09-08-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Spor arrow Ankarada Dayım Var -II-
Ankarada Dayım Var -II- PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Şefika LEYLA(*)   
30-12-2014
Ankara’da Dayım Var -II-
                                                                    Şefika LEYLA(*)
Evvelki gün frekansını bilmediğim bir radyo kanalına rastladım. Canlı yayında dinleyicilere bağlanılıyor, dayılar anlatılıyordu. Dayılar günü imiş, ilk defa duydum. Klasik kutlama mesajları veriliyordu. İhmal edilen büyüklerin hatırlanması için düzenlenen bu günleri belki de takip edemediğim için kutlamıyorum. Gerçi bazıları bu günlerin özellikle unutturduğunu söyleyip “onlar yılın her günü annem, babam, dayım” vs. der ise de bu defa bunların arkasına sığınmak istemedim. Konu çok önemli idi. Gönlümde şen bir bülbül olarak şakıyan dayıma yazmaya vesile olsundu kaç zamandır istiyordum. Çünkü böyle bir dayı başka ne gördüm ne duydum.

Biz tam yirmi bir yeğeniz o ise tek. O hep Ankara’da idi ama her zaman benim kalbimde yaşıyor… Son yıllarda artık yaşım icabı mı nedir, saklamam gerekenleri açık ediyorum bazen; dayımı sevmem emredilen başkalarından daha çok seviyorum…

Bir bakardık Malatya’da dayım, çoğu zaman bir iş icabı gelir günübirlik dönerdi. Zaten işi olmasa da uzun süre bir yerde nasıl dursun, hep delikanlı, hep enerjik, yarım saat bir tarafta uyur mesaiye devam eder. Gözümü açalı elinde kırmızı kâğıtla kaplı çikolatalı gofretle gelirdi yeğenlerinin yanına, hiç unuttuğunu hatırlamıyorum. Her daim o gofretler sizi hatırlatır bana dayı. Kökleri çok derinlerde olan sevgimin tohumlarından biri de onlar idi belki. İçe dönük dünyamı sizde şekillendiriyordunuz. Lisanınız çok fasih, sözünüz öz. Biliyorum size fikir danıştığımda söz, dönüp dolaşmayacak gücünü sizin dilinizde sunacak. Belki bir kelime, belki bir cümle, fakat aranan anlam içinde. Muğlâklık yok, net olmanın önemini sizin diyaloglarınızda çok iyi anlıyorum. Bunu siz Kur’anın hadimliğini yaparken de gözlemliyorum. Ayetlere bir çoban safiyetiyle yaklaşılarak akademisyenlerin yanlışları ayıklanıyor…

Bir defasında Müteşabihler üzerine yorum yapan bir araştırmacının görüşlerine, kafa karıştırmak günah diye çok kızmıştı. “Hadi” kelimesinin anlamını öğrendiğimde kafa karıştırmanın hakikaten günah olacağını daha iyi idrak etmiştim. Kur’an nazil olduğu dönem çölde yol gösterenlere “hadi” denirmiş, onlarsız yola çıkılmazmış, “yehma” denen çok tehlikeli bölgelere hadiler dahi giremezmiş. Yön tayin etmeyi imkânsız kılan değişimler yaşanırmış oralarda. Kişilerin algısına göre farklı anlaşılabilecek meselelere iddialı yaklaşımlar da İslam’ın öğrenilmesine engel olur. Bilmem doğru anlamış mıyım, eğer yanlışım varsa zaten dayım ya telefonun ucunda veya yanımızda bir söz bir işaretle halleder, gördüğünüz gibi sevgimin köklerinde ne tohumlar var.

Evet, yirmi bir yeğen demiştim, beşte kendi çocuğu nasıl yetişirdi pek de bilemem ama mavi boncuk dağıtırdı tabi. Benim sevgim gibi sadece fıtri değil, metot üzere, bilinçli dağıtır sevgisini. Dayımın meşhur birincileri vardır: Damatları, gelinleri; hiç kimse onlarla yarışamaz. Tek jüridir hem de çok cevvaldir, o an, o kişi, o anki olayla bilgece kararını verir. Mesela beni gördüğünde birincisin Leyla der, Büşra’yı gördüğünde de ona dermiş meğer. Besbelli ki o an göze yakın olanın sıcaklığını hissettiğindendir diye hüsnü zan etmekteyim tabi… Böyle hikmetli işlerden sual edeceğimden veya birinciliği kaybettiğime üzüldüğümden değil elbet. Maazallah biricik dayımız bizi kandıracak değil ya… Sade yeğenler mi onların eşlerini de zikredelim. Laf aramızda onların eşlerine daha bir muhabbetli, daha mültefit. Bir deneyin isterseniz. İnsanlık hali, bir ihtilafı söz konusu edin, aileye dâhil olan gelin veya damat her nasılsa fırçadan hali kalır. Neyse bu hususu detaylandırmayayım. Her halükarda dâhil olanlar zaten layık buna. On yıldır yakınında onu gözleyen bir yakını ayrıca da bunun sebeplerini açıklamıştı bana.

Müthiş bir özelliğini daha dayılar gününde anmadan geçemeyeceğim: Şiir... Şiiri anlamanın en pratik yolu, dayımın şiirden seçtiklerini okurken dinlemek olabilir. Bu konuda iddialıyım şair ne demiş, şiir ne imiş, sohbet nasıl şiir olurmuş, TRT deki programdan izlemenizi öneririm. Şiir yazıyor mu bilmiyorum, sorduğumu da hatırlamıyorum ama kalem ile yazmadıysa şayet, önce dedesi Sanih’in divanıyla, sonrasında onun Said oğlunun nushuyla, hakikat ehli bir duruşa sahiptir zaten. Şairlerde olması muhtemel bir şaşkınlığa yer olmadığındandır yazmayışı zannımca. Şimdilerde tamamlamaya çalıştığını söylediği ömrü ise şiirlerin en güzellerindendir.

Bazıları şakıloz da derlermiş Malatya’da Hoca zadelere; dayım son temsilcisi olabilir mi? Nasıl olur bilemem: o girince yüzler güler, diller en güzel şarkıları terennüm ederdi. Ben küçükken, annem, abim derken nice ağabeyler dökülür hala dilinden. Seri oluşu, pratikliği gerginlikten uzak tutar muhitindekileri. Çözülmesi gereken bir problemle karşılaştığı zaman bakar; günah var mı içinde, yok. Öyleyse kolayına geleni yapardı. Bu formülü denemeyenlere tavsiye ederim, insana neşe veriyor. Kardeşlerinin dediğine göre bazen sinirlenirmiş, hem de esaslı, ben şahit olmadım. Aman kardeşlerine kızmasın da... Başta anne yok, baba yok, el kapısı bir yandan, varları yokları bir ağabey. Öyle bir ağabey ki ışıltılı mavi gözlerinin menevişleriyle şefkatin resmini çizer, yüzü gülmese de gözbebekleriyle güler. Menfi hiçbir anlamı istese de yüklenemeyeceğini düşünürüm ben... Kardeşler, yeğenler, torunlar daha kimler, Allah’tan dayıma emanetler...

Babası onun yanında olmasını, terzilik yapmasını istemiş. Hangi baba istemez böyle bir oğlu yanında... Oğul çok sıkılmış ama. Şu Hitler amma akılsız adammış, Yahudileri fırınlarda yakacağına terzi yapsaymış ya demiş. Böylece müsaadeyi almış… Efendibabamız onu andığında onu gördüğünde bir başka güler; onun da gözleri ışıldar, bizim Selami diye bahsederdi. Kendisine benzeyen, yetişen bir torunu var mı acaba dayımın. Bunu ümit etsem de dayım kadar orijinal bir kişilik daha olması muhal benim gözümde. Sizin de böyle bir dayı görmediğinize zaten eminim ben…

Büyük balık denizde yaşar diyor. Ankara da ikamet ediyor, ben sıladan hiç çıkmadım, arada bir büyük denizlerde yaşayanlara ziyaretler yaparız, onlar da arada bir bizim küçük göllerimize. Gittikçe azalıyor, sılaya ziyaretler. Efendibabamız vefat ettikten sonra esbat yarışmaları da son yıllarda bitti artık. Böyle yapmasalar iyiydi. Büyük balık göremiyoruz, buralar akvaryuma dönüyor; biz de süs balıklarına. Bir defasında tesettürle ilgili bir görüş beyan etmişti, anlayamadım açıklama istedim: bir salon ve konuyu merak eden başka kimseler de olursa Malatya’da anlatacağını söyledi. Hala anlayamadım, kimse cevabını da bilmiyor burada. Allah’tan ki yeni kriter.org var belki orda yazar bu konuyu bir gün.Kriter.org da benim gurbetteki yakınlarımdan haber aldığım sılam. Ayrıca ne zaman bilgi, haber eksikliğiyle hayıflanırsam açar bakarım. Sık sık, bazen sabah-akşam, sözün özünü, hasını, haberin lazımını okurum. Olmasa da olur yazılara yer verilmez pek. Artık habereveti de okuyorum çünkü orda da yazıyor. Var mı sizinde bildiğiniz böyle bir dayı.

Kendisine bildirmeden, söylediği şarkıları kaydettiğimiz eski kaseti ara sıra dinlerken merak ederim bazen: dayım hala otomobili uçar giderken, kaçan talihinin peşinden gidiyor mu diye…

                                                                                           Şefika LEYLA

(*) facebook sayfasından alıntıdır...

Unlike ·  · Share
Son Güncelleme ( 30-12-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
56606052 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net