17-05-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Bir Vakıf İnsan: Ramazan Topraklı
Bir Vakıf İnsan: Ramazan Topraklı PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 0
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
25-09-2014
Bir Vakıf İnsan: Ramazan Topraklı
                                                                                                                                      
                                       Bilal SÜRGEÇ
 Kader insanı hayatta iken birçok kişi ile karşılaştırır. İyisi ile kötüsü ile. Faydalısı ile zararlısı ile. Bazı insanlar arkadaşlarını eğitir, bilgilendirir. Bazıları arkadaşlarını yakınlarını kör bir inatla maddi ve manevi hiçbir sonuç getirmeyen bir kazığa bağlayıp dönderir. Bazıları sayı olarak görür…

 Karşılaştığım insanlar içerisinde çok hayırını gördüğüm insan da çıktı. Bunlardan biri Yüksek inşaat mühendisi Ramazan Topraklı’dır. Ondan söz etmek istiyorum. Kendisi Ispartalı’dır. Bir Hak ve halk adamıdır.

O bir mühendistir ve aynı zamanda  çok iyi bir tarihçidir de. O bir teşkilat adamıdır. Yıllardır bıkmadan, usanmadan tarihte geçen bir mekân yanlışını düzeltmek için çırpınıp durdu. Bir miryakefalon savaş alanının yerini tespit için yıllarca uğraştı. Geziler tertip etti. Konferanslar düzenledi. Bununla yetinmedi mütevazı bir dernek çalışmasıyla Miryakefalon Zaferinin kutlamasını tertip edilmesini gerçekleştirdi. Hatta rakip partilerde olmasına rağmen Isparta belediyesinin mehteran ekibinin Gelendost belediyesine her yıl gelmesini sağladı.. Tek başına misafirlerinin bu beldeye davet edilmesini, yol güzergâhlarını, buralarda ziyaret edilecek yerlerin programa alınmasını, katılımcıların konaklamalarının koordine edilmesini sağladı . Ve bütün bunları fi sebilliah yaptı.

 “Tam aradığını buldu” diye bir söz vardır. Ramazan Abi yaklaşık on yıldır benim için bu deyimin tam karşılığıdır. Tarih bölümü mezunuyum ondan çok şey öğreniyorum. Tarih mezunu olmamasına rağmen Ramazan abi bunları gerçekleştiriyor demiyorum. Dersem branşımdan dolayı böbürlenmiş olurum. Türkiye tarihçi demek biraz da  masanın üzerine konulan belgelerdenaz şundan az bundan alıntı ve kırpıntı yapmak demektir. Saha çalışması çok azdır.

 Bu ülkenin en önemli tarihi dönüm noktalarından olan, hatta Türkiye tarihini başlatan Malazgirt zaferinin gerçekleştiği yeri nokta olarak  bilinmemektedir.

  Tarih mezunu olmama rağmen Türkiye’deki bir tarihçi kendi dışındaki ilimlerin yardımı olmadan bazı tarihi olayların açıklanmasında sonuca ulaşamaz. Bunlardan biri yine Ramazan Abi’nin gayreti ile yazdığım Hüseyin Avni Paşa isimli eserimdir.  Hüseyin Avni Paşa ile ilgili değerlendirmelerde ve Sultan Abdülaziz’in ölümünde Türkiye’de hiçbir zaman ilmin ruhuna yakışmayan bir anlayış oldu; Bir kesim ısrarla “Sultan Abdülaziz öldürüldü” derken diğer bir kesim “hayır intihar etti” dedi. Öldürüldü diyenler şu itirazla karşılaştılar o bir halife intihar edemezdi. Şimdi bu olayı Türkiye’de fakültelerin tarih bölümünden mezun olan hiçbir tarihçi cevaplandıramaz. Bu konu kriminal laboratuarların adli tıbın araştırma alanına girer. Nitekim tuturulan “bileğini kesen bir insan, diğer bileğini de nasıl keser” sorusunu sordular.Bu soruya  şimdi  adli tıbla ilgisi olanlar bilek kökten kesilmemişse kesik hafifse diğerini de kesebilir. “diyor. Hatta bu kesme işi Yıldız mahkemesinde de tartışılmıştı.

  Hüseyin Avni Paşa benim için bir vidan olayıydı. Rahmete gitmiş bir insan hala sin kaflı küfürlerle anılıyordu. Az buçuk adalet duygusu taşıyan her insan Paşa için şunu düşünmesi lazımdı. İktidardan düştükten sonra herkes bu kahramanı karalamış, onun hakkında suçlu dahi olsa sahip çıkan olmamıştı. Bu basit bir mantıkla bile anlaşılıyordu. Ramazan Abi’ye bu Paşa hakkında bu kitabı yazalım dediğimde, darbeci paşaların yargılandığı, herkesin demokrat kesildiği Ergenekon davaları sürecinde Hüseyin Avni Paşa’nın hemşerilerinden bile “sıkıntıya gireriz” diyorlardı. Halbuki Paşa’nın günümüz darbecileriyle hiçbir benzer tarafı yoktu. O bir saltanat paşası kul sisteminin askeri, diğer her türlü hakka sahip hatta seçilmişleri tehdit eden korkutan kişilerdi. Ben “vaz geçme niyetime rağmen Hüseyin Avni Paşa kitabını Ramazan abinin gayretlendirmesiyle yazdım. İyi ki de yazmışız. Ne iyi olmuş şimdi öyle herkes ağzına geleni söyleyemiyor en azından internet ortamında onlara itiraz eden elimizde bir teknolojik imkân doğdu. İnternette bunlara cevap yazdık. Bu konuda öyle gelişi güzel herkes ağzına geleni söyleyemiyor.

 30 yıl önce liselerde okutulan tarih kitabında Miryakefalon Savaşının gerçekleşme alanı değişik yer adları verilerek anlatılıyordu. Savaşın yeri beli değildi. Hiçbir tarihçi bunun mantıklı nedenini izah edemiyordu.

 Ramazan Topraklı, köyünün tarihini arşiv belgelerinden inceleme niyeti ile yol koyulup ilk adımı atınca Osmanlı Arşiv belgelerinde Yenice Köyü Köprüsü bilgisiyle ile karşılaşıyor. Bu köprüyü araştırıyor. İpek yolu güzergahını takip ediyo,r bu güzergahın üzerinde Eğirdir-Hoyran Gölü ile karşısına çıkıyor. Yol bitiyor ancak gölün karşı kıyısında yol devam ediyor O köylerde köprüyü arıyor. Beşyüzyıl önceki depremle Eğiridir ve Hoyran diye iki ayrı göl tek parça olarak birleşiyor köprü sular altında kalıyor. İşte tarihçiler Uluborlu’dan Senirkentten Miryakefelon’a gelen askerleri getiriyor askerlerin savaş yaptıkları alan Gelendost’un sınırlarının hemen karşı kıyısında kayboluyor. Meğer tarih burada köprü ile birlikte sulara gömülmüş. Ramazan Topraklı abi bunu Yenice köyünde köprünün yerini öğrenmeye çalışırken tesadüfen yaşlı birinin atalarından gelen rivayeti söylemesi üzerine öğreniyordu. Bundan sonra olaylar çorap söküğü gibi geldi.

 Bu arada Ramazan abi karşısına bir çok cehalet, kıskançlık emareleri de çıktı. O bunların hiç birinden yılmadı.
 Bir kısım insan ne fark eder zafer ha orada kazanılmış ha burada! ha Çivril’de olmuş, ha Kumdanlı’da olmuş, ha Dinar da olmuş ha Miryakefelon’da vs. Ne diye uğraşıp duruyorsun! Hatta bu uğraşı için bazıları boş ilimden Allah’a sığınırım diye ona  mollalık taslıyordu!

 Hâlbuki hatıraların bir özelliği vardır; o da  canlı olmasıdır. İnsan ayrıldığı mekânını yıllar sonra ziyaret ettiğinde geçmiş gözünde canlanmaz mı?. Vefat etse dahi babaları dedeleri göz önüne gelmez mi?. Hayal canlıdır. Çünkü hareket ederler. Hatıra mekâna ruh kazandırır. Haca giden Müslümanlar Bedir Savaşının gerçekleştiği mekânı,  Hudeybiye kuyularını, neden görmek ister? Neden Hira dağına, Sevr dağına çıkar? Olayı zihninde canlandırmak içindir. Medine’de da Uhut Şehitliğinin yeri Mescid-i Nebevinin yanı deyin bakalım? Nasıl tepki ile karşılanacaksınız!. Tarihi bir yerin tespiti ruhun tespitidir.
 İşte Ramazan Topraklı abi böyle şerefli bir işi gerçekleştirdi. Kendisine minnettarız.

 Hatıra tarihe saygıdır. Bir kısım akademisyen ise kendisinin yapamadığını bir mühendisin yapmasında kıskançlık duydu. Ramazan Topraklı haritaya vakıf karayollarında çalışmış bir mühendistir. Müthiş bir sinerjiye sahiptir. Coğrafi sahaya ve okuduğu bilgileri hafızada zinde tutmaya yetenekli biridir. Çok iyi bildiği bölgeyi adım adım gezmiş ve dolaşmıştır. Bunu yapmayan bir tarihçi Ramazan abi’ye yardım eden bir hocayı arayıp “O tarihçi değil neden onu aranıza alıyorsunuz” diye çıkışıyor. Ama dürüst bir insan olan muhatabı  “Hoca diyor sen kaç defa gittin savaş bölgelerini Kral Yolunu dolaştın, bu gidip dolaşıyor. Gölün altında dalgıçlarla Miryakefelon kalesini, Yenice köyü köprüsünü arıyor. “

    Bu sene Gelendost’ta Miryakefalon Zaferi şenliklerine katıldık. Şehrin protokolü de katılmıştı. Törende bir dinleti sunuldu. Bu araştırmalarda (2011 yılı hariç) görmediğimiz Süleyman Demirel Üniversitesinin hazırladığı bir dinletiydi bu.  Hala eski plak çalıyordu. Üstüne basa basa “Miryakefelon savaşı Isparta’da olduğu kesindir yeri belli değildir. Yanımda biri “öyleyse niçin Gelendost’tayız bu şenlikler, bu konuşmalar  niçin yapılıyor bu mehteran niçin çalıyor?!” Sunumu yapan -Miryakefelon- savaşta ölen binlerce askeri anlatmak için söylenmiştir yoksa öyle bir yer yoktur.” Diyordu. Şimdi Miryekefalon adının ortaya çıkarmak için Ramazan abinin dil bilimcileri ile diyaloğları, Üniversitede sınıf arkadaşı bir Rumla bu kelimeyi hecelerine bölene kadar yaptığı tartışmalar nereye konulacak? Su altı araştırmasıyla ortaya çıkartılan Miryakefelon kalesi görüntüleri ne yapılacak? İlimi bir olay  bu kadar sorumsuzca  anlatılır mı?

 Bir konuşmamda Miryakefelaon savaşının yeri bu kadar yayınla tespit edilmiştir. Bazı kişilerden onay almaya gerek yok dedim. Eğer hiçbir saha çalışmamsı yapmamış on yıldır harcanan bir emek için yatan insandan onay beklenirse bu çalışmalara yazık olur dedim Zeki Tarhan Bey, Miryakefalonla ilgilenmeye gerek kalmadı şeklinde anladı. Hayır, asla öyle bir şey demedim, demem de. Çünkü; bu savaş, sadece Türkiye tarihi açısından değil İslam tarihi açısından da önemli bir olaydır. Burada da söylüyorum Doç. Dr Güray Kırpık Bey’in Bizans ordusu Hoyran Gölüne kadar geliyor. Ondan sonra ordu kayboluyor ifadesi aslında Ramazan Topraklı abinin çalışmasını teyid eden bir açıklamaydı.

 Bu seneki toplantı daha  ilgili gibi geldi. Daha sakin ve daha sade ve daha verimli. Yeni şeyler öğrendim. Malatya’da Hüseyin Gazi Eğitim vakfı var.  Neden Hüseyin Gazi? çünkü Battal Gazi Malatyalı babasının adı da Hüseyin Gazi diye bilinirdi. Burada Battal Gazinin adının Hüseyin Gazi olduğunu öğrendim.Türbesini gördüm. Macaristan’da Gülbabanın Ispartalı olduğunu öğrendim. Ispartanın simgesi Gül onun lakabı, asıl adı Cafer’miş.Onu yeğeni Veli Baba Uluğbey’de medfun. Senirkent’te Uluğbey beldesi bir Bektaşi beldesi Bektaşilikte cami olmaz diyenlere Uluğbeyde Veli Baba zamanında yapılan cami bir belge olarak duruyor.

 Ramazan abinin hocalığından öğretmenliğinden çok Memnun kaldım. Allah sağlıklı ömürler versin.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 28-09-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
82130316 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net