20-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
DİLİMİZİN ÖSYM ÇIKMAZI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 18
KötüÇok iyi 
Yazar Ercan Arslaner   
01-08-2005
Image
Ercan  Arslaner
                                                                        E. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni

                        Büyük sözlük bilgini, şair Ali Şir  Nevai,  dilimizin özellikle  Farsça etkisinde kaldığını  görünce Muhakemet-ül-Lügateyn  adlı eserini yazar ve onun  eksik bir yönü olmadığını  delilleriyle tanımlar.Çeşitli sebeplerle  Türk boyları batıya yönelince  dil oku yayından çıkar. Mehmet Kaplan Hocanın  o çok ünlü  “Dil ve  Kültür”  makalesi dillerin tıpkı nehirler gibi geçtiği yerlerden etkilendiğini söyler.(Kulturem  Teorisi-El Oksaar)1

                        Türkçe’nin batıya doğru akışında alınan sözcükler yalnız Farsça ve Arapça olmamıştır.  Nasuh  Baydar  adlı filoloğun  TDK yayını  Dil-Kültür  adlı  eserinde belirttiği gibi Yunanca sözcükler de  Türkçe içindeki yerlerini almışlardır.Bu eserde  örnek verdiği  uzun  bir cümlede  yüklem dışında  Türkçe  kelime yoktur. N. Baydar,  dilimizdeki  Yunanca kelimelerin  çokluğu  veya ideolojik sebeplerle  okullarımızda  Grekçe  öğretilmesini önerir.

Değerli düşünür, hukukçu - yazar Av. Selami Çekmegil, Eğitim  Ataşeliğim  sırasında  Almanya’daki  dil kayıplarını  velilere  hatırlatmak için  yazdığım  “Tek Çare Türkçe Dersleri” makalesini lütfederek “Kendimizi Tartışmak”  kitabına almıştı.Yazısının  sonuna   bir  eleştiri eklemekten  kendini alamaz  ve der ki “Ruhsuz  dil ne işe yarar?”  Yalnız  sayın  düşünür,  Dış İşleri  Bakanlığının  bende bu ruhu  keşfederek görevimin bitmesine  iki  ay kala  defterimi  dürdüğünü  ancak sonradan  öğrenmiştir. Bunlardan  anlaşılan  dilden  önce ona yön  veren  ruhun  kimliği sorunudur. Dilimizde  Farsça, Arapça  ayıklaması  yapanlar  Yunanca  sözcüklerden hiç bahsetmemişlerdir. Uydurukça, Frenkçe  sözcüklerle  dilimizi  dolduranlar  çabalarının karşılığını  yöneticilerden  bol miktarda  almışlardır. Yüce şair  Y.Kemal Beyatlı  ise ağzından istemeden dökülen   “Paşam  bu kültür, bu kütüphaneler ne olacak?”  dediği için Lizbon’daki  elçilik  görevine  son  verilişinden sonra Avrupa’da  kuru yapraklar gibi dolaşmış  ve Hamdullah  Suphi Tanrıöver’in  kefil oluşuyla anavatana  gelebilmiştir. (2) 

               Yahya  Kemal  Beyatlı, Paris’te  siyasal  bilgiler tahsil ederken  Tarih felsefesi de öğrenmiştir.Türkiye  tarihini 1071’le  başlatır.Bu tarihin içinde  önce  ve sonraları yukarda bahsettiğimiz  dili ve tüm  medeniyeti etkileyen  ruh vardır.Bu ruhun karşıtı Bağdat  kütüphanesini yakan,Anadolu’yu  kasıp kavuran  Moğol ruhudur.
               “Bu tarihsel  bilgiler  yanında  ÖSYM’nin  yeri nedir?”  diye sorulabilir.Şimdilerde  ÖSS  soruları üzerinde  YÖK dışında hiçbir  egemenlik  söz konusu  değil.Taş üstünde taş bırakmayan, kimseyi dinlemeyen Moğol ruhu sanki orada da sürüyor. Ne kendilerini uyarana  ne de gazetelerde çıkan yazılara cevap veriyorlar.  Gözlerinin  önünde ordu gibi kalabalık genç bir  kütle sokağa atılıyor.Sadece katsayılarla insanları mağdur edenler,bu verimsiz sistemi değiştirerek gençlere doğru yolu, alın teri ile ekmek kazanma yolunu ağızlarına bile almıyorlar.Bu, hükümetin işi ise, niçin onlara “Gelin, bu problemi kökünden çözelim,kazanan bizim  evladımızsa, öbürü düşmanımız mı?” demiyor.Bilkent’te  YÖK binası yazın klimalarla serindir, kışın sıcaktır.Çalışanları hangi kanallardan oraya gelmişse,maaşlarıyla da başları hoştur.Aynı personel,aynı adamlar bir  edebiyat sınavında yanlışları üst üste dizmekten  geri kalmazlar.  Geçenlerde Türkiye gazetesinin  manşetten  haber verdiği gibi  YÖK  çırak yetiştiriyor.Aslında çırak yetiştirmiyor, orada okuyanlar kalem efendiliği bulamazsa,  hayatın acımasızlığıyla  karşılaşınca  bir  meslek öğrenme yolu arıyor,alın teri ile ekmek kazanma yoluna  gidiyor.Aaaah efendim,olanlar o sırada oluyor.Hayatının en verimli çağını yaşıyan gencin dört yılı diplomasını aldıktan sonra buharlaşıveriyor. ZİYA  PAŞA’nın  “Çözemedi bu lugazın  sırrını  kimse  -  Bin kaafile  geçti hukemadan,fuzaladan”  beyti sanki  sadece  yerlerin, göklerin  sırrı  için değil, Türk eğitim  düzeni için  söylenmiş. Şimdilerde  güzel bir şey  yapılıyorsa onun  değiştirilmeyeceğini kimseler  garanti edemez. 

İşin sonunda Alman   sisteminin doğruluğu anlaşılsa da ülkemizde ekonomik,bilimsel ve amacına uygun eğitime halen yöneliş yoktur.Onlarda  üniversite  giriş sınavlarında benim saptadığım ölçüde yanlış görülse,herhalde oradaki görevliler hemen başka yerlerde iş aramak zorunda kalırlar.Bizdeki,  eğitimciler  (o da varsa)  dışında  herkesin denetimindeki  eğitim  bakanlığı yüz yıldır bu işi olması  gereken yola  koyamamıştır. “ O da varsa “   dedimse,  ÖSS  sorularında bulduğum yanlışları bulmak  benim kadar  her eğitimcinin görevidir.   

               2002,   -04,  -05    yıllarındaki soruları inceledim ve  hiçbir şekilde üniversite giriş  sorusu  olamayacağını  gördüm.Eleştirilerim  TDK tarafından  incelendi ve az istisna ile kabul  edildi. Bense  izah  edemediğim bir  alanda yanlışlık  ileri sürmedim.

               ÖSS-2005’te  ise yirmi sekiz  soruda  başta virgül olmak  üzere çeşitli yanlışlıklar saptadım.Bunları ayrı ayrı yazmak yerine  şu hikayeyi anlatmak isterdim:Bir şahıs vaktiyle  memuriyet sınavına  girer.Bilmediği için yazısının  altına noktalama işaretlerini yazarak  “Haydi herkes  yerine gitsin!” demeyi  ihmal etmez. ÖSS’nin her   sınavında ise “Virgüller,  biz sizi fazla miktarda harcadık! Lütfen , yanlış konulanlar yerlerinden ayrılsın! “    denmesi gerekiyor  sanki ! Cümle başlangıcında  “Bunun  için.....  veya ‘Bu yüzden ......”  denmişse  daha sonra gelen  sözcüklerin  bir yere bağlanması söz konusudur. Bağlaç görevindeki sözcükler virgülle  ayrılamaz  (ÖSS-2005 – 32/C) .

               ÖSS’de  virgül konusunda ne kadar yanlış yapılabilirse, hiçbiri  geri bırakılmamıştır. Bir yerde  “okurken”  ‘den  sonra konulmayan  virgül,  diğerinden  sonra konuluyor.Aslında ise,  sıfat ve  zarf  fiillerden (bağ-fiil) sonra virgül konulmaz. Bu virgül yanlışları aslında  ilgilileri düşündürmelidir. İncelediğim sınavlarda   anlatım  ve imla  yanlışları korkunç  boyutlardadır.

               Almanya’da  öğretmenin bir adı   Korrektor (düzeltici) dur  ve bu yöntemin  öğretmenler  arasında  sabitleşmiş   şekillerinde oprtak görüş sağlanmıştır.Bizim  de ilgili konularda çalışması gereken bakanlıklarımız  ve bürokratlarımız  vardır.Liselerden başlayarak edebiyat fakültelerinde öğrencilere ne öğretilmiştir ki ne bu yanlışlar doğruya çevriliyor ne de  eleştirilebiliyor. Halbuki Hermann  Helmers’in anadil  öğretim kitabında belki  yüz defa bu bilim  alanında eleştirinin  değerinden  bahsediliyor.Yıllardır  Milli Eğitim  Bakanlığının  Hizmet  İçi Daire  Başkanlığı  olarak  çalışan bir  birimi  bulunuyor.Bildiğimize  göre bütün bakanlıklarda  gazeteler didik  didik  edilerek  ilgili haberler gözden geçirilir.2002  ve 2005’te  bu haberler  gazetelerde yer almış olmasına rağmen    bir yankı bulmaması oldukça şaşırtıcıdır. Bir şahıs  benim yanlışımı  gösterirse,  ben ona  minnet borcu  duyarım  ancak. 

               Bir zamanlar  Oktay Sinanoğlu  fırtınası esiyordu.Onun da  ÖSYM’nin  mevcut  durumunu  bilecek hali yokmuş.Zaten  onun  yabancı dil öğretimi  görüşünü   Johann  Wolfgang  von  Goethe ile karşılaştırırsak konuya oldukça yardımcı olabilir:“Kim anadilini  öğrenmek isterse, bir de yabancı dil öğrensin .”  görüşü ona aittir  ve çok kritik  bir doğruluğu  ifade etmektedir. Bizde  ise  Türkiye’nin  en önemli kültür kurumu  henüz kendi anadilini bilmiyormuş.

               Çevrede  yabancı sözcüklerin kullanımı  bütün  hızıyla  gidiyor(Bu alanda  Kemal Derviş’i  özellikle anmak gerekiyor. ABD’deki  yirmi beş yıllık  ikâmetinden  sonra konuşmalarında  İng. Sözcükleri  hiç kullanmadı. Bazıları  hemen sürekli  “spesifik, argüman, sinkronik  sözcüklerini  dillerinden düşürmüyor.). TV’leri  bir hafta  izlerseniz, daha nice nice yabancı  sözcüklerle  karşılaşırsınız.  Boğaziçi proflarından  biri, söylenişi bile  Yahya  Kemalce, Ahmet Haşimce  güzel olan “nesil”  sözcüğünden  sonra ‘kuşak’ söylemini  de atlayarak  ‘cenerasyon’u”  kullanıyordu. TV’lerde  halen  “acitatif,stabil,korrelasyon,novhav,reelnak ,tencibil vb...............)  sözcükleri  anadildenmiş gibi  kullanılırken  ‘eskici’  ‘eskidji’ye’  dönüşmüş.  Nakliyenin  yerini  gaaliba  lojistik  almış. “  Uzlaşma  anlamındaki  konsensus sözcüğünü kullananlar  “milliyetçilik  söz konusu  olursa  onu da kimseye bırakmayacaklardır.Bu insanlar onların bazı sözcüklerini kullanırken  acaba onlardan  muzahrafat  dışında  ne almışlardır  kaç senedir?Zaten onlardan  eylemsel alanda alınacak  etkinlikler  bilmeyen  insanlar  nezdinde fazla bir şeyler kazandırmaz.Hava yapanlar, havaya aldananlar  işlerin  daima  yüzeyinde  kalırlar.

            Yabancı  sözcük  kullanımında  büyük  düşünür  Emmanuel  Kant’ın  “Yabancı sözcükleri kullanmaya gerek yoktur; onun yerine sözlükten veya araştırma ile kendi bulduklarınızdan yararlanabilirsiniz.”(Almanca Kompozisyon-2. cilt-R. Oldenburg)  özdeyişi ne kadar  enteresandır.

               Demokrasi  uygulamasındaki yetersizlik, bilimsel  yöntemlere  uzak kalma gibi etkenlerle ruhumuz bir yerlere doğru kayarken  en olumsuz etkisi  sanki kelimelere yansıyor.Oysa dil,  ruhumuz ve kendi kanunları olan  semantik(Dilin  anlam yönü),sözdizim kuralları (sintaks), şekil bilgisi (morfoloji),  ses bilgisi (fonetik) kurallarıyla kendi içinde  sarsılmaz  bir bütünlük oluşturur. Bu  bütünlüğü  yabancı  kelimelerle  ve  ÖSYM’nin  yaptığı  gibi  yanlışlıklarla  bozmaya hiç kimsenin hakkı  yoktur.Dilde   bütünlük  sağlanmasında  kompozisyon derslerinin  yerini   ancak bir kitapta açıklayabilirizÜniversite  sınavlarındaki  virgül bilgisizliği dil ve edebiyat derslerinin  ülkemizde ne kadar  kendi başına kaldığının bir göstergesidir.Bir edebiyat   öğretmeni bana beş yıllık öğretimleri sırasında tek bir  defa kompozisyon  yazmadıklarını  söyledi.Üniversitede  kompozisyon yazmak bir yana  öğretmen adayı yazdırmayı  da öğrenmek zorundadır (3). Bizdeki  zihniyet,  diploma ile her şeyin olup bittiğini sanmaktan  usanmadı.YÖK  veya üniversiteler  öyle sanıyorum ki  politik, ideolojik işlerle uğraşmaktan kendi  görevini yapmaya  vakit  bulamıyor.Zaten  politika ile, ideoloji ile uğraşmasa da   Yahya  Kemal’in  söylediği  1071 ruhundan  uzak  kalarak  çağdaşlaşmayı da kendine göre  yöneltmek isteyenlerin  gelişmelerle  uğraşması  zordur.                     ............................................................

1.El Oksaar,  kültürler  üzerine onun  en küçük birimine  ‘kulturem’  adını  vererek  araştırmalar yapmış bir bilgindir.Morfem nasıl biçim bilgisinin  en küçük parçası ise, kulturem de belli bir  kültürün  en küçük parçasıdır.

2.Her Yönüyle Yahya Kemal-Sermet  Sami Uysal

3.Kompozisyon  dersleri bizim  Türkçe-Edebiyat öğretimimizde bir maceradır.

Yorum
bravo
Yazar Misafir açık 2006-12-05 16:15:43
ff:)

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 01-08-2005 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29460170 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net