18-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)

Bülent ECEVİT'e dair


How Nice to be 
                  remembered...
        (Sesi de açınız lütfen)
Murat Bardakçı'dan: 

Değerli yazar 
Soner YALÇIN sorup: 
Hangi Gerçek diyor!... 











 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Ramazan... Vesile Olsun
Ramazan... Vesile Olsun PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
06-07-2015

Ramazan  gerçek uyanışlara, dirilişlere vesile olsun.

                                                                              Necmettin EVCİ
Ramazanı, rahmeti, bereketi, tüm maneviyatı ve fakat hüzünle idrak ediyoruz.
Ramazanı ruhumuzun en aydınlık yanı, benliğimizin öz cevheri, zihnimizin olanca berraklığıyla, kalbimizin en dokunulmaz, en duyarlı, en temiz yanıyla idrak ediyoruz. 

Sadece çevremizle sınırlı kalmayıp olumsuz etkileriyle içimizi dışımızı saran toz duman, kir pas, kaos ve keşmekeş içinde idrak ediyoruz. 

Duamız, umudumuz, gayretimiz, orucun bize var olma, dayanma, direnme gücü ve aşkı bahşetmesi içindir. Oruç, nüfuz ettiği her noktasında hayatı yeniler, sağaltır, iyileştirir, yüceltir. Oruç iyiliğe 
teşvik, fenalığa engeldir. Oruç tutan veya oruca tutunan kişi, fenalıklardan iyiliklere, çirkinliklerden güzelliklere, sabra, şükre, tahammüle, dayanışmaya yönelir. Oruç tam manasıyla bakışımızda, duruşumuzda bir arınma, bir öze dönüş devrimi yapar. Maddi iştahın hemen tüm unsurlarından bilerek, inanarak yoksun kalma esasına dayanan oruçla sağlanan değişim, kulluk bilinciyle ana istikamete koyulurken, lüzumsuz yüklerden fazlalıklardan sıyrılıp hafiflemeyi, adeta tek tek tüm hücrelerimiz duyar. Sakınma hassasiyeti demek olan takvanın yaşanır etkisi, şahsi hal olmaktan çıkıp, evimize, oradan komşularımıza, sokaklarımıza, şehrimize, giderek bütün gönül coğrafyalarımıza kadar yayılır. Oruç, bireysel olduğu kadar belki ondan daha çok sosyal dayanışmada etkileri olan bir ibadettir.

Bir sosyal dayanışmanın muharrik temelleri ne ölçüde bireysel kabullere dayanırsa o hareket o kadar köklüdür, sağlamdır. Ramazan boyu yaşanan sosyal dayanışmanın kökleri mümin kalbinden, inancından beslenir. Gerçek manada ortak duyuş, ortak amaç en ciddi, en samimi karşılıklarıyla oruçta yaşanır. Oruçla böyle içkin, içten, böyle derin, anlamlı bir yenilenme yaşarız. Yenilenir arınırız. Yenilenir donanırız. Oruç, kalbimizden başlayan, kıtalar aşan yayılmasıyla imanın, ahlâkın içselleştirilmiş, yaşanan barışına yol açmalıdır. Söz konusu barış, insanın kendi ontolojik hakikatiyle yani doğrudan Allah inancına dayalı tevhidi ve vicdani duyarlıkla tüm varlığı, tüm insanlığı kuşatır, kucaklar. O nedenle bizim barış tasavvurumuz içkindir, samimidir, yapay, sahte, politik, konjonktürel değildir.

Bütün dünya mazlumları zalim bir emperyalist kuşatmanın tasallutu altında acılar içinde kıvranmaktadır. Emperyalizm, Siyonist ve kapitalist ideolojileri, akla hayale gelmeyen silahları, ahlaksız, vicdansız yöntemleriyle özellikle Müslüman coğrafyaları açlığın, yokluğun, kan ve ateş denizinin tam ortasına itmiştir. Kendileri dışındakilere ölüm ve ıstıraptan başka bir şey hediye etmiyor, edemiyorlar. Kendileri dışında hiçbir inanca, hiçbir değere, hiçbir yaklaşıma, hiçbir topluma yaşam hakkı tanımıyorlar. Varlıklarını ancak yok oluşumuz üzerinden ve yok oluşumuza bağlı olarak gerçekleştirmek istiyorlar. Yaşanan trajediler, bize bu acı hakikati olanca çıplaklığıyla anlatmakta, açıklamaktadır. Bu bağlamda en son Mısır’ın demokratik yol ve halk iradesiyle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Mursi ve arkadaşlarına verilen idam cezasının onaylanması, zulmün ne kadar pervasızlaştığının güncel kanıtıdır. Halk ve özgürlükler düşmanı darbeci zalimlerin menfur girişimlerini, Ramazan arifesine getirmeleri ümmetin inancıyla alay etmeleri, ümmeti aşağılama gayretleri olarak anlaşılmalıdır. Demokrat dünya ölü sessizliği içindedir. Hak ve özgürlük kuruluşlarından çıt çıkmamaktır. Başta Birleşmiş Milletler’i araç ve manivela olarak kullanan evrensel zalimler, mazlumlara karşı vahşi bir dayanışma içindeler. Zalimler ittifak kurunca, mazlumların birlik ve dayanışması daha bir önem kazanıyor olmalıdır.

Saldırgan kapitalizm, amaçladığı küresel hâkimiyeti karşısında engelleyici en diri ve alternatif güç olarak İslâm’ı, İslâm toplumlarını gördü, görüyor. Onlara göre amaçlarını gerçekleştirmek için bu medeniyet potansiyelini yok etmek, olmadı zayıf bırakmak gerekirdi. Bu sebeple, mazlum ve Müslümanların dayanışması, her alanda birliği, paylaşımı, hayati önem arz etmektedir. Oruç bu birliğin, dayanışmanın, paylaşmanın yüksek bir bilinçle hayata geçirilmesidir. Uyanık bir bilinçle saldırgan zalimlere karşı güç birliği içinde olmak, oruçtaki esprinin en önemli boyutunu hayata katmak demektir. Öyle de olmalıdır. Değilse ibadet saikiyle olsa bile, yapılanların fantastik diyet programından öte farklı bir anlamı olamaz diye düşünüyoruz. Kendisine bile ilgisiz, bilgisiz kalmış kimi ruhların, kimi zamanlar maneviyat alanına yakın bir yerde acı duyma fiyakası yaptıkları görülmemiş şey değildir.

Orucu medeniyetimizin mensubu örnek insanın en ileri erdem ve değerlerinden biri görmemiz, her yıl kutlu bir misafir gibi beklediğimiz bu bereketli ibadetin sadece bize değil tüm ümmetlere yani bütün bir insanlığa farz kılınmış olmasıdır. Ayet “Umulur ki sakınırsınız” diyor. Sakınmak insanın ilahî, aşkın amaçlarını, diğer insanlarla hiç olmazsa hukukî statüsünü, sınırını bilmesidir. Varlık sınırını bilen azgınlaşmaz, aşırı gitmez. O nedenledir ki oruç bizi ölçülü, anlayışlı, saygılı kılar. Orucun hayata katması, katılması aynı zamanda sevginin, şefkatin, iyiliğin hayata katması, katılmasıdır. Oruçla biçimlenen, daha doğrusu ibadetle istikametini bulan hayat aşkın, erdemin, güzelliğin istikamet verdiği bir hayattır. Orucu yaşatan bu güzide değerlerden yoksun hayatlar kaba, küt, acımasız, donuk hayatlardır. Doymak bilmeyen iştahıyla sadece dünyaya ayarlı, sadece maddi olana duyarlı insan, asla yetinmeyi bilmedi bilmiyor. Sınır tanımıyor. Hiçbir şeyi yeterli görmüyor, Elde ettiği her şeyi kendi hakkı biliyor. Daha da fecisi elde etmek için her şeyi yapma zalimliğini de hakkı biliyor. İhlal ediyor, gasp ediyor, talan ediyor, zulmediyor. Sakınmıyor. Oruç insanı sakındırır. O nedenle sakınarak yaşanan hayat, sakınarak yaşayan insan evrensel ve ontolojik barışın asıl kaynağıdır.  Sakınan insan kardeşliğin, barışın teminatıdır. Onlar bizim gibi olamadıkları için öyleler. Biz onlar gibi olamadığımız için böyleyiz. Elbette biz oruç oruç kendimiz olacağız, kendimiz olmalıyız.

Oruç, asırların susuzluğunda çatlamış toprak gibi olan çorak benlikleri yeşertir. Oruç insanın içindeki dağları tepeleri keşfetmesi ve onları yani kendisini aşmasıdır. Oruç insanın ötekini yaşamasıdır. Ötekinin çaresizliğini, çıkmazını, ıstırabını yaşamasıdır. Oruç insanın öteki olması itibariyle, kurulan en samimi empatidir. Bir başka varlığı, başka duyguları, çaresizlikleri, yoksullukları tıpkı onlar gibi, onlarınki gibi yaşatarak varlığımızı anlamlı kılar. Bu ay, canlanır ölgün benlikler. Sonra döner cana can katar, can yeşerir insanımız. Yardım eli, gönül eli, başta kendi varlığında ihmal ettiği yanlarını onarır. Ruhumuz ışır, kalbimiz onarılır. Sonra yüksek bir kulluk ve kardeşlik bilinciyle başkasına yönelir. Başkasının derdine ortak olur. Sevinçler de sıkıntılar da paylaşılır. Acılar biraz olsun hafifler, gözyaşı biraz olsun diner. Yaralar sarılır. Hüzün neşeye akar. Sevgi çoğalır, umut çoğalır; hayat coşkulu bir ırmak gibi akar.Gün değişir, gece değişir. Irmak, rüzgâr değişir. Gün döner, mevsim döner; iklim değişir. Zaman değişir, mekân değişir; değişir insan. Bir medeniyet de böyle canlanır asıl. Böylelikle kendine gelir; böyle ayağa kalkar. Yeni bir bilinç hayata böyle yerleşir. Yeni bir bilinç hayatı böyle yeşertir. Yeni duygular, yenilenmiş sevgiler, merhamet, bereket sonunda medeniyeti yeşertecek tohumlar gibi kalplere, gönüllere ekilir.

Bizim medeniyetimiz oruç oruç, namaz namaz kalplere kök salarak dışarıdaki hayata yayılan sağlam bir örgüye, kuruluşa sahiptir. Asr-ı Saadetten günümüze hep böyle olmuştur. Oruçlu insan tipi modernizmin ürettiği nesnel insan tipinin tam karşısına konulabilir. Bu insan vardır, yaşıyor ve aşkı yaşatıyor. Bu insan vardır, fert, toplum ve ümmet olarak vardır, yaşıyor ve orucu kardeşlik, dayanışma, şefkat olarak yaşatıyor. Bu insan oruçla imanı, güzel ahlâkı, bilgiyi, okumayı, irfanı, tefekkürü yaşıyor ve yaşatıyor. Yani oruçla, oruçlu insanlarla medeniyetimizi besleyen kökler ve damarlar hâlâ capcanlı dipdiri. Bizce zalimin zoru bu yüzdendir. Tüm imkânsızlıklara, zorbalıklara, zorlamalara rağmen zulme boyun bükmeyen, diz çökmeyen, diz çöktürülemeyen bir İslâm ümmeti var. Ve bu ümmet yenilgi zannedilen soylu direnişlerle, kutlu direnişlerle zafere doğru yürüyor. Darbeci zorbalar elbirliği ederek Sisi gibi kişiliksiz piyonları vasıtasıyla mazlumları katlederek yürüyüşü durduracaklarını sanma gafletindeler. Oruç varsa dayanışma olacaktır. Oruç varsa direniş olacaktır. Ve diriliş bir kader gibi kaçınılmazdır.

Allah, hayatın merkezine orucu koyarak enfüste ve âfâkta oluşacak kutlu değişimlere sebep olacak kardeşlerimizin tüm ibadetlerin ecirlerini artırsın. Ramazan gerçek uyanışlara, dirilişlere vesile olsun.  Bölge, ülke olarak, yakılmak istenen fitne ve nefret ateşinin içinden geçtiğimiz şu sıralar Ramazan’ın, uyandıran, diri tutan, serinleten, esenlik veren hoşgörü ve tahammül iklimine fazlasıyla ihtiyacımız var. Bu mülahazalarla hayırlara, kardeşliğe, barışa vesile olması temennisiyle tüm kardeşlerimizin bu mübarek ayı en verimli şekilde geçireceklerinden emin olarak Ramazanlarını tebrik ediyorum.


Yorum
Necmettin Evci
Yazar suphi açık 2015-07-06 17:49:30
Hayatın merkezine orucu koyanlardan biri olarak bildiğim Evci, Ramazanın önemini çok güzel ifade etmiş... Aç kalmakla, oruç tutmanın farkında olmak, Ramazanı idrak etmekle olur, idrak ettirmekle olur. Yazılarının devamını bekler, başarılar dilerim. "Suphi"

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 06-07-2015 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29403522 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net