı insanın hem içe hem de dışa hak ettiği değeri dengeli bir şekilde vermesiyle paralel orantılı. 

          İşte bedeni faaliyetlerimiz bu nokta-i nazardan bakıldığında işin dışa dönük tarafını temsil ediyor.Beden ve ruh motivasyonu gerçekten temel direğimiz.Tabi ki beden faaliyetlerimizin çeşitliliği bedenin içine sıkıştırılmış tabiri caizse bir talim terbiyeden geçen ruha kazandırmış olduğumuz işlevsellikle alakalıdır.Ruhun ömür boyu kazanmış olduğu ve bedeni doğrudan etkileyen; başta sıkıştığı bedenle yaptığı onu esir almakla kazandığı bu savaşı, insanın ebediyetinin nasıl tezahür edeceğine karar vermektedir.


    Çünkü ruhun dayanılmaz enerjisi kanalize olmayı bekleyen bir nehir kaynağı gibidir.Onu bu kanala sevk eden şey ise kaçınılmaz olan arayışıdır. 

          İdeal bir yaşantı ruh ve beden zıtlığının muharebesinde saklı ve bu muharebenin sürekliliğinde…Hayatımız bu koridorda ruhumuzu ve bedenimizi tanımakla geçmektedir.Her ne kadar bunun farkında olalım ya da olmayalım.Daha ufak bir çocukken evreni incelemeye başladık.Ama bunu yaparken etrafımızdaki eşyalarla bir farkımızın olmadığı içgüdüsüyle hareket ediyorduk.Fakat yaş 4-5 olduğunda bu ince ama önemli ayrıntının farkına vardığımızda ise artık içselliğin gelişim süreci başlamış oluyordu.Zaten dış alemin tanınması ve varlıklar içerinde farklı olduğun duygusu seni bu doğal süreç içerisine sokmaktaydı.Ama önemli olan bir şey daha artık hayatını süslemektedir.Neydi o farklı olan ve artık çevrendeki bütün varlıklardan hatta insanların birliği içerisinde seni tek yapan şey? O zaman bunu hissediyordun ama anlatamıyordun çünkü bu şey seninle O’nun arasındaki görünmez bir bağlantıydı.Belki de bu hayallerinde saklıydı ve bunu resimlerinde ya da rüyalarında görmek mümkündü ama anlamak…? İşte burada bilmediğin bir cizginin varlığını, hayatında hiç görmediğin bir yaratık görmüşçesine hayretle keşfediyorsun.Bunu görüyorsun, biliyorsun ama anlayamıyorsun.İşte bu şey bilmekle anlamak arasında ufak bir noktaya sıkışmış öylece duruyor.Sadece ama sadece kimseyle paylaşamadığın, toplumun dogmalarından korktuğun için paylaşamadığın hayallerinde saklıyorsun bunu.Belki de yaşın ilerledikçe kapıldığın bu anlatılamaz duygu yumağının ucunu tutabileceğini zannediyorsun ama her şeyin zamana münafi olduğu gerçeği seni daha da heyecanlandırıyor.Aslında zaman kavramını irdeliyorsun belki de  bu yaptıklarınla. Ama karşına zamanın, senin ve etrafındaki bütün varlıkların hareketlerinin bir sıralanışından, bu sıralanışın başlamasıyla ortaya çıkan hatta yaratılmış bir varlık olduğu düşüncesi seni sarıyor. Ama bu seni daha da çıkmaza sürükleyen kendini bir düşünce sistematiğinin içinde bulmanı sağlayacak kapıya çıkarken karşılaştığın basamaklardan sadece biri. 

          Aslında, zaten hapsolduğun bu keşmekişin içerisinde hem derinleşmek isteyeceksin hem de istemeyeceksin.İşte bunun sebebi olaylara içerden mi dışardan mı bakmak istediğinin kararını verememen.Aslında ruhunun boyutlarını tam olarak algılayamaman belki de.

    Yaş ilerledikçe içinde bulunduğun ortamların bedeninin ve ruhunun şekillenmesinde ne kadar muazzam bir rol oynadığını anlıyorsun.İnsanlar arasındaki rolünü tabi ki sen kısmen belirliyorsun ama aslında kendini o zamana kadar ne kadar tanıdığın gerçeği bunda esas baş rolü oynuyor. 

          Gençlik çağların küçüklükte başlayan hayallerinin o bildiğin ama anlatamadığın şeyleri nasıl tarif edebileceğin düşüncesine sıkışıp kalıyor bir dönem.Bu sıkışıklık içerisinde bocalayıp duruyorsun.Arayışının hat safhaya çıktığını ister bunun farkında olarak biliyorsun ister farkında olmadan sadece hissediyor ama cevaplayamıyorsun.Artık kainatı ve kendini tanıma zamanın gelmiştir.Ama bunu yaparken içten dışa doğru mu dıştan içe doğru mu bir seyir izleyeceğin konusunda kararsızlık seni iyiden iyiye sarmaktadır. İşte bu an rehber ihtiyacı kaçınılmaz olur.

       Bu zamana kadar bütün yaşanılanlara ve yaşadıklarına sadece kendi pencerenden baktığın sonucuna varıyorsun.Ama daha önceden fıtratına yerleştirilmiş, adeta saatli bomba gibi büyük bir patlamayla ortaya çıkacakları, fırtına yaklaşırken ,fırtınayı; süzülmek, kopmak için can atan , dakikalar sayan, sanki yüzyıllık bir çınar yaprağının sabırsızlığıyla bekliyorsun. Çünkü bu normal bir arayış değil. Sende bir emaneti bulunan ama vereni hatırlayamadığın, tam olarak çıkaramadığın birinden aldığın bir emanet…İşte Onu arıyorsun. Sanki nereye baksan Ondan bir lahza hatırlıyorsun. Sana neden hayatta olduğunu soran bir ses sürekli kulağında çınlıyor, kalbini ağrıtıyor, aklını başından alıyor.Soruların sayısı gün geçtikçe artıyor, tahamül edilemez bir nokta…Sonrasında?... 

          Bazen aracın varılacak hedef kadar değerli olduğunu yakinen anlıyorsun. Tüm yaşantını düzenleyecek bu araç için araştırmalara başlıyorsun. Çünkü seni çeken kaynağa doğru gitmek için, nasıl bir araç seçeceğin kaynak kadar değerli değil ama bi o kadar önemli. Çevreni sorguluyor, insanları ve fikirlerini inceliyorsun. Herkesin aynı kaynaktan beslendiğini biliyorsun ama bunun farkında olan ve arayışını buna göre tanzim etmiş, rehberini bulmuşlardan olmak istiyorsun. Enerjinin çekim alanının oluşturduğu kanallardan birine girmenin başka ne gibi kıstasları var ki? Bu kıstasların toplandığı enerjinin söze ve yazıya dönüşerek tecessüm ettiği, sürekli gördüğün, duyduğun, o enerjinin gölgesi hükmündeki bir kitap seni çekiyor.  

      “Oku, yaradan Rabbinin adıyla! O insanı bir alaktan yarattı. Oku, O keremine nihayet olmayan Rabbindir. Kalem ile öğreten de! O insana bilmediği şeyleri öğretti.”(Alak 1-5) 

      “Ve Adem’e bütün isimleri öğretti”(Bakara 31) 

        “Gözler onu fark edip kavrayamaz. Oysa ki O, gözleri görür / bilir. O Latif’tir, lütfu çok olduğu halde kendisi görülemez; Habir’dir, herşeyden haberdardır.” (ENAM 103) 

     “Biz bir şeyi dilediğimizde, onun hakkında söyleyeceğimiz söz, “ol” demekten ibarettir; o hemen oluverir.” (Nahl 40) 

     Bu sözler yaradanı ve yaradılışı tarif ediyor sana. Bunlar gibi daha bir çok kelam alemlerin Rabbin i anlatıyor. Hem de kendi ağzından. Gücünün sınırlarının kavranmazlığını ama tarifini anlatıyor.

     Şunu bilmen gerekiyor ki , Yaradan’ın kendini tanımanı istiyor. Çünkü kendini tanımanın Kendisini “tanımak” la neticeleneceğini biliyor.

     Dolayısıyla rehberin ve ortamın sınırlarını da  bu şekilde çiziyor. Sana kendini tanımanda dolayısıyla Rabbini tanımanda yardımcı olacak bir ortamın ne denli önemli olduğunun altını çizerek gösteriyor.Aklını ve kalbini bir doğrultuya kanalize ederek Kainatın sır perdelerini biraz olsun aralamak mı istiyorsun işte en birinci koşul; bir rehber bul! 

      DEMİR-BATU

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 15-10-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
96096893 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net