18-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)

Bülent ECEVİT'e dair


How Nice to be 
                  remembered...
        (Sesi de açınız lütfen)
Murat Bardakçı'dan: 

Değerli yazar 
Soner YALÇIN sorup: 
Hangi Gerçek diyor!... 











 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Bir Avrupa Gezisi(3): NİJMEGEN
Bir Avrupa Gezisi(3): NİJMEGEN PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
20-09-2015

NİJMEGEN

                                                            Bilal SÜRGEÇ

Köln’den sonra Hollanda’ya geçiyoruz ilk durağımız Nijmegen. Düz bir ovada geldik her taraf yeşil sulak ovalar. Burası Hollanda'nın en büyük onuncu şehridir. Nijmegen  2005 yılında 2000 yıl doğumunu kutlamıştır. Bir Roma askeri lejyon kampı olarak M.O birinci yüzyılda kurulan Nijmegen Hollanda'nın en eski, 150 bin nüfuslu bir üniversite şehridir. Yabancı öğrenci çok fazladır.

Avrupalıların alkolü farklı sürekli içiyorlar ama Sakarya caddesindeki sarhoş taşkınlığı burada yok Nijmegende bir festival, güya sanat festivali halkı pop yıldızlarını dinlemeye çekmek icin şarap bira sozu vermişler kaldığım otelin tam karşısında on noktada beleş şarap bira dağıtılıyor. Bedava olunca zengin Hollandalı da olsa tenezzül edip kuyruğa giriyor.

Hollanda da konuştuğum insanlar dünyadan bir haber veya umursamıyor ülkelerinde çok saygılı bir vatandas yetiştirmişler ancak 20 yıl önce Hollandalı askerlerin emanetinde 30 bin Boşnak Müslüman’ın kıtır kıtır kesilmesini sanki hiç duymamışlar

Hollanda’da iken ülkemi düşünmemek elde değil; haziran ayı gelince kuruyarak çatlayan, bir ayak girecek kadar yarılan, Harran topraklarını, devletimiz sulamaya kalktı, GAP projesini yaptı, başına gelmedik bela kalmadı. Evet Türkiye’nin  başına gelen, pişmiş tavuğun başına gelmedi. Hem de zengin etmeye çalıştığın o bölgede çıkan terör örgütü marifetiyle. O terör örgütünü ise her tarafı nehir olan çayır çimen içerisinde yaşayan Almanya besliyor, destekliyor. Hollanda yataklı ediyor. GAP yapılmasın Silvan barajı yapılmasın, Adıyaman'da baraj yapılmasın diye. Yaptıkları teröre de kimlik mücadelesi dediler. Ve bunu da yutturdular, yoksa 40 yılda PKK, 50 bin insan öldüremez, siyasi uzantıları bu kadar oy alamazdı.

Almanya'da evlenen çiftler gelip köprüye kilit vurmuşlar tabi orada uzun ömürlü evlilikleri sürdürmek zor Alman devleti Alman nüfusu artsın da nasıl artarsa artsın derdinde aile onlar için önemli değil.

Türkiye’nin su fakiri bir ülke, su haziresi için baraj tutan çalışmaları engelleyen PKK sadece bu faaliyetini bile nasil emperyalist bir maşa olduğunu Hollanda’nın çayırlarını çimenlerini gördükten sonra daha iyi anladım. Her yer nehir, her tarla sulu; her yer cayır üzerinde, Türkiye dönüsünde inekleri fotolarını face hesabımdan göstereceğim, burada ne eksen bitiyor, ülkemizde her yıl kuraklık yağmur için dua yapılıyor dediğimde Hollandalılar anlamadı bunu yenmemiz için barajlar yapılmalı

Burada Türkiye su fakiri bir ülke GAP projesi ne kadar değerli olduğunu burada daha iyi anlıyorum Keban barajından Karkamış barajına kadar baraj yapan bütün devlet adamlarımızı saygıyla selamlıyorum

Fikrimi değiştiriyorum Osmanlı sanayileşemedi Avrupalı sanayileşti Osmanlının sanayileşememesinin en önemli nedeni doğal şartlar, burada bütün şehirler biribirine nehirlerle bağlı ağır yük gemileri yüzüyor Osmanlı kağnılarla mı bu iletişimi sağlayacaktı?

Irak Afgan Suriye savaşlarının bir nedeni de bu ülkelerin yetişmiş doktor mühendisi yanında şoför zanaatkârları lokantacısını kapmak. Anlattıkları gibi değil, bunlar her mülteciye karsı değiller. Hollandalılar çok genç yaşta emekli oluyorlar el kol islerini saydığım ülkelerin insanları yapıyor, savaş olsun Halep'in dilencileri Türkiye’de kalsın ancak Halep in kabacıları doktorları mücevheratçıları Avrupa’ya gelsin

Her taraf kilise peki giden var mı? Çan çalındığında Protestan kilisesinde papaz bile yok, beleş dağıtılan binlerce İncil ilanla ücretsiz alabilirsiniz diyor, ama tek görevli yok. Fakat kiliseyi böyle güçsüz zan etmeyin o her şey; Avrupa komünisti ile faşisti ile ateisti ile dindarı ile dinsizi ili kilise ve çan'dır. Günde bir kaç defa o sesi duyarlar, kilise onlar için sivil savunma teşkilatıdır, bilinç altında görev mesajını verir; buraya aitsiniz der, sesini duyurur. Lazım olduğunda ortaya çıkar

Protestanlık diye bir din yoktur Protestanlık bir aidiyet duygusudur, günde iki üç defa çan çan sesi duyarsınız başka bir sey yok ama o ses siz busunuz, buraya gelmenize gerek yok. inanmanıza da gerek yok, sadece bilin, dinin akaidi yok, yiyin, için, gezin, keyfinize bakin, başka insanları düşünmenize gerek yok

Her zaman bahar havasının hüküm sürdügü bati avrupada parklari yeşil tutmak marifet degil.marifet elli dereceyi bulan halil ibrahim dergahindaki yesilligi muhafaza etmektir

Gerçekten Avrupa Marksist bir sisteme sahip. Komünizm denilince bizim ülkede her ne kadar lider takımı tuzu kuru da olsa diğer ayak takımı aç ve sefillerden olurdu. Veya öyle rol yaparlardı. Güya zenginden alıp fakire dağıtmak şeklinde propagandada yaparlardı.

Avrupa'da ise Marksizm kendi vatandaşlarının eşit imkanlara sahip olması, demek. Hollandalı bir işçi, ev, araba imkânına sahip, devlet idarecilerinden tek farkı sorumluluğu az; ancak eğlenceye içkiye ayırdığı zaman onlardan fazla. Bol bol kafayı çekerler. Dışarıdan iş gücü gelmezse Hollanda acından ölür. Nüfusun 40 yaş üstü emekli, fabrikalarında yabancılar çalışıyor. Bu Hollandalılar nasıl eşitler? Dünyalık bütün zevklere sahipler. Devletlerinin onlardan istediği tek şey, düşünmesinler akıl etmesinler. Bol bol içsinler. Burada serhoş olmak, mutlu olmak şeklinde algılanıyor.

Hollandalı Barış gücü askerleri 25 bin Boşnak'ı -1995'te- Sırplara katliam için teslim etmiş! bu Hollandalının vijdanında ve zihninde küçük bir iz bile bırakmamış. Halk eğlence içerisnde vur patlasın çal oynasın. İşte festival pop şarkıcı dans ettiriyor meydanın tam 8 ayrı noktasında musluklardan bira ve şarap akıtılıyor.

Halk ne kadar serhoş ve kafayı bulmuşsa Hollanda devlet olarak kendini o kadar emin ve güvende hissediyor.

Hollanda ve Almanya'da trenden çektiğim  fotoğraflar üzerinde düşündüğümde;

1-her taraf yemyeşil gâvurun gayretinden değil. Tabii şartları öyle.
2-beş tane ev olsa mutlaka görkemli bir kilise var
3-sanayi devrimi demek ilk kez buharın gücü ile çalışan tren ve gemi icat etmiş olmak demektir. Ülkemiz bu özelliklere sahip olmamış.
4-Dağ etekleri üzüm tarlaları, yemekle bitmez tabi hep şaraplık.
sonuç maalesef ülkemiz bu düzlükte değil, ülkemizde nehirler yaz mevsimi biraz uzasa kuruyor. Bu kadar kiliseye karşılık bizde minare bolluğu yok.
Aman Avrupa'nın şarabından içkisinden, uzak duralım, sığır gibi bir sürü demokrasi filan yok seçime katılım bazı ülkelerde % 17

Nijmegen Hollanda’nın en entel şehirlerinden biri, nehirin bir kenarı modern binalar tabi içlerinde kumarhaneler diğeri ise, en izbe, en kirli, en pasaklı içki ve uyuşturucu yerleri

Nijmegen Hollanda'nın bir üniversite kenti dünyanın dört bir yanında öğrenciler gelmiş dönemlerini bitirmiş gidiyorlar. Aralarında bir amiğo, futbol fanatiği gibi çocukları gaza getirim yahaaaa yohaaaa sersler çıkartırıyor sonra hep birlikte 3. bağırışta alkol bardağını kafaya çekiyorlar. Diğer bir gurup gece yürüyüşü yapıyor yürüyüş nedense barların önünde yahaaaa yohaaaalı seleri ve  şarabı kafaya çekmekle sona eriyor. -Eski bir katedralin resmi Osmanlı minare mimarisi taklit edilmiş. 2-Köln müzesi hepsi doğu ülkelerinden çalınan eşyalar. Ve utanmadan da sergiliyorlar 3- son fotoğraf güneş batımına yakın güneş makinenin tam hedefinde koridorun ucunda arkasında esrar çeken Almanlar, net çıkmadı. Burada bu marifet serbest. İnsanlar ne kadar uyuşursa yöneticiler o kadar rahat ederler.

Protestanlık kilisesinin içi, burada resim sergisi de yapılıyor. Avrupa'da kutsala saygı yok. Kutsal yok. Çıplak resimleri bile kilise içerisinde sergilemekten çekinmiyorlar.

Ülkemizin en ince ayrıntısına kadar Avrupalı Oryantalistler bilir.

Ancak bunu bütün Avrupa insanına yaymayın. Diğerlerinin Dünyadan haberleri yok İşte en büyük cd dükanı izledikleri şeyler RED kit cd'leri, internet cd'iyi yok etmemiş. Kitap okumazlar gençlerinin de elinde cep telefonları.

İki önemli kesim İslam dünyasında ajanlık yapmış, bilim kılığında dolaşan oryantalistler ve misyoner papazlar. Diğerleri sürü, ne kadar alkol alırlarsa, ne kadar uyuşturucu alırlarsa yöneticileri o kadar memnun olur, hatta çalışmasalar dahi harçlıklarını ceplerine korlar,yazın sokakta yatan bu insanların kışı nasıl geçirdiklerini merak ettim. 
Kölün'ün en merkezi sokakları caddeleri hatta en büyük müzesinin bahçesi esrarkeşlerle, alkoliklerle dolu. Fotolarını çektim.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29403489 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net