12-08-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Geçmişten arrow Geçmişten arrow Arnavudlar ve Arnavudçular
Arnavudlar ve Arnavudçular PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Bilal SÜRGEÇ   
10-07-2014

Arnavudlar ve Arnavudçular

                                     Bilal SÜRGEÇ
Son iki asırda İslam milletlerinin başına gelen felaketler ırkçıların eseridir. Bir Türk'e en büyük kötülüğü, başka kavimden olanlar değil  Türklük adına Türk kavmiyetçiliği yapanlar işlemiştir. 

Araplara ise en büyük kötülüğü onu Osmanlı'dan ayıran din dışında zihinleri dolmuş olan aydınları yapmıştır. Osmanlıdan ayrılacak büyülü bir rüya olan bağımsız devletlerini kurmuş  olacaklardı. 

Arnavut, aydınlar da bağımsızlık peşindeydi. Hatta ilk koşanlar onlardı. Hem Araplar, hem Arnavutlar bağımsız oldular. 

Ancak halk olarak ne Arapların, ne Arnavutların bağımsızlık derdi yoktu. Derdi olanlar, problemi olanlar, kavmi özne yapıp her derde deva bulanlardı.Ulusalcı kavmiyetçiler kurtuluş için tek çare bağımsızlığı görüyorlardı.  Bazıları bir baltaya sap olamadıklarından kendi kavimleri, Osmanlı'dan kopup bağımsız olduktan sonra kurulacak devlette  kendileri  yönetici olacaktı. Arnavutluk için için Esad Toptani bu yazıya verilecek bir misaldir. Osmanlı'da çok önemli mevkide bulunan Esad Toptani, Sultan Abdulhamid'le arası açılmış ona muhalif olmuştu. Sultan'a tahtan indirilişinde hal' kararını bildiren ekibin içerisinde o da vardı. Balkan savaşlarında teslim olmayan cephelerden biri Anavutluk İşkodra cephesiydi.Esad Toptani, bu cephenin komutanı Hasan Rıza Paşa'yı Sırplar ve Karadağlılar ile işbirliği yaparak şehid edip yıllarca Arnavutların can düşmanı Karadağlıların eline geçmesi ihanetini icra etti. İhaneti kıytırık karşılığında Alman ve Avusturya kuklası olmuş hıristiyan  Arnavutların yönetimde etkili oldukları bir devlette bir kaç ay sürecek devlet başkanı olacaktı.  İtalya, geldi Arnavutluğu işğal etti.

 Esad Toptani'nin Arnavud halkına ihanet ettiğine inan Avni Rüstem isimli bir Arnavud genci tarafından Paris'te öldürüldü.(1920) Paristeki Arnavudlar onun vatanına ihanet ettiklerini söyleyerek buradaki Arnavud mezarlığına bile gömmediler. Bir Sırp asker mezarlığına gömüldü
 
Osmanlı'da Arnavut demek herşey demekti. Osmanlı ordusunun çok önemli komutanları Arnavud'du. Çok sayıda sadrazam diğer vükela ve ilmiye sınıfından Arnavud alimler vardı. Osmanlı'dan koptuktan sonra başına en çok felaket gelen halk Arnavudlar oldu. Hatta komünist sistem çökünce Arnavud halkı Arnavud'u komple terk etmeye kalkıştı. İtalya'ya girmek için nasıl sınıra yığıldıklarını yakın tarihi hafızada tutanlar bilirler.
 
Arnavudların Osmanlı'dan kırılmasının bir başka nedeni de İttihatçıların uyguladığı aptalca politikadır. Hele onların bir silah toplama teşebbüsleri var ki Arnavudları ruhen Osmanlıdan koparmıştır. Arnavud köylerine giden İttihatçı jandarma önce erkekleri kadınların gözleri önünde soyup dayak atarlar ya silah vereceksiniz veya sizi böyle rezil ederiz diye. Bu politikanın aynısı G:Doğu'da 12 Eylül'den sonra yapıldı. Buna rağmen Mehmed Reşad'ın bir Arnavutluk gezisi var: Kosova'da Cuma namazı kılar bu namaza o gün yüzbinden fazla Arnavud katılır.

 Cumhuriyet döneminde Arnavud krallıkla yönetilir. Falih Rıfkı Atay , bir Balkan gezisine çıkar. Makedony'da bir Arnavutla sohbet eder. Arnavut derki "şimdi vatandaşı olduğum devlet, Osmanlının yanında devlet mi sayılır, altı saat hangi yöne yürüsem sınırlarla çevrili duvarlarla karşılaşıyorum. Osmanlı öylem idi, elin kolun sala ta Basra Körfezine kadar, Mekke'ye kadar, Mısır'a kadar git!" Osmanlı nerde, bunlar nerede. Yine ünlü romancımız Yakup Kadri Karaosmanoğlu  1930 lu yıllarda Türkiye'nin  Tiran büyükelçisidir. Zoraki Diplomat isimli eserinde Arnavudlukla ilgili çok ilginç bilgiler anlatmaktadır. Osmanlı vatandaşı Arnavutların Osmanlı hatıraları tazedir. Büyükelçinin arabasında ay yıldızlı hilali gören bir çoban "İstanbul'dan Tiran'a gelen yeni paşamız mı? diye sorar bir başka Arnavut, bu bayrağı öperek yüzüne  sürer "Osmanlı Osmanlı" diye ağlar.
 
Enver Hoca isminde komünist bir ruh hastası 45 yıl Arnavutluğu demir bir yumrukla yönetir. Camileri Arnavut kültüründe yok diye yıkar, bir tek Tiran'daki büyük camiyi açık tutar. Bu yıllarda Tiran'daki elçimiz Tanşuğ Bleda'nın ilginç hatıraları vardır. Klasik müzik dinlemek yasaktır. Halk baskı altındadır. Buna rağmen Osmanlı bilinmektedir. Çok yaşlı bir Arnavud TC Büyükelçiliğine gelir sanır ki hala Osmanlı ayakta, bir tarla meselesini anlatır çözüm ister." Şu anda padişah efendimiz kim? en son hatırladığım Mehmet Reşad'ı" diye sorar Tanşuğ Bleda "Cevdet" der.(Cevdet Sunay o sırada Türkiye Cumhurbaşkanıdır.Bleda yaşlı Arnavudu uykusundan uyandırmak istemez) Arnavudların Türkiye sevgisi kül altındaki ateş gibidir. Türkiye'den bir lisenin folklor ekibi gösteri yapar. Yer yerinden oynar salonda yer bulunmaz. Bilet alamayan yaşlı bir bayan,  kırık bir plakla gelir bunun  karşılığında içeri alınmasını ister, muhtemelen Osmanlı bakiyesi biridir.

Enver Hoca döneminde Arnavutluk'ta Osmanlı düşmanlığı zirve yapmıştır. Nasır yönetimindeki Mısır yönetimi fesli Osmanlı paşalarını güya alaya  alan bir  tiyatro sergilemekte, gülünç komik olarak gösterilen  Osmanlı Paşasının sergilendiği bu tiyatroyu, Arnavud yöneticiler Tanşuğ Bledaya izleyip izlemediği sorar, Türk elçisi  Bleda "evet izledim, Mısır Osmanlı idaresindeydi. Ancak Osmanlı oraya sürekli Arnavut paşaları vali olarak gönderirdi. Siz kendi milletinizle alay ediyorsunuz, haberiniz yok." Bu söz üzerine o tiyatro temsili apar topar kaldırılır oyuncular Mısır'a geri gönderilir.

Bir başka büyük elçimiz  Bilal Şimşir'in hatıraları. Komünist düzenin dağıldığı döneme denk geliyor hantal bir devlet yapısı yoksulluk ufuksuzluk nasıl bir felaket olduğunu öğrenmek isteyenler onu okusun.

Tayyar Altıkulaç'ın hatıraları da despot bir dönemin Arnavutluğu ile ilgili dehşet bilgiler var. Okuyun da ulusçuların kendi halklarına ne kötülükler yaptığını görünüz.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 10-07-2014 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
56788885 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net