27-03-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ARUZ ASTRONOMİ İFFET
ARUZ ASTRONOMİ İFFET PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 17
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
10-08-2006
ARUZ  ASTRONOMİ İFFET 

                                                M. Selami ÇEKMEGİL

      ImageBir süre var ki eğitimde kaliteyi, şiirsel sanatta aruzu kaybettik.

      Kendisi ABD’de uzaya yönelirken, “çağdaşlaşma” sevdasındaki ülkemiz liselerinde rahle-i tedrisimizden Astronomi derslerini kaldıran ‘Batıcı Eğitim’ anlayışı, şiirsel estetik dünyamızdan da, ilkin aruz’u devre dışı bıraktıktan sonra hece veznine dahi tahammül edemeyerek serbest vezne geçti ve derinlikli duyguları yüreğimize işleten musikimizin lahuti nağmesini yok ederek televizyon ekranlarını seks ritminin kölesi yapan sanat anlayışına verdi. Oysa ki bilimler arasında kökeni ve tekamülü en çok Müslümanlarda olan ve yücelere yönelten bilim, temelleri ve tekamülü bizde olan teknolojinin anası Matematik (Cebir-Algebra) yanında Astronomi olduğu gibi, fazilet duygularının en çok resmedildiği şiir de bizim olan aruzla yazılanlar idi. Ama ne yazık ki toplum, okullardan astronominin tardını tartışmıyor da, daha yakın bir geçmişte  feminist bir bayan bakanın rehberliğinde taklitçi ses tonuyla “iffet” in konumunu tartışıyor idi. Şimdi artık tartışmıyor da.

      Astronomiyi okullardan, derinlikli sanatı toplumdan ve aruzu edebiyatımızdan tardeden bu eğitim anlayışının ruhlarımıza indirdiği darbenin dehşetini 10 Şubat 1995 tarihli Gündüz’de Raci Durcan beyin “Ezilmişlik” başlıklı yazısında okumuş idik. Onun için tard zihniyetinin iyi bir tatbik alanı haline gelen garip bir eğitim anlayışının “iffet”e dönük sahte imaj olarak vaktiyle bekaret kemeri taktırmaya yönelik maskaralığına, beyni ideolojik küfrün karanlığında tam kararmamış, ufak bir yıldız parıltısı taşıyan beyincikler bile karşı çıkmıştı da bunu istismar eden televizyon ekranlarından körpecik kızlara, ar perdesini yırtarak, “devlet, bedenimizden elini çek..” diye tempo tutturmuştu. Çünkü onlar da maskaralığın sahibi, sığ ve yoz eğitim kadrolarını besleyen ve ülke üzerine bir kabus gibi çökerten mekanizmanın “devlet” olduğu zehabına kapılmışlardı…
                              ***

      Oysa ki Devlet, Milletimize, geçmişte III. Murad’ın Kese-i Hümayun’undan tahsis ettiği paralarla bugün hala övündüğümüz İstanbul Rasathanesini de kurdurmuş, Bizans surları ile Ayasofya’yı ihya için yabancı uzmanlara düzenlettiğimiz şehir imar planlarıyla molozlar arasında perdelemeye ve göstermemeye azmettiğimiz “Süleymaniye” abidesini de diktirmiş, deruni bir hazla yad ettiğimiz Itri’nin estetik müziğini anlayan Abdülaziz isimli sultanına, yirmi yıl kadar önce BBC radyolarından bizzat dinlediğim ud resitallerinde sergilenen parçaları da kompoze ettirmişti.

                              ***

      Bütün bu geriye doğru saymaların sebebini 1.Cihan harb sonrası gelişen olaylara bağlayan aruz hastası hececi şairimiz İsmail Hakkı Başer beyefendinin nesli, ne yazık ki kendini aruzun ve iffetin zevkinden mahrum bırakan asıl darbenin Tanzimat fermanıyla indirilmiş olduğunu nedense görmek istemiyorlar(*). 1400 yıllık koca imparatorluğu 80 sene gibi kısa bir sürede tarihe gömen Tanzimat’ı ortadan kaldıran Cumhuriyet hamlesi olmasaydı, Abdullah Cevdet ve Tevfik Fikret gibi ağızlardan aruzla sövülen dinimizin ve kitabımızın cari pisliklerin sebebi olduğuna dair entellektüel zan ve yanılgılar hala hüküm ferma olacaktı... Başer bey gibiler şunu gözden uzak tutmasınlar ki, daha o zaman, içinde bulunduğu bu garip Tanzimatın zangoç ediplerine(!) karşı ”İslam imiş Devlet’e pa-bendi terakki / Evvel yoğidi işbu rivayet yeni çıktı” diye cılız bir karşılık verenler bile, Ziya Paşa gibi kendisinin de beğendiği, ama işin künhünü kavrayamayan güçlü aruzcu şairler idi.

      Ama İstiklal Marşı’nın büyük şairi, Kur’an akidesinin yılmaz savunucusu, evliyaullahtan merhum Mehmet Akif Ersoy böyle yumuşak mı tükürüyor bu utanmaz Tanzimat zihniyetine? Eskiyi tanıtırken : “eski divanlarınız dopdolu oğlanla şarap / biradan fahişeden başka nedir şi’ri şebab? “ diye soruyor ve Tanzimata egemen şairler için şunu ekliyor : “üdebanız hele gayetle bayağı mahlukat/ ... şimdi Allah’a söver, sonra biraz bol para ver / hiç utanmaz protestanlara zangoçluk eder.

      İşte bu şair, Cumhuriyetin kuruluşuna tekaddüm eden günlerde, teriyle, emeğiyle ülkenin kurtuluşu için çırpınan bu büyük insan, Tanzimat’ın iffetsiz eğitimcilerini bakınız nasıl tasvir ediyor: “ Yağlı yer, çeşmeye gitmez, su döker el yıkamaz / Hele tırnakları bir kazma ki, insan bakamaz/...Tertemiz yerlere kip kirli potinlerle dalar/... Ne ayıptır desen anlar ne tükürsen utanır. “...

      Gelin biz yine onu okuyalım ve dondurucu ayazda manen korumasız kalmış çocuklarımıza, sinemasıyla, televizyonuyla, basınıyla, politikasıyla musallat olan iffetsizlik propagandasına karşı yine Mehmet Akif’i kendimize kalkan yapalım: “Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne / Acırım tükrüğe billahi, tükürsem yüzüne. “ diye sözü bağlayalım…

                                    ***

      Aslında bu yazıya başlarken amacım, bu konuyu tartışmak değildi. Asıl hedefim, edebiyatta aruzu kaybedişimizin bizi hangi estetik duyguları terennüm etmekten mahrum bıraktığını işleyip size, aruz hayranı hececi şairlerimizden İsmail Hakkı Başer’den bahsetmekti. Fakat eğitime arz olan iffetsel sorunların ağırlığı altında yazım öyle gelişmedi; bu noktaya geldi. Onun için şimdi yazımın bu tabii seyrini değiştirip, sizi: Issızca bir diyar, sessiz bir bucak / Fakir bir aile, yorgun bir kucak/ Feleğin elinde sanki oyuncak/ Yaptığı bir evde doğup, büyüdüm... Kırlara atıldım daha küçükken / Ezildim, büzüldüm binlerce yükten / Öğüt duydumsa da benden büyükten / Elimden tutup da çeken görmedim... Epeyce uzadı belki bu hayat/ Almadan büyüdüm çocukluktan tad / Germek isteyenin ban kol kanat/ İçini dışından bambaşka gördüm.” diyerek hece vezniyle hayatını anlatan iffet ve edep timsali İsmail Hakkı Başer beyefendinin, Mesud Fani’de ifadesini bulan takdir hisleriyle:”... Sanih’i bilen bilir, o bir üstad-ı azam/ Şiirde dürrü yekta , şairlikte muazzam/ Ne yazık ki şiiri gün yüzüne çıkmamış/ Sayfalar arasında sıkışıp kalakalmış/ Şiirden zevk alanlar Sanih’i bir okusun/ Divanına bir benzer bulanlara aşk olsun... diye hayranlığını deklare ettiği emsalsiz bir başka aruz şairinin şiirsel fikirleriyle tanıştıracağım. Ondan size şiir gibi bir mektup  ve yer bulursam bir iki müstakil şiir örneği sunacağım. Bu şiirleri Türkçe’mizin zengin güzelliğinden yoksun halde tek heceli karga lisanıyla eğitime maruz bırakılan yeni neslin anlamayacağını müdrikim. Onlar, İstiklal Marşı şairimizi bile anlama olanağından yoksundurlar. Bugün kaçımızın çocuğu Mehmet Akif’in SAFAHAT’ını okuyabiliyor ki, Mesud Fani Bey’in hayranlık duyduğu SANİH’i de anlayabilsin. İşte mektup:

 

“Sevgili Oğlumuz Said’e,

Nuri aynim,

      Dün kardeşin Es’ad’e göndermiş olduğun yazıları okudum. Serzenişli sözlerinizde ikinizi de haklı gördüm. Tabiidir ki mektuplar izahlı olamaz. İçtihadi fikirler ise hakikat sayılamaz. Yine kardeşlik şiarını muhafaza iki tarafın mesleğinde görülmüş olduğundan memnun kaldım. Gelelim bana bir çok mektuplarda mufassal kıtanızı vaziyet ve hali istikbalinize dair malumatı istediğim halde, hala bir kafi haber alamadım. Muhterem bir zabitinizin teveccühünden yazmışsınız. Çok memnun kaldım. Hatta müma ileyhe bir de teşekkürlü niyazname mektubunuza bağladım. Anında cevabı yok taahhütlü yazılarını, dahi gözlemekteyim. Şayan-ı beyan bir şey yok. Cümleten afiyetle tehessürünüzü çekerek bol bol dua ediyoruz. İkinci 5 lirayı aldığınızı yazmamışsınız. Yazılacak sözleri tabii siz yazarsınız fazla söze lüzum kalmadı.

“ ...Said’im eğlenmeniz için isterseniz biraz da kalenderane görüşelim, pek ala dinleyiniz:

17.2.1942 tarihinde geceyarısında bilmem neler düşünüyordum. Derin ve vasi bir manzarada ansızın büyük kardeşin Ahmet İlhami, sen, Es’ad, Mes’ud, Selami birlikte karşıma çıkıverdiniz. Hayret diye bağıracaktım. Alıklaştığımdan sükut anında sevişmeği bile unuttum.

      Biraz sonra İlhami’ye nerede idin, hodbinlik aleminde hayat projesini nasıl çizdiniz, anlat bakalım! Cevabında şöyle söyledi. “ pür fecayı ateşin bir sahnedir dünya bana”/ “nağmesi dilsiz yanık destan okur eşya bana”. Sana dönerek ”Saidim ben istikbalimi size feda eyledim hayatın için ne sermaye kazandın anlatınız” bakalım dedim; siz de: mekteb-i tab’ım füyuzat dersini talim eder.” bu şuunatı ahvalim mahze bir hülya bana” dediniz sükuta daldınız. Es’ad’e mütevecihen “Ey lise kahramanı siz hakiki alemi nasıl tahlil ediyorsunuz; sen de bir şeker çiyne bakalım” dedim. Mütefekkiran: hilkatin tertip nizamından haberdar olmadan/ “Bir kanaat vermeyen sözler kara sevda bana” dedi. Baktım ki millet hep sazcı Bu arada Mes’ud söz almadan: koy bir insan da yaşasın yok mu bir insancı hiç/ “Hür düşün; dinci, vatancı cümle bi-mana bana..” dediği zaman la yetenahi hayret deryasına atılmış bulundum…

      Bu arada derinden bir hoş nağme daha kulağıma erişti. Dikkat ettim, Selami sazlanıyor, diyor ki:

      Ayrı gayrı bilmezem her zerre bir ayinedir.” “ bir gelir bunda müsemma ile her esma bana..”

      Artık bende temkin ve hesap bırakmayan şu alemin zevkinden deli olacağımı zan ettim, aklım sarhoş, ben bir hoş oldum. Lakin kendi yavrularıma karşı acizliğimi bildirmemek için ben de sazın kulağını bükmeğe başladım. Amma ne diyeceğimi bulamadım. Saza saz olsun diye ben de cevap olarak “ mecme-i esrar-ı tevhid içre gönlüm cezbedar/ “Sad hezaran alem içre kafi ol Mevla bana” diyerek konuşma sahasina atılacağım bir sırada zavallı saat bir velveleye başladı. Geceden yedi saat geçtiğini haber veriyormuş; o halde bilmem siz mi korktunuz yoksa ben mi ayıldım, hep birbirimizi kaybettik. Alevi görülmez bir ateş içerisine beni attınız bir daha görülmediniz. Beni aldatmış olan bu sedaları aldatmak üzere kalkıp yatağıma bir meyyiti müteharrik gibi uzandım. Sabahleyin bu mazaralardan yalnız acı bir teessür eserinden başka bir şey bulamadım. Lakin bu tatlı alemi hiç unutmayacağımı ve böyle zevk nisar bir meclis bulamayacağımı size de anlatmak istedim. Bakınız hiç yoktan bir mektup oldu.

                                                                                              Babanız Seyyid Ali (Sanih)” 

Mektup buydu işte ... Şimdi de size bu gönül adamının zengin duygu dünyasından bir şiir sunuyorum. İsmail Hakkı Başer bey şimdi ahirette mutlu olsun diye:

Sanih Divanı’ndan

Ne beladır ne yaman ah bu benim derd-i ser’im

 
Bitiyor ömr’ü garip bitmedi hala kederim  

Kime İsnad edeyim yok yere derd-i dilimi 

Nedeyim nişleyeyim kare yazılmış kaderim… 
 

Kanği birin diyeyim sinedeki yarelerin 

Sitem-i cevr-i felek’ten nelerim var nelerim 

Bu musibet, bu elem bağrımı dilhun edeli 

Kalmadı zerre kadar hiçbir emelde nazarım… 
 

Sanih’a derdimi depretme yıkıl bir tarafa 

Bu da bir çiledir eyvah kaderimdir çekerim. 
 

                                    M. Selami ÇEKMEGİL 

(*)Bkz. Kendimizi Tartışmak,M. Selami Çekmegil, Timaş yayınları, İst.1996…

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 10-08-2006 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
96097111 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net