23-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow KAPADOKYA MI VATAN MI? HANGİSİ!
KAPADOKYA MI VATAN MI? HANGİSİ! PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar İsmail AYDIN   
27-11-2014

KAPADOKYA MI VATAN MI? HANGİSİ!

                                                                       İsmail AYDIN

 Önceki hafta Ankara Noter Odası tarafından, “e-devlet, elektronik imza ve kayıtlı elektronik posta (KEP)” konularının tartışıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantı yeri Nevşehir ilimizdi. Ortahisar’da bir otelde kaldık. Ankara’dan hareket eden otobüsümüz Tuz Gölü’nde ilk molasını verdi. En fazla bir metre derinliğe ulaşan gölde tuzun oluşumu ve  işletilmesi konusunda faydalı bilgiler aldık. Yol boyunca sohbetler yapıldı, şiirler okundu, şarkılar söylendi, fıkralar anlatıldı. 

 Bunlar güzel şeylerdi. Bu güzel şeylere gölge düşüren, fıkraların bir kısmındaki nezahet yoksunluğu, üslup ve seviye düşüklüğü  idi. Kendi medeniyetimiz ve kültürümüzden izler taşımayan sözün de, müziğin de, fıkranın da, değerlerimize bir katkı sağlamadığı, bil’akis zedeleyici ve dejenere edici olduğu hiç ama hiç unutulmamalıdır.

Mesleki açıdan toplantı çok faydalı oldu. Görüldü ki,  anılan hizmet dallarında noterler geç kalırlarsa, yani değişime ayak uyduramazlarsa treni kaçırmış olacaklar! Meslek tehlikeye girebilir!... Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu üyesi iki meslektaşımızın toplantıya  katılmış olması, tartışılan konuların bir an evvel gündeme taşınması bakımından yararlı olmuştur.

       İkinci mola yerimiz Aksaray ilimiz oldu. Aksaray’a yaklaşırken Hasan Dağı’nı başı dumanlı ve yüksek kısımlarını karla kaplı olarak gördük. Ölçüsüz vaatlerde bulunan, meselâ “Kayseri’ye deniz getirmeyi” vaad eden politikacıları hicveden güzel bir dörtlük Hasan Dağı adına yazılmıştı.

         Hasan dağı arpalıktır, eğer saban yürürse /Her dereye bir değirmen, eğer suyu gelirse

         Her köylüden birer tavuk, eğer köylü verirse /Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse.

      Hasan Dağı, Erciyes Dağı’nın bölgedeki kardeşi gibi bir şeydi. İkisi de volkanikti. İkisi de  hareket halinde oldukları devirlerde bölgeye lâvlar, küller püskürtmüşlerdi. Bu lâvların kolay eşilir olması, “Ihlara Vadisi”nden başlayarak  çok sayıda yeraltı şehrinin;  Roma İmparatorluğu’nun baskılarından kaçan ilk Hıristiyanların  yeraltında ve yüksek dağ yamaçlarında  çok sayıda kilise, manastır v.s. yapmalarını kolaylaştırmıştı. Bunların çoğu gizlenme ve savunma amaçlı idi. O devirlerde bunların hangi alet ve edavatla ve ne kadar bir süre içinde yapıldığı, doğrusu hayret uyandırıyordu.

      Ürgüp ve Avanos ilçelerimizin civarındaki peri bacaları, yerli  ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyordu. Yabancıların çoğu Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya vatandaşı olarak gözüküyordu. Çin’den ve Japonya’dan gelenler de önemli bir yekün teşkil ediyordu. Avrupalı turistlerin, kilise ziyaretlerini Hıristiyanlık şuûru ile yapmaları dikkat çekiciydi.

      Sığınak, kilise ve manastır türündeki yapılar ile bölgenin arazi yapısı, ne büyük bir kültürel mirasın üzerinde oturduğumuzu gösteriyordu. Millet olarak acaba bunun farkında mıydık? İşte bu bir soru idi…  Kül ve lâvlardan oluşan  tabakanın  kolay eşilmesi sonucu, son zamanlarda, bölgede tabiî soğuk hava  depoları  inşa edildiğini duyduk.

       Az önce soru, dedim. Bu arada zihnime takılan en önemli şey, Kayseri, Nevşehir, Niğde ve Aksaray illerimizi içine alan bölgeye “Kapadokya” denmesiydi. Rehberin anlatımına göre muharref  İncil’de geçen bir isimmiş Kapadokya.

      Bolu’da tamı tamına  on yıl on bir gün çalıştım. Bolu ismi nereden gelmişti? Sadece Bolu değil, İnebolu, Tirebolu, Safranbolu. Haydi bir tane daha söyleyelim: Niğbolu!

       Avrupa müttefik Haçlı ordusu 1389’da Niğbolu üzerine yürürken, Macar Kralı Sigismund, “Bayezid ister gelsin ister gelmesin, biz önümüzdeki yaz Anatolia’dan geçerek Suriye’ye gideceğiz, Kudüs’ü Araplardan geri alacağız” diyordu. Konstantinapolis gibi isimlerin geçtiği yerleri kahraman atalarımız, başlarındaki ekleri dahi değiştirerek “bolu” yapmıştı. Anatolia da Anadolu olmuştu. Ama Macar Kralı, Anatolia demekten vazgeçmemişti. Bakıyorum da atalarımızın koyduğu isimlerden gönüllü olarak vazgeçiyoruz ve o bölgemize turizm adına “Kapadokya” diyoruz. Berbere kuaför, kasaba “şarküteri” dediğimiz gibi.

       Anadolu’ya ilk geldiğimizde buraları bizim için bir toprak parçası idi ama  şimdi vatanımız. Vatan kolay kurulmuyor değerli okurlarım! Önce o topraklara şehitler veriyorsunuz. Atalarınızı o toprakların bağrına defnediyorsunuz. Türbeler yapıyor, mescidlerle, camilerle, kervansaraylarla, şifahanelerle, vakıf eserlerle imar ediyorsunuz. Yollar açıyor, su kanalları yapıyorsunuz. Ruhunuzu katıyorsunuz toprağa… İşte o zaman toprak  vatan oluyor ve  milletin gönlüne ebediyen vatan olarak intikal ediyor.

       Toplumlar bazı kabullerin eseridir. O kabullerden kopuş toplumda çürümeye ve çözülmeye sebep olur. Onun içindir ki bu kabuller ve değerler kıskançlıkla korunmalıdır. Bu hassasiyeti gösteremeyen milletler tarihin çöplüğüne atılır.

      Vatan bir nimettir. Millet başlı başına bir nimettir. Devlet bir nimettir. Elde iken bunların kadri kıymeti bilinmelidir. Kadir kıymet bilinmez de, turist getireceğiz diye vatanınıza başka isimler koyarsanız  -Allah korusun- bir gün vatanınızı  elinizden çekip alabilirler. İşte o zaman vatansız kalırsınız. Milletinizi sevmezseniz milletsiz kalırsınız. Yıkmaya kalkarsanız bir gün devletsiz kalırsınız.

      Vatansız kalmış, milletini kaybetmiş, devletini yitirmiş nice insan görmüyor muyuz her gün aramızda? Bütün bunlar yakılacak, yıkılacak, bir kenara atılacak şeyler değildir. Bize düşen, noksanlarını tamamlamak, aksayan yanlarını düzeltmek… En mühimmi de birbirimizi sevmektir. 

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-11-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29510470 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net